Çelik, yaptığı açıklamada Netanyahu ve Katz’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan paylaşımlarına değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Soykırım şebekesinin mensupları Netanyahu’nun ve Katz’ın, Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan paylaşımları, her şeyden önce bu katliamşebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir. Bu şebeke insanlık mahkemesi önünde hesap verecektir.”
“Dünya ikiye ayrılmış durumda”
Çelik, açıklamasında küresel gelişmelere de değinerek şunları kaydetti:
“Bugün dünya ikiye ayrılmış durumdadır. Bir tarafta Sayın Cumhurbaşkanımızın liderlik ettiği ‘İnsanlık İttifakı’, diğer tarafta ise Netanyahu’nun başını çektiği ‘Katliam Şebekesi’ vardır. İspanya Başbakanı Sanchez’in ifadeleri de “insanlık ittifakı” adına çok saygıdeğerdir.”
Erdoğan’ın rolüne vurgu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası düzeydeki rolüne işaret eden Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Cumhurbaşkanımız, bu şebekenin işlediği soykırım suçlarını en net ifadelerle ifşa eden dünya lideridir. Netanyahu’nun başını çektiği bu “katliam ve soykırım şebekesi”, Cumhurbaşkanımızın “İNSANLIK İTTİFAKI”nın değerlerini her konuşmasında canlı tutmasından büyük bir rahatsızlık duyuyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleri sadece bölgede değil, Afrika’dan Asya’ya kadar küresel düzeyde yankılanmaktadır. Bugün dünyada insanlık adına referans gösterilecek yegane cümleler Sayın Cumhurbaşkanımızın cümleleridir. Soykırım çetesinin bu hırçın açıklamaları, Türkiye’nin hakikat temelli barış diplomasisi karşısında yaşadıkları büyük mağlubiyetin itirafıdır.”
İsrail’e yönelik eleştiriler
Çelik, İsrail yönetimine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Netanyahu rejimi, bugün dünyada dini kavramları ve argümanları katliam için en çok istismar eden, en fanatik rejimdir. Kullandıkları bu propaganda yöntemlerinin ise artık son kullanma tarihi geçmiştir.”
Beş başlıkta değerlendirme
Çelik, açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik eleştirilerin arka planını şu ifadelerle değerlendirdi:
“Cumhurbaşkanımıza dönük bu hadsiz ve saldırgan mesajların arkasında beş temel katman bulunmaktadır. Birincisi, Pakistan’daki kritik barış görüşmelerini sabote etmeyi hedefliyorlar. Onun için barışın en büyük destekçisi olan Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar.
İkincisi, İsrail’in ‘Batı değerlerinin kalesi’ olduğu yalanının çökmesidir. Zira hiçbir Batılı lider bu soykırımın kendi değerlerini temsil ettiğini söyleyemeyecektir.
Üçüncü katman ise bölgedeki Kürt kardeşlerimizi kendi kirli ve siyonist planlarına ‘lejyoner’ yapma çabasıdır. Ancak Irak ve İran’daki Kürt kardeşlerimiz bu şeytani denkleme girmemiş, sağduyulu davranarak tarihin doğru tarafında durmuşlardır. Netanyahu’nun Türkiye’deki Kürt kardeşlerimize yönelik o iğrenç ifadeleri, aslında bu planının boşa çıkmasından kaynaklanan bir hezeyandır.
Dördüncü katman ise ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Terörsüz Bölge’ hedefimizin, İsrail’in kaos planlarına indirilmiş büyük bir darbeolduğunun bizzat Netanyahu tarafından itiraf edilmesidir.
Beşinci katman ise Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirme çabasıdır. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın dirayetli siyaseti ile bu savaşın asla parçası olmayacağını ve yegane iradesinin barış olduğunu fiilen tatbik ederek, bu siyonist planı bozmuştur.”
“Tek vücut olmak milli sorumluluk”
Çelik, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Soykırım şebekesi bu insanlık dışı hedeflerine ulaşamamanın hayal kırıklığı ve hırçınlığı ile hareket etmektedir. Bu soykırım şebekesinin paylaşımlarına Türk siyasetindeki bazı isimleri etiketlemeleri ise kendi savaş suçlarını iç siyasetimizin bir parçası haline getirme çabasıdır. Bu ahlaksız ifadeleri kullanan katliam şebekesinin karşısında, Türk siyasetinin tüm unsurlarının, ister iktidar ister muhalefet olsun, topyekun bir duruş sergileyerek bu şebekeye hak ettiği cevabı vereceğine inanıyoruz. Dışarıdan gelen bu tip hadsiz saldırılar karşısında tek vücut olmak milli bir sorumluluktur.”