Anadolu Ajansı (AA) ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) iş birliğinde, “Türkiye’nin Katılım Finans Vizyonu: Sürdürülebilir Büyüme, Dijital Dönüşüm ve Yeni Yatırım Modelleri” temasıyla İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Oditoryumu’nda gerçekleştirilen zirvede konuşan Yılmaz, katılım finansın küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığını belirtti.
Zirvenin Türkiye’nin finans vizyonuna önemli katkılar sunacağını ifade eden Yılmaz, medya ve iletişim boyutunun da bu süreçte kritik rol oynadığını dile getirdi.
“Daha adaletli bir dünya finans sistemini de kapsıyor”
Küresel finans sistemindeki kırılganlıklara dikkati çeken Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha adil bir dünya mümkün” yaklaşımını hatırlatarak finansal kapsayıcılığın önemine işaret etti.
Yılmaz, finansal imkanların belli kesimlerin erişiminde olduğu bir yapının adil olmayacağını vurgulayarak şunları kaydetti:
“Daha adaletli dünya derken, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ derken sadece Birleşmiş Milletler’deki bir reformu kastetmiyoruz. Güvenlik Konseyi’nin yapısının daha demokratik, daha kapsayıcı hale gelmesi elbette önemli ama daha adaletli bir dünya derken daha geniş bir kavramdan bahsediyoruz.”
Dünya ekonomisindeki dağılımın daha dengeli hale gelmesi gerektiğini belirten Yılmaz, 2008 finans krizinin ardından finansal sistemin eski dengesine tam anlamıyla dönemediğini söyledi.
Katılım finansın kriz sonrası dönemde güç kazandığını belirten Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
“İşin özü olarak da şunu görüyorum, gerçeklikten uzaklaşan bir finansal sistem, eninde sonunda balonlar oluşturmaya, patlamaya ve büyük yıkımlar meydana getirmeye müsait bir sistem. Dolayısıyla katılım finans dediğimiz, faizsiz finans dediğimiz sistemler, varlığa dayalı finansal sistemler karşısında giderek güç kazandı.”
“İstanbul’u yatırım ve reel ekonomi arasında köprü haline getiriyoruz”
Finans sektörü ile reel sektörün birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğunun altını çizen Yılmaz, sürdürülebilir büyümenin ancak bu iki alanın eş güdümüyle mümkün olacağını söyledi.
Türkiye’nin finans vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin güçlü finansal altyapısı, dinamik nüfusu ve coğrafi konumundan kaynaklanan potansiyelini daha ileri taşımak amacıyla, İstanbul’u bir finans merkezi olmanın ötesinde, yatırım, finans ve reel ekonomi arasında bağ kuran bir merkez olarak konumlandırıyoruz.”
“Katılım finans küresel ölçekte büyüyor”
Katılım finansın yalnızca belirli bölgelerle sınırlı bir model olmaktan çıktığını belirten Yılmaz, sektörün dünya genelinde hızlı büyüme kaydettiğini ifade etti.
Katılım finansın temel yaklaşımına değinen Yılmaz, şunları söyledi:
“Katılım finans, riskin adil paylaşımını esas alan, üretimi destekleyen ve reel ekonomiye doğrudan katkı sunan yapısıyla, ekonomik faaliyetleri toplumsal fayda ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde değerlendiren bir anlayışı temsil etmektedir. Nitekim bugün katılım finans, belirli bölgelerle sınırlı bir uygulama olmaktan çıkmış, küresel ölçekte hızla büyüyen bir alan haline gelmiştir.”
Körfez ülkeleri başta olmak üzere İngiltere, Lüksemburg, Hong Kong ve Singapur gibi önemli finans merkezlerinde de katılım finans altyapılarının geliştirildiğini aktaran Yılmaz, küresel İslami finans varlıklarının 2024 itibarıyla 6 trilyon dolara ulaştığını, 2029’da ise 9,7 trilyon dolara yükselmesinin beklendiğini bildirdi.
“Türkiye İslami finans varlığında dünyada 9’uncu sırada”
Türkiye’nin katılım finans alanındaki konumuna ilişkin verileri paylaşan Yılmaz, sektörün son yıllarda dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakaladığını söyledi.
Yılmaz, şu bilgileri verdi:
“Yaklaşık 127 milyar dolarlık İslami finans varlığı ile ülkemiz dünyada 9’uncu sırada yer almaktadır. Katılım finans, Türkiye’de 1984 yılında faaliyete başladığı günden bu yana sürekli gelişim seyri içinde olmuştur. 2026 yılı mart ayı itibarıyla, 3’ü dijital finans kuruluşu olmak üzere 10 katılım finans kuruluşunun faaliyet gösterdiği sektörün aktif büyüklüğü 4,7 trilyon liraya ulaşmıştır.”
Katılım finansın bankacılık sektöründeki payının da yükseldiğini belirten Yılmaz, 2005’te yüzde 2,4 olan payın bugün yüzde 9,5 seviyesine çıktığını kaydetti.
Kira sertifikalarında 417 milyar liralık finansman
Katılım bankacılığının kredi büyüklüğünün 2 trilyon liraya ulaştığını belirten Yılmaz, sektördeki sermaye yeterlilik oranının yüzde 17,8 ile sektör ortalamasının üzerinde bulunduğunu ifade etti.
Katılım esaslı yatırım ürünlerinin spekülasyondan uzak yapısıyla öne çıktığını söyleyen Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
“Katılım finans ilkelerine uygun olarak geliştirilen, somut varlıklara dayanan ve faizsizlik prensibine uygun olan katılım esaslı yatırım ürünleri, yatırımcılarını spekülasyondan korurken aynı zamanda adil ve makul bir getiriye erişimlerini mümkün kılmaktadır.”
Yılmaz, 2026 Nisan itibarıyla yaklaşık 1,8 trilyon liralık iç finansmanın 417 milyar liralık bölümünün kira sertifikalarıyla karşılandığını belirterek, “Toplam iç finansman içindeki kira sertifikalarının payı yaklaşık yüzde 23 olmuştur.” dedi.
“Yeni teşvik paketiyle sermaye girişini hızlandıracağız”
TBMM’de görüşülen vergi düzenlemelerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Yılmaz, Türkiye’nin yeni dönemde yatırım çekme kapasitesini artıracak adımlar attığını söyledi.
Yeni ekonomik çerçevenin yatırımcı dostu bir anlayışla hazırlandığını ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:
“Kurumlar vergisinin düşürüldüğü, dışarıdan gelen sermayenin çok daha kolay bir şekilde ülkemize kazandırıldığı yeni bir çerçeve oluşturuyoruz. Bunu bürokratik işlemleri kolaylaştırma anlayışımızla da bütünleştiriyoruz.”
Tek Durak Ofisi modelinin İstanbul Finans Merkezi’nde bu ay hizmete alınacağını açıklayan Yılmaz, sistemin ilerleyen süreçte Türkiye geneline yayılacağını bildirdi.
“Türkiye güvenli liman olmaya devam edecek”
Küresel belirsizlik ortamında Türkiye’nin istikrarlı yapısıyla öne çıktığını belirten Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye emin bir ülke, güvenli bir liman, istikrarlı, öngörülebilir politikalar izleyen bir ülke olarak daha fazla sermayeyi, daha fazla nitelikli insan gücünü ve karar alma merkezlerini cezbetmeye devam edecek. Katılım finans da inanıyorum ki ayrıcalıklı ve güçlü şekilde bu etkilerin hissedildiği bir alan olacak.”
Katılım Finans Strateji Belgesi hazırlanıyor
2026-2029 dönemini kapsayan Katılım Finans Strateji Belgesi üzerinde çalışmaların sürdüğünü belirten Yılmaz, yeni dönemde sektöre yönelik yapısal dönüşümlerin hız kazanacağını söyledi.
Yılmaz, söz konusu belgeyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Katılım finansın potansiyeline uygun şekilde gelişimini desteklemek amacıyla 2026-2029 dönemini kapsayan Katılım Finans Strateji Belgesi hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz, tamamlandığında bunu kamuoyumuzla paylaşacağız. Bu belgeyle sektörün yapısal ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi ve daha güçlü bir ekosistem oluşturmayı hedefliyoruz.”
“İstanbul Finans Merkezi kaldıraç rolü üstlenecek”
İstanbul Finans Merkezi’nin Türkiye’nin küresel finans vizyonundaki kritik rolüne dikkati çeken Yılmaz, merkezin katılım finans alanında bölgesel liderlik açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Yılmaz, son olarak katılım finans alanında yeni dönemde kurumsal kapasitenin güçlendirileceğini ve İstanbul Finans Merkezi odaklı stratejilerin sürdürüleceğini vurguladı:
“Tam bu noktada bir finansal kümelenme projesi olmanın çok ötesinde Türkiye Yüzyılı’nın finans vizyonunun somut bir ifadesi olan İstanbul Finans Merkezi, Türkiye’nin katılım finans alanında bölgesel ve küresel bir lider olmasında kaldıraç rolü görecektir. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla katılım finansın sunduğu imkanları daha etkin şekilde değerlendirmeye, bu alanda kurumsal yapıyı daha da güçlendirmeye ve İstanbul’u küresel ölçekte öne çıkan bir katılım finans merkezi haline getirme yönünde kararlılıkla politikalarımızı sürdüreceğiz.”