Yunanistan-Mısır deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması
sonrası Oruç Reis'in ilan edilen araştırma sahasına gitmesi ve
öngörülen sismik araştırmayı yapmasıyla başlayan gerilimde
Türkiye'nin hem askeri hem diplomatik avantajlara sahip olduğunu
belirten uzmanlar, Yunanistan'ın tezlerine rağmen ne ABD'nin ne de
Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye'ye karşı topyekun bir tavır
takınmasının mümkün olduğunu belirtti. İstanbul Kültür Üniversitesi
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, 'Türkiye'nin ABD için Rusya ve
Çin'e karşı çok önemli bir ülke olduğuna işaret ederek, 'Çin, bu
coğrafyaya doğru gelmek istiyor. ABD ise Çin'in bu hareketini
durdurmak istiyor. ABD, Çin'i nerede durduracak? Türkiye üzerinden.
Türkiye, Karadeniz, Akdeniz ve Hazar denizini tutuyor. Türkiye bu 3
denizi tuttuğu an Çin hiçbir yere kımıldayamaz. Dolayısıyla sahada
ve masada Türkiye kaybeden taraf olmaz.' dedi. ODTÜ Uluslararası
İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Türkiye ile
Yunanistan arasındaki gerginliğin genel anlamda yapay olduğunu, iki
ülke arasında askeri bir çatışmanın söz konusu olmayacağını
söyledi. Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerilimde asıl
sorunun karşısında Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap
Emirlikleri (BAE), Fransa, İngiltere ve Güney Kıbrıs Rum kesiminin
oluşturduğu büyük bloktan kaynaklandığına dikkati çeken Prof. Dr.
Bağcı, Türkiye'nin bu bloka karşı ne yapabileceği sorusunun önemli
olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Bağcı, "Türkiye'nin çıkarlarını
yeniden tanımlama sürecine girmesi gerekiyor; bugüne kadar
Libya'dan Doğu Akdeniz'deki münhasır ekonomik bölgeye kadar ne
hedefleniyordu, nereye gelindi, bundan sonra nereye gidilebilir?"
ifadesini kullandı. Bağcı, Türkiye'nin çatışmadan kaçınan akılcı
bir diplomasi yürütmesi gerektiğine ancak bunun askeri gücünü
göstermeyeceği anlamına gelmediğine işaret ederek, "Türkiye,
'sahada askeri gücüm var, buradayım ama diplomasiden de kaçmıyorum.
Diploması yoluyla bu sorunu çözmeye hazırım.' mesajı veriyor ve
vermeye devam etmeli." değerlendirmesinde bulundu. Akdeniz'deki
uzun kıyı şeridiyle bölgede en fazla söz sahibi olması gereken ülke
konumunda bulunmasına rağmen Türkiye'nin Akdeniz'de yalnız
bırakıldığını dile getiren Bağcı, "Şu unutulmamalı, Akdeniz'de
ağustos ayı çok sıcak olur ama denizin dalgaları serin olur." dedi.
- "AB'NİN TÜRKİYE'YE KARŞI TOPYEKUN BİR TAVIR TAKINMASI ÇOK
ZOR" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgedeki
sismik araştırma faaliyetlerini sürdüren Oruç Reis gemisinin
çalışmalarının Almanya Başbakanı Angela Merkel'in ricası üzerine
iyi niyet nişanesi olarak bir süreliğine ertelendiğine dair
sözlerini hatırlatan Bağcı, Avrupa Birliği (AB) dönem başkanı
Almanya'nın Türkiye-Yunanistan gerilimindeki tutumunun önemli
olduğunu vurguladı. Bağcı, Avrupa ekonomisinin 3'te 1'ini temsil
eden Almanya'nın dönem başkanlığıyla politik inisiyatif de almaya
başladığını, Merkel'in iki ülke arasındaki gerginliği azaltmak için
ciddi çaba gösterdiğini ifade ederek, "Oruç Reis gemisini limana
çektirmek çok kolay iş değildi. Ayrıca bu 'Türkiye geri adım attı'
anlamına da gelmiyor. Bu, 'diplomasiye açığım' mesajıdır." diye
konuştu. Türkiye'nin Avrupa ile ekonomi, savunma sanayi, turizm ve
dış politika konusunda ciddi kurumsal ilişkilerinin bulunduğunu
anımsatan Bağcı, "Türkiye-Yunanistan geriliminde AB'nin Türkiye'ye
karşı topyekûn bir tavır takınması çok zor. Özellikle Merkel'in AB
başkanı olduğu bu dönemde hiç olmaz. Merkel, iki taraf arasındaki
görüşmeleri yürüttü ve tansiyonu düşürdü." değerlendirmesinde
bulundu. - "ULUSLARARASI MAHKEMELERDE TÜRKİYE ALEYHİNE BİR
SONUÇ ÇIKMAZ" İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Hasan Köni ise Yunanistan ve Mısır'ın imzaladığı deniz
yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması sonrası Türkiye ile
Yunanistan arasında başlayan gerilimin direkt bir çatışmaya
dönüşmeyeceğini ABD, İsrail, Rusya ve İtalya'nın iki ülke arasında
başlayacak olası bir sıcak çatışmaya engel olabileceğini dile
getirdi. İki ülke arasındaki anlaşmazlığın uluslararası mahkemelere
yani Deniz Hukuku Mahkemesi veya Uluslararası Adalet Divanına
taşınması durumunda Türkiye'nin avantajlı çıkacağını aktaran Prof.
Dr. Köni, şunları kaydetti: "Yunanistan'ın kıta sahanlığı ilan
etmesinin herhangi bir hukuki karşılığı yoktur. Zira kıta sahanlığı
ana kara için uygulanır, adalar için kıta sahanlığı uygulaması
olamaz. 10 kilometrekarelik alan için 40 bin kilometrekarelik alan
kıta sahanlığı ilan edilmez. Ben uluslararası mahkemelerde Türkiye
aleyhine bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum." Köni, Türkiye'nin ABD
için Rusya ve Çin'e karşı çok önemli bir ülke olduğuna işaret
ederek, "Çin, bu coğrafyaya doğru gelmek istiyor. ABD ise Çin'in bu
hareketini durdurmak istiyor. ABD, Çin'i nerede durduracak? Türkiye
üzerinden. Türkiye, Karadeniz, Akdeniz ve Hazar denizini tutuyor.
Türkiye bu 3 denizi tuttuğu an Çin hiçbir yere kımıldayamaz.
Dolayısıyla sahada ve masada Türkiye kaybeden taraf olmaz."
ifadesini kullandı.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
