Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye'de siyasi dönüşüme
ilişkin, "Esad’la mı olur, Esad’sız mı olması gerekiyor bu konuda
bazı görüş ayrılıklarımız var. Bize göre muhalefetin bundan sonra
Esad’la birleşmesi mümkün değil, çünkü 500 binden fazla insanı
öldüren bir rejimle birleşmek istemiyorlar" dedi.
Haber kanalı olan Rusya devlet televizyonu Rossiya-24'e röportaj
veren Çavuşoğlu, Türkiye-Rusya ilişkileri, Türkiye'nin dış
politikası, terörle mücadele, Suriye krizi ve Fetullahçı Terör
Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin değerlendirmelerde
bulundu.
Çavuşoğlu, Türkiye ve Rusya'nın, Suriye'de ateşkesin bir an önce
sağlanması için çaba sarf ettiğini ve bu konuda görüşmeleri
sürdürdüğüne değinerek, şunları kaydetti:
"Hem ikili düzeyde bunları görüşüyoruz, hem de uluslararası Suriye
destek grubu gibi ya da altılı gayriresmi format gibi toplantılarda
ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması, diğer
taraftan özellikle Halep ve bazı bölgelerde ılımlı muhalefetle,
terörist gruplara arasında bir karışım varsa bunun da
ayrıştırılması için görüşmelerimiz devam ediyor. Ama sonuçta en iyi
çözüm Suriye’de siyasi çözümdür, bu konuda görüş ayrılığımız
yok."
"Tabii siyasi dönüşüm Esad’la mı olur, Esad’sız mı olması gerekiyor
bu konuda bazı görüş ayrılıklarımız var. Bize göre muhalefetin
bundan sonra Esad’la birleşmesi mümkün değil, çünkü 500 binden
fazla insanı öldüren bir rejimle birleşmek istemiyorlar" diyen
Çavuşoğlu, Türkiye'nin, Esad’la birlikte gerçek siyasi dönüşüm
olacağına inanmadığını vurguladı.
Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz Türkiye olarak herkesin kabul edeceği -yani Esad’ın etrafında
Esad’a destek veren halk dahil herkesin kabul edeceği- üçüncü kişi
ya da kişiler üzerinde durmak lazım özellikle geçiş sürecinde. Yani
bu Esad veya bazı konularda görüş ayrılığımız var, ama kendi
aramızda oluşturduğumuz üçlü mekanizma var yani diplomatlardan,
askerlerden ve istihbarattan oluşan heyetlerimiz var; bunlar da tüm
Suriye’deki gerçekler dahil, Irak ya da bölgesel konuları, askeri
konuları, teknik konuları görüşmeye devam ediyor, hem Türkiye’de
hem Rusya’da" ifadelerini kullandı.
"Terörist gruplarla, ılımlı muhalefeti bir tutamayız onların da
ayrılması gerekiyor"
El-Nusra'nın DAEŞ’le birlikte Türkiye'nin de terör listesinde yer
aldığını hatırlatan Çavuşoğlu, Halep'te bazı ülkelere ya da
istihbari kaynaklara göre 200, bazılarına göre 300 ama en fazla
900’e kadar El-Nusra üyesi bulunduğuna dair farklı raporlar
olduğunu belirtti.
"Tabii burada muhalefetle de birçok yerde iç içeler, esasen biz de
El-Nusra’nın muhalefetten tamamen ayrılmasını istiyoruz. Çünkü
terörist gruplarla, ılımlı muhalefeti bir tutamayız onların da
ayrılması gerekiyor, ama burada nasıl ayrılacağı konusunda bazen
görüş ayrılıkları oluyor." diyen Çavuşoğlu, Halep'te önce
bombalamanın durması ve ateşkes sağlanması, ardından El-Nusra'nın
ılımlı muhalefetten ayrılması için makul bir süre verilmesi
gerektiğini ifade etti.
"Çatışmalar devam ederken, rejimin bombalaması devam ederken bu
ayrışmayı yapmak yani gerçekçi olmak lazım zor." ifadesini kullanan
Çavuşoğlu, El-Nusra'nın terör örgütü olduğu için Birleşmiş
Milletler temsilcilerinin ne kadar mesaj ulaştırabileceğinin
bilinemeyeceğine vurgu yaparak, ancak dolaylı yönden mesaj
verilebileceğini ifade etti.
Rusya ile ABD arasındaki uzlaşıya Türkiye'nin de destek verdiğini
anımsatan Çavuşoğlu, "İnsani yardımlar konusunda karar aldık,
Uluslararası Suriye Destek Grubu olarak da aldık, Rusya’yla ABD
arasındaki uzlaşıya biz de destek verdik, ama maalesef uygulanmadı.
Burada özellikle Halep’te ateşkesi sağlayabilmemiz lazım, bu konuda
samimi olmamız lazım ve Halep’teki ateşkesin esasen sağlanması
demek bunun tüm ülke geneline, yani Suriye geneline yayılması ve
siyasi çözüm için bir ortamın oluşması demektir, umutların tekrar
yeşermesi anlamına gelir. O nedenle bu Halep’te ateşkesi sağlayıp
ılımlı muhalefetle El-Nusra’yı ayırmak lazım, insani yardım
götürmek lazım, sonra da siyasi çözüm için müzakerelere bir an
evvel başlanılması gerekiyor" dedi.
"DAEŞ NEDEN TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALIYOR?"
Çavuşoğlu, Türkiye'nin PKK, DEAŞ, DHKP-C ve Suriye’de YPG gibi
terör örgütlerinin hedefinde olduğuna dikkati çekerek, şu
değerlendirmelerde bulundu:
"DAEŞ neden Türkiye’yi hedef alıyor? Birincisi, DAEŞ’e karşı
mücadelede koalisyonun içinde Türkiye çok önemli bir rol oynuyor ve
birçok ülkenin uçakları da bizim hava üssümüzde, İncirlik’te
özellikle koalisyonun içindeki NATO ülkelerinin uçakları buradan
DAEŞ’e karşı operasyon yürütüyorlar, biz de bu DAEŞ’e karşı
mücadeleye aktif katılıyoruz. Başka bir konu, özellikle bu
Gaziantep’teki terör saldırısından sonra Suriye’de bir kara
operasyonu başladı, bizim sınırlarımızın DAEŞ’ten temizlenmesi
gerekiyordu ve ılımlı muhalefete verdiğimiz destek sayesinde DAEŞ,
Cerablus, Rai ondan sonra Dabık gibi bölgede gerçekten önemli
kayıplar yaşadı, buraları terk ediyor. Biz Bab’a kadar gidip orada
bu bölgeyi tamamen temizlemek istiyoruz, bu operasyonun amacı da
DAEŞ’i temizlemektir dolayısıyla, DAEŞ bizi hedef alıyor."
DEAŞ'ın Türkiye'nin aldığı tedbirler ve attığı adımlardan rahatsız
olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "Birincisi, DAEŞ’in esas kaynağı
nedir, yabancı terörist savaşçılar. Dünyanın her yerinden, 125
ülkeden Rusya dahil yabancı terörist savaşçılar geliyor, Suriye’ye
Irak’a geçip DAEŞ’e katılıyorlar. Havaalanlarında aldığımız
tedbirler, yine sınır boyunda aldığımız tedbirler, ülke içinde
aldığımız tedbirler sayesinde bu kaçakçılar dahil onlara yardım
eden kişiler dahil yabancı terörist savaşçı sayısı çok düştü"
ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, DEAŞ'ın İslam’ı kullanarak ve suistimal ederek tüm
dünyada kampanya yürüttüğünü ve oralardan yabancı terörist savaşçı
devşirdiğini anlatarak, Türkiye'nin DEAŞ’ın ideolojisinin yok
edilmesi için de mücadele ettiğine vurgu yaptı.
"Irak’tan Suriye’den DAEŞ’in tamamen temizlenmesi için biz tüm
çabalara destek vermeye devam edeceğiz" diyen Çavuşoğlu, "Kendimiz
de bu mücadeleyi sürdüreceğiz ki terör örgütlerinden korkaksak o
zaman onlara teslim oluruz, terör örgütleriyle, teröristlerle hiç
ayrım yapmaksızın mücadele etmemiz gerekiyor" dedi.
