Osmanlı Devleti'nin 1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'na
Rusya ile farklı saflarda katılmasını fırsat bilen Ermeni
milliyetçileri, bağımsız Ermenistan devletini kurmak gayesiyle Rus
güçleriyle iş birliği yaptı.
Rus ordusu, Doğu Anadolu'yu işgal ettiğinde gönüllü Osmanlı ve Rus
Ermenilerinden büyük destek gördü. Osmanlı ordusunda görev yapan
bazı Ermeniler de Rus ordusuna katıldı. Ermenilerin oluşturduğu
birlikler ordunun lojistik kanallarını tahrip ederek Osmanlı
ordularının ilerlemesini yavaşlatırken, Ermeni çeteleri de işgal
ettikleri yerlerde sivillere yönelik katliam ve zulümlere
girişti.
Osmanlı hükümeti, bu gelişmelerin önüne geçmek için Ermeni
temsilcileri ve kanaat önderlerini ikna etmeye çalıştı ancak
başarılı olamadı. Ermeni komitalarının saldırılarının artması
üzerine hükümet, 24 Nisan 1915'te Ermeni devrimci komitelerin
kapatılması ve ileri gelen bazı Ermenilerin tutuklanmasına ve
sürgün edilmesine karar verdi. Daha sonra, her yıl sözde “Ermeni
soykırımını” anmak amacıyla düzenlenen etkinlikler için bu tarih
seçilecekti. Tedbirlere rağmen saldırıların sürmesi nedeniyle 27
Mayıs 1915'te Ermeni nüfusunun savaş bölgesinde olanları ve Rus
işgal ordusuyla iş birliği yapanlarının göç ettirilmesi kararı
alındı.
Osmanlı hükümeti, göç edenlerin insani ihtiyaçları için planlamalar
yaptıysa da savaş koşulları, iç çatışmalar, intikam peşindeki yerel
gruplar, eşkıyalık, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle göçler
sırasında çok sayıda Ermeni hayatını kaybetti.
Tarihi belgeler, hükümetin, söz konusu trajik olayların yaşanmasını
amaçlamadığı gibi, göç eden Ermenilere karşı işlenen suçların
cezalandırıldığını açıkça ortaya koyuyor. Nitekim, henüz savaş son
bulmamışken yaşanan insani trajedi sırasında olaylara karışarak
suçlu bulunanlar yargılanarak idam edildi.
1917 Bolşevik Devrimi üzerine savaştan çekilen Rusya, bölgeyi
Ermeni çetelere bırakırken, Rus ordusunun geride bıraktığı silah ve
cephaneyle komitalar pek çok Osmanlı yerleşim yerini işgal etti.
Savaşın sonlarına doğru toparlanan Osmanlı ordusu, Ermenileri Doğu
Anadolu'dan çıkarmayı başardı.
Osmanlı Devleti'ne, imzalamak zorunda kaldığı Sevr Antlaşması'nda
Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulması dayatıldı. Ancak
antlaşma hayata geçmedi. Bunun üzerine Ermeni birlikleri yeniden
Doğu Anadolu'yu işgal etti. Aralık 1920'de bu birlikler de
püskürtüldü. Daha sonra imzalanan Gümrü Antlaşması ile de bugünkü
Türkiye-Ermenistan sınırları çizildi. Ancak Ermenistan'ın Rusya'nın
parçası olması nedeniyle antlaşma uygulanamadı. Antlaşmadaki
hususlar, 1921'de Rusya ile imzalanan Moskova, Azerbaycan,
Ermenistan ve Gürcistan'la imzalanan Kars Antlaşması ile kabul
edildi. Ermenistan, SSCB'den bağımsızlığını elde ettiği 1991'de,
Kars Anlaşması'nı tanımadığını açıkladı.
ADİL HAFIZA VE EMPATİ İHTİYACI
Ermenistan ve Ermeni diasporasının genel beklentisi, Türkiye'nin
1915 tehciri sırasında yaşananları "soykırım" olarak tanıması ve
tazminat ödemesi. "Soykırım" kavramı, 1948 Soykırım Suçunun
Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nde ulusal, ırksal, etnik
veya dinsel bir grubu kısmen veya tamamen yok etme eylemi olarak
tanımlanıyor.
Söz konusu olayların soykırım olarak tanımlanamayacağına dikkati
çeken Türkiye, 1915 olaylarını her iki taraf açısından da bir
"trajedi" olarak niteliyor. Türkiye, konunun siyasi çatışmalardan
uzak, tarihe tek taraflı bakmadan, tarafların birbirlerinin neler
yaşadığını anlama ve birbirlerinin hafızalarına saygı duyma
şeklinde özetlenen "adil bir hafıza" perspektifinden çözülmesi
gerektiğini vurguluyor.
