Esed sonrası dönemde Suriye’yi ziyaret eden ilk Batı Avrupalı lider olan Macron, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın daveti üzerine geldiği Şam’da siyasi normalleşme, ekonomik iş birliği, güvenlik, terörle mücadele, yeniden imar süreci ve bölgesel gelişmeleri kapsayan yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Halk Sarayı’nda gerçekleştirilen görüşmelerde iki ülke arasında enerji, ulaştırma, liman işletmeciliği, sağlık, su altyapısı ve yatırım başta olmak üzere çok sayıda alanda iş birliği anlaşmaları imzalanırken, diplomatik ilişkilerin yeniden kurumsallaştırılması yönünde de önemli adımlar atıldı.
Ziyaretin hemen ardından Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’ne katılacak olması ise uluslararası diplomasi çevrelerinde dikkatle takip edildi. Diplomatik kaynaklar ve uluslararası basında yer alan analizlere göre Macron, Şam’da yalnızca Fransa-Suriye ilişkilerinde yeni bir sayfa açmayı değil, aynı zamanda NATO müttefikleriyle yapılacak kritik görüşmeler öncesinde Fransa’nın Orta Doğu dosyasında etkin rol üstlendiğini göstermeyi hedefledi.
Uzmanlar, Macron’un bu ziyaretini yalnızca ikili ilişkiler çerçevesinde değerlendirmenin eksik kalacağı görüşünde birleşiyor. Ziyaretin Avrupa Birliği’nin Esed sonrası Suriye politikasının şekillenmesi, savaşın ardından başlayacak yeniden imar sürecinde Batılı şirketlerin konumlanması, düzensiz göç ve terörle mücadele politikaları ile Rusya ve İran’ın bölgede değişen etkisi açısından da önemli sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.
Macron neden şimdi Şam’a gitti?
Ulusal ve uluslararası haber ajansları ile diplomatik çevrelerin değerlendirmelerine göre Macron’un ziyaretinin arkasında birbirini tamamlayan siyasi, ekonomik ve güvenlik odaklı hedefler bulunuyor.
İlk hedef, Esed sonrası dönemde kurulan yeni Suriye yönetimiyle doğrudan temas kurarak Fransa’yı Avrupa’nın Suriye politikasında öncü aktörlerden biri haline getirmek. Paris yönetimi, Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimle diplomatik ilişkileri yeniden tesis ederek hem Suriye’nin uluslararası sisteme yeniden entegrasyonunda söz sahibi olmayı hem de Avrupa Birliği içinde bu süreci yönlendiren ülkelerden biri olmayı amaçlıyor.
Bir diğer önemli hedef ise ekonomik fırsatlar. Yaklaşık 14 yıl süren iç savaşın ardından büyük ölçüde yıkıma uğrayan Suriye’nin yeniden inşası için önümüzdeki yıllarda yüz milyarlarca dolarlık yatırım yapılması öngörülüyor. Enerji tesislerinden limanlara, ulaştırma ağlarından havaalanlarına, sağlık altyapısından su projelerine kadar uzanan geniş yatırım alanlarında Fransız şirketlerinin etkin rol üstlenmesi, Paris yönetiminin öncelikleri arasında yer alıyor. Bu nedenle Macron’a diplomatik heyetin yanı sıra Fransa’nın önde gelen enerji, altyapı ve lojistik şirketlerinin temsilcileri de eşlik etti.
Ziyaretin üçüncü ayağını ise güvenlik oluşturuyor. Fransa, DEAŞ tehdidinin tamamen ortadan kalkmadığını, düzensiz göçün Avrupa üzerindeki baskısının sürdüğünü ve Suriye’de sağlanacak kalıcı istikrarın Avrupa güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu savunuyor. Bu nedenle görüşmelerde terörle mücadele, sınır güvenliği, yabancı terörist savaşçılar, istihbarat paylaşımı ve bölgesel güvenlik konuları da öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı.
Macron’un ziyaretinin zamanlaması da uluslararası kamuoyunda dikkat çekti. Reuters, Le Monde, Financial Times ve diğer uluslararası yayın kuruluşlarında yer alan analizlerde, Fransa’nın Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde Orta Doğu dosyasında diplomatik inisiyatif almayı hedeflediği değerlendirmesi yapıldı. Analistlere göre Macron, Şam’da verdiği mesajlarla NATO zirvesine yalnızca Avrupa’nın önemli liderlerinden biri olarak değil, aynı zamanda Suriye sahasında doğrudan diplomatik temas yürüten bir aktör olarak katılmayı amaçladı.
