Savaşın sanat aracılığıyla yeniden yorumlandığı seçkide, uluslararası sanat tarihinde önemli yere sahip eserler üzerinden hem politik hem de insani boyutlar izleyiciye sunuluyor. Sergi, 11 Mayıs’ta Çağdaş Sanat Müzesi (Tahran)’nde sanatseverlerle buluştu.
Savaşın sessiz çığlıkları sanatla görünür kılınıyor
“Savaşın sessiz çığlıklarını” görünür kılmayı amaçlayan sergide, Pablo Picasso, Antoni Tàpies, Robert Motherwell ve Juan Gris gibi sanat tarihine yön veren isimlerin eserleri yer alıyor.
Ziyaretçiler, savaşın birey ve toplum üzerindeki etkilerini farklı dönemlerden seçilmiş eserler üzerinden değerlendirme imkanı buluyor.

“Sanat, duyguları evrensel bir dile dönüştürebiliyor”
Sergiyi ziyaret eden 19 yaşındaki öğrenci Kiyana Niknam, sanatın bireysel deneyimleri evrensel bir dile dönüştürdüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Sanat öyle bir dil ki insan yaşadığı baskıyı ve hislerini bütün dünyaya gösterebiliyor. Belki başka bir ülkede yaşayan biri bile, bu dil sayesinde benim şu anda ne hissettiğimi anlayabiliyor.”
Niknam, savaşın insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkisine dikkati çekerek, bu etkinliğin aynı zamanda toplumsal bir yüzleşme alanı sunduğunu ifade etti.
Savaşın ağır bir olgu olduğuna işaret eden Niknam, devletlerin çatışmalardan çıkar sağlayabildiğini ancak yükü en çok bireylerin taşıdığını vurguladı.
Ülkesinin de savaş koşullarıyla karşı karşıya bulunduğunu dile getiren Niknam, şöyle konuştu:
“Sanat öyle bir dil ki insan yaşadığı baskıyı ve hislerini bütün dünyaya gösterebiliyor. Belki başka bir ülkede yaşayan biri bile, bu dil sayesinde benim şu anda ne hissettiğimi anlayabiliyor. Ben de bir sanatçı olarak, içinde bulunduğum koşulları, hissettiğim baskıyı ve yaşadığım duyguları ifade etmeyi kendi görevim olarak görüyorum.”
Niknam, sanatın aynı zamanda estetik bir ifade biçimi olduğuna değinerek, sanatçının yaşananları dönüştürme gücüne işaret etti:
“Bir sanatçının başarısı, ne kadar çirkin, ne kadar acı ve ne kadar ağır olursa olsun yaşananları estetik bir dille ifade edebilmesidir. O acıyı ve zorlukları başkalarına gösterebilmesidir. Bu sergi de bu amaca hizmet ediyor. Savaşın güzel bir şey olmadığını göstermek ama aynı zamanda bir sanatçının, bütün o acının içinden bile bir ifade biçimi ve bir anlam çıkarabildiğini anlatmak. Ayrıca sergi, savaşın baskısı altında yaşayan insanların neler hissettiğini de görünür kılmayı hedefliyor.”

“Sanatçıların savaşa verdikleri tepkileri hatırlatmak istedik”
Serginin proje danışmanı, sanat eğitmeni ve küratöryel gözetmeni Fuad Necmeddin, savaş dönemlerinde sanat faaliyetlerinin kesintiye uğradığını ancak toplumsal ihtiyaç nedeniyle yeniden başladığını söyledi.
Necmeddin, “Sanat ve Savaş” sergisinin temel amacının tarihsel bir hatırlatma olduğunu belirterek, “Sanatçıların savaş karşısındaki duruşlarını yeniden değerlendirme” hedefi taşıdıklarını ifade etti.
Necmeddin “Niyetimiz sanatçıların savaş karşısında nasıl bir tutum aldıklarını, ne tür tepkiler ve davranışlar ortaya koyduklarını yeniden hatırlatmaktır.” şeklinde konuştu.
Necmeddin, sergide yer alan eserlerin büyük bölümünün İspanyol sanatçılara ait olduğunu belirterek, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde öne çıkan sanatçıların çalışmalarına yer verildiğini aktardı.
1960’lar ve 70’lerde üretilen savaş karşıtı sanatın farklı ifade biçimleriyle sergide görülebildiğini kaydeden Necmeddin, Juan Genovés ile Antoni Tàpies’in bu bağlamda öne çıkan isimler olduğunu ifade etti.
Genovés’in eserlerinde şiddetin doğrudan tasvir edildiğini, Tàpies’in ise insanın geride bıraktığı izleri ve dayanıklılığı sembolik bir dille anlattığını söyledi.
Necmeddin ayrıca sergide Robert Motherwell’in çalışmalarının ve Pablo Picasso’ya ait üç baskı eserinin de yer aldığını belirtti.
Picasso’nun “Guernica” eserine atıf yaparak, sergideki portrelerin bu eserin figüratif etkisini hatırlattığını ifade eden Necmeddin, şunları kaydetti:
“Sergideki portreler, Picasso’nun belki de 20. yüzyılın en önemli politik ve savaş karşıtı eseri olan Guernica’daki ağlayan kadın figürünü hatırlatıyor. Picasso, aynı modeli ve aynı görsel dili farklı versiyonlarda yeniden üretmiş. Müze olarak bu eserleri sergileyebilmiş olmaktan büyük mutluluk duyduk. Bir anlamda şunu göstermeye çalıştık; savaş politik bir olgu olabilir ama sanat zorunlu olarak politik değildir. Sanatçıların verdiği tepkiler, aslında insanların vicdanlarının kişisel yansımalarıdır. Her sanatçı, kendi diliyle ve kendi koşulları içinde savaş deneyimine dair hissettiklerini ifade etmeye çalışmıştır.”
