Atlantik Konseyi’nin Londra merkezli kıdemli savunma uzmanı Elisabeth Braw, zirvenin en önemli başarısının herhangi bir krize sahne olmadan tamamlanması olduğunu söyledi.
Bu yıl NATO Zirvesi’nin uyumlu bir atmosferde gerçekleştirilebileceği en uygun ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Braw, bunun en önemli nedenlerinden birinin ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki güçlü iletişim olduğunu belirtti.
Trump ile Erdoğan arasındaki diyaloğun Türkiye’ye uluslararası diplomaside önemli bir ağırlık kazandırdığını dile getiren Braw, bunun NATO içinde giderek daha belirleyici hale geldiğini vurguladı.
“Türkiye savunma sanayiinde öne çıkıyor”
Türkiye’nin yalnızca siyasi açıdan değil, savunma sanayii alanında da dikkat çekici bir yükseliş sergilediğini belirten Braw, Avrupa ülkelerinin son dönemde mühimmat ve savunma tedariki konusunda giderek daha fazla Türkiye’ye yöneldiğini söyledi.
Braw, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye askeri açıdan giderek daha önemli bir rol üstlenmeye başladı. Ancak bence daha da önemlisi, savunma sanayi üreticisi bir ülke olarak öne çıkıyor. NATO içinde son yıllarda ve özellikle son aylarda çok sayıda Avrupalı ülkenin savunma tedariki için Türkiye’ye yöneldiğini görüyoruz. Türkiye’nin üstlendiği bu rol gerçekten çok hızlı bir dönüşüm geçiriyor.”
Avrupa’da ortak savunma anlayışı güçleniyor
Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa ülkelerinin NATO’ya bağlılıklarını daha güçlü şekilde ortaya koyduğunu belirten Braw, son yıllardaki zirvelere kıyasla Avrupalı müttefiklerin daha ortak bir tutum sergilediğini ifade etti.
Trump’ın Grönland konusunu yeniden gündeme getirmesinin ardından Avrupa ülkelerinin Danimarka’ya toplu destek vermesini bunun en somut örneklerinden biri olarak gösteren Braw, Almanya’nın Kanada ve Norveç ile geliştirdiği yeni denizaltı projelerinin de ortak savunma anlayışının güçlendiğini ortaya koyduğunu söyledi.
“Erdoğan’ın Rusya ile diyaloğu NATO için avantaj”
Türkiye’nin Rusya ile sürdürdüğü iletişim kanallarının NATO açısından önemli bir diplomatik avantaj oluşturduğunu belirten Braw, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşebilen sayılı NATO liderlerinden biri olduğuna dikkat çekti.
Braw, Türkiye’nin sahip olduğu bu iletişim kanallarının yalnızca Ankara için değil, tüm İttifak açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, bu diyaloğun Avrupa güvenliğine katkı sağlayabilecek bir unsur olduğunu ifade etti.
Türkiye-İngiltere savunma ortaklığına dikkat çekti
Türkiye ile İngiltere arasında gündemde bulunan savunma ortaklığını da değerlendiren Braw, bunun NATO içinde farklı ülkelerin yeni iş birliği modelleri geliştirdiğinin son örneklerinden biri olduğunu söyledi.
ABD’nin Avrupa güvenliğine yaklaşımındaki değişim nedeniyle müttefik ülkelerin kendi aralarında daha küçük ancak etkili savunma ortaklıkları kurmasının güvenlik açısından olumlu bir gelişme olduğunu dile getirdi.
“NATO 3.0 dönemi başladı”
Brüksel merkezli Wilfried Martens Avrupa Çalışmaları Merkezi Transatlantik İlişkiler Analisti Ionela Ciolan ise zirvenin en önemli siyasi kazanımlarından birinin NATO içindeki birlik ve kolektif savunma anlayışının korunması olduğunu belirtti.
Trump’ın zirve öncesindeki açıklamaları nedeniyle belirsizlik yaşandığını hatırlatan Ciolan, buna rağmen müttefiklerin ortak duruş sergilemeyi başardığını söyledi.
Ciolan, zirvenin aynı zamanda “NATO 3.0” olarak tanımladığı yeni güvenlik döneminin başlangıcına işaret ettiğini belirterek, Avrupa’nın ittifak içindeki sorumluluğunun artacağı, ABD’nin ise daha çok stratejik kabiliyetler ve nükleer caydırıcılık alanlarında rol üstleneceği yeni bir yapıya geçildiğini ifade etti.
“Türkiye stratejik konumunu bir kez daha gösterdi”
Türkiye’nin NATO içindeki stratejik öneminin zirveyle birlikte bir kez daha ortaya çıktığını belirten Ciolan, Ankara’nın ikinci büyük NATO ordusuna, gelişen savunma sanayiine ve Avrupa, Karadeniz, Orta Doğu ile Kafkasya’nın kesişim noktasındaki benzersiz jeopolitik konumuna sahip olduğunu söyledi.
Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi kapsamındaki rolünün Karadeniz güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Ciolan, Ankara’nın Ukrayna’da ateşkes ve barış müzakerelerinde de önemli bir aktör olmayı sürdürdüğünü kaydetti.
“Türkiye diplomatik kazanç elde etti”
Ankara Zirvesi’nin Türkiye açısından önemli diplomatik sonuçlar doğurduğunu ifade eden Ciolan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yaptırımlar ve F-35 savaş uçakları konusunda yürütülen temasların iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini söyledi.
Türkiye’nin yalnızca siyasi prestij kazanmadığını vurgulayan Ciolan, NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında gelişen ortak projelerin de Ankara’nın Avrupa ülkeleriyle savunma alanındaki iş birliğini daha ileri taşıyabileceğini belirterek, bunun hem Türkiye hem de NATO açısından önemli kazanımlar sağlayacağını sözlerine ekledi.