Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Eğitim bölgesi ve sınavsız
mahalli yerleştirme sistemini getirdik. Bu sistemde veli ve
öğrencimiz adresine en yakın okula yerleştirilecek." dedi.
Yılmaz, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda, TEOG'un
kaldırılmasının ardından, liselere geçişte uygulanacak yeni sistemi
açıkladı, editör ve muhabirlerin sorularını yanıtladı.
"Liselere girişte yeni sistem tamamlandı" ifadelerini kullanan
Yılmaz, yeni sisteme öğretmenlerin, eğitim uzmanlarının, birçok
üniversitenin, eğitim fakültelerinden akademisyenlerin büyük katkı
sunduğunu söyledi.
Yeni sisteme velilerin de katkı verdiğini, bir velinin kendisine
gönderdiği mesajında, "Şu sistemi uygularsanız inanın ki çok iyi
olacak. İstanbul'un, Ankara'nın, büyükşehirlerin trafiği
rahatlayacak, servis problemini de çözmüş olacaksınız." görüşlerine
yer verdiğini anlatan Yılmaz, bu veliyi telefonuna "Akıllı veli"
diye kaydettiğini ifade etti.
Yılmaz, TEOG'un liselere geçişte bu zamana kadarki en iyi sistem
olduğunu, herkesin bu konuda mutabık kaldığını vurguladı.
"Peki iyiydi de niçin değiştirdiniz?" sorusunun sorulabileceğini
anlatan Yılmaz, "Bu da bir ihtiyaçtan kaynaklandı. Nedir
ihtiyaçları? Mevcutların en iyisi, ancak sıkıntıları var mı? Var.
Bu sınav yarışının öğrenciyi okul dışı kaynaklara yönlendirdiği
şeklinde geniş bir algı var. Etüt merkezleri yayılmaya başlamıştı.
Bu, ihtiyaçtan doğuyor. Biz bunu kapatmak zorunda kaldık ama özel
ders alanları var deniyor. Demek ki sistemimiz okul dışı kaynaklara
yönelimi artırmış olabilir. Toplumdaki algı bu. Doğru, yanlış ayrı
bir şey. Algı, gerçeğin önündedir. Bu algıyı düzeltmemiz lazımdı."
diye konuştu.
Bakan Yılmaz, mevcut sistemde öğrencilerin TEOG'a hazırlanmak için
okula devamsızlık yaptığını, bunun da eğitimde aksamaya yol
açtığını dile getirdi.
"HER ŞİKAYETİ DİKKATE ALMAK ZORUNDAYIZ"
TEOG'da, yerleştirme puanını, özel okulların verdiği "cömert
notların" da etkilediği yönünde bir algının olduğunun altını çizen
Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu da olumsuz bir durum. Bir başka husus ise 8. sınıf
öğrencilerinin sosyal, sportif, kültürel faaliyetlere katılamadığı
söyleniyor sırf bu sınavdan dolayı. Sınav 8. sınıfta yapılıyor ama
çocuk 6. sınıftan itibaren bu sınava hazırlanıyor. Dolayısıyla
çocuklar, bedensel ve sosyal kişiliklerinin gelişme döneminde 8.
sınıfta yapılacak bir sınav için 6. sınıftan itibaren yarışa
giriyor. Bir başka husus, bu lise son öğrencileri üniversite
sınavına hazırlanmak için devamsızlık yapıyor, rapor alanlar
artıyor. Bilin ki orta sonlarda da TEOG'a hazırlık için son sınıfta
ilave devamsızlık ortaya çıktı. Bir başka olumsuzluk ise çocuğun
puanı 460. Evinin yanında bir okul var, 470 ile alıyor. 460 puan
alan hemen evinin yanındaki 470 ile alan okula gidemiyor. Belki o
ilçede bulamazsa bir başka yerde kayıt olmak zorunda kalıyor. Bazen
1 puan ile kaybediyor. Bunları da görmemek mümkün değil. Sonuçta
bizler vatandaşımızdan, velilerimizden her ne şikayet gelirse onu
dikkate almak zorundayız. Halkın rızasını almak Hakkın rızasını
almak. Herkes bu eksiklikler noktasında mutabık."
TEOG sistemi yerine çocuğu 6. sınıftan itibaren sınava hazırlayacak
bir sistem değil de stresi kaldırarak, basit, kolay ve anlaşılır
bir sistem getirdiklerini anlatan Yılmaz, "Bizim sistemimiz şu:
Eğitim bölgesi ve sınavsız mahalli yerleştirme sistemini getirdik.
Bu sistemde veli ve öğrencimiz adresine en yakın okula
yerleştirilecek." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, AK Parti hükümetlerinin programında "En iyi okul, eve en
yakın okul." sözünün yer aldığını anımsattı.
"ORTAOKULLA LİSE ARASINDAKİ BAĞI KURMUŞ
OLUYORUZ"
2012'de 2014-2018 yıllarını içeren 10. Kalkınma Planı'nın
hazırlandığını hatırlatan Yılmaz, şu değerlendirmelerde
bulundu:
"Eğitim ile ilgili bu plan içinde söylenen her şeyi yaptık.
Yapmadığımız tek şey öğrencinin muhitindeki bir okula
yerleştirilmesi. Yeni bir husus değil, herkes açsın, baksın. Bizim
getirdiğimiz bu sistemde, evlatlarımızın kendi tercihlerini
alacağız. Başvuru esnasında bir ekran önüne gelecek. Bu ekrandan 5
tane tercihte bulunacak. Her okul türüne göre hiçbir öğrencimizi,
istemediği bir başka okul türüne yerleştirmeyeceğiz. O halde
öğrencinin ve velisinin tercihi esastır burada. 8 sınıfta olup bu
yerleştirme sistemine tabi olan öğrenci sayısı yaklaşık 1 milyon
200 bin. Veliler, ortaokula kaydettikleri zaman evlatlarının bundan
sonra hangi liseye gideceğini de bilebilecek. Dolayısıyla da
ortaokulla lise arasındaki bir bağı biz kurmuş oluyoruz. Tercihe
bağlı ve adrese en yakın okula yerleştirme olacağı için bu yaştaki
öğrencilerin üzerinden sınav baskısı kalkmış olacaktır. Bu, yüzde
90'ın üzerindeki öğrenciler için. Bu yolla öğrencilerimiz sosyal,
sportif ve sanatsal etkinlikler için de vakit bulabileceklerdir. Bu
sistemin bir başka faydası var. Bundan sonra adres bölgelerindeki
liselere farklı akademik düzeylerde farklı ilgi ve birikimdeki
öğrenciler gelecek, akademik çeşitlilik sağlanacak ve bu, okulun
başarı seviyesini yükseltecek."
Yılmaz, mevcut sistemde okulların kategorize edildiğini, seviyesine
göre numaralandırıldığını, yeni sistem ile her okulun ve her
öğrencinin başarılı olacağını vurguladı.
Bu yılın üniversite sınavı birincisinin Konya'daki görme engelli
Fulya Akkaya olduğunu anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Dediler ki görme engelli kızımızı eğer görme engelliler okuluna
gönderseydiniz bu başarıyı elde edemeyebilirdi. Kaynaştırma, yani
diğerleriyle fedakarlık yaparak biraz daha gayret göstermiştir ama
büyük bir başarı kazanmıştır. Akademik farklı seviyedeki insanları
bir sınıfta tutarak okulların kalitesini artıracağız. Esas gayemiz
sınavsız liselere geçişi sağlayabilmektir. Bunun için ne yapmak
lazım? Bizim bütün liselerimizi fen lisesi ayarına, sosyal bilimler
ayarına ve proje okulları ayarına çıkarmamız lazım. Bu yolda
gerçekten çok büyük mesafe katettik, bunu gururla
söyleyebilirim."
“SINAV MECBURİYETİ ORTADAN KALKTI"
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Temel Eğitimden Ortaöğretime
Geçiş (TEOG) sistemi yerine liselere geçişte uygulanacak yeni
modele ilişkin, "Yeni sistemin temel felsefesi sınava girmek isteğe
bağlı. Velilerimiz çocuklarını bu sınava ister yönlendirir isterse
de yönlendirmez. Bir liseye yerleşmek için bu sınava girmek zorunlu
değildir. Mevcut TEOG'da mutlaka sınava girmek zorundaydınız. Sınav
mecburiyeti ortadan kalktı." dedi.
Yılmaz, göreve geldiklerinde Türkiye genelinde 58 fen lisesi
olduğunu ve bu okullarda 12 bin öğrencinin eğitim gördüğünü dile
getirerek, "80 yılda 58 fen lisesiyle 12 bin öğrenciye eğitim
veriyorsunuz. Dünya Bankası'nın 2005 yılında bir raporu var. Diyor
ki 'Türkiye, çok az bir kesime nitelikli, kaliteli eğitim
vermektedir' diyor. Fen lisesi sayımız 302, öğrenci sayısı
120 binin üzerinde. 12 bindi öğrenci sayısı, 120 binin üzerine
çıkardık. 10 kattan fazla arttırdık. Hiçbir bölümde böyle bir artış
da yok." diye konuştu.
"Sınavsız liseyle ilgili bir tarih verebilir misiniz?" sorusu
üzerine Yılmaz, sınavsız liseye geçişle ilgili başarının belli bir
seviyeye gelmesi gerektiğini belirtti.
Eğitimde fırsat eşitliği konusunda çok mesafe katedildiğini ifade
eden Yılmaz, Türkiye'nin her köşesindeki gencin aynı başarıyı
gösterebilmesi, aynı eğitimi alabilmesi için çok büyük bir gayret
ve başarı gösterdiklerini anlattı.
Yılmaz, üniversite sınav sonuçlarının bu başarıyı açık bir şekilde
gösterdiğine işaret ederek, "Her bölgeden tıp fakültesine giren
var. TEOG sonuçlarına bakın. Her bölgeden birinciler var. Bitlis'te
de 51 tane birinci var, Burdur'da da 51 tane birinci var. Van'ın
Erciş'inde de 25 tane birinci var, Bitlis'in Tatvan'ında da 25
birinci var. Beyoğlu'nda 13 tane var. Yani herkes Beyoğlu'nun
Bitlis'ten daha üstün olacağını düşünür ama öyle değil. İnşallah
fırsat eşitliğinde çok mesafe aldık. Diğer okulların kalitesini
arttırdığımız zaman da sınavsız geçişi sağlayacağız." ifadesini
kullandı.
"YENİ SİSTEMİN TEMEL FELSEFESİ SINAVA GİRMEK İSTEĞE
BAĞLI"
Türkiye genelinde 17 bin 749 ortaokul, farklı türlerde olmak üzere
de 11 bin 57 lisenin olduğunu ifade eden Yılmaz, "8'inci sınıfta 1
milyon 200 bine yakın öğrencimiz var. Ülke genelinde belirlediğimiz
farklı illerdeki sınırlı sayıdaki okulumuza sadece isteyen 8. sınıf
öğrencilerimizin girebileceği bir sınav hazırladık, isteğe bağlı.
Bu liselerin ismini ve sayısını mayıs ayı gibi açıklayacağız."
dedi.
Yılmaz, öğrencilerin sınava girmeden önce hangi okulların sınavla
öğrenci alacağını öğrenebileceğini ifade ederek, "Yeni sistemin
temel felsefesi sınava girmek isteğe bağlı. Velilerimiz çocuklarını
bu sınava ister yönlendirir isterse de yönlendirmez. Bir liseye
yerleşmek için bu sınava girmek zorunlu değildir. Mevcut TEOG'da
mutlaka sınava girmek zorundaydınız. Sınav mecburiyeti ortadan
kalktı." şeklinde konuştu.
Soruların Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanacağını ifade eden
Yılmaz, şöyle konuştu:
"Sınav yerelde yapılacak ama bütün sorular merkezden Bakanlığımızca
hazırlanacak. Bu sınavı haziran ayının ilk hafta sonunda yapacağız.
Sınav sonuçlarını da kısa süre içerisinde yani haziran ayı
içerisinde ilan edeceğiz. Sınav çoktan seçmeli soruların yer
aldığı, sözel ve sayısal olmak üzere iki bölüm ve tek oturumdan
oluşacak. Sınav temel dersleri içerecek. Toplam 60 soru olacak ve
90 dakikalık bir süre verilecek. Sınavı 8'inci sınıf müfredatı
ağırlıklı olmak üzere 6, 7. ve 8. sınıf ders müfredatına ve
müfredatla amaçladığımız kazanımlara, ders kitaplarımıza uygun
şekilde yapacağız."
"LİSE SINAVLARINI ÜLKE GENELİNİ ETKİLEYEN BİR STRES UNSURU
OLMAKTAN ÇIKARDIK"
Öğrencilerin, okul müfredatından başka bir şeye ihtiyaç duymadan
sınava hazırlanabileceğini dile getiren Yılmaz, "Sınavla öğrenci
alan orta öğretim kurumlarına yerleşme amacıyla sınava giren
öğrencilerimize beş tercih sunacağız. Beş tercih, bulunduğu yere en
yakın bir tercihtir. Bir de bu sınava girenler için de beş tercih
veriyoruz. Ancak gerek bu sınava girenler, gerekse de adrese yakın
olarak kaydedilecek öğrencilerin duyurusunu aynı anda yapacağız ve
merkezi olarak yerleştireceğiz."
"Okullarımız hayatın kendisi gibi olsun" diyen Yılmaz,
öğrencilerin, liseye ilk başladığında okulla ilgili kafalarında
oluşan başarılı-başarısız algısını ortadan kaldırmayı
hedeflediklerini söyledi.
Yılmaz, farklı akademik düzeylerdeki öğrencilerin aynı sınıfta bir
arada bulunmasını eğitim bilimi açısından önemli gördüklerini ifade
ederek, "Milli Eğitim Bakanlığı olarak lise sınavlarını ülke
genelini etkileyen bir stres unsuru olmaktan çıkardık. Öğrenci ve
velilerimizin tercihleri doğrultusunda liseye geçiş uygulamasını
başlattık. Bize bu konuda birçok öneri geldi. Sonuçta bütün
akademisyenler, eğitim uzmanlarıyla bir çalışma yapıldı. En
uygununu, geleceğe yönelik olarak öğrencilerimizin en az sıkıntıyla
taşıyacağımız bir sistem olarak bunu öngördük." değerlendirmesinde
bulundu.
"VELİNİN TERCİHİNİN DIŞINDA ÖĞRENCİ HERHANGİ BİR OKULA
GÖNDERİLMEYECEK”
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, TEOG yerine liselere geçişte
uygulanacak yeni sistemde öğrencilerin velinin tercihinin dışında
herhangi bir okula gitmeyeceğini belirterek, "Biz, eğitim
bölgelerini oluştururken, o şekilde oluşturacağız ki velimizin
istediği meslek lisesi de olsun, velimizin istediği Anadolu lisesi
de olsun, velimizin istediği imam hatip lisesi de olsun.
Dolayısıyla bu eğitim bölgesi oluşturması, bu sorunu ortadan
kaldıracak." dedi.
Her öğrencinin tercih edebileceği bir lise türü olmaması halinde
öğrenciye nasıl bir tercih sunulacağı, öğrencilerin zorunlu olarak
imam hatiplere yerleştirileceğine dair iddialar gündeme getirildiği
yönündeki soru üzerine Yılmaz, eğitim bölgeleri sisteminin nasıl
oluşturulduğu ortaya çıktığında bu kaygıların yersiz olduğunun
görüleceğini ifade etti.
Yılmaz, şöyle konuştu:
"Velinin tercihinin dışında öğrencimizi herhangi bir okula
göndermeyeceğiz. Biz, eğitim bölgelerini oluştururken, o şekilde
oluşturacağız ki velimizin istediği meslek lisesi de olsun,
velimizin istediği Anadolu lisesi de olsun, velimizin istediği imam
hatip lisesi de olsun. Dolayısıyla bu eğitim bölgesi oluşturması,
bu sorunu ortadan kaldıracak. Yine eğitim bölgesi oluştururken,
ortaokul öğrenci sayımızı biliyoruz, lisemizi de biliyoruz,
ortaokul ile liseyi eşleştireceğiz. Dolayısıyla ne çok fazla ne çok
az, birbirine denk şekilde olacak. Böyle bir eksiklik ortaya
çıkmayacaktır inşallah. Yaşarken göreceğiz."