"TÜRKİYE'NİN KOMŞU ÜLKELERİN TOPRAKLARINDA GÖZÜ
YOK"
Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin DEAŞ'a karşı mücadelesinin
uluslararası hukuka uygun olduğuna dikkati çekerek, şunları
söyledi:
"Her şeyden önce biz şu anda DAEŞ’e karşı mücadelemizi uluslararası
hukuktan kaynaklanan haklarımızı kullanarak yapıyoruz, çünkü
buradan bize tehdit var. Irak’tan da PKK’dan kaynaklanan tehditler
var ve yine Meclisimizde de biz bu kararı aldık, bu uluslararası
hukuktan kaynaklanan haklarımızı kullanarak Meclisten de yetki
aldık. Burada bir terör örgütüyle bize saldıran bir terör örgütüyle
mücadele ediyoruz dolayısıyla, bu da uluslararası hukuka
uygundur."
Çavuşoğlu, Türkiye'nin komşu ülkelerin topraklarında gözü
olmadığını ifade ederek, "Türkiye’nin özellikle Suriye, Irak gibi
komşu ülkelerin ve hiçbir komşu ülkemizin topraklarında gözü
yoktur. Biz başından beri Suriye’nin sınır bütünlüğü, toprak
bütünlüğünü savunuyoruz bu konuda da Rusya’yla hemfikiriz. Yani
Rusya’nın Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bundan sonraki yönetimin
seküler olması ve kapsayıcı herkesi kapsayan, hiç kimseyi
dışlamayan bir rejimin olması konusunda Rusya’yla da hemfikiriz"
dedi.
Türkiye'nin bu konuda uyarılarını ABD başta olmak üzere
müttefiklerine yaptığını belirten Çavuşoğlu, "Operasyonları terör
örgütleriyle değil, doğru gruplarla ve yerel güçlerle yapmak lazım
ve oraları da o şehirde yaşayan insanlara teslim etmek lazım. Başka
ülkelerin de tabii ki bu operasyonlar bittikten sonra Suriye
topraklarında da kalmasının zaten gerekçesi de yok, anlamı da
olmaz" ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Uluslararası hukukta bir şey var; bir ülkeye yönelik bir tehdit
geliyorsa, terör saldırısı varsa o terör örgütü de orada yaşıyorsa
buna müdahale etmek ya da müdahale edenlere destek vermek en doğal
hakkımızdır. Burada koalisyonun içinde Almanya var, Amerika var,
diğer ülkeler var; hepsi de Suriye’de terör örgütüyle mücadele
etmek için gelmiştir, o nedenle bu uluslararası hukuka aykırı
değildir ve keşke Suriye’de istikrar olsa, Irak yönetilebilen bir
ülke olsa da bu terör örgütlerine karşı bunlar tek başına mücadele
etse, biz de tehdit altında kalmasak."
"Gaziantep’te ölen 56 vatandaşımız ne olacak İstanbul’da
havaalanında ölen vatandaşlarımızı kim koruyacak?" diyen Çavuşoğlu,
bu terör örgütünün Suriye'den geldiğine, Rusya ve Avrupa da dahil
herkes için tehdit oluşturduğuna dikkati çekti.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Bu terör örgütüne karşı nerede olursa
olsun mücadele etmek bizim hukuki hakkımızdır. Ama bizim Suriye ve
Irak’ın topraklarında hiçbir şekilde gözümüz yok, hiçbir zaman da
olmamıştır. Biz tam tersi söylediğim gibi onların toprak
bütünlüğünü ve egemenliğini savunuyoruz. Kesinlikle tersi
düşünülemez, ama oradan kaynaklanan bir terör varsa o teröre karşı
da bizim de müdahale hakkımız var" şeklinde konuştu.
