İsrail’in Kanal2 televizyonunda yayınlanan habere göre,
İsrail’in Doğu Kudüs’ü ve Batı Şeria’yı işgalinin 50.
yılında, İsrail-Filistin sorununun temel nedenlerinden biri
olan Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim birimlerinin
inşa ve genişletme faaliyetinin İsrail’e 20 milyar dolara mal
olduğu açıklandı.
Kanal2 televizyonun haberinde, işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı
Şeria’da yaşayan 600 bini aşkın Yahudi yerleşimcinin, 2,6 milyon
Filistin vatandaşı ile daimi bir etkileşim içinde bulunduğu
belirtilerek, sürekli bir gerilim yaşandığı ifade edildi.
İsrailli Macro Siyasi Ekonomi Araştırmaları Merkezi tarafından
Yahudi yerleşim birimleri ile ilgili yayınlanan bir raporda da
İsrail’in 1967’den bu yana Yahudi yerleşim birimlerine ne kadar
masraf yaptığına ilişkin net bir rakamın verilmeyeceği, İsrail
Maliye Bakanlığı’nın verilerinin sadece 2003-2015 yıllarında Batı
Şeria’daki yerleşim birimlerine 3,5 milyar doların yatırıldığını
ortaya koyduğu belirtildi.
Macro Siyasi Ekonomi Araştırmaları Merkezi’nin raporunda, İsrail
Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 3,5 milyar dolarlık rakamının
Doğu Kudüs’teki Yahudi yerleşim birimleri ile 2005’te boşaltılan
Gazze’deki yerleşim birimlerini ve Batı Şeria’daki yerleşim
birimlerinin yol ve alt yapı masraflarını kapsamadığına işaret
edildi.
İsrail'in 1967'de Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze ve Golan Tepeleri
ile Sina Yarımadası'nı işgal etmesiyle sonuçlanan 6 Gün Savaşı'nın
başladığı 5 Haziran, Filistinliler tarafından her yıl "Nekse"
(Toprak Kaybetme Günü) adıyla anılıyor. Filistinliler Nekse'yi,
1948'de İsrail'in bağımsızlığını ilan etmesi anlamında
kullandıkları "Nekbe'nin" (Büyük Felaket) devamı olarak
görüyor.
İsrail'in fiili işgali altında olan Batı Şeria'da 400 bin, Doğu
Kudüs'te ise 200 bini aşkın Yahudi yerleşimci bulunuyor.
Uluslararası hukuka göre, buradaki Yahudi yerleşimlerin tümü
illegal kabul ediliyor.
Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995'te imzalanan "İkinci
Oslo Anlaşması" çerçevesinde Batı Şeria, A, B ve C bölgelerine
ayrılmıştı.
Yüzde 18'i kapsayan A Bölgesi'nin yönetimi idari ve güvenlik olarak
Filistin'e, yüzde 21'lik B Bölgesi'nin idari yönetimi Filistin'e
güvenliği İsrail'e devredilirken, yüzde 61'ini kapsayan C
Bölgesi'nin idare ve güvenliği İsrail'e bırakılmıştı.
Anlaşmaya göre nihai çözüm sağlanana kadar taraflar sahadaki
gerçekliği değiştirecek adımlar atmayacaktı. Ancak İsrail Oslo
Anlaşması'nı ihlal ederek, bu bölgeye Yahudi yerleşimcileri
yerleştirmeye ve askeri karargahlar kurmaya devam etti.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
