Ruanda, 1994'te Tutsilere karşı başlatılan ve yaklaşık 1 milyon
kişinin yaşamını yitirdiği soykırımın ardından son yıllardaki
başarılı yönetimi, huzuru ve büyüyen ekonomisiyle dünyanın ilgisini
çekiyor.
Afrika kıtasında denize kıyısı bulunmayan ülkelerden Ruanda'nın
doğusunda Tanzanya, kuzeyinde Uganda, güneyinde Burundi ve
batısında Kongo Demokratik Cumhuriyeti yer alıyor.
SOYKIRIMDAN YÜKSELİŞE RUANDA (FOTO GALERİ)
Son dönemde ekonomideki istikrarlı büyümesi ve Doğu Afrika'da
"bölgesel ticaret merkezi" olma hedefinden dolayı Ruanda için
uluslararası arenada "Afrika'nın Singapur'u" deniliyor.
NÜFUS YOĞUNLUĞUNUN EN FAZLA OLDUĞU ÜLKE
Nüfusun 11 milyon 610 bine ulaştığı Ruanda'da, halkın yüzde 85'i
Hutu, yüzde 14'ü Tutsi ve yüzde 1'i Twalardan (Pigmeler)
oluşuyor.
Kilometrekareye düşen 440 kişiyle Ruanda, Afrika kıtasının nüfus
yoğunluğu en fazla olan ülkesi konumunda. Başkent Kigali'de
yaklaşık 1 milyon 300 bin kişi yaşıyor.
Sömürgecilik döneminin başkenti, ilim ve kültür merkezi Butare,
Kivu Gölü civarındaki sayfiye şehirleri Giseyni, Kibuye ve Cyangugu
da ülkenin diğer önemli şehirleri arasında yer alıyor.
Sömürge öncesi dönemde merkezi bir krallık tarafından yönetilen
Ruanda'nın geçmişinin 10'uncu yüzyıla kadar dayandığı tahmin
ediliyor.
Avrupa devletlerinin 19'uncu yüzyılda Afrika'yı kasıp kavuran
sömürgecilik hareketlerinden Ruanda da nasibini aldı ve 1885'te
Almanların istilasına uğradığı.
Alman sömürgesi olan Ruanda'da kiliseler de toplumsal hayatta etkin
hale geldi. Toplumun büyük kısmı Hristiyanlığın Katolik mezhebine
tabi oldu. Almanya, Birinci Dünya Savaşı'nı kaybedince, Ruanda
1922'den itibaren Belçika'nın sömürgesi haline geldi.
Belçika'ya karşı bağımsızlığını 1 Temmuz 1962'de kazanan, engebeli
yapısı nedeniyle "bin tepeli ülke olarak" da bilinen Ruanda,
önceleri "Afrika'nın İsviçresi" olarak adlandırılıyordu.
SOYKIRIMDA 1 MİLYONA YAKIN TUTSİ KATLEDİLDİ
İlk kez Belçikalılar tarafından 1931'de kimliklere "Tutsi" ve
"Hutu" ibareleri eklendi ve bağımsızlığın kazanıldığı 1962'ye kadar
ülke yönetiminde Tutsiler ön plana çıkarıldı. 1963'te yönetime
Hutuların geçmesiyle ülkede etnik çatışmalar başladı. Yüz binlerce
Tutsi komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldı.
Sömürgeciliğin Ruanda'ya getirdiği ırk ayrımcılığı ve yeni sosyal
sınıflar ülkedeki dengeleri de değiştirdi. 6 Nisan 1994'te dönemin
Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana uçağının düşmesi sonucu hayatını
kaybetti. Hutular, olaydan Tutsileri sorumlu tuttu ve kazanın
ardından 7 Nisan 1994'te başlayan ve 100 gün süren katliamda Ruanda
hükümetinin verilerine göre yaklaşık 1 milyon, Birleşmiş Milletler
kaynaklarına göre ise 800 bin Tutsi yaşamını yitirdi. Tutsilere
sempatiyle bakan ılımlı Hutular da soykırımın kurbanı oldu.
Soykırım, çoğunluğu Tutsilerden oluşan Ruanda Yurtsever Cephesinin
(FPR) 18 Temmuz 1994'te başkent Kigali'ye girip kontrolü
sağlamasıyla sona erdi.
İSLAMİYET EN HIZLI YAYILAN DİN
Tarihi kaynaklara göre, dönemin müftüsünün fetvasıyla Ruandalı
Müslümanlar soykırımdan kaçan Tutsilere evlerini ve camileri açtı.
Müslümanlar, mahallelerini kapatarak Tutsileri korumaya aldı ve
katliamları önlemek için çaba gösterdi.
Bu tavırlarından dolayı Hristiyan halkın sempatisini kazanan
Müslümanların sayısı da soykırım öncesine göre en az 3 kat
arttı.
Ruanda Müftülüğüne göre, Müslümanlar ülke nüfusunun yüzde 10'dan
fazlasını oluşturuyor. Ruanda'da 1,5 milyon Müslüman'ın yaşadığı
tahmin ediliyor. Müslümanlar 500'den fazla camide ibadetlerini
yerine getirebiliyor.
RESMİ DİL SAYISI 4 OLDU
Ruanda'da daha önce Kinyarwanda'nın (ana dil) yanı sıra sömürge
döneminden miras kalan Fransızca ve İngilizce de resmi dil olarak
kabul ediliyordu ancak geçen şubatta parlamentodan geçen yasayla
Svahilice de bu dillere eklendi. Böylelikle ülkedeki resmi dil
sayısı dörde çıktı.
Ülkede nüfusun yüzde 5'inden azı Svahilice konuşuyor. İlgili karar,
komşu ülkeler Kenya, Uganda ve Tanzanya ile entegrasyonun
sağlanması için alındı.
Yeni neslin neredeyse tamamının İngilizce konuştuğu Ruanda'da,
özellikle Fransa'nın 1994'teki soykırımdaki rolünden dolayı halk
Fransızca konuşmayı tercih etmiyor.
KAHVE VE ÇAY ÜLKENİN BELKEMİĞİ
Devlet Başkanı Paul Kagame'nin 2000 yılında göreve başlamasıyla
bugün Afrika'nın en hızlı gelişen ülkelerinden biri haline gelen
Ruanda'nın ekonomisi tarım, hayvancılık, madencilik ve turizme
dayanıyor.
Ruanda Ulusal İstatistik Enstitüsü verilerine göre, ülkenin 2016'da
ekonomik büyümesi yüzde 5,9 olurken gayrisafi yurt içi hasılası da
9 milyar dolara yaklaştı.
Toplam ticaret hacmi 2016'da 603,44 milyon dolara ulaşan ülkenin
ithalatı 439,30 milyon dolar, ihracatı ise 164,14 milyon dolar
oldu. Türkiye de Ruanda'nın toplam ticaret hacminden yüzde 10'luk
paya sahip.
Bu dönemde ihracat kalemlerinin en önemlisini Ruanda kahvesi ve
çayı oluştururken altın ihracatı da üçüncü sırada yer aldı.
Ülke son 15 yılda gerçekleştirdiği ticari reformlarla tüm dünyanın
ilgisini çekiyor ve Dünya Bankası ile diğer uluslararası
kuruluşların da övgüsünü alıyor.
Başkent Kigali'de Türk inşaat firması Summa Group tarafından 1 yıl
gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 300 milyon dolara mal
olan Kigali Kongre Merkezi (Kigali Convention Centre) ve otel
kompleksi ülkenin sembolü olarak kabul ediliyor.
DAĞ GORİLLERİNİN ÜLKESİ RUANDA
Ruanda'da Akagera Milli Parkı, Nyungwe Yağmur Ormanları Milli Parkı
ve Volkanlar Milli Parkı olmak üzere dünyaca ünlü üç ulusal park
bulunuyor.
Volkanlar Milli Parkı, ev sahipliği yaptığı dağ gorilleriyle öne
çıkıyor ve Afrika'nın en önemli parklarından biri olarak kabul
ediliyor. Kigali Soykırım Anıtı, Kivu gölü kenarındaki turistik
tesisler ve çeşitli sanat galerileri de turistlerin ilgisini
çekiyor.
Nehirler ve göller bakımından zengin olan Ruanda'da özellikle
Kagera, Akanyaru, Ruzizi ve Nyewarongo nehirleri öne çıkıyor.
Doğu Afrika'nın Büyük Göller Bölgesi'nde yer alan Ruanda'da irili
ufaklı 23 göl bulunuyor.
SOYKIRIMIN İZLERİ SİLİNMEYE ÇALIŞILIYOR
Ruanda 5 idari yönetim bölgesinden oluşuyor. Devlet başkanlığı
seçimleri 7 yılda bir yapılıyor ve devlet başkanı, başbakan ve
kabinenin diğer üyelerini atıyor.
İlk defa 2000 yılında Ruanda Parlamentosu tarafından Devlet Başkanı
seçilen Kagame, 2003 ve 2010'da yapılan seçimlerden de galip
ayrıldı.
Kagame'nin, 17 yıllık iktidarı döneminde birçok reforma imza attığı
ülkede soykırımın izlerinin silinmesi için ülke bayrağı, milli marş
ve yönetim yapısında köklü değişikliklere gidildi.
Kimlik kartlarındaki "Hutu" ve "Tutsi" ibareleri kaldırılarak
yerine "Ruandalı" ibaresi eklendi.
Ruanda devleti ve halkı, 23 yıl önce yaşanan korkunç soykırımın
ardından toplumsal barışı sağlarken sömürgeciliğin ülkeye soktuğu
etnik ayrımcılığı bir kenara bırakarak Afrika'nın Singapur'u olma
yolunda emin adımlarla ilerliyor.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
