06 Haziran 2026 Cumartesi
Twitter
Nsosyal
Instagram
AjansHaber Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Toz bulutu dağıldığında kazanan Türkiye olacaktır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Toz bulutu dağıldığında kazanan Türkiye olacaktır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim: Gerek ekonomik gerek ticari gerekse diplomatik olarak etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İnşallah krizleri değil fırsatları konuşacağımız bir döneme gireceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK'in 39. Olağan Mali Genel Kurulu ve 5. Ustalara Saygı Ödül Töreni'ne katılarak iş dünyası temsilcilerine hitap etti.

Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, genel kurulun ve ödül töreninin ülke, millet, iş dünyası ve DEİK üyeleri için hayırlara vesile olmasını diledi.

DEİK’in Türk özel sektörünün dış ekonomik ilişkilerinde üstlendiği role dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Öncelikle 1985 yılından beri özel sektörümüzün dış ekonomik ilişkilerinde lokomotif görevi üstlenen DEİK’imizin siz değerli üyeleriyle bir araya gelmekten duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Bu güzel buluşmaya vesile olan DEİK yönetimine teşekkür ediyor; 39. Olağan Genel Kurulun ülkemiz, milletimiz, iş insanlarımız ve siz değerli üyelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

"DEİK’e 41 kere Maşallah diyorum"

DEİK’in 41 yıllık geçmişine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşundan bu yana kurumun faaliyetlerinde görev alanlara teşekkür ederek, şöyle devam etti:

“Bu sene 41. yaşını kutlayan DEİK’e 41 kere Maşallah diyorum. Bu vesileyle kuruluşundan itibaren DEİK yönetiminde, iş konseylerinde, faaliyetlerinde görev almış; bu ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş DEİK mensuplarına şükranlarımı sunuyorum. Merhum Özal’ın vizyonuyla 41 sene önce başlayan bu yolculuk boyunca DEİK üyelerinden ebedi aleme göçenleri rahmetle anıyor; hayatta olanlara hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler diliyorum. Bugün ayrıca bir vefa geleneği haline getirdiğimiz Ustalara Saygı Ödül Töreni’mizin beşincisini icra ediyoruz. Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu milli değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz önce tevdi ettiğimiz ödüllerin iş dünyamızın heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını canı gönülden temenni ediyorum.”

DEİK’in kamu-özel sektör iş birliğindeki yerine değinen Erdoğan, kurumun Türk özel sektörünün dünyaya açılan kapısı olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Malumunuz, ticaret diplomasimizin kamu tarafını Ticaret Bakanlığımız yürütürken özel sektör kanadını temsil etme görevini DEİK üstleniyor. DEİK; 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika’dan Asya’ya, Güney Amerika’dan Kuzey Amerika’ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK’in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk.”

"DEİK’e her türlü desteği verdik, veriyoruz"

Hükümetleri döneminde DEİK’e her türlü desteği verdiklerini belirten Erdoğan, dış politikada karşılıklı saygı ve kazan-kazan anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK’e hükümetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz. Biliyorsunuz bizim dış politika felsefemizin temelinde Hazreti Mevlana’nın pergel metaforu vardır. Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara’ya sıkışıp kalmadığımız gibi dış politikada korkular, düşmanlıklar, önyargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve kazan-kazan temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk.”

“İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık”

Türkiye’nin farklı coğrafyalarla ilişkilerinde yeni açılımlar gerçekleştirdiğini dile getiren Erdoğan, diplomasi trafiğine ilişkin rakamları paylaşarak konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık. Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik. Bakınız sadece 2025 yılında şahsen 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdim. 26 zirveye iştirak ettim. Ülkemizde 136 misafiri ağırladık. 84 yurt dışı ve yurt içi görüşme gerçekleştirirken 134 kabul yaptık. Bu yoğun trafiğe yüzlerce telefon görüşmemiz dahil değil. Bunları söylemiyorum. Yani bir yandan yurt içinde il ziyaretleri, açılış törenleri, toplantılar, zirveler vasıtasıyla vatandaşlarımızla kucaklaşırken, eser ve hizmet siyasetimizi aralıksız sürdürürken, diğer yandan da Türkiye’nin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye’yi bölgesel ve küresel anlamda daha güçlü bir aktör haline getirecek hamlelerimize yenilerini eklemeye devam ettik.”

“DEİK’le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz”

Yurt dışı temaslarında DEİK üyelerinin yatırımlarına tanıklık ettiğini belirten Erdoğan, “Burada şunu da büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum; gittiğim hemen her yerde DEİK üyelerimizin yatırımlarına tanık oldum. Çalışarak, didinerek kurduğunuz ticaret köprülerini bizzat müşahede ettim. Türkiye’yi ve Türk milletini nasıl başarıyla temsil ettiğinize şahitlik ettim. Ay-yıldızlı al bayrağımızın sadece diplomatik misyonlarımızda değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten inanın çok ama çok kıvanç duydum. El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye’yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık. Türkiye’nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK’le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz.” dedi.

"Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde yüzde 1,07’ye çıktı"

Türkiye ekonomisinin son 23 yıldaki gelişimini rakamlarla anlatan Erdoğan, mal ve hizmet ihracatında Cumhuriyet tarihi rekoru kırıldığını belirterek, şu bilgileri paylaştı:

“Türkiye’nin iktidarlarımız döneminde nereden nereye geldiğini sizler zaten çok çok iyi biliyorsunuz. Darbe girişimlerinden ekonomimizi hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar bir başka ülkenin başına gelse yere serecek nice badireyi nasıl alnımızın akıyla atlattığımızın sizler şahidisiniz. Türkiye’nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamlar da ortaya koyuyor. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55’ten yüzde 1,07’ye, hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89’dan yüzde 1,31’e çıktı.”

İhracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerin payındaki artışa dikkati çeken Erdoğan, “Bir diğer başarımız; orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payının artmasıdır. 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta-yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'tan fazla artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır.” dedi.

Savunma sanayisi ihracatında yılın ilk 5 ayında güçlü artış kaydedildiğini belirten Erdoğan, sektörün geldiği seviyeye ilişkin şu rakamları aktardı:

“Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz. Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatı Ocak-Mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşti, Allah’a hamdolsun. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayii ihracatından, aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik.”

"Büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz"

Mayıs ayında dış ticaret verilerinde tatil etkisiyle geçici yavaşlama yaşandığını belirten Erdoğan, büyüme cephesindeki olumlu seyrin sürdüğünü ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Öte yandan, mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama yaşandı. Ancak ihracatın ithalatı karşılama oranı yükseldi. Daha da önemlisi orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 44'e ulaştı. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz. Büyüme cephesindeki müspet seyir halen devam ediyor. Gelişmiş ülkeler dahil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz.”

Küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen Türkiye’nin istikrar ve güven ortamıyla avantaj elde ettiğini vurgulayan Erdoğan, “İran savaşının tetiklediği küresel krizin enerji fiyatlarında sebep olduğu şok dalgalarının sakinleşmesiyle birlikte enflasyon tarafında da inşallah umut ettiğimiz oranları yakalamayı temenni ediyoruz. Burada şu gerçeğin altını önemle çizmek istiyorum değerli dostlar; küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı, hükümetlerimiz döneminde 2002'den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı ne kadar çetrefil olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır.” diye konuştu.

"70'lerde, 90'larda yaşadığımız problemle bugün Batılılar yüzleşmektedir"

Türkiye’de deneyimli kadroların iş başında olmasının küresel ve bölgesel meydan okumaların yönetiminde önemli avantaj sağladığını belirten Erdoğan, Batı’daki siyasi istikrarsızlıklara da değinerek, şu ifadeleri kullandı:

“Dahası Türkiye’de iş başında deneyimli, ufuk ve vizyon sahibi, eş güdümü güçlü kadroların bulunması; tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihi bir avantaj kazandırmaktadır. Türkiye siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkanlardan faydalanırken, bakıyorsunuz dünyanın birçok ülkesinde temel sorun; görevde yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükümetler meselesidir. Bizim 70'lerde, 90'larda çok sık yaşadığımız ve 2002 ile beraber çözüme kavuşturduğumuz bu problemle bugün Batılılar yüzleşmektedir.”

"Türkiye marka değerini de artırmaktadır"

Türkiye’nin aynı anda farklı cephelerde birçok sorunla mücadele ettiğini ve bunları yönettiğini belirten Erdoğan, ülkenin küresel marka değerinin arttığını ifade ederek, şunları söyledi:

“Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken, biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz. Sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost düşman herkes kabul etmek zorunda kalıyor. Türkiye; terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırmaktadır. İş dünyamızın istikrar ve güven ortamının muhafazası noktasındaki hassasiyetini bu bakımdan çok ama çok anlamlı buluyorum. İnşallah hem iktidar hem ittifak olarak bizler de bu iklimin korunması ve güçlendirilmesi için üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz.”

“Türkiye için üreteni, milletimize istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçılarımızı yalnız bırakmadık”

Küresel ve bölgesel krizlerin yaşandığı dönemde hükümetin reel sektörün yanında olduğunu vurgulayan Erdoğan, Eximbank ve reeskont kredileriyle sağlanan desteklere ilişkin şu bilgileri verdi:

“Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde hükümetimiz tüm imkanlarıyla reel sektörümüzün yanındadır. Türkiye için üreteni, milletimize istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçılarımızı yalnız bırakmadık. Eximbank’ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son bir yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz.”

"Ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik"

Enerji maliyetleri, sanayi destekleri ve finansmana erişim konularında yürütülen çalışmalara değinen Erdoğan, “Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz. İmalat sanayiinde elektrik ve doğal gaz maliyetlerinde Avrupa’nın en avantajlı ülkeleri arasındayız. Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için yatırım taahhütlü avans kredisi ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi ücret ve taşıma destekleriyle güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız kabine toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik.” dedi.

Finansman kaynaklarının üretim, ihracat, yatırım ve sanayiye yönelmesini istediklerini belirten Erdoğan, kalıcı başarının yeni pazarlarla sağlanacağını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Şu bir gerçek ki finansmana erişim ne kadar önemliyse bu kaynakların doğru yerde doğru biçimde kullanılması da o derece önemlidir. Biz ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz. Ticaret hayatının birincil kuralı ürünü satacak pazar bulmaktır. İhracatın belirleyicisi ise dış taleptir. Kalıcı başarı palyatif çözümlerle değil yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmalarına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizden gelecek her türlü öneriye de açığız.”

"Toz bulutu dağıldığında kazanan Türkiye olacaktır"

Türkiye’nin ekonomik, ticari ve diplomatik alanda çevresindeki zorlu sürecin ardından daha güçlü konuma geleceğini belirten Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik yeni teşvikleri anlatarak, şu açıklamalarda bulundu:

“Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim: Gerek ekonomik gerek ticari gerekse diplomatik olarak etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İnşallah krizleri değil fırsatları konuşacağımız bir döneme gireceğiz. Perşembe günü yürürlüğe giren paketimiz bunun bir parçasıdır. İstanbul Finans Merkezi'ni küresel yatırımın, uluslararası ticaretin, finansal hizmetlerin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Burada sunulan finansal hizmetlerden elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz.”

Transit ticaret ve üretim alanlarında sağlanacak vergi avantajlarına işaret eden Erdoğan, “Uluslararası ticaret yapan şirketler için de çok güçlü teşvikler getiriyoruz. Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyecek. Üstelik bu yaklaşımı yalnızca İstanbul ile sınırlı tutmuyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında transit ticaretten elde edilen kazançların yüzde 95’ini vergi dışı bırakıyoruz. Üreticilerimiz için de tarihi bir adım attık. Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicilerimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek.” dedi.

"Operasyonlarını Türkiye’den yönet, avantajlardan yararlan"

Küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketlere bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşıma çağrısında bulunan Erdoğan, yatırımcılar, girişimciler ve yurt dışında yaşayan vatandaşlara da seslenerek, şu çağrıyı yaptı:

“Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık: Operasyonlarını Türkiye’den yönet, avantajlardan yararlan. Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz: Türkiye’ye gelin, Türkiye’ye yerleşin, sizler de yeni ve güçlü Türkiye’nin büyüme hikayesinin bir parçası olun. Ülkemize yerleşen yabancılar ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız belirli şartları sağlamaları halinde yurt dışından elde ettikleri gelirler için 20 yıl boyunca vergi ödemeyecek. Türkiye’yi sadece yatırım yapılan değil, inşallah yatırımın yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez haline dönüştürmekte kararlıyız.”

 “Sizler hem iş insanı hem de Türkiye’nin ticaret elçilerisiniz”

DEİK üyelerine Türkiye’nin ticaret elçileri olarak önemli görevler düştüğünü belirten Erdoğan, ülkenin potansiyelinin dünyaya anlatılması konusunda iş dünyasından destek beklediklerini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bu vesileyle DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler hem iş insanı hem de Türkiye’nin ticaret elçilerisiniz. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK’le el ele vererek Türkiye’yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK 39. Olağan Genel Kurulu’nun hayırlı olması temennisinde bulunarak ve ödüle layık görülen isimleri tebrik ederek konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bu düşüncelerle DEİK 39. Olağan Genel Kurulu’nun ülkemize, iş dünyamıza ve DEİK ailesine hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Ödüle layık görülen ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyor, ekonomimize yaptıkları katkılar için her birine şükranlarımı sunuyorum.”

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız