Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin'in çıkardığı kararname ile
Kırım Tatarlarının 73 yıl önce vatanlarından bir gece içerisinde
toplanarak tren vagonlarında Orta Asya'ya sürgün edilmesiyle
yaşanan acı, kanayan yara olmayı sürdürüyor.
Rusların Karadeniz'e çıkmakta engel olarak gördüğü Kırım yarımadası
üzerindeki emellerinden, Kırım Tatarları tarih boyunca zarar gördü.
Rus Çariçesi 2. Katerina döneminde Kırım Tatarlarına yönelik baskı
ve imha politikası, Sovyetler Birliği döneminde en acı şekilde
tekrarlandı. Kırım Tatarları üzerinde baskılar, Rusya'nın
yarımadayı üç yıl önce yasa dışı ilhak etmesi sonrası yeniden
canlandı.
Osmanlı-Rus savaşı sonunda 1774'te imzalanan Küçük Kaynarca
Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nden koparılan Kırım Hanlığı'nı
1783'te Rusya'nın işgal etmesiyle Kırım Tatarlarının zorlu günleri
başladı. Rusların politikaları sonucu Kırım Tatarları Osmanlı
Devleti'nde farklı bölgelere göç etmek zorunda kaldı.
İkinci Dünya Savaşı başladıktan bir süre sonra Sovyet Rusyası,
Kırım'ı Almanlara bırakmak zorunda kaldı. Kırım Tatarları, Sovyet
saflarında Nazi Almanyası'na karşı başarılı bir şekilde mücadele
verse de Rus komutanların "Almanlarla iş birliği" yaptıkları
yönünde suçlamalarına maruz kaldı.
Kızıl Ordu'nun Kırım'ı Almanlardan geri almasının ardından Kırım
Tatarları baskı görmeye başladı. Kırım Tatarlarının aleyhinde
hazırlanan raporlar, Sovyet yönetimine iletildi ve Kırım
Tatarlarının yurtlarından tamamen sürülmesi talep edildi.
Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin'in gizli kararnamesiyle Kırım
Tatarlarının Orta Asya'da belirli yerlere sürgün edilmesine karar
verildi. Kırım Tatarlarının sürgünü, 20 Mayıs'ta başlatılıp 1
Temmuz'da sonuçlandırılmak isteniyordu. Ancak operasyon iki gün
önceye alındı ve Kırım Tatar sürgünü 18 Mayıs 1944'te saat 03.00
sıralarında başlatıldı. Operasyonun 1 Haziran'a kadar tamamlanması
emredildi.
Yetişkin erkekler Sovyet ordusunda savaştığından geride kalan
kadınlar, çocuklar ve yaşlılar Sovyet askerleri tarafından
uyandırılarak 15 dakika içinde meydanlarda toparlandı ve tren
vagonlarına dolduruldu. 250 bine yakın Kırım Tatarı, üç gün içinde
hayvanların taşındığı vagonlarla Orta Asya'ya sürgün edildi.
Sürgüne gönderilenlerin yarısına yakını hayatını kaybetti.
Kırım Tatarları yarımadadan çıkarıldıktan sonra Türk kültürü ve
diğer toplulukların izleri silinmeye çalışıldı. Sürgünün yaşandığı
yılın sonunda Sovyet yönetimi çıkardığı kararla Kırım'daki bütün
Türkçe yer isimlerini Rusça isimlerle değiştirdi. Kırım, Stalin'in
ölümünden sonra Ukrayna'nın Rusya'ya bağlanışının yıl dönümü
nedeniyle Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne hediye edildi.
1965'ten itibaren Kırım'dan sürgün edilen Tatarlar yarımadaya
ziyaretlerini arttırdı ve Kırım'a dönmek için siyasi faaliyetlere
başladı.
Kırım Tatarlarının 1944'ten bu yana vatana dönmek için verdiği
mücadele, Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar sürdü. Sovyetler
sonrası Kırım Tatarlarının vatanı, Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk
Cumhuriyeti oldu.
Ukrayna'da Batı yanlılarının yönetimi ele geçirmesiyle Rusya
Kırım'ı 2014'te yasa dışı olarak ilhak etti. Kırım Tatarları
yeniden 2. Katerina ve Stalin döneminde olduğu gibi baskı
politikasına maruz kaldı.
Kırım Tatarları arasında potansiyel tehlike görülenler hapse atıldı
ve yarımadaya girişi yasaklandı. Kırım Tatar halkının lideri
Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Kırım Türklerinin iradesini temsil
eden Kırım Tatar Milli Meclisi'nin Başkanı Refat Çubarov'a
yarımadaya giriş yasağı konuldu.
Kırım Tatar Milli Meclisi, "aşırıcı örgüt" kapsamına alınarak
faaliyetleri yasaklandı. Meclisle doğrudan bağı olan iki bin 500
Tatar ile onlarla ilişkisi olan herkes aşırıcı örgüt üyesi durumuna
düştü.
Rus yönetiminin baskısı nedeniyle binlerce Kırım Tatarı yarımadayı
terk etmek zorunda kaldı.
Yarımadada, Kırım Tatar halkının evlerine, camilere, çocuk
yuvalarına yapılan baskınlar ve "terör örgütüne üye" olma
suçlamasıyla gözaltılar devam ediyor.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