Yılmaz, "Bu sistemle büyük kentlere göçün, tercih edilen okulların
çevresinde konut fiyatlarının artacağı ve sahte adres kayıtları
olacağı, suistimal ve torpil olabilir endişeleri var. Bununla
ilgili ne gibi tedbirler alınacak?" sorusu üzerine, sahte adres
kayıtları ve konut fiyatlarına ilişkin çözüm bulunabileceğine,
kontrol mekanizmaları olduğuna vurgu yaptı.
"Birilerini ayarlayarak oturmadığım bir yerdeymiş gibi görüneceğim
örneğin. Bunun bir cezai yaptırımı olacak mı?" sorusuna karşılık da
Yılmaz, böyle bir şeyin doğru olmayacağını, uygulamada da böyle bir
şey çıkmayacağını dile getirdi.
Bakan Yılmaz, TEOG'un yerine gelecek yeni uygulamaya "Liselere
Kayıt Uygulaması" adı verildiğini bildirdi.
"ÖZEL SINAV YAPABİLİRLER"
"Muhitimizdeki okulda kapasite 70 kişi ama 100 başvuru var. 100
kişi nasıl elenip 70'i alınacak? Okul puanı, başarı ortalaması ya
da okul içinde bir değerlendirme yapılacak mı?" sorusunu İsmet
Yılmaz, "Diyelim ki bir okulda, taşınmayla da beraber 100 kişiyi
buldu. Orada da okul başarı puanını esas alacağız. Çünkü bunun hem
okuldaki dersin önemini hem okuldaki öğretmenin değerini
artıracağını düşünüyoruz. Okul başarı puanı esas alınarak okula
yerleştirme yapılacak." diye yanıtladı.
Yabancı okulların kendi isteklerine bağlı sınav yapıp
yapamayacaklarına ilişkin soruyu cevaplarken Yılmaz, "Özel sınav
yapabilirler. İsterlerse bizim sonucumuzu alırlar, isterlerse
kendileri sınav yapabilirler." ifadelerini kullandı.
"ARA SINIF ÖĞRENCİLERİ GEÇİŞ YAPAMAYACAK"
"TEOG ile geçen yıl liselere yerleşen ara sınıftaki öğrencilerin
adreslerine yakın okullara geçip geçemeyeceğine ve okulların taban
puanının kalkıp kalmadığı" şeklindeki soruya Yılmaz, şu yanıtı
verdi:
"Geçişlere müsaade etmeyeceğiz, doğru olmadığını düşünüyoruz. Her
sistem kendi artısı ve eksisiyle bir dengededir. Eğer onu bozarsak
sıkıntı olur. Dolayısıyla da bizim bundan sonra kayıtla alacağımız
öğrenciler için taban puan kalkmıştır. Adrese en yakın okula
kaydını yapacağız ama daha önce TEOG puanıyla girmiş bir öğrencinin
değişiklik yapmasına izin vermeyeceğiz."
Danıştay'ın "taban puanın altındaki bir öğrencinin bir üst okula
kaydedilemeyeceği"ne ilişkin kararını anımsatan Yılmaz, o sistemi
bozmamak gerektiğini düşündüklerini vurguladı.
"SINIF SINIF AYRIM YAPMAYI DÜŞÜNMÜYORUZ"
Yılmaz, "Yeni sistemde öğrencilerin özel öğretim kursu ya da etüd
merkezi gibi bir sisteme ihtiyaç duyacağını düşünüyor musunuz?
Adrese dayalı kayıt sistemiyle yerleştirilecek öğrencileri okul
içinde başarı düzeyine göre sınıf sınıf ayrım düşünüyor musunuz?"
sorusunu yanıtlarken şunları söyledi:
"Sınıf sınıf bir ayrım düşünmüyoruz. Çünkü bu da diğer okullarda
yaptığımızı sınıflarda yapma gibi gelir. Okullarda yapılmasının
akademik, bilimsel eğitim açısından sakıncalarını söyledik. O
sakıncayı aynı okul içerisinde 'A iyi, B negatif, C ondan daha
negatif' gibi bir algı olmasını da istemiyoruz. Hayat gibi olmasını
istiyoruz. Başarılı ile biraz daha başarılı, görece demek lazım,
hepsinin bir arada bulunmasını istiyoruz."
"TANITIM KAMPANYASI YAPACAĞIZ"
"Başbakan Yıldırım, YÖK tarafından açıklanan yeni üniversiteye
giriş sisteminin, gelen eleştiri ve öneriler ışığında gözden
geçirildiğini söyledi. Size göre de yeni sistemde revizyona ihtiyaç
duyulan noktalar var mı? YÖK'ün bu konuda sizin bilginiz dahilinde
yürüttüğü bir çalışma var mı?" sorusu üzerine Yılmaz, eğitimin bir
bütün olduğunu, ortaokul ve lisenin çok iyi ama üniversitenin kötü
olması durumunda çocukların hayata hazır hale gelemeyeceğini, aynı
şekilde tam tersi durumun da kabul edilemeyeceğini aktardı.
"YÖK tarafından daha sade, daha basit, daha anlaşılır sistemi
evlatlarımıza tanımak için bütün okullarımızda bununla ilgili
rehber öğretmenlerimizle bir tanıtım kampanyası yapacağız. YÖK
Başkanı Yekta Bey ile de görüştüm. Yekta Bey, halkımızdan gelen
görüşlerin her birisi dikkate alınaraktan halka en iyi şekilde,
onların da razı olabileceği bir sistemi ortaya koyacaklarını ifade
etti." diyen Yılmaz, sınavın öneminin mümkün olduğu kadar
azaltılması gerektiğine, bu azaldığında stresin de azalacağına
dikkati çekti.
Sınavın öneminin artması durumunda stresin de artacağının altını
çizen Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, liseden mezun olan öğrenci
sayısının 900 bin civarında, üniversite kontenjanlarının da bu
rakamın biraz üstünde olduğunu belirtti. Bakan Yılmaz, sözlerini
şöyle sürdürdü:
"Bütün öğrenci ile kontenjan hemen hemen aynı ancak üniversite
sınavına çok daha fazla insan giriyor. Bunun gerekçesi, daha önce
bir yeri kazanmış ama bir daha girenler var, daha önce kazandığı
yeri kazanmayıp bekleyenler var, bazen de ikinci okulu okumak
isteyenler var. Biz diğer bekleyenlerin problemini çözmüş olsak bir
yılda mezun olan insan kadar bir yıllık kontenjanımız var. Buradaki
problem de 'Bütün öğrenciler tıbbı seçecek veya bütün öğrenciler
bilgisayar mühendisliğini seçecek'... Bu durumda ne olur? Orada da
bir yönlendirmeyle en ideal olanı yapmak gerekli. Ama Türkiye şu
anda henüz ona hazır değil. Buna hazır olmadığından basit, sade,
yalın, anlaşılır bu sınavı yapmak durumunda şimdilik."
"ÖNERİLERE AÇIĞIZ"
Liseye geçişteki yeni uygulamada, velilerden ya da eğitim
kurumlarından gelecek öneriler ışığında bir revizyon olup
olmayacağına ilişkin Yılmaz, bütün vatandaşların, öğretmenlerin,
velilerin görüşleri alınarak uygulamanın olgunlaştırıldığını
anlattı.
Yılmaz, "Bundan sonra da herkesin görüşüne açığız. Biz kapalı
değiliz. 'Böyle olsa daha iyi olur' diyecekleri bir öneri varsa bu
öneriye açık olduğumuzu çok net şekilde belirtmek isterim."
dedi.
İsteyenlerin önerilerini Milli Eğitim Müdürlükleri, Bakanlığın
internet sayfası, Twitter adresi ve elektronik posta adresleri
üzerinden iletebileceğini aktaran Yılmaz, "Gerekirse şahsımın mail
adresi var, '[email protected]'. Milli Eğitim Bakanlığının
iletişim sistemi var, 147. Dolayısıyla 147'yi ararlarsa hangi
konuda olursa olsun, hem eğitimle ilgili sorunlarına mutlaka cevap
verilir hem de ola ki 'Bu sistemin şu noktasında böyle bir
değişiklik yapılırsa, böyle bir ekleme yapılırsa öğrencilerimize,
evlatlarımıza daha iyi olur' denildiğinde biz bunlara açığız."
açıklamasını yaptı.
Önerilerin artı ve eksilerinin değerlendirilmesi gerektiğini
belirten Yılmaz, gerçekten artıların eksilerden fazla olması
durumunda tekliflerin kabul edileceğini kaydetti.
