25 Mart 2026 Çarşamba
weather
11°
AjansHaber Dünya İran’da dini liderlik: Devrimden bugüne üç figürün izleri

İran’da dini liderlik: Devrimden bugüne üç figürün izleri

İran İslam Cumhuriyeti, 1979 yılında monarşinin devrilmesiyle başlayan siyasi yolculuğunda, Mart 2026 itibariyle tarihi kırılma noktasına ulaştı. Kurucu lider Ruhullah Humeyni'nin ardından 37 yıl boyunca ülkeyi yöneten Ayetullah Ali Hamaney'in, Şubat 2026'nın sonlarında ABD ve İsrail’in ortaklaşa düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybetmesi, Tahran'da yeni bir dönemin kapılarını araladı. Uzmanlar Meclisi tarafından, 8 Mart 2026'da ilan edilen yeni lider Seyyit Mücteba Hamaney, babasından devraldığı makamla, İran'ın bölgesel savaşlar ve iç huzursuzluklar kıskacındaki geleceğine yön vermeye başladı.

İran islam cumhuriyeti'nin mİMARI: Seyyit Ruhullah humeyni

Humeyni'nin siyasi kişiliği, Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin Batılılaşma hamlesi olan "Ak Devrim" reformlarına karşı çıkmasıyla sertleşti. Şah'ın toprak reformu ve kadınların seçme hakkı gibi girişimlerini eleştiren Humeyni, 1963'te tutuklandı. Bu olay, İran'da büyük halk ayaklanmasını tetikledi. Can güvenliği nedeniyle 1964'te sürgüne gönderilen Humeyni; sırasıyla Türkiye (Bursa), Irak (Necef) ve son olarak Fransa’ da (Paris) yaşadı. 

1 Şubat 1979'da Humeyni'yi taşıyan uçak Tahran'a indiğinde, milyonlarca insan onu karşılamak için sokaklardaydı. 10 gün süren çatışmaların ardından 1 Nisan 1979'da yapılan referandumla İran İslam Cumhuriyeti resmi olarak ilan edildi. Humeyni, "Rehber" (Dini Lider) sıfatıyla mutlak otorite haline geldi.

HUMEYNİ DÖNEMİ SİYASİ KRİZLER

Humeyni'nin iktidarı, sadece içerideki değişimlerde değil, dünya çapında büyük krizlerle de adından söz ettirdi.

Devrimden kısa bir süre sonra, radikal öğrenciler Tahran’daki ABD Büyükelçiliğini basarak 52 Amerikalıyı tam 444 gün boyunca rehin aldı. Tarihe “ABD Elçiliği Baskını ve Rehine Krizi (1979-1981)” olarak geçen bu olay, İran-ABD ilişkilerinin kopmasına ve günümüze kadar süren ambargoların başlamasına yol açtı.

1980-1988 yılları arasında Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, İran’ı işgal ederek 8 yıl süren çatışmaya yol açtı. Bu dönemde yaşanan İran-Irak Savaşı, 20. yüzyılın en kanlı savaşlarından biri olarak tarihe geçti. Milyonlarca kayba rağmen Humeyni, “zehirli kadehi içiyorum” diyerek savaşın ateşkesini ancak 1988’de kabul etti.

SON YOLCULUĞU VE MİRASI

iran'ın en uzun soluklu lideri: ayetullah ali hamaney

Ali Hamaney’in siyasi yükselişi, 1979 Devrimi’nin hemen ardından Ruhullah Humeyni’nin en yakınındaki isimlerden biri olarak başladı. Devrim Konseyi üyeliği, Savunma Bakan Yardımcılığı ve Tahran Cuma İmamlığı gibi kritik görevler üstlenen Hamaney, 27 Haziran 1981’de Ebu Zer Camii’nde konuşma yaparken gerçekleşen bir bombalı suikastta ağır yaralandı. Bu saldırıda sağ kolunu kaybeden (felç olan) Hamaney, halk arasında “Yaşayan Şehit” olarak anılmaya başlandı.

Aynı yıl, suikasta kurban giden Muhammed Ali Recai’nin ardından halkın büyük desteğiyle İran’ın üçüncü Cumhurbaşkanı olarak seçildi. 1989 yılında Humeyni’nin vefatının ardından Uzmanlar Meclisi tarafından “Dini Lider” olarak atandı. Hamaney, 1989’dan 28 Şubat 2026’da hayatını kaybedene kadar, 37 yılı aşkın bir süre boyunca İran’ın mutlak otoritesini sürdürerek Orta Doğu’nun en uzun süre görev yapan liderlerinden biri oldu.

HAMANEY DÖNEMİ SİYASİ KRİZLER

Hamaney’in liderliği, yaşamı boyunca hem iç siyasetteki güç mücadelelerini hem de bölgesel ve küresel krizleri şekillendirdi; günümüzde dini lider olarak oğlu Mücteba Hamaney’ in göreve gelmesinin ardından etkisi hala İran siyasetinde belirgin şekilde hissediliyor.

Hamaney döneminin en belirgin krizi, İran’ın nükleer programı etrafında dönen gerilimlerdi. Batılı devletlerin "nükleer silah" endişesiyle uyguladığı ağır ekonomik yaptırımlar, İran ekonomisini derinden sarstı.

Hamaney, İran’ın nüfuzunu Orta Doğu’da yaymak amacıyla Lübnan'dan Yemen’e, Suriye’den Irak’a kadar uzanan bir "Direniş Ekseni" inşa etti. Yürütülen bu politika, İran’ı bölgenin güçlü aktörlerinden biri yaparken; İsrail, Suudi Arabistan ve ABD ile olan gerilimi arttırdı.

2009'daki "Yeşil Hareket" protestoları, 2019'daki yakıt zammı eylemleri ve son olarak 2022'deki Mahsa Amini gösterileri, Hamaney iktidarının içeride karşılaştığı en sert meydan okumalar oldu. Bu süreçler, devletin güvenlik odaklı politikaları ve sert müdahaleleriyle sonuçlandı.

28 Şubat 2026 Cumartesi günü sabah saatlerinde, Orta Doğu’daki dengeleri sarsan büyük bir askeri harekat başlatıldı. ABD ve İsrail ordularının koordinasyonuyla yürütülen bu operasyon, bölgedeki gelişmeler açısından kritik bir dönüm noktası olarak öne çıktı. Washington ve Tel Aviv hattından gelen bu hamle, jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirmeyi hedefledi.

ABD’nin "Destansı Gazap" (Epic Fury) ve İsrail’in "Aslanın Kükreyişi" (Roaring Lion) kod adlarını verdiği ortak saldırılardaİran’ın Tahran, İsfahan, Kum ve Tebriz gibi stratejik öneme sahip şehirlerindeki askeri tesisler, nükleer araştırma merkezleri ve balistik füze platformları hedef alındı. Saldırılar, İran’ın savunma altyapısında hasara yol açtı.

Saldırının hemen ardından İran, bölgedeki ABD üslerine (Katar, Bahreyn, BAE) ve İsrail topraklarına yönelik geniş çaplı füze misillemeleriyle karşılık verdi. Çatışmaların tırmanmasıyla birlikte Hürmüz Boğazı’nda ticari geçişler durma noktasına gelirken, küresel enerji piyasalarında büyük sarsıntı yaşandı. Petrol fiyatlarındaki ani yükseliş ve bölgedeki kaos, uluslararası kamuoyunda derin bir endişe yaratarak küresel bir krizin fitilini ateşledi.

TAHRAN'DA BİR DEVRİN SONU: ALİ HAMANEY ÖLÜMÜ

İran’ın dini lideri Ali Hamaney, 28 Şubat 2026 sabahı başkent Tahran’daki liderlik yerleşkesine düzenlenen ABD-İsrail ortak hava saldırısında hayatını kaybetti. Söz konusu operasyon, İran devlet hiyerarşisinin merkezine yönelik en ciddi saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti.

İran hükümeti tarafından yapılan resmi açıklamada, Hamaney’in "şehit düştüğü" ilan edilerek ülke genelinde 40 günlük yas ve 7 günlük resmi tatil kararı alındı. Sokaklarda büyük bir keder ve belirsizlik hakimken, yönetim kanadından intikam yeminleri yükseldi. 80’li yaşlarının ortasında hayata veda eden Hamaney, İran’ı sadece teokratik bir devlet olarak yönetmekle kalmamış; ülkeyi füze ve İHA kapasitesiyle bölgede ciddi bir askeri güç haline getirmişti.

TAHRAN'DA YENİ DÖNEMİN MİMARI: SEYYİT MÜCTEBA HAMANEY

İran'ın yeni lideri Seyyit Mücteba Hamaney, 8 Mart 2026 tarihinde Tahran’da toplanan Uzmanlar Meclisi tarafından ülkenin en yüksek otoritesi olarak seçildi. Babası Ali Hamaney’in 28 Şubat'taki suikastı sonrası oluşan otorite boşluğunu, İslam Devrim Muhafızları'nın (DMO) tam desteğiyle dolduran Mücteba Hamaney, İran-İsrail-ABD savaşının en sıcak günlerinde ülkenin hem askeri hem de dini yönetimini resmen üstlendi.

Sonuç olarak, İran İslam Cumhuriyeti, 1979’da Ruhullah Humeyni’nin önderliğinde gerçekleşen İran İslam Devrimi’nin teokratik temellerinden, Ali Hamaney’in yaklaşık 37 yıl süren liderlik dönemine kadar büyük bir dönüşüm geçirdi. Ancak Şubat 2026’daki saldırılar ve Ali Hamaney’in beklenmedik ölümü, Tahran için yalnızca bir liderlik değişimi değil; aynı zamanda bölgesel ve küresel dengelerin sarsıldığı tarihi bir kırılma noktası oldu. Mart 2026 itibarıyla dümene geçen Mücteba Hamaney, babasından devraldığı mirası bölgesel çatışmalar ve içsel sorunların gölgesinde yönetmeye başladı. İran’ın, bu yeni dönemde atacağı adımlar, Orta Doğu’nun kaderini ve küresel enerji güvenliğini yeniden şekillendirecek.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız