Özellikle batılı ülkelerin Ayasofya konusundaki eleştirilerine
değinen İletişim Başkanı Fahrettin Altun, "Mülteci botu batıran,
ülkeleri yalanlarla işgal eden, terör örgütleriyle iş gören,
darbecilere destek ve meşruiyet sağlayan, yüz binlerce mülteci
çocuğu kaybeden, İslam düşmanlığını politika haline getiren
kesimlerin, tarihten bu yana her dinin her inancın özgür olarak
yaşandığı ülkemize söyleyecek tek bir sözü dahi yoktur." dedi. 15
Temmuz darbe girişiminin 4'üncü yılı yurt genelindeki çeşitli
etkinliklerle anılacak. İletişim Başkanlığı tarafından organize
edilen etkinlikler, pandemi nedeniyle çoğunlukla dijital
platformlarda gerçekleşecek. İletişim Başkanı Fahrettin Altun, hem
bu etkinlikleri hem 15 Temmuz gecesini hem de FETÖ'ye karşı verilen
mücadeleyi anlattı. 15 Temmuz bağımsızlık sembolü
4. yılında 15 Temmuz'u nasıl değerlendiriyorsunuz? Genel
bir değerlendirme yaparsanız ne söylemek istersiniz? 15
Temmuz milletimizin, lideriyle birlikte, bağımsızlık için, vatan
için, onuru ve şerefi için canını ortaya koyarak yazdığı bu
toprakların en değerli destanlarından, bağımsızlık deyince akla
gelen sembollerden biridir. Şaşkınlığı, hüznü ve zaferi bir gecede,
millet olarak birbirimize kenetlenerek yaşadığımız zamanın adıdır.
Sadece bir darbe girişimi değil, aynı zamanda bir işgal
girişimidir. İrademizi her yönüyle teslim almak için gelmişlerdi.
Zaten milyonlarca insan bunun bilincinde olarak ölüme meydan okudu
o gece. Peki o gece yaşananlardan sonra ne
değişti? Çok açık ki gerek Türkiye içinde gerekse de
dışarıda çok şey değişti. Küresel güçlerin Türkiye'ye karşı bakış
açılarının lehimize değiştiğini hepimiz çok net
gözlemleyebiliyoruz. Milletiyle, seçtiği lideriyle Türkiye'nin
yekvücut olduğunu gördüler ve bu durum 15 Temmuz sonrasında çok
şeyi belirledi. Türkiye'nin daha güçlü adımlar atmasını
kolaylaştırdı. Uluslararası alandaki her politikamızın arkasında 80
milyon insanın olduğunu öğrendiler. Terör örgütleri ve
onları kullanan güçlere nasıl bir mesaj verdik o gece?
Milletimizin siyasal bilinci ve ferasetini hafife almaya
kalkanlara, bu millet ülkesine ve liderine sahip çıkmaz diye hesap
yapanlara ve bunun üzerinden strateji belirleyenlere çok açık bir
mesaj verdik. Kimse artık bu milleti ne darbeyle ne terörle ne de
vesayetçi yapılarla esaret altına alma girişimlerine cesaret
edemeyecek. Masal ya da efsane değil. Geldiler, göreceklerini
gördüler ve kaybettiler. Bu gerçeklik her zaman karşılarında
olacak. "Onlar kaçacak, biz kovalayacağız"
FETÖ ile mücadelede ne durumdayız? Darbecilerin ve
diğer örgüt elemanlarının adalet önünde hesap vermeleri, en ağır
şekilde ceza almaları sağlandı. Bunu sağlayabilecek çok az devlet
vardır bugün dünyada. FETÖ ile mücadele bugün en temelde
uluslararası bir mücadeleye dönüşmüştür. Türkiye, küresel bir aktör
halini aldıkça FETÖ ile mücadelemiz dünyanın her yerinde daha güçlü
bir şekilde gerçekleşiyor. Hep söyledik. Onlar kaçacak biz
kovalayacağız. Ve yakalayacağız. FETÖ'nün birçok sözde yöneticisini
yurtdışından kıskıvrak aldı geldi devletimiz. Onlara rahat
vermeyeceğiz. 15 Temmuz'un, şehitlerimizin, gazilerimizin hesabını
soracağız. Bizleri itibar suikastlarıyla, tehditlerle, kumpaslarla
yıldıramadılar ve yıldıramayacaklar. "15 Temmuz için birçok
çalışma yürütülüyor" 15 Temmuz anma etkinlikleri
son iki yıldır İletişim Başkanlığı tarafından gerçekleştiriliyor.
Bu yıl nasıl bir program olacak? Sayın Cumhurbaşkanımız
tarafından 2019 yılı başında yayınlanan bir genelgeyle yurtiçindeki
ve yurtdışındaki tüm 15 Temmuz etkinliklerinin koordinasyon ve
kolaylaştırıcılık görevi Başkanlığımıza verildi. Geçtiğimiz yıl,
kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum
kuruluşları ile birlikte ilk defa bu süreci yürüttük. 15 Temmuz
ruhunu hakkıyla yaşatmak, idrak etmek ve geleceğe de aktarabilmek
için birçok çalışma yürütülüyor. Teröristlerle
mücadele Altun, 15 Temmuz sonrası sadece FETÖ değil
PKK/YPG ile de önemli bir mücadele sürecine girildiğini söyledi:
"Türkiye artık terör örgütleri parantezini kapatmak zorundadır.
Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde, bu örgütleri gerek kendi
sınırlarımız içerisinde gerekse de kaynağında kurutmak için çok
önemli bir irade ortaya konmuştur. Tabii bu noktada güvenlik
birimlerimiz içindeki FETÖ unsurlarının temizlenmesi, terörle
gerçekten mücadele edebilmenin zeminini yaratmıştır. Suriye ve
Irak'ta çok önemli sınır ötesi harekatlar gerçekleşmiştir. Bölgenin
ortasına bir terör devleti kurmaya çalışanların planları bu
harekatlar ile bozulabilmiştir." "Ayasofya tepkileri
siyasi" Fahrettin Altun, Ayasofya'nın ibadete açılma
kararına özellikle batıdan gelen tepkileri şu sözlerle
değerlendirdi: "Ayasofya Camii'nin 86 yıl sonra yeniden açılması
hayırlı olsun. Tüm dünyaya, İslam alemine ve ülkemize hayırlar
getirsin. Uzun yıllar süren bu hasretlik Cumhurbaşkanımızın iradesi
ile son buldu. Nice dualar edildi saf yüreklerden bu hasretin
bitmesi üzerine. Nice sözler söylendi, nice dörtlükler yazıldı.
Ayasofya Camii'nin ibadete açılması 15 Temmuz dirilişimizin devamı
niteliğindedir. Siyasi hesaplarının vicdanlarını körelttiği çok
küçük bir kesim dışında hemen herkes sayın Cumhurbaşkanımızın
tarihi konuşmasını gözleri dolu izledi. Cumhurbaşkanımız, tarihi
konuşmasında konuyu çok açık ve her yönüyle izah etti. Tarihi
yönünü anlattı. Uluslararası hukuk ve sözleşmelere nasıl uygun bir
karar olduğunun altını çizdi. Milletimizin bu konudaki duygu ve
düşüncelerini örnekler vererek aktardı. "Türkiye Cumhuriyeti'nin
bayrağı neyse, başkenti neyse, ezanı neyse, dili neyse, sınırları
neyse, 81 vilayeti neyse, Ayasofya'nın vakfiyesine uygun şekilde
camiye dönüştürülmesi hakkı da odur" sözleri her şeyi net bir
şekilde ifade ediyordu. Bununla birlikte dünyanın tepkisinin siyasi
olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Mülteci botu batıran,
ülkeleri yalanlarla işgal eden, terör örgütleriyle iş gören,
darbecilere destek ve meşruiyet sağlayan, yüzbinlerce mülteci
çocuğu kaybeden, İslam düşmanlığını politika haline getiren
kesimlerin, tarihten bu yana her dinin her inancın özgür olarak
yaşandığı ülkemize söyleyecek tek bir sözü dahi yoktur.
"Kapılar herkese açık" Ayasofya'nın kapıları
dünyadaki herkese açık kalmaya devam edecek. Herkes, tıpkı
Sultanahmet Camii veya diğer camileri ziyaret ettiği gibi
Ayasofya'yı ziyaret edebilecek. Ayasofya'nın yeniden cami olarak
açılması, dini özgürlükler açısından bir zaferdir. Sayın
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, Van'daki Akdamar
Kilisesi'ni, Edirne'deki Büyük Sinagog'u ve birçok eski dini mabedi
onararak tarihimizin sembolleri arasına katmıştır. Diğer din
mensupları için yeni mabetler inşa edilmiştir. Kültürel mirasımızı
korumaya ve yüceltmeye devam edeceğiz."
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
