AjansHaber Gündem Yeni sömürgecilik artık toprakla değil algoritmayla kuruluyor

Yeni sömürgecilik artık toprakla değil algoritmayla kuruluyor

Dijital çağın görünmeyen hakimiyeti veri, algoritma ve platform gücü küresel yeni düzeni şekillendiriyor.

Editör

Sömürgecilik artık yalnızca askeri işgaller, sınırlar ya da doğal kaynaklar üzerinden tanımlanmıyor. Uzmanlara göre yeni dönemin güç mücadeleleri veri akışları, yapay zeka sistemleri, dijital platformlar ve algoritmalar üzerinden yürütülüyor. “Teknokolonyalizm” olarak tanımlanan bu yeni süreçte, küresel teknoloji şirketlerinin yalnızca ekonomiyi değil kültürel davranışları, bilgi dolaşımını ve toplumsal algıyı da yönlendirdiği değerlendiriliyor.

İstanbul’da 11-12 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek olan World Decolonization Forum 2026 kapsamında gündeme taşınan “Technocolonialism: Knowledge, Power and AlgorithmicDomination” başlıklı oturumlar, dijital çağın yeni hegemonya tartışmalarını uluslararası akademi ve medya çevrelerinin odağına taşınacak.  

Forumun resmi metinlerinde, yapay zeka, veri altyapıları ve küresel dijital platformların mevcut güç ilişkilerini yeniden ürettiği belirtilirken “bilginin sömürgeleştirilmesi”, “algoritmik tahakküm” ve “epistemik bağımlılık” kavramlarına dikkat çekiliyor.  

“Algoritmalar yalnızca analiz etmiyor, davranışı yeniden üretiyor”

Uzmanlara göre sosyal medya algoritmaları artık kullanıcı tercihlerini yalnızca ölçen sistemler değil aynı zamanda davranış biçimlerini şekillendiren mekanizmalar haline geldi.

Özellikle kısa video platformları, öneri sistemleri ve kişiselleştirilmiş içerik akışlarının tüketim alışkanlıklarından estetik anlayışına, siyasi kutuplaşmadan kültürel yönelimlere kadar geniş bir etki alanı oluşturduğu ifade ediliyor.

Dijital platformların “dikkat ekonomisi” üzerine kurulu yapısının, kullanıcıları daha uzun süre çevrim içi tutmaya odaklandığı bunun da toplumsal refleksleri ve gündem algısını etkilediği belirtiliyor.

Uzman değerlendirmelerinde, “algoritmik yönlendirme”, “platform kapitalizmi” ve “veri emperyalizmi” kavramları yeni medya düzeninin temel unsurları arasında gösteriliyor.

UNESCO’dan yapay zeka uyarısı

UNESCO tarafından yayımlanan “Recommendation on the Ethics of Artificial Intelligence” başlıklı küresel etik çerçevede, yapay zeka sistemlerinin mevcut eşitsizlikleri derinleştirebileceği uyarısında bulunuluyor. Belgede özellikle veri yönetimi, kültürel çeşitlilik, dil temsili ve insan hakları konuları öne çıkıyor.  

UNESCO’nun değerlendirmelerinde, yapay zeka modellerinin büyük bölümünün İngilizce merkezli veri havuzlarıyla eğitildiği bunun da farklı kültürlerin ve dillerin sistem içinde sınırlı temsil edilmesine yol açabileceği vurgulanıyor.  

Kuruluş ayrıca, algoritmik sistemlerin şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan denetimi ilkeleri çerçevesinde geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.  

“Kültürel hegemonya artık dijital platformlar üzerinden kuruluyor”

Akademik çalışmalarda dijital platformların yalnızca iletişim aracı olmadığı aynı zamanda kültürel normları şekillendiren küresel aktörlere dönüştüğü ifade ediliyor.

Oxford Internet Institute ve uluslararası medya araştırmalarında “digital colonialism” kavramı veri kontrolü, platform bağımlılığı ve dijital altyapı hakimiyeti üzerinden ele alınıyor.

Uzmanlara göre bugün;

• TikTok trend kültürü,

• Instagram’daki güzellik standartları,

• Netflix’in küresel içerik dili,

• YouTube’un öneri algoritmaları,

• Yapay zeka sistemlerinin Batı merkezli veri yapısı

yeni dönemin kültürel yönlendirme araçları arasında gösteriliyor.

Araştırmalarda, dijital platformların kullanıcı davranışlarını analiz ederek kültürel eğilimleri yeniden üretebildiği ve küresel ölçekte ortak tüketim alışkanlıkları oluşturduğu değerlendiriliyor.

“Veri yeni petrol değil, yeni egemenlik alanı”

Yeni medya araştırmacıları, günümüzde stratejik gücün yalnızca enerji ya da askeri kapasiteyle değil veri kontrolüyle de ölçüldüğünü belirtiyor.

Uzmanlara göre teknoloji şirketleri kullanıcıların;

• tüketim alışkanlıklarını,

• siyasi eğilimlerini,

• psikolojik reflekslerini,

• kültürel tercihlerini,

• sosyal ilişkilerini

işleyerek büyük ölçekli davranış haritaları oluşturuyor.

Bu durumun devletler kadar küresel teknoloji şirketlerini de uluslararası güç denkleminde belirleyici aktör haline getirdiği ifade ediliyor.

Türkiye’de “dijital hegemonya” çalışmaları

Türkiye’de akademik çevreler ve medya araştırma kuruluşları da son yıllarda “algoritma kültürü”, “küresel medya düzeni”, “veri güvenliği” ve “dijital hegemonya” başlıklarında çalışmalar yürütüyor.

Özellikle yerli dijital platformlar, veri güvenliği politikaları ve yapay zeka regülasyonları konusundaki tartışmaların önümüzdeki dönemde daha da yoğunlaşması bekleniyor.

Yeni çağın temel sorusu artık yalnızca “toprağı kim yönetiyor?” değil “veriyi kim kontrol ediyor?” sorusu etrafında şekilleniyor. Çünkü dijital çağda güç, sınırların ötesinde algoritmalar üzerinden kuruluyor. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız