Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversitelerde kalitenin sağlanabilmesine yönelik yürütülen çalışmalar üzerine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de 200'ü üniversite, 5 tanesi de müstakil vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere 205 yükseköğretim kurumu bulunduğunu aktardı.
Her ilde bir üniversitemizin olması çok doğru bir tercihtir. Bu siyasi bir tercihtir ama bununla birlikte ülkenin kalkınması için de çok doğru bir tercihtir diyen Yekta Saraç, üniversitelerin bulundukları şehrin kültürel faaliyetlerine, kalkınmasına katkı sağladığını ifade etti.
Yeni kurulan üniversitelerin İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Boğaziçi, İstanbul Üniversitesini model aldığını, bunun çok yanlış olduğunu söyleyen söyledi.
"ÜNİVERSİTELERİMİZ BİRBİRLERİNİN KOPYASI OLMASIN"
YÖK Başkanı Yekta Saraç, "Biz şöyle istiyoruz
üniversitelerimiz artık birbirinin kopyası olmasın. Doğu'da, İç
Anadolu'da ya da Karadeniz'de kurulan bir üniversitemiz,
'Ben İTÜ, ODTÜ olacağım' diye bir amacı koymasın. Siz o
bölgede o üniversitelerin üretemeyeceği bir değeri üretin. Oraya
bölgesel kalkınmada siz o yöre için mükemmeliyet merkezi, lokomotif
olun diyoruz. Bu şekilde bir süreç yaşıyoruz. Biz buna misyon
farklılaşması ve ihtisaslaşma süreci dedik. Yeni YÖK'ün gurur
duyduğu hususlardan birisi" dedi.
"MEZUNLARI KAMU KURULUŞLARIYLA DEĞERLENDİRECEĞİZ"
Üniversiteli işsiz sayısının fazla olduğunun belirtilmesinin
ardından bu konudaki yol haritasının sorulması üzerine Yekta
Saraç, "Buradaki dengeyi, mezun istihdam dengesini
yükseköğretim kurulu tek başına yapabilir mi? Yapamaz. Ancak
başkaca ilgili bakanlıklar, kamu kurumları, hatta STK'ler ile iş
birliği çerçevesinde yapılabilir. Yükseköğretim programlarıyla
ilgili hangi programların açılacağı, mezun istihdam ilişkisiyle
ilgili bir kurul oluşturuldu. Milli Eğitim
Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının yanı sıra özel sektörü de temsil edecek, TOBB'un
içinde olduğu bir kurul oluşturuldu. Biz o süreci başlattık.
Müteakip senenin öğrenci kontenjanlarının belirlenmesinde bu
kurulun çok önemli bir fonksiyonu olacak. Biz yeni YÖK olarak o
kuruldan çıkan önerilerin hepsini uygulayacağız. Mezun istihdam
ilişkisini diğer kamu kurumları ve özel sektörle birlikte
yönetebiliriz diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu.
YÖK'E YÖNELİK ELEŞTİRİLER
Yekta Saraç, "YÖK dediğimiz bina ya da insanlar değil. Aslında
YÖK dediğimiz birtakım yetkilerden de bahsediyoruz. Biz bu
yetkileri buharlaştıramayacağımıza göre, bu yetkiler üniversitelere
intikal edecek. O zaman bu yetkiler intikal ettiğinde 200 YÖK olmuş
olur. Bizim görüşümüz, YÖK’ün politika üreten kurul halinde, o
vasfının öne çıkması, birtakım verebildiği yetkileri devretmesi,
belli kıstaslara göre başarılı üniversitelere esnek bir model
getirilmesi, kendilerine daha özerk yapı
getirilmesi" ifadelerini kullandı.
BÖLÜM SAYISINDA FAZLALIK
Türkiye'de, bazı bölümlerden çok fazla var gibi. Belli bölümlerin sayısını siz de fazla buluyor musunuz? Mesela çok mu fazla iletişim fakültesi var? Sorusu üzerine Saraç, "Doğru bir tespit. Katılıyoruz. Ancak şöyle bir durum var; belli bölümlerdeki şişmenin nedeni YÖK mü? Bu teklifler üniversitelerden geliyor. YÖK'ün böyle bir durumu söz konusu değil. Bu sene kontenjanları daha rasyonel, önümüzdeki sene de ilgili paydaşlarla müzakere neticesinde katılımcı bir şekilde tespit edeceğimiz için belli branşlarda ciddi planlamaya gideceğimizi söylemek isterim" diye konuştu.
DİJİTALLEŞMEYE GİDEN YÖK
Yükseköğretim Kurulunca, Android ve IOS işletim
sistemlerine uygun ve akıllı mobil cihazlara uyumlu şekilde
geliştirilen YÖK Mobil uygulaması hakkında da bilgi veren Yekta
Saraç, uygulamayla Türk bilim hayatında yazılan makalelere,
çalışmalara, patentlere ve tezlere ulaşılabileceğini kaydetti.
Saraç, üniversitelerin farklı bölümlerindeki öğrencilerin sayısının, mezun oldukları lise ve yaşadıkları şehirlerin bilgilerinin yer aldığı uygulamayla araştırma ve öğretim görevlisi kadrolarının ilanlarının da görüntülenebileceğini belirtti.
Bologna sürecinin ne durumda olduğuna ilişkin soruyu cevaplayan Yekta Saraç, Avrupa yükseköğretim alanındaki Bologna sürecinde ülkeleri değerlendiren üç başlık bulunduğu, Türkiye'nin derece sistemlerinin geliştirilmesi ana başlığı altında yeterlilikler çerçevesi, Avrupa kredi transfer sistemi ve diploma eki konularında Türkiye'nin 5 üzerinden 5 aldığını bildirdi.