Türkiye, tarafların arşivlerinin yanı sıra üçüncü ülkelerdeki
arşivlerde de 1915 olayları konusunda araştırma yapılmasını, Türk
ve Ermeni tarihçilerle diğer uluslararası uzmanlardan oluşan bir
ortak tarih komisyonu kurulmasını teklif ediyor.
ERİVAN İLİŞKİLERİ NORMALLEŞTİRME FIRSATINI
DEĞERLENDİREMEDİ
İki ülke ilişkilerinin normalleştirilmesi için en önemli gelişme
Ekim 2009'da yaşandı. Taraflar, İsviçre'nin Zürih kentinde
diplomatik ilişkilerin yeniden tesisi ve ikili ilişkilerin
geliştirilmesine yönelik iki ayrı protokol imzaladı.
Protokollerde karşılıklı güven tesisi ve mevcut sorunların
çözülebilmesi için tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız, bilimsel
incelenmesi konusuna yer verilirken, sınırların da karşılıklı
olarak tanınması ve ortak sınırların açılması öngörülüyordu.
Turizm, ticaret, ekonomi, ulaştırma, iletişim, enerji ve çevre
konularında iş birliği yapılması, üst düzey siyasi istişarelerden
öğrenci değişim programlarına ilişkilerin normalleşmesini tesis
edecek adımlar da protokolde yer almıştı.
Türk hükümeti protokolü onaylanmak üzere doğrudan TBMM'ye gönderdi.
Ermenistan hükümeti ise metinleri Anayasa Mahkemesinin incelemesine
sundu. Mahkeme, protokollerin Anayasa'nın lafzına ve ruhuna
uymadığına hükmetti. Gerekçe olarak, Ermenistan Anayasası'nın,
"Soykırımının uluslararası alanda kabul edilmesi için çabaların
sürdürülmesini" gerekli kılan Bağımsızlık Bildirisi'ne atıfta
bulunduğu hatırlatıldı. Bu bildiri aynı zamanda, Türkiye'nin
doğusunu Ermeni vatanının bir parçası olan "Batı Ermenistan" olarak
adlandırıyor.
Ermenistan hükümeti protokollerin onay sürecini dondurduğunu Ocak
2010’da açıkladı. Bundan 5 yıl sonra da Ermeni hükümeti tarafından
geri çekildi. Bu arada Aralık 2013'te Ermenistan'ı ziyaret eden
dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ziyaretinin ardından
yaptığı açıklamada, sorunun çözümü için tek taraflı yaklaşımlardan
ve konjonktürel değerlendirmelerden uzak, adil ve insani bir tutum
sergilenmesi gerektiğini, tarihin ancak adil hafızayla inşa
edilebileceğine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da
başbakanlığı döneminde yaptığı 23 Nisan 2014 tarihli açıklamada,
Birinci Dünya Savaşı şartları altında hayatını kaybeden, başta
Ermeniler olmak üzere tüm Osmanlı yurttaşlarına taziye diledi,
barış ve uzlaşma çağrısı yaptı.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, TÜRKİYE ERMENİLERİNE MESAJ
GÖNDERMİŞTİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl Türkiye
Ermenileri Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan'a, Ermeni
Patrikhanesi'nin Kumkapı Meryem Ana Kilisesi'nde düzenlediği 1915
olaylarını anma ayini dolayısıyla bir mesaj göndermişti.
Ermenice olarak da yayımlanan mesajda, Erdoğan şunları
kaydetmişti:
"İnsani vazifelerin ihmal edilmediği, sevincin ve acının
samimiyetle paylaşılabildiği Anadolu toprakları, her şeyin önüne ve
ötesine vicdan ve adalet anlayışını koyar. İşte bu anlayış, tarih
bilincimiz ve insanlık ufkumuz gereğince Osmanlı Ermenilerinin
hatıralarına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türklerle Ermenilerin
bin yıla uzanan ortak yaşam kültürünü yeniden hatırlamayı ve
hatırlatmayı sürdüreceğiz.
Ortak tarihleri ve benzer gelenekleri olan iki komşu halkı, nefret
ve düşmanlık söylemleriyle birbirinden uzaklaştırmak isteyenlere ve
tarihi siyasileştirenlere karşı dostluk ve barış hedefiyle
çalışmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu düşüncelerle, ebediyete intikal
etmiş Osmanlı Ermenilerini bir kez daha saygıyla anıyor, hayatta
olan yakınlarına taziyelerimi sunuyorum. Aynı dönemde yaşamını
yitiren etnik ve dini kökeni ne olursa olsun tüm Osmanlı
vatandaşlarını da rahmetle ve saygıyla anıyorum. Bu ortak acıyı
paylaştığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum. Ülkemize
geçmişten bugüne katkıda bulunan tüm Ermeni vatandaşlarımıza da bu
vesileyle yeniden teşekkür ediyorum."
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
