AjansHaber Yaşam TBD uyardı: “Şiddetin normalleşmesi gençleri olumsuz etkiliyor”

TBD uyardı: “Şiddetin normalleşmesi gençleri olumsuz etkiliyor”

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Gülin Özdamar Ünal, “Son dönemde okullarda ve kamusal alanlarda artan şiddet olayları, toplum ruh sağlığı açısından ciddi bir kaygı kaynağıdır ve yalnızca bireysel değil, toplumsal şartların bir yansıması olarak değerlendirilmelidir." dedi.

KAYNAK:
(İHA)

Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından düzenlenen 4. Uluslararası ve 28. Ulusal Klinik Eğitim Sempozyumu kapsamında düzenlenen basın toplantısında Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Nalan Kalkan Oğuzhanoğlu açıklamalarda bulundu. 

Oğuzhanoğlu, sempozyumda 14 kurs, 30 panel, 10 uzmanla buluşma oturumu ve 6 konferans düzenlendiğini, ayrıca 82 sözlü ve 46 poster bildirinin sunulduğunu belirtti. Toplam 162 konuşmacının yer aldığı programa 441 katılımcı katılırken, 103 katılımcının burslu olarak desteklendiği bildirildi. Sempozyuma Almanya, İngiltere, İtalya ve Hollanda’dan 6 yabancı konuşmacı da katkı sundu.

“Şiddet olayları yalnızca bireysel değil, toplumsal şartların yansımasıdır”

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Gülin Özdamar Ünal, son dönemde artan şiddet ve intihar olaylarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Son dönemde okullarda ve kamusal alanlarda artan şiddet olayları, toplum ruh sağlığı açısından ciddi bir kaygı kaynağıdır ve yalnızca bireysel değil, toplumsal şartların bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Şiddetin görünür hale gelmesi ve normalleşmesi, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Bu süreç, hem başkalarına yönelik saldırgan davranışları hem de bireyin kendine yönelen yıkıcı eğilimlerini, özellikle intihar düşüncesi ve girişimlerini artırabilmektedir. İstanbul'da son günlerde raylı sistemlerde art arda yaşanan intihar olayları hepimizi derinden üzmekte, bu durum yalnızca bireysel kayıplar açısından değil, toplum ruh sağlığı ve kamusal güvenlik açısından da acil ele alınması gereken ciddi bir soruna işaret etmektedir. İntihar davranışı, çoğu zaman çok etmenli bir süreç içinde ortaya çıkar. Ruhsal hastalıklar, umutsuzluk, yalnızlık, ekonomik ve sosyal zorluklar, travmatik yaşantılar, madde kullanımı, daha önceki kendine zarar verme davranışları, destek sistemlerinin zayıflaması, ölümcül araçlara kolay erişim ve profesyonel yardıma erişimdeki güçlükler bu süreçte rol oynayabilir. Bu nedenle, intiharı önlemede suçlayıcı ve damgalayıcı söylemlerden uzak, riskleri azaltmayı ve destek mekanizmalarını güçlendirmeyi hedefleyen, bilimsel kanıta dayalı ve bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir." açıklamalarında bulundu.

“Bütüncül bir intiharı önleme eylem planı oluşturulmalıdır”

Toplumda şiddet ikliminin azaltılması gerektiğini ve güven duygusunun yeniden tesis edilmesine yönelik adımların atılabileceğini ifade eden Ünal, "Toplumsal huzurun güçlendirilmesi, intiharı önlemenin temel şartların arasındadır. İntihar önlenebilir. Bunun için ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, risk altındaki bireylerin erken fark edilmesi, kriz anında hızlı ve şefkatli müdahale edilmesi ve ölümcül yöntemlere erişimin sınırlandırılması büyük önem taşımaktadır. İntihar davranışının bulaşıcı olabileceği bilinmektedir. Bu nedenle medyada intihar haberlerinin sansasyonel ve ayrıntılı biçimde sunulmasından kaçınılmalı, bunun yerine yardım yolları ve destek mekanizmaları görünür kılınmalıdır. Raylı sistemlerde yaşanan intiharlar, sağlık hizmetlerinin yanı sıra kent planlaması, ulaşım güvenliği ve yerel yönetimlerin ortak sorumluluğunda ele alınmalıdır. Uluslararası veriler, platform bariyerleri, güvenlik sistemleri ve personel eğitiminin etkili koruyucu önlemler olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda, tüm paydaşların katılımıyla bütüncül bir intiharı önleme eylem planı oluşturulması gerekmektedir. Toplum olarak da sorumluluğumuz vardır. Çevremizde umutsuzluk, vedalaşma, içe çekilme, ‘yaşamak istememe’ ifadeleri veya kendine zarar verme belirtileri gördüğümüzde bunu göz ardı etmemeli, yargılamadan destek olmalı ve profesyonel yardıma yönlendirmeliyiz. Bugün ihtiyaç duyulan şey, korku ve sansasyon değil, dayanışma, erken müdahale ve erişilebilir destek sistemleridir." diye konuştu.

Hekimler hem sözel hem fiziksel şiddetle karşı karşıya

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin, yıllardır çözülememiş bir sorun olduğunu ifade eden Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Dr. Gülsüm Zuhal Kamış, şunları söyledi:

"Hekimler ve sağlık çalışanları yalnızca sözel ya da fiziksel şiddete maruz kalmıyor, hayatını da kaybediyor. Sağlık çalışanlarının en az üçte birinin fiziksel şiddete, yüzde 95’ten fazlasının sözel ya da fiziksel şiddete maruz kaldığı şartlarda, meslektaşlarımız, bir taraftan Dr. Ersin Arslan, Dr. Fikret Hacıosman, Dr. Ekrem Karakaya, Dr. Göksel Kalaycı, Dr. Aynur Dağdemir ve mesleki baskıların gölgesinde hayatını kaybeden Dr. Melike Erdem gibi hayatını kaybeden meslektaşlarımızın acısını yüreğinde taşıyor, bir taraftan da sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor." 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız