Gelişmeleri ilk günden itibaren yakından takip eden herkesin
birinci gündeminde "Kaşıkçı'nın cesedi nerede?" sorusu yer
alıyor.
Kaşıkçı'nın ölümüne dair Suudilerden gelen açıklamalar, olayın
nasıl geliştiğine ışık tutmazken, cesedin şu an nerede olduğuna
dair de herhangi bir cevap barındırmıyor.
Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayıyla ilgilenen aktivistler, yazarlar
ve gazeteciler, Kaşıkçı'nın cesedinin nerede olduğunu bilmek
istiyor.
Amerikan Newyork Times gazetesi yazarı Roger Cohen, öldürülme
haberinin ardından kaleme aldığı yazısında, alaycı üslupla ölüm
olayına ilişkin "Kavgada elle boğularak mı?" öldürüldü sorusunu
soruyor.
Cohen yazısında, "Kaşıkçı'yla görüşmek için 15 kişi mi gönderildi? Onların birinde testere mi vardı? Kaşıkçı Başkonsolosluktan 17 gün sonra mı çıktı?" şeklinde sorular da soruyor.
"HİKAYE YAZMALARI İÇİN Mİ YOLLANDI?"
Cohen, Suudilerin hikayeyi yeniden kurguladığına ilişkin
düşüncesini ise, "ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Riyad'a daha
kabul edilebilir bir hikaye yazmaları için yollandıysa, bu görevin
başarısızlıkla sonuçlandığı müjdesini vermek gerek" şeklinde ifade
ediyor.
Öte yandan Nobel Barış ödülü sahibi Yemenli aktivist Tevekkul
Karman ise, Suudi Arabistan İstihbarat Başkan Yardımcısı Ahmed
Asiri ile Kraliyet Divanı Müsteşarı Suud bin Abdullah
el-Kahtani'nin, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı "suikastını
skandalsız bir şekilde tamamlamada başarısız oldukları için
görevden alındıkları" yorumunu yaptı.
Adı geçen iki şahsiyetin görevden alınmalarının ardından Kral Selman bin Abdulaziz, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başkanlığında kurulacak yeni bir komisyonla ülkenin genel istihbarat teşkilatının yeniden yapılandırılması emrini verdi.
"BİN CEMAL ÇIKACAK"
Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) tanınan akademisyen ve
siyasi yorumcu Abdulhalik Abdullah, Twitter hesabından yaptığı
açıklamada şunları kaydetti:
"Özgürlük yolunun yoldaşına Allah rahmet etsin. Bugün benim,
Kaşıkçı'nın arkadaşları ve dünyanın tüm özgür insanları için çok
hüzün verici bir gün. Hak sözü cesaretle söylemek için kim öne
çıktıysa, özgürlük mücadelesine giriştiyse bunun bedelini ağır
ödüyor. Dostum, senin yokluğunda da özgürlük yürüyüşü devam edecek.
Cemal'in yokluğunun ardından özgürlük meşalesini eline alacak bin
Cemal çıkacaktır."
Mısırlı düşünür ve akademisyen Seyfeddin Abdulfettah ise, Kaşıkçı olayına ilişkin Suudi Arabistan'ın tavrını eleştirerek, "Suudi Arabistan, Kaşıkçı'nın öldürülüşünü defalarca niye inkar etti? Adamın cesedi nerede? Kayboluşundan iki hafta sonraki bir zamana dek ölümüne neden olan 'Kavga hikayesi' niye gecikti?" sorusunu yöneltti.
Yine Mısırlı ünlü aktivist Vail Guneym de "Yeryüzünün her yerinde insanlığa inananların birçoğunun akıllarında ve kalbinde düşünce şehidi Kaşıkçı'nın anısı yaşayacak." ifadesini kullandı.
"MEDİNE'YE DEFNEDİLMEYİ VASİYET ETMİŞTİ"
Guneym, Kaşıkçı'yı asil bir mücadele insanı olarak tanıdığını belirterek, Suudi Krallığı'ndaki akil adamların, bu vahşi suça katılan, planlayan ve onaylayan üst düzey olduğuna bakılmaksızın her kim varsa cezalandırılmasının önemini kavramalarını temenni etti.
Suriyeli gazeteci Musa Ömer ise Kaşıkçı'nın cesedinin nerede
olduğunu sorarak, Kaşıkçı'nın Medine'ye defnedilme vasiyetinin
olduğunu hatırlattı.
Lübnanlı gazeteci Necla Ebu Mera da benzer ifadelerle, "Kavga
sonucu vefat ettiyse cesedi nerede?" diye sorarak açıklamanın
ciddiyetsizliğine işaret etti.
Yemenli gazeteci Hamdi el-Bekkari, Twitter'da "Herkesin merak
ettiği, 'Cesedi nerede?' sorusuna cevap istiyoruz" ifadelerini
paylaştı.
Kaşıkçı'nın cesedinin nerede olduğuna dair cevabın zorunlu olarak verilmesi gerektiği konusunda hemfikir yorumculardan Bahreynli gazeteci Nezihe Said ise, adaletin tesisi için Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in Kaşıkçı'nın öldürülmesinin ardından Suudi yetkilileri görevden almasının yeterli olmadığını vurguladı.
