Türkiye'de ilk Anayasa “Kanun-i Esasisi” idi. II. Abdülhamit döneminde 23 Aralık 1876'da hazırlanan metin, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk Anayasa'sı olarak ilan edildi ve Tanzimat Fermanı'nın reform ve yenilik yolunda atılmış ilk adım olduğu belirtilirken, ülke içi ve dışı koşullardaki değişmelerden dolayı hükümet biçiminin yetersizliğinin hissedildiği bu nedenle de "Devletin ve milletin selameti ve refahı" maksadına erişebilmek için hükümetçe sağlam ve düzenli kuralların koyulması gereğine işaret edildi.
1920, 1921, 1924…
20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ise özü açısından 1920'de kurulan siyasal sistemden farklı bir sistem getirmiyor; güçler birliği ve meclis üstünlüğü ilkelerini olduğu gibi savunuyordu. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun kurduğu siyasal sistemin temeli "Egemenliğin kaynağı ve sahibi millettir" hükmüne dayanıyordu.
Cumhuriyetin ilanından sonra hazırlanan 1924 Anayasası da güçler birliği ve meclis üstünlüğüne dayanan 1920'nin konvansiyonel modeli ile parlamenter sistemdeki temel mekanizmayı uzlaştırdı. Cumhuriyetçilik, Laiklik, Milliyetçilik, İnkılapçılık ve Devletçilik kavramları ana ilke olarak benimsendi.
1960 ANAYASASI...
1950-1960 döneminin son yıllarında iktidar partisinin meclisteki çoğunluğuna dayanarak benimsediği demokrasiyi engelleyici davranışlar, önce Meclis'te sonra da Meclis dışında ciddi siyasal bunalımlara ve zaman zaman da fiili çatışmalara dönüşünce ordu yönetime el koydu. 27 Mayıs 1960'da Milli Birlik Komitesi, ilk iş olarak 1924 Anayasası'nın bir kısım hükümlerini yürürlükten kaldıran geçici bir anayasa hazırlattı.
Bu anayasa yargı hariç tüm devlet güçlerini MBK'ye vererek 1921 Anayasa'sına benzer biçimde bir güçler birliği oluşturdu. MBK yürütme gücünü kendi adına kullanacak olan sivil bakanlardan oluşan bir de hükümet kurdu.
Öte yandan MBK, yeni anayasayı oluşturmak üzere İstanbul Üniversitesi'nden 7, Ankara Üniversitesi'nden 3 bilim adamından oluşan bir "Bilim Kurulu" kurdu. Bu kurulun hazırladığı Anayasa taslağı da MBK ve Temsilciler Meclisi'nden oluşan Kurucu Meclis'te kısmen değiştirilerek 27 Mayıs 1961'de kabul edildi.
9 Temmuz 1961'de halk oyuna sunulan Anayasa, yüzde 38.3 "hayır" oyuna karşılık 61.7 "evet" oyuyla kabul edildi. 1968'den sonra ülkede yaygınlaşan kamu düzenini bozucu hareketlerin tehlikeli boyutlara varması ve iktidarın bu hareketleri önleyerek kamu düzenini ve halkın can güvenliğini koruyamaması üzerine Silahlı Kuvvetler 12 Mart 1971'de iktidara el koydu.
YİNE DEĞİŞİKLİK...
Bu müdahaleden sonra kurulan partiler dışı hükümet, Anayasa'da gerekli gördüğü değişiklikleri hazırlayarak TBMM'ye sundu ve bunlar 20 Eylül 1971'de kabul edilerek 25 Eylül'de yürürlüğe girdi. Sonuç olarak 1971 ve 1973 değişiklikleri temel hak ve özgürlükler düzenine önemli sınırlamalar getirdi.
Siyasal şiddet olaylarının 1970'lerin sonunda hızını ve yoğunluğunu artırarak sürdürmesi ve siyasal iktidarların ilan edilen sıkıyönetime karşın kamu düzenini ağır bir biçimde bozan bu hareketleri önleyememesi 12 Eylül 1980'de Silahlı Kuvvetler'in yönetime el koymasına yol açtı.
12 EYLÜL DÖNEMİ...
12 Eylül döneminin 27 Mayıs döneminden farkı, MGK'nin Kurucu Meclis'in ağırlık taşıyan son sözü söyleyen kanadını oluşturmasıydı. Nitekim öteki yasalarda olduğu gibi, Danışma Meclisi'nce hazırlanan Anayasa taslağında da MGK gerekli gördüğü değişiklikleri yaparak onu son biçimine kavuşturduktan sonra 7 Kasım 1982'de halkoyuna sundu. Tasarı büyük çoğunlukla kabul edilerek Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü Anayasası olarak 9 Kasım 1982'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü girdi.
Anayasa'daki en son değişiklik 23.7.1995 günü TBMM'de kabul edilen 4121 sayılı Yasa ile yapıldı. Anayasa değişikliğini gerçekleştiren yasa, 26 Temmuz 1995 günkü Resmi Gazete'de yayımlanarak 75'inci madde değişikliği dışında yürürlüğe girdi.
Bakalım yeni bir anayasa değişikliği yapabilecek miyiz? Yaparsak bu konudaki şikayetler bitecek mi? Ya da şikayetsizlik ne kadar sürecek?
Bu kadar çok ‘soru’nun sorun olmaktan çıkması zordu! Öyle oldu ve bu anayasa da 19 kez değişti...
Sonraki yazıda, “Bugünden yarına Anayasa” diyerek konuyu güncel haliyle ele alalım…
Ajans Haber - Dursun ERKILIÇ
