Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk'a, Polonya'da
2010 yılında eski Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski'nin hayatını
kaybettiği uçak kazasıyla ilgili "soruşturmada görevini ihmal
ettiği" suçlaması nedeniyle yükselen tepkiler giderek artıyor.
Tusk, Birlik üyesi 27 ülkenin desteğiyle yeniden AB Konsey
Başkanlığına gelmesine rağmen ülkesinde "istenmeyen adam" ilan
edilerek, Varşova'da protesto gösterileriyle karşılandı.
AB Konseyi Başkanı Tusk, 19 Nisan'da gittiği ülkesinde, Polonya ve
Rusya istihbarat yetkilileri arasında uçak enkazının incelenmesi
için "gizli ve yasa dışı" anlaşma yapıldığı iddialarını soruşturan
savcılara tanık sıfatıyla 8 saat ifade verdi.
Tusk, kendisine yönelik suçlamaları "siyasi bir cadı avı" olarak
niteledi. Destekçileri de eski cumhurbaşkanı Lech Kaczynski'nin
ikiz kardeşi ve halen iktidardaki Adalet ve Hukuk Partisi (PİS)
lideri olan Jaroslaw Kaczynski'nın suçlamalarının 2019 parlamento,
2020 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tusk'un önünü kesmeye yönelik
olduğunu savundu.
Bu arada suçlamalar Jaroslaw Kaczynski ile sınırlı kalmayarak
Polonya ile AB arasındaki ilişkilerini etkilemeye başladı.
Tusk'un görev süresinin uzatılması konusu 9 Mart'ta Brüksel'de
yapılan AB ülkelerinin devlet ve hükümet başkanları zirvesinde ele
alındı. Liderler, Brüksel'deki zirvede AB Konseyi Başkanlığı
seçimini zorlu bir şekilde gerçekleştirdi.
Daha önceki AB Konseyi Başkanlığı seçimlerinde, oy birliğiyle karar
verilmesi yönünde görüş birliği varken, görev süresi dolacak olan
mevcut başkan Tusk, ülkesi Polonya'nın itirazıyla karşılaştı.
Seçim öncesi konuşan Polonya Başbakanı Beata Szydlo, onayları
olmadan bir Polonyalının AB Konseyi Başkanı seçilmesine izin
vermeyeceklerini belirterek, "Tüm fikirlere saygı gösterilmeli.
Polonya'nın görüşlerine karşı gelenler Avrupa'yı bölüyor. AB'nin
temeli olan prensipleri savunacağız. Bizim mutabakatımız olmadan
olmaz." açıklaması yaptı.
Başta Almanya ve Fransa olmak üzere AB ülkeleri Tusk'a destek
vererek, Polonya'nın tek başına bir kararı bloke edemeyeceğini
belirtti.
Yapılan oylamada Tusk 1'e karşı 27 oyla yeniden AB Konseyi Başkanı
olarak seçildi.
Tusk, Konsey Başkanlığına seçilmesinin ardından, kendisine karşı
çıkan Polonya'yı "siyasi izolasyona karşı korumak için her şeyi
yapacağını" belirterek, muhafazakar hükümeti "Köprüleri yakarken
dikkatli olmaları" konusunda uyardı.
ZİRVE SONUÇ BİLDİRİSİNİ BLOKE ETTİ
Polonya Başbakanı Beata Szydlo da tüm itirazlarına rağmen Tusk'un
AB Konseyi Başkanlığına yeniden seçilmesine tepki göstererek,
zirvenin usulüne uygun yapılmadığını iddiasıyla AB Liderler Zirvesi
sonuç bildirisini bloke etti.
Polonya'da hükümetteki siyasi partinin lideri Kaczynski de
itirazlarına rağmen Tusk'un AB Konseyi Başkanı seçilmesiyle ilgili,
"Gerçekleşen şey (seçim) çok kötü. AB'nin tüm kurallarını,
özellikle tarafsız olunmasına ilişkin kurallarını ihlal eden bir
siyasetçi seçildi. Bu tarafsızlığı korumadı ve bunu da radikal bir
şekilde yaptı." değerlendirmesinde bulundu.
Kaczynski'nin, Tusk'un AB Konsey Başkanlığını engelleyememesi
ülkesinde siyasi olarak bir tür "mağlubiyet" olarak algılandı.
Polonya yönetimi, Tusk'u, AB Komisyonunun da karşı çıktığı bazı
düzenlemeler konusunda hem iç politikada hem de ülkesine karşı AB
yanında taraf tutmakla suçluyor. AB Komisyonu, Anayasa Mahkemesinin
yargılama usullerinde yapılan değişikliğin hukukun üstünlüğü
ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla Polonya hakkında soruşturma
başlatmıştı.
UÇAK KAZASI
10 Nisan 2010'da dönemin Polonya Cumhurbaşkanı Kaczynski ve eşinin
de aralarında olduğu 96 kişiyi taşıyan Tupolev 154 tipi uçak,
Stalin döneminde yaklaşık 22 bin Polonyalının infaz edildiği Katyn
Katliamı anısına yapılacak törene katılmak üzere Rusya'nın Smolensk
Havaalanı'na inerken ormanlık alana düşmüş, uçaktakilerden kurtulan
olmamıştı.
Polonya, kazaya yoğun sisin yanı sıra Polonyalı pilotlar ile Rus
hava trafik kontrolörlerinin hatasının neden olduğunu açıklamıştı.
Rusya'nın uçağın enkazını iade etmemesi, iki ülke arasındaki
ilişkilerde gerilimin daha fazla yükselmesine yol açmıştı.
Savunma Bakanı Antoni Macierewicz, Donald Tusk hakkında "diplomatik
ihanet" gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu. Polonya
yasalarındaki bu tanım, diğer ülkelerdeki "vatana ihanet" suçuyla
aynı anlama geliyor. Yasalar, bu suça 10 yıllık hapis cezası
öngörüyor.
Sadece uçak kazası ve sonrasındaki soruşturma sürecini kapsayan söz
konusu suç duyurusunda, Tusk'un "Smolensk'teki kazanın
aydınlatılması sürecinde ciddi hatalar yaptığı ve Rusya'ya karşı
tavizkar bir tutum sergilediği" iddiasında bulunuyor.
Macierewicz, dönemin Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev söz
vermiş olmasına rağmen, Tusk'u, başbakanken soruşturmada Rusya'nın
enkaz parçaları ile karakutunun iadesi konusunda ısrarcı olmamakla
suçluyor.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
