Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında Genelkurmay
Başkanı Hulusi Akar ve Kara Kuvvetleri
Komutanı Yaşar Güler’in de bulunduğu müştekilere tanık olarak
dinlenebilmeleri için davetiye yollamıştı. Akar, mazeret bildirerek
duruşmaya katılmazken, Güler mahkemeye bildirimde bulunmamıştı.
Mahkeme 2 - 13 Nisan arasında yeni bir duruşma takvimi
belirlemişti.
İŞ YOĞUNLUĞU GEREKÇESİ
Akar ve Güler’in avukatı, müvekkillerinin iş yoğunluğu nedeniyle 2 Nisan’da yapılacak duruşmaya katılamayacaklarını belirterek, 22 Mart’ta ifade vermek için mahkemeye başvurdu. Talebi kabul eden mahkeme, sanık avukatlarına haber vermeden Akar ve Güler için ara celse açarak, ifadelerini aldı. Duruşmada Akar, Güler ve avukatı hazır bulundu. Güler, duruşmada 15 Temmuz günü yaşadıklarını anlattı. Mahkeme heyeti Güler’e ‘İzmir Casusluk’ davasıyla ilgili bir soru yöneltti. Duruşmada ‘katılan’ olarak ifade veren Akar ise sözlerine başlarken, “Ben bu hususta Cumhuriyet savcısına 18 Temmuz’da başlayıp 19 Temmuz 2016 tarihinde biten 6 sayfadan ibaret imzalı ifade vermiştim. O ifademi aynen tekrar ederim. O ifadem geçerlidir. Sanıklardan şikayetçiyim, cezalandırılmalarını istiyorum” dedi.
Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, Akar’a dokuz soru yöneltti.
Sorular ve Akar’ın yanıtları özetle şöyle:
KIŞLALARDAN ÇIKILMAMASI TALİMATINI NEDEN
VERMEDİ?
1-) (Kışlalardan çıkılmaması talimatı verilmemesi iddiası) Tarafıma ulaşan ihbarın mahiyetine göre tüm tedbirleri alınmış, ihbarın değerlendirilip gerekli tedbirlerin alınmaya başladığı saat itibarıyla kışladaki askeri personel mesaiden ayrılmış ve sadece nöbetçi personel kışlada bulunmaktaydı. Dolayısıyla ihbarın mahiyetine göre önlemlerin alınmasına başlandığı saat itibarıyla kışladan ayrılmaması şeklinde bir talimatın verilmesine gerek görülmediği gibi böyle bir talimatın da pratikte bir yararı olmayacağı izahtan varestedir.
YANINDA GÖREV YAPANLARIN FETÖ'CÜ ÇIKMASI
2-) (Genelkurmay Başkanı’nın yanında görev yapanların FETÖ’cü çıktığı iddiası) FETÖ’nün TSK yapılanmasındaki hususiyetleri özellikle gizlilik konusunda kullandığı yöntemler dikkate alındığında FETÖ mensubu olan TSK personelinin teşhisi ve tespiti her zaman mümkün olmamıştır. Maiyetimde FETÖ’cü olduğu bilinerek herhangi bir personel istihdam edilmediği gibi istihdamına da müsaade edilmemiştir. Bu hain terör örgütü yapılanması içinde olan ve şahsıma, milletime, silah arkadaşlarıma, emniyet mensubu kardeşlerime, devletin kurumlarına, Türk tarihi ve medeniyetimize bu derece zarar veren her bir kişiden ayrı ayrı şikâyetçiyim.
PANİK BUTONU
3-) (Derdest edilmesi esnasında panik butonunu kullanıp kullanmadığı)15 Temmuz kanlı darbe girişimi sadece şahsıma değil esas itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti devletine, hükümetine ve milletimize karşı yapılmıştır. Bu girişimi öğrendiğim ilk andan itibaren ülkemi ve milletimi düşünmek dışında herhangi bir düşünceyi aklımdan bile geçirmedim. Tüm mesaimi ve enerjimi kanlı darbe girişimini sonlandırmak için kullandım. Bu süreçte şahsımla ilgili herhangi bir kaygı taşımadığım gibi kendimi korumaya yönelik herhangi bir düşüncem ve girişimim olmamıştır.
TÜRK HAVA SAHASI TAMAMEN KAPATILMADI MI?
4-) (Darbe girişimi sırasında Türk hava sahasının
tamamının kapatılmadığı iddiası) Tüm Türkiye’yi
kapsayacak şekilde hava sahasının kapatılması ile ilgili emir
18.30’da verilmiş ve 19.06’da bahse konu emir ilgili şahıs ve
kuvvet harekât merkezilerine ulaşmış, 19.26 itibarıyla tüm hava
araçları için işlemler tamamlanmıştır. Bu husus kayıtlarda
mevcuttur.
ATAMAYI NET HATIRLAMIYORUM
5-) (7. Kolordu Komutanı olarak görev yaparken 16
Temmuz sabahı 2. Ordu Komutanlığı’na vekaleten atanan daha sonra
darbe suçundan ceza alan İbrahim Yılmaz’ın
atanması) 16 Temmuz günü Başbakanlığa intikalimden
sonra ülke genelinde devam eden karışıklığın sonlandırılması ile
ilgili birçok telefon görüşmesi yaptım. Bu yoğun görüşme ve
çalışmalar esnasında neyin ne olduğunun belli olmadığı, sıkıyönetim
listeleri dahil hiçbir liste ve belgeyi görmediğim bir ortamda
atamayla ilgili bana telefonla böyle bir teklifin gelip gelmediğini
net olarak hatırlamıyorum.
6-) (Akın Öztürk’ü darbe gecesi Akıncı Hava Üssü’ne
çağırıp çağırmadığı, darbenin başına geçmesi konusunda kendisini
iknaya çalışıp çalışmadığı, Öztürk’e darbecilerin ikna edilmesi
konusunda bir talimatı olup olmadığı) Savcılık
ifademde belirttiğime ilave edeceğim herhangi bir husus
yoktur.
7-) (Sanık Mehmet Dişli’nin o gün planlı bir sunumu
olduğu ve darbeye ilişkin söylemi elindeki kartlardan okuduğu, uçak
ve silah sesleri gelince komutanın güvenli bir yere alınmasını
önerdiği ve komutanla darbe girişimi daha fazla büyümeden planlama
yaptıkları yönündeki iddialar)Savcılık ifademde de TBMM
Araştırma Komisyonu Başkanlığı’na 29 Mayıs 2017 tarihinde verdiğim
cevaplarda belirttiklerime ilave edeceğim bir husus
bulunmamaktadır.
8-) (Akar’ın derdest edilmesi sırasında dönemin
Genelkurmay Başkanlığı emir subayı yardımcısı Serdar Tekin’in, emir
subayı yarbay Levent Türkkan’a ‘Komutanım ne yapıyorsunuz” dediği,
Türkkan’ın da ‘Çekil, bak sana sıkarım’ ifadesini kullandığı
iddiası) Savcılık ifademde belirttiklerimin haricinde
Serdar Tekin ve Levent Türkkan hakkında geçen bir konuşma
hatırlamıyorum.
9-) (FETÖ’cü olmakla suçlanan Hüseyin Hakan Öcal’a
2016 yılı haziran ayında ‘Ramazan, ağustos ayında ayrılıyor. Seni
Genelkurmay Özel Kalem Müdürlüğü’ne atıyorum’ dediği ve kendisini
derdest eden ekipte yer alan Ahmet Yıldız’ı ismen Genelkurmay Özel
Kalemi’ne atadığı iddiası) TSK’daki atama esas ve
usulleri dikkate alındığında böyle bir uygulama mümkün
değildir.”
SAVCILIKTA NE DEMİŞTİ?
Bir ara Akın Öztürk yanıma geldi, üzerinde tişört ve pantolon
vardı. Yanında eşi olduğu şekilde Kara Kuvvetleri Komutanı’yla
İzmir’den geldiğini, lojmanda oturan kızının evindeyken Abidin
Ünal’ın aramasıyla üsten birilerinin uçaklar kaldırdığını ve bu
hususa göz kulak olması gerektiğini belirttiği için geldiğini
anlattı.
Muhtemelen saat 21.00’ e doğru arkam kapıya dönük şekilde toplantı
masasında çalışırken kapı çaldı. Mehmet Dişli’nin geldiğini gördüm.
‘Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar
yola çıktı’ gibi şeyler söyledi. Hiddetle ‘Ne diyorsun ulan sen,
manyak mısın, sakın ha’ diye bağırdım. Hiddetli karşı çıkmama
rağmen sinirlerine hâkim olmaya çalışıyordu ve sakin görünerek
‘Komutanım bu iş bitti ve herkes yola çıktı’ anlamında şeyler
söylüyordu.
(Eski emir subayı yardımcısı Serdar Tekin’in
iddiaları) Bir ara Dişli, dışarıya doğru
hareketlendi, gayri ihtiyari yönümü kapıya döndüğümde Serdar
yüzbaşı, Abdullah astsubay ve Levent yarbayı gördüm. Özel Kuvvetler
Komutanlığı’ndan olduğunu değerlendirdiğim personel dikkatimi
çekti. Odaya girmeye kalkıştıklarını fark edince ayağa kalktım.
Birisi beni iterek sandalyeye oturmamı sağladı ve başkası arkadan
el havlusu tarzında bir şeyle ağzımı ve burnumu kapatarak nefes
almamı engelledi. (…) Levent Türkkan’ın tabanca ile ‘komutanım
sakin olun, vururum, sıkarım ‘ gibi şeyler söylediğini işittim. Bir
iki adım atıp kendisine ‘Sık ulan’ diye bağırdım. (…) Bir müddet
sonra lavaboya gitmek istediğimi söyledim. Benimle birlikte
geldiklerini görünce terbiyesizler, ahlaksızlar diye bağırdım.
Abdullah astsubay ve Serdar yüzbaşı hiç etrafımdan ayrılmıyorlardı.
Sürekli gözetim altında tutuyorlardı.