"Pilotla ilgili konuda da kapsamlı soruşturmayı savcılık
yürütüyor"
Çavuşoğlu, düşen Rus uçağının pilotuyla ilgili konuda
soruşturmaların çok yönlü yürütüldüğünü belirterek, "Alparslan
Çelik, şu anda hapiste tutuklu, esasen birçok suça karışmış ve suça
karışma konusunda da, suç işleme konusunda da istekli bir kişi gibi
görünüyor. Ben kendisini takip ediyorum, daha önce açıklamalarında
da gördük ve düşen uçağın pilotunu kendilerinin öldürdüğünü de
itiraf etti. Tabii hukukta bunun ispatlanması gerekiyor. Daha sonra
bunu herhalde avukatların da yönlendirmesiyle inkar etmeye başladı.
Şu anda değişik suçlardan dolayı, işlediği suçlardan dolayı
tutuklu." dedi.
Ayrıca bu kişiyle ilgili Rusya’nın elinde belgeler, deliller varsa
savcılığın bunları da istediğini anımsatan Çavuşoğlu, "Rusya bize
verirse savcılığa ileteceğiz ki tüm belgeler ortaya çıksın ve bu
konuda hukuk tabii kararını belgeler ve bilgiler doğrultusunda
adaletli bir şekilde versin ki, ama şahıs zaten birçok işlediği
suçtan dolayı şu anda hapiste. Pilotla ilgili konuda da kapsamlı
soruşturmayı savcılık yürütüyor. Biz de savcılığın istediği belge
ve bilgilerin ulaştırılması konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz. "
ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Biz tabii ölen pilotun ailesine de bazı jestler de yapmak istedik.
Sergey Lavrov, Rusya’nın her şeyi yaptığını dolayısıyla, herhangi
bir şey yapmaya gerek olmadığını söyledi. Ben eşimle beraber
pilotun eşini ziyaret edebileceğimi, tabii uygunsa, kabul ederlerse
ziyaret edebileceğimi de söyledim. Eşi açısından uygunsa, ben
eşimle birlikte kendisini de ziyaret etmek isterim, üzüntülerimizi
bir kere daha iletmek isterim işin doğrusu."
RUSYA'YA "15 TEMMUZ" TEŞEKKÜRÜ
Bakan Çavuşoğlu, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından
verdiği destek nedeniyle Rusya'ya teşekkür ederek, "Her şeyden önce
Rusya’ya, Sayın Putin’e ve Rus halkına çok teşekkür ediyoruz,
gerçekten 'Zor günlerde gerçek dostun kim olduğu belli olur' derler
ve Rusya, Türkiye’nin zor gününde gerçek dost olduğunu samimi bir
şekilde gösterdi" dedi.
Rusya'nın bilgi paylaşımı dahil her konuda da destek verme
önerisinde de bulunduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "Sayın Putin başta
olmak üzere, Rus yönetimine ve Rus halkına bu dostlukları için
teşekkür ediyoruz ve bizler ve Türk halkı bunu hiçbir zaman
unutmayacağız, bunu özellikle vurgulamak isterim." ifadelerini
kullandı.
"Darbe girişiminde bulunan kişinin, bir hainin Amerika’da, müttefik
bir ülkede yaşaması bizim için kabul edilemez"
Darbe girişimden FETÖ'nün sorumlu olduğunu ve örgütün ele başının
da Pensilvanya’da yaşadığını hatırlatan Çavuşoğlu, şöyle devam
etti:
"Amerika’da yaşıyor. Biz kendisinin Türkiye’ye iade edilmesi
konusunda gerekli belgeleri, bilgileri, delilleri ABD makamlarına
ulaştırdık, geçici tutuklama talebinde de bulunduk. Çünkü oradan
halen Türkiye ve Türkiye dışındaki mensuplarına, bu terör
örgütlerinin üyelerine mesajlar veriyor, yönlendirmeler yapıyor ve
buna müsaade edilmemesi gerekiyor. Bu kişinin bize iade edilmesi,
Türkiye’ye iade edilmesi çok önemli, deliller de var ortada. Zaten
dünyada herkes biliyor, ama biz resmi delilleri de verdik. Şu anda
halkımızın ABD’ye bakışı negatif, biz bunu da arzu etmeyiz, çünkü
ABD ile NATO’da beraberiz, birçok konuda işbirliği yapıyoruz,
müttefikiz. Ama Fetullah Gülen Türkiye’ye iade edilmediği sürece
halkımızın bu bakışı da değişmeyecek. Arzumuz, bir an evvel bunun
iade edilmesi. Ama iade edilmezse, açıkça söylüyoruz, bu bir tehdit
değil, şu anda da zaten böyle bir atmosfer var, yani ilişkilerimizi
çok olumsuz bir şekilde etkiler. Çünkü bize karşı bir darbe
girişiminde bulunan kişinin, bir hainin, Amerika’da, müttefik bir
ülkede yaşaması bizim için kabul edilemez."
İNCİRLİK'TE ALINAN TEDBİRLER
15 Temmuz darbe girişimi gecesi İncirlik Hava Üssü'ndeki bazı
askerler ve generallerin de darbe girişiminin içinde olduğunu
anımsatan Çavuşoğlu, "Aktif bir şekilde katıldılar, oradan da
uçaklar kalktı ve değişik şehirlerde, Ankara’da özellikle bombalama
dahil her türlü faaliyetlere katıldılar. Dolayısıyla İncirlik
Üssü'ndeki aldığımız tedbirler esasen darbeye karışan bizim Silahlı
Kuvvetlerimiz içindeki kişileri tespit etmek, tutuklamak ve
ayıklamaktı, bizim de tedbir almak hakkımızdı." diye konuştu.
Çavuşoğlu, Amerikalıların DEAŞ’a karşı yürütülen operasyonu
etkilediğini söyleyerek bir an evvel üssün uçuşa açılması konusunda
taleplerini ilettiklerini anımsatarak, "Ama daha sonra aldığımız
tedbirleri hayata geçirdikten sonra, yani gerekli tedbirleri
aldıktan sonra İncirlik’i tekrar açtık, uçuşa da başladı" dedi.
Türkiye-Rusya ilişkilerinin Türkiye ve ABD ilişkilerine alternatif
olarak görülmediğini ifade eden Çavuşoğlu, "Şimdi ABD bizim
müttefikimiz ve birçok alanda işbirliği yapıyoruz. Ama Rusya da
bizim çok iyi dostumuz, komşumuz ve ikisini birbirine alternatif
görmüyoruz, tam tersi tamamlayıcı görüyoruz. Biz Batılılar gibi 'Ya
o, ya bu' demiyoruz. Ukrayna’da 'Ya Rusya, ya Avrupa Birliği (AB)'
denmesine de karşıyız veya başka bölgelerde. Bizim coğrafyamızda
yaşayan ülkeler kendi ilişkilerinde, özellikle dış politikada
dengeyi iyi sağlamalı" diye konuştu.
TÜRK AKIMI PROJESİ
Çavuşoğlu, Türkiye'nin her zaman imzaladığı anlaşmalar ve vardığı
prensip anlaşmalarının gereğini yaptığına vurgu yaparak, iki ülke
arasında ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Putin arasında
herhangi bir güven bunalımı olmadığını dile getirdi.
Türk Akımı konusunda uçak düşürme hadisesinden önce de önemli bir
mesafe kat edildiğini ifade eden Çavuşoğlu, söz konusu boru
hattının öncelikle Türkiye piyasasını hedeflediğini vurguladı.
Türkiye'nin, Batı Hattı yerine Türk Akımı üzerinden gaz alacağını
anlatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Türkiye’de tabii ekonomi büyüyor, gaza yönelik talep de artıyor ve
kullandığımız gazın yüzde 50’sini Rusya’dan alıyoruz. Türkiye
herhangi bir petrol ya da gaz kaynağı olmamasına rağmen enerjide
güvenilir bir transit ülke oldu, bir hub (merkez) oldu. O bakımdan
da Türkiye bugün İsrail’in de, yine çözüm olduğu takdirde Kıbrıs’ın
da, yine doğudaki ve güneydeki ülkelerin, Irak’ın da gerçekten
güvendiği bir hub ve transit ülke."
