Kurtuluş mücadelesinin verildiği dönemde üstlendiği kritik
görevle Cumhuriyet tarihi içinde özel bir yere sahip olan Anadolu
Ajansı, Milli Mücadele'nin başladığı süreçte, bağımsızlık
mücadelesini tek ve güçlü bir kanaldan hem yurda hem de dünyaya
duyurmayı başarmanın haklı gururunu taşıyor.
Haber maratonunu yıllardır aksatmadan sürdüren Anadolu Ajansı,
"Güvenilir, tarafsız, etik, hızlı" habercilik anlayışıyla 100'üncü
yılına emin adımlarla yürüyor.
AA'NIN KURULUŞ SERÜVENİ
Anadolu Ajansı'nın kuruluşu, "Milli mücadelenin dönüm noktası"
denilebilecek zor günlere denk düşüyor. İşgal sonrası İstanbul'da
kalınmayacağını gören bazı aydınlar, Milli Mücadele'ye katılmanın
yollarını araştırıyor.
AA'nın kuruluş serüveni de tam bu süreçte, İstanbul'un işgaliyle
bazı aydınların İstanbul'dan Anadolu'ya gelişleri aşamasında
gerçekleşiyor. İstanbul'un 16 Mart 1920'de işgal edilmesinden 5 gün
sonra yola çıkan Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile Halide Edip'in (Adıvar)
bulunduğu iki kafile, 31 Mart'ta Geyve'de buluşuyor. Akhisar
İstasyonu'nda verilen mola sırasında iki aydın, "Ankara'ya gider
gitmez bir ajans teşkilatı kurulmasını" görüşüyor.
Yunus Nadi ve Halide Edip, ajansın adı konuşulurken, "Türk",
"Ankara" ve "Anadolu" seçenekleri arasından "Anadolu Ajansı"nda
birleşiyor.
TARİHİ GENELGE
Halide Edip ve Yunus Nadi'nin de bulunduğu heyet, 1 Nisan'da
Ankara'ya ulaşıyor. Yunus Nadi'nin ifadesiyle, "4 veya 5 Nisan
akşamı" Mustafa Kemal Paşa'nın karargahı Ziraat Mektebi'nde
yemekten sonra Anadolu Ajansı'nın kurulmasından söz açılıyor. Bu
konuşmanın ardından, Anadolu Ajansı'nın kuruluşu, 6 Nisan 1920'de
gerçekleştiriliyor.
Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele'nin ateşini tutuşturduğu bütün
yurda gönderdiği tarihi genelgeyle Anadolu Ajansı'nın kuruluşunu
duyurmakla kalmıyor, girişilen mücadelenin iç ve dış kamuoyuna
duyurulmasının önemine de işaret ediyor.
Mustafa Kemal Paşa imzalı Anadolu Ajansı'nın kurulduğuna ilişkin
genelge, günümüz Türkçesi ile şöyle:
"İslam'ın canevi olan Osmanlı Saltanatı merkezinin düşman işgaline
geçmesi, bütün ülke ve ulusumuzun en büyük tehlikeyle karşılaşması
sonucu olarak bütün Rumeli ve Anadolu'nun giriştiği ulusal ve
kutsal savaşım sırasında, Müslüman kişilerin iç ve dış en doğru
havadisle aydınlanmalarının zorunlu bir gereksinme olduğu önemle
göz önüne alınmış, bunun sonucu, burada en yetkili kişilerden
oluşan bir özel kurul yönetiminde, 'Anadolu Ajansı' adı altında bir
kurum kurulmuştur.
Anadolu Ajansı'nın en hızlı araçlarla vereceği havadis ve bilgi,
aslında Temsilciler Kurulumuzun belgeli ve asıl kaynaklarının
sonucu olacağı için bu ajans bildirimlerinin oraca ve özellikle
Müdafaa-i Hukuk örgütümüzce dahi seçilecek caddelere ve
toplanılacak yerlere asılması, dağıtımı, dahası bucak ve köylere
dek ulaştırılması yolunda olabildiğince çok yayınlanabilmesi için
ivedili düzenlemeler yapılması, sonucundan da bilgi verilmesi
önemle rica olunur."
İLK BÜRO
Halide Edip, Anadolu Ajansı'nın ilk bürosu olarak da kullanılan,
Milli Mücadele'nin ilk karargahı Ziraat Mektebi'nin, Ajans için
ayrılan bölümünü şöyle tasvir etmiştir:
"Ankara'ya geldiğimin beşinci günü, büyük sofaya açılan dar ve uzun
odalardan biri bana ayrıldı. Burası bir nevi büro haline
sokulmuştu. Buranın eşyası, büyük bir yazıhane, dosya raflar,
sandalye ile beraber iki masa, bir de eski yazı makinesinden
ibaretti. Ben İngilizce gazetelerin siyasete kaçan kısımlarını
tercüme eder, Mustafa Kemal Paşa'nın katibi Hayati Bey'in getirdiği
telgraflar arasında, Anadolu Ajansı veya Hakimiyeti Milliye
gazetesi için lazım olan parçaları keser, bundan başkada Mustafa
Kemal Paşa'nın diğer muhaberatına ait yazıları hazırlardım."
İLK BÜLTEN
Günün zor şartları altında kurulan Anadolu Ajansı, ilk haberlerini
servis etmeye 12 Nisan 1920 tarihinde başlar.
İlk bülten şu şekildedir:
"Devlet Merkezimizin düşman işgali altına geçmesi üzerine Anadolu
ve Rumeli'nin Müdafaa-i Hukuk azim ve kararlılığı içinde yiğitçe
harekete geçtiği şu sıralarda, din ve vatan kardeşlerimizin en
doğru haber ve bilgiler alabilmelerini sağlamak için kurulan
Anadolu Ajansı, bugünden itibaren göreve başlıyor. Bugün alınan
haber ve bilgilerin oralarda da mümkün olduğu kadar fazla kimse
tarafından okunup bilinmesi gereğini arz ve açıklamaya yer yoktur.
Bu amaçla oralarda dahi özel örgütler meydana getirerek, her gün
vereceğimiz bilgilerin telgrafhane kapılarında siyah levhalar
üzerine yazılması ve yeterli araç olan yerlerde basılması,
yayınlanması ve dağıtılması, nahiyelere ve hatta köylere kadar
gönderilmesi hususlarının yerine getirilmesini hepinizin vatan ve
millet sevgisinden ve yardımlarından rica ederiz. Bu başlangıçtan
sonra, bugünkü son bilgiler aşağıdadır..."
İlk bültende, memleketin içinde bulunduğu durum ortaya konmuş, bu
çerçevede Anadolu Ajansı'nın kuruluş amacına yer verilmişti.
Bültende, Anadolu Ajansı bültenlerinin dağıtımının taşıdığı önemden
bahsedilmiş, yine ajans bültenlerinin dağıtımı için bir dağıtım ağı
kurulması ve bunun düzenli şekilde işletilmesinin gerekliliği
vurgulanmıştı. İlk bültende hem yurt içinden, hem yurt dışından
haberlerin yer alması da dikkati çekiyor.
Kuruluşu resmi bildirgelerle tüm yurda duyurulmaya çalışılan
Anadolu Ajansı'nın bu tarihten sonra Anadolu'daki ulusal
bağımsızlık mücadelesinin gerekçeleri, gelişme yönü ve diğer
unsurları hakkında halkın en doğru iç ve dış haberlerle
aydınlatılması yönünde haber vermesi amaçlanmış, bunda da başarılı
olunmuştu.
Mustafa Kemal, AA'nın yurt çapında etkinlik kazanması ve
işleyişiyle de yakından ilgilendi, çünkü milli mücadelenin
propagandasının büyük önem taşıdığına inanmıştı.
Mustafa Kemal, bu amaçla AA'nın kuruluşunu duyurmakla yetinmemiş,
başta Ajans bültenlerinin ulaştırılması konusu olmak üzere çeşitli
yazışmalar yapmış, uyarılarda bulunmuştu. Bekir Sami Bey'in
komutanı olduğu 56'ncı Tümen Komutanlığına, 12 Nisan 1920'de
çektiği telgrafta, İstanbul'daki durum hakkında alınacak güvenilir
bilgilerin Anadolu Ajansı'na esas olmak üzere sürekli olarak
bildirilmesini istemişti.
Mustafa Kemal, 18 Nisan 1920'de Anadolu Telgraf Merkezi'ne
gönderdiği genelgede ise Anadolu Ajansı bültenlerinin bazı yerlere
gönderilmediği yolunda şikayetler aldığını belirtmiş, bu hizmetin
telgrafçılarca destekleneceği ve çabuklaştırılacağına şüphe
duymadığını kaydetmişti.
Mustafa Kemal, genelgesinde, Anadolu Ajansı haberlerinin
iletilmesinde doğabilecek kusurların "Vatan suçu"
oluşturabileceğine de dikkati çekmiştir.
YAYIN İLKELERİ
Anadolu Ajansı bültenleri hazırlanırken, bugün olduğu gibi geçmişte
de yayın ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalınmıştır.
Kurtuluş Savaşı süresince, milli birliği tehlikeye düşürecek
kışkırtmalar ve yalanlara karşı milleti uyanık tutmak, ulusal
mücadeleyi bağımsızlığa ulaştıracak karar ve hareketleri zamanında
halka bildirmekle işe başlayan AA, halka doğru haber vermek yolunda
çalışmalar yapmış, Büyük Millet Meclisi'nin aldığı kararları halka
ileterek, halk-hükümet bütünleşmesinin sağlanmasına önemli katkı
vermiştir.
Anadolu Ajansı, 100. Yıl Vizyonu çerçevesinde "Güçlü Türkiye'nin
Güçlü Haber Ajansı" olmasının yanı sıra, 11 dilde yayın yaparak,
dünyanın en etkin 5 haber ajansından biri olma hedefiyle de
çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
