Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gazeteci ve yazarlarla iftar programında önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan konuşmasına, vefat etmiş gazetecileri anarak başladı:
“Sizlerle birlikte yalnızca doğru haberin değil, doğrunun da peşinde koşan basın mensuplarımızın Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyorum. Tüm gazetecilerimizin, yazarlarımızın Ramazan Bayramı’nı da şimdiden tebrik ediyorum. Bu sabah vefat eden Sabah gazetesinin kıdemli muhabiri ve editörü Murat Keklikçi'yi ve basınımıza önemli değerler katan fakat ne yazık ki aramızda olmayan gazetecilere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bilhassa İsrail'in Gazze'deki soykırımını dünyaya duyurmaya çalışırken şehit düşen 275 kahraman gazeteciyi kemal-i hürmetle anıyorum.”
Erdoğan, gazeteciler ve yazarların toplumun hafızasını teşkil ettiğini belirterek, “Gerektiğinde eleştirerek, gerektiğinde sorgulayarak, gerektiğinde ise takdir ve teşvik ederek hayati bir kamu hizmetini yerine getiriyorsunuz. Tüm bunların yanında çağımızın baş belasına dönüşen dezenformasyonla da mücadele ediyor, haberin kaynağına iniyor, en objektif ve güvenilir bilgiyi milletimize aktarmak için hassasiyetle hareket ediyorsunuz.” dedi.
Erdoğan, “Kimi zaman savaş ve sıcak çatışmaların göbeğinde, kimi zaman kriz ve afet döneminde, toplumun doğru ve teyit edilmiş haberlere erişebilmesi adına canınızı ortaya koyuyorsunuz. Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına yürekten teşekkür ediyor. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.” ifadelerini kullandı.
“Bilgi üretimi ve enformasyon akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemde yaşıyoruz”
Güçlü bir toplum yapısının ancak sağlıklı bir bilgi akışıyla mümkün olduğunu dile getiren Erdoğan, “Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hale geldiği bir medya düzeninde gazetecilik toplum için adeta pusula işlevi görür. Hakikatin izini süren basın emekçilerimizin taşıdığı yük son derece mühim ve kritiktir. Sizler çok daha yakından tecrübe ediyorsunuz; bilgi üretimi ve enformasyon akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemde yaşıyoruz. Ancak bu hız taraflı, yapay ve maksatlı içeriklerin de yayılmasını kolaylaştırıyor. Teyit mekanizmasının sağlıklı işlemesinin tıkanmasına neden oluyor.” dedi.

“İletişim Başkanlığımız ve diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz”
İletişim Başkanlığının dezenformasyonla mücadele çalışmalarına değinen ve doğru bilginin kitlelere sağlıklı bir şekilde aktarılmasının önemine dikkat çeken Erdoğan, “Bu sorun sadece ülkemizin değil tüm dünyanın yüzleştiği, çözüm aradığı bir tehdit haline dönüşmüş durumda. Bizler devlet olarak gerek İletişim Başkanlığımız, gerek diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında sizlere önemli görevler düşüyor. Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz, bunların etkisi sınırlıdır, oysa bir kelimenin, bir yazının, düşüncenin nereye varacağının sınırı belirsizdir.” açıklamasında bulundu.
“İsrail’in keyfi sebeplerle Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’yı 17 gündür ibadete kapalı tutuyor”
İsrail’in keyfi sebeplerle Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’yı 17 gündür ibadete kapalı tutmasına tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından inşa edilen küresel sistemin tarihi bir kırılma yaşadığını hatırlatarak, “Eline güç geçmiş, kendini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke, bölgeyi adım adım felakete sürüklemektedir.” dedi. Gazze ile başlayan, ardından Yemen ve Lübnan’a uzanan ve son olarak İran’ı hedef alan saldırıların amacının yalnızca güvenlik olmadığının herkes tarafından bilindiğini vurguladı.
“İsrail bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir”
Erdoğan, saldırılarla eş zamanlı olarak “vaat edilmiş topraklar” hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar çeşit çeşit garabetin gündeme getirilmesinin tesadüf olmadığını belirterek, “Eline güç geçmiş, kendini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke bölgeyi adım adım felakete sürüklemektedir. Bu barbarlığın, bu cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir.” dedi.
Erdoğan, kıdemli gazetecilerin kendilerini mentör gibi görmesini gerektiğini vurgulayarak, “Dünya söz ve etki sahibi ülke olduğumuzun bilinciyle ufkumuzu genişletmeli, sınırlarımızın ötesini belirlemeli, takip edilen gazetelere, gazetecilere ve televizyonlara sahip olmalıyız. Kıdemli gazetecilerimizin kurum ve kendilerini bu noktada eğitmen ve mentör olarak görmeleri gerektiğine inanıyorum. Geniş coğrafyamızın fikri hür, kalemi özgür, vicdanlı, milletin değerlerinden beslenen gazetecilere ihtiyacı var. Bunları da yetiştirecek olanlar sizlersiniz. Ortaya koyacağınız çabalarda daima yanınızda olacağımızı bilmenizi istiyorum.” açıklamalarında bulundu.
“Hükümetler kurup, hükümetler deviren medya baronları eski Türkiye’de kaldı”
İnsanların doğru bilgiye rahatlıkla ulaşabildiği, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği güçlü bir medyanın herkes için hayati önemde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uzun yıllar bu atmosferin özlemini çektiğini ifade etti. Eski Türkiye’de, televizyon ekranlarının, gazete köşelerinin, dergi sayfalarının tek tipçi, tek sesli, üstenci zihniyete mahkum kaldığını vurgulayan Erdoğan, farklı seslerin susturulduğunu, halkın tarafsız haber alma hakkının engellendiğini ve medya organlarının toplum ile siyaset mühendisliğinin bir aparatı olarak hoyratça kullanıldığını söyledi.
Artık bu anlayışın mazide kaldığını dile getiren Erdoğan konuşmasını, “Hükümetler kurup hükümetler deviren medya baronları eski Türkiye'de kaldı. Millete parmak sallayan, milli iradeye ve siyaset kurumuna ayar veren medya düzeni artık geride kaldı. Kalemini ve köşesini antidemokratik güç odaklarına kiralayan silahşörler artık geride kaldı.” sözleriyle noktaladı.