Rusya'nın Avrupa’ya da gaz ihraç etmek istediğini ve eğer bu konuda
bir piyasa oluşursa ve alıcı ülkeler ya da şirketler bulunursa o
zaman ikinci boru hattının Türk Akımı çerçevesinde inşa edileceğini
aktaran Çavuşoğlu, "O gaz Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine
satılacak. Şimdi hedefimiz birinci boru hattının inşa edilmesi, bu
konuda da hiçbir sıkıntımız yok, mutabakat zaptını da -Dünya Enerji
Forumu Kongresi çerçevesinde Sayın Putin de gelmişti- o gün hep
birlikte imzaladık, daha doğrusu enerji bakanlarımız imzaladı
bizlerin huzurunda, şimdi adımlar atılıyor. Elbette birbirine
güvenen iki ülke bu tür önemli projeleri de hukuki çerçeveye
oturtmalı ve hukuki çerçeve bakımından da bir sıkıntı görmüyoruz"
dedi.
"UMARIM İLİŞKİLERİMİZ ESKİSİNDEN DAHA İYİ
OLUR"
Bakan Çavuşoğlu, uçak krizinin ardından yaşanan 8 aylık dönemde
Türkiye'nin Rusya’ya karşı herhangi bir yaptırım uygulamadığına
dikkati çekerek, "Zaten uluslararası yaptırımlar Avrupa Birliği’nin
ve Batı'nın yaptırımlarına da hiçbir zaman katılmadığımız gibi, bu
8 aylık dönemde bile Rusya bazı kararlar almasına rağmen, biz
herhangi bir yaptırım içine girmedik ve NATO içinde Rusya’ya karşı
yaptırıma katılmayan tek ülkeyiz biz" diye konuştu.
Rusya vatandaşlarının Türkiye’ye gelmekten çok mutlu olduğunu ifade
eden Çavuşoğlu, "Geçtiğimiz sene gelemedikleri için çok üzüldüler,
beni de arayan çok sayıda dostumuz oldu. Ve gittikleri ülkede de
Türkiye’deki otel kalitesini, Türkiye’deki iklimi, Türkiye’deki
hizmet kalitesini, misafirperverliği ve dostluğu da göremediler.
Şimdi bu yasak kalkar kalmaz gelmeye başladılar, ama bu sene tabii
biraz geç oldu, charter uçaklarının planlaması için ve diğer
adımların atılması için. Önümüzdeki sene çok daha fazla Rus
turistin geleceğine inanıyoruz ve şimdiden de çok büyük bir ilgi
var, bunun planlaması da yapılıyor" ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, Rus vatandaşlarının Türkiye'ye "pasaportsuz bir şekilde
iç kimlikle de gelebilmesini" arzu ettiğini dile getirerek, "Bu
konuda güvenlikle ilgili tabii ki tedbirlerin de alınması
gerekiyor, Rusya’nın buna yönelik bazı tereddütleri vardı uçak
düşürme hadisesinden önce de. O zaman biz diğer ülkelerle
uygulamalarımızı da anlattık, şimdi bu konu da gündemde" şeklinde
konuştu.
Uçak düşürme hadisesinden dolayı ister istemez bir güven bunalımı
olduğunu ve bunun yeniden tamir edilmesi gerektiğini belirten
Çavuşoğlu, "Karşılıklı adımlarla bu güveni tesis etmemiz lazım ki
iki dost halk ve birbirini seven iki halk duygu olarak da kopuk
olmamalı. Ben aynı zamanda Antalya’yı temsil ediyorum, Antalya
milletvekiliyim, dolayısıyla bundan çok büyük bir mutluluk duydum.
Burada yaşayan Ruslar var, Türkler'le evli ya da iş kurmuş Ruslar
var, onlar da gerçekten bu ilişkilerin normalleşmesinden büyük bir
mutluluk duydular" diye konuştu.
Erdoğan ile Putin'in St. Petersburg’daki ilk buluşmasında, iki ülke
arasındaki ilişkilerin sadece normalleştirilmesinin yeterli
olmayacağı, öncesinden de daha iyi noktaya getirilmesi konusunda
hemfikir oldularını anımsatan Çavuşoğlu, kendilerine düşenin de
buna yönelik adımlar atmak olduğunu söyledi.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