Bununla birlikte ziyaret, Rusya ve İran’ın Esed sonrası süreçte değişen bölgesel etkisi, Körfez ülkelerinin Şam yönetimiyle normalleşme adımları ve Avrupa Birliği’nin Suriye politikasında yeni bir denge arayışı açısından da dikkat çekiyor. Fransa’nın bu süreçte hem siyasi hem ekonomik hem de diplomatik alanda yeniden etkinlik kazanma hedefi, Macron’un Şam ziyaretini son yılların en önemli dış politika hamlelerinden biri haline getiriyor.
Macron’un Şam’da verdiği mesajlar ve gerçekleştirdiği temaslar, yalnızca Fransa-Suriye ilişkilerinin geleceği açısından değil Türkiye’nin güvenlik politikaları, Avrupa Birliği’nin Orta Doğu stratejisi ve NATO’nun güney kanadındaki gelişmeler bakımından da yakından takip ediliyor. Bu yönüyle ziyaret, Esed sonrası dönemde şekillenmeye başlayan yeni bölgesel dengelerin en önemli diplomatik adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Şam’da kritik zirve: Diplomatik normalleşme ve 15 anlaşmayla yeni dönem
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, resmi temasları kapsamında Şam’da Suriye Cumhurbaşkanı Şara tarafından Halk Sarayı’nda askeri törenle karşılandı. Yaklaşık iki saat süren baş başa ve heyetler arası görüşmelerde iki ülke ilişkilerinin geleceğinin yanı sıra Suriye’nin yeniden inşa süreci, ekonomik iş birliği, güvenlik, terörle mücadele, düzensiz göç ve bölgesel gelişmeler ele alındı.
Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Ahmed Şara, Fransa ile ilişkilerde “yeni bir ortaklık döneminin” başladığını belirterek, bunun yalnızca iki ülke açısından değil, Suriye’nin uzun yıllar süren diplomatik yalnızlığının ardından uluslararası toplumla yeniden bütünleşmesi bakımından da önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Şara, savaşın ardından ülkesinin yeniden ayağa kalkabilmesi için uluslararası yatırımlara ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, Fransa’nın siyasi ve ekonomik desteğinin bu süreçte önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Yeni yönetimin önceliğinin istikrarı sağlamak, kamu kurumlarını yeniden işler hale getirmek ve ülkeyi yabancı yatırımlar için güvenli bir merkez haline getirmek olduğunu dile getirdi.
Macron ise Fransa’nın “egemen, birleşik ve kapsayıcı bir Suriye” vizyonunu desteklediğini belirterek, yeniden yapılanma sürecinin yalnızca fiziksel altyapının onarılmasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda güçlü devlet kurumlarının oluşturulması, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve kapsayıcı bir siyasi yapının inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca, Suriye’nin yeniden uluslararası sisteme entegre olmasının bölgesel istikrar açısından önemli olduğunu belirterek, Paris yönetiminin bu süreçte yapıcı rol üstlenmeye hazır olduğunu vurguladı.
15 anlaşmayla ilişkilerde yeni sayfa
Ziyaretin en somut sonucu ise iki ülke arasında imzalanan kapsamlı iş birliği anlaşmaları oldu.
Şam’da düzenlenen ekonomi forumunun ardından Fransa ile Suriye arasında ulaştırma, enerji, liman işletmeciliği, havacılık, sağlık, su altyapısı, yatırım, bankacılık, teknik iş birliği ve kamu hizmetlerini kapsayan 15 ayrı anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.
Anlaşmalar kapsamında enerji üretim kapasitesinin artırılması, elektrik altyapısının modernizasyonu, limanların yeniden yapılandırılması, havaalanlarının geliştirilmesi, su ve kanalizasyon projelerinin yenilenmesi, sağlık altyapısının güçlendirilmesi, ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi ve dijital dönüşüm alanlarında ortak projelerin hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Taraflar ayrıca teknik uzman değişimi, kamu kurumları arasında bilgi paylaşımı ve ekonomik ilişkilerin kurumsal zeminde yürütülmesine yönelik mekanizmaların oluşturulması konusunda da mutabakata vardı.
Diplomatik kaynaklara göre söz konusu anlaşmalar, yalnızca ekonomik iş birliğini geliştirmeyi değil, Fransa’nın Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde uzun vadeli stratejik ortaklardan biri olmasını da amaçlıyor.
Fransız şirketleri yeniden imar sürecine hazırlanıyor
Macron’un ziyaretine Fransa’nın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin de eşlik etmesi, ekonomik diplomasinin ziyaretin en önemli ayaklarından biri olduğunu ortaya koydu.
Enerji devi TotalEnergies ile dünyanın önde gelen deniz taşımacılığı ve liman işletmeciliği şirketlerinden CMA CGM başta olmak üzere birçok Fransız şirketi, Şam’da düzenlenen ekonomi forumunda Suriyeli yetkililerle temaslarda bulundu.
Yaklaşık 14 yıl süren iç savaşın ardından büyük ölçüde yıkıma uğrayan Suriye’de enerji santralleri, limanlar, havaalanları, kara yolu ağları, sağlık tesisleri ve kamu altyapısının yeniden inşası için önümüzdeki yıllarda yüz milyarlarca dolarlık yatırım yapılması bekleniyor.
Paris yönetimi de bu süreçte yalnızca siyasi destek sunan bir ülke değil, aynı zamanda yeniden imar projelerinde aktif rol üstlenen yatırımcı ülkelerden biri olmayı hedefliyor.
Büyükelçilikler yeniden açılıyor
Ziyaret kapsamında atılan en önemli diplomatik adımlardan biri de iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden kurumsallaştırılması oldu.
Taraflar, 2012 yılında faaliyetlerini durduran Fransa’nın Şam Büyükelçiliğinin yeniden açılması ve karşılıklı büyükelçi atanması konusunda çalışma başlatılması üzerinde mutabakata vardı.
Bunun yanı sıra dışişleri bakanlıkları arasında düzenli siyasi istişare mekanizması kurulması, ekonomik komisyonların yeniden faaliyete geçirilmesi ve teknik heyetlerin karşılıklı ziyaretlerinin artırılması kararlaştırıldı.
Uzmanlar, bu adımların yalnızca Fransa-Suriye ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatmadığını, aynı zamanda Avrupa’nın Esed sonrası Suriye yönetimine yaklaşımında da önemli bir kırılma noktası oluşturduğunu değerlendiriyor.
Şam’da verilen ortak fotoğraf, imzalanan 15 anlaşma ve büyükelçiliklerin yeniden açılmasına yönelik irade, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini değil Suriye’nin uluslararası diplomasiye yeniden dönüş sürecinde şimdiye kadar atılan en önemli adımlardan biri olarak görülüyor.
Patlamaların gölgesinde diplomasi: Güvenlik gündemi ve bölgesel mesajlar
Macron’un Şam ziyareti, yalnızca diplomatik temaslar ve ekonomik anlaşmalarla değil, başkentte yaşanan güvenlik olaylarıyla da dünya kamuoyunun gündemine oturdu. Resmi temasların sürdüğü saatlerde Şam’ın merkezinde meydana gelen iki ayrı patlama, Suriye’de yeni yönetimin karşı karşıya olduğu güvenlik risklerinin henüz tamamen ortadan kalkmadığını bir kez daha ortaya koydu.
Suriye İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre, yol kenarına park edilen bir araç ile çöp konteynerine yerleştirilen iki patlayıcı düzenek güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirilmeye çalışıldığı sırada infilak etti. Patlamalarda aralarında dört polis memurunun da bulunduğu 18 kişi yaralanırken, başkent genelinde güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Olayın ardından geniş çaplı soruşturma başlatılırken, saldırıyı üstlenen herhangi bir örgüt olmadı.
Uluslararası basın kuruluşları, patlamaların Macron’un bulunduğu noktaya yakın bölgelerde meydana gelmesini ziyaretin en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak değerlendirdi. Buna rağmen Fransız liderin programında herhangi bir değişiklik yapılmadı. Macron, Ahmed Şara ile planlanan görüşmelerini, ortak basın toplantısını ve ekonomi forumundaki temaslarını sürdürerek Fransa’nın yeni Suriye yönetimine verdiği desteğin devam ettiğini gösterdi.
Şam yönetimi de Macron’un ziyaretini iptal etmemesini önemli bir siyasi mesaj olarak değerlendirdi. Ahmed Şara, ortak basın toplantısında Fransa Cumhurbaşkanı’na teşekkür ederek, “Bu ziyaret, iki ülke arasındaki yeni ortaklık dönemine duyulan güvenin açık göstergesidir.” ifadelerini kullandı.
Güvenlik dosyaları masadaydı
Patlamaların gölgesinde gerçekleşen görüşmelerde, güvenlik başlıkları ekonomik iş birliği kadar önemli yer tuttu. Taraflar, DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadele, yabancı terörist savaşçıların durumu, sınır güvenliği, istihbarat paylaşımı ve düzensiz göç gibi konuları ayrıntılı şekilde ele aldı.
Fransa, Suriye’de kalıcı güvenliğin sağlanmasının yalnızca bölge ülkeleri için değil, Avrupa’nın güvenliği açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurgularken, Ahmed Şara yönetimi ülkenin tamamında devlet otoritesini yeniden tesis etmeyi ve güvenlik kurumlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Macron ayrıca, uluslararası toplumun Suriye’nin istikrarına katkı sunmasının hem terör tehdidinin azaltılması hem de Avrupa’ya yönelik düzensiz göç baskısının hafifletilmesi açısından önem taşıdığını dile getirdi.
Lübnan, İsrail ve Kuzey Suriye gündemi
İki liderin gündemindeki önemli başlıklardan biri de bölgesel güvenlik dengeleri oldu. Diplomatik kaynaklara göre görüşmelerde Lübnan’daki siyasi gelişmeler, sınır güvenliği ve iki ülke arasındaki kaçakçılıkla mücadele konuları ele alındı. Macron, Lübnan’ın egemenliği ve istikrarının korunmasının Fransa açısından öncelikli konular arasında yer aldığını vurguladı.
Görüşmelerde İsrail-Suriye hattındaki son gelişmeler de değerlendirildi. Ahmed Şara, İsrail’in Suriye topraklarında sürdürdüğü askeri faaliyetlere değinerek, 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının yeniden uygulanmasının ve uluslararası hukuka uygun hareket edilmesinin bölgesel istikrar açısından önem taşıdığını söyledi. Macron ise bölgedeki gerilimin diplomatik yollarla azaltılması gerektiğini belirterek tüm taraflara itidal çağrısında bulundu.
Uluslararası basında yer alan değerlendirmelere göre, liderler Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeleri de ele aldı. Fransa’nın, Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında siyasi diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesini desteklediği belirtilirken, bu başlığın Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Türkiye ile yapılacak temaslarda da gündeme gelmesi bekleniyor.
Şam’dan Ankara’ya uzanan diplomasi
Şam’daki temaslarını tamamlayan Macron, aynı gün Ankara’ya geçerek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katıldı. Böylece Fransa Cumhurbaşkanı, Suriye dosyasını doğrudan sahada ele alan ilk Batılı liderlerden biri olarak NATO masasına oturdu.
Diplomatik çevreler, Macron’un Şam’da verdiği mesajların Ankara’daki görüşmelere de yansıyacağı değerlendirmesinde bulunuyor. Terörle mücadele, düzensiz göç, sınır güvenliği, DEAŞ tehdidi, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ve Orta Doğu’nun geleceğine ilişkin başlıkların NATO liderleri arasında ayrıntılı şekilde ele alınması beklenirken, Fransa’nın Şam’da elde ettiği diplomatik temasların bu görüşmelere yeni bir boyut kazandıracağı ifade ediliyor.
Patlamaların gölgesinde gerçekleşen ziyaret, bir yandan Suriye’de güvenlik risklerinin sürdüğünü ortaya koyarken, diğer yandan Fransa’nın yeni yönetimle siyasi ve ekonomik iş birliğini sürdürme kararlılığını gösterdi. Uzmanlara göre Macron’un Şam ziyareti, Esed sonrası dönemde Batı’nın Suriye’ye yönelik yaklaşımında yeni bir sayfa açarken, Orta Doğu’da yeniden şekillenen güç dengelerinin de önemli işaretlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Uluslararası basın nasıl gördü? Macron’un Şam hamlesine dünyadan yorumlar
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Şam ziyareti, Avrupa’dan Orta Doğu’ya kadar çok sayıda uluslararası haber kuruluşu ve düşünce kuruluşu tarafından Esed sonrası dönemin en önemli diplomatik gelişmelerinden biri olarak değerlendirildi. Analizlerde ziyaretin yalnızca Fransa ile Suriye arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesi anlamına gelmediği, aynı zamanda Avrupa’nın Suriye politikasında yeni bir dönemin başlangıcına işaret ettiği vurgulandı.
Reuters, Macron’un ziyaretini, Esed yönetiminin sona ermesinden sonra Suriye’ye gerçekleştirilen ilk Batı Avrupalı lider ziyareti olarak nitelendirirken, Paris yönetiminin Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimle doğrudan temas kurarak Avrupa’nın diplomatik girişimlerine öncülük etmeyi amaçladığını yazdı. Ajans, görüşmelerde yeniden imar, ekonomik yatırımlar, güvenlik iş birliği ve diplomatik normalleşme başlıklarının öne çıktığını aktardı.
Le Monde, Macron’un ziyaretini Fransa’nın Orta Doğu politikasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumladı. Gazeteye göre Paris yönetimi, Rusya ve İran’ın etkisinin yeniden şekillendiği süreçte oluşan diplomatik boşluğu değerlendirmek ve Avrupa Birliği içerisinde Suriye politikasına yön veren ülkelerden biri olmak istiyor. Haberde ayrıca Fransa’nın 2012 yılında kapattığı Şam Büyükelçiliğinin yeniden açılması yönündeki iradenin, ilişkilerde kalıcı normalleşme hedefinin en önemli göstergesi olduğu belirtildi.
The New York Times, ziyaretin güvenlik boyutuna dikkat çekti. Gazete, Şam’da meydana gelen patlamalara rağmen Macron’un programını iptal etmemesini “yüksek risk taşıyan ancak güçlü siyasi mesaj veren bir diplomatik tercih” olarak değerlendirdi. Analizde, Fransa’nın güvenlik tehditlerine rağmen yeni Suriye yönetimine desteğini açık biçimde ortaya koyduğu ifade edildi.
El Cezire ise ziyareti daha çok Şam yönetiminin uluslararası meşrutiyet arayışı açısından ele aldı. Kanal, Ahmed Şara’nın Batılı bir devlet liderini Şam’da ağırlamasını, Suriye’nin uzun yıllar süren diplomatik yalnızlıktan çıkma çabasının önemli bir aşaması olarak değerlendirdi. İmzalanan ekonomik anlaşmaların ise ülkeye uluslararası yatırım çekme hedefini desteklediği yorumuna yer verildi.
Associated Press (AP), Macron’un beraberinde iş dünyasının önde gelen temsilcilerini götürmesine dikkat çekerek, ziyaretin yalnızca diplomatik değil ekonomik bir misyon da taşıdığını vurguladı. Haberde, Fransa’nın yeniden imar sürecinde altyapı, enerji ve lojistik sektörlerinde etkin rol üstlenmeyi hedeflediği ifade edildi.
Ankara Zirvesi öncesinde verilen stratejik mesaj
Macron’un Şam temaslarının hemen ardından Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılması, ziyaretin uluslararası etkisini daha da artırdı. Uzmanlara göre Fransa Cumhurbaşkanı, NATO müttefikleriyle yapılacak kritik görüşmeler öncesinde Suriye dosyasında doğrudan inisiyatif alan bir lider görüntüsü vermeyi hedefledi.
Diplomatik çevreler, Fransa’nın Şam’da yürüttüğü temaslarla yalnızca ikili ilişkileri yeniden canlandırmayı değil, Avrupa’nın Orta Doğu politikalarında daha belirleyici bir rol üstlenmeyi amaçladığını değerlendiriyor. Bu yönüyle ziyaret NATO’nun güney kanadındaki güvenlik dengeleri, düzensiz göç, terörle mücadele, enerji güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler açısından da önem taşıyor.
Öte yandan Fransa’nın Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere ilişkin yaklaşımı ile Türkiye’nin sınır güvenliği ve terörle mücadele konusundaki öncelikleri arasındaki görüş ayrılıklarının, NATO Zirvesi’nde liderler arasında ele alınan başlıklar arasında yer alması bekleniyor.

Esed sonrası dönemin en kritik diplomatik hamlelerinden biri
Macron’un Şam ziyareti, yalnızca Fransa ile Suriye arasındaki ilişkilerin yeniden başlamasını sağlayan diplomatik bir temas olmanın ötesinde, Orta Doğu’da değişen güç dengelerinin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Esed sonrası dönemde Suriye’yi ziyaret eden ilk Batı Avrupalı lider olarak Macron, hem Ahmed Şara yönetimine uluslararası meşruiyet açısından önemli bir destek verdi hem de Fransa’nın bölgede yeniden etkin rol oynama hedefini ortaya koydu.
Şam’da imzalanan 15 iş birliği anlaşması, büyükelçiliklerin yeniden açılması yönündeki karar, Fransız şirketlerinin yeniden imar sürecine dahil olma isteği ve güvenlik alanındaki temaslar, ziyaretin yalnızca sembolik değil somut sonuçlar doğurduğunu gösterdi.
Bununla birlikte, Şam’da meydana gelen patlamalar ve devam eden güvenlik riskleri, yeni yönetimin önünde hala ciddi sınamalar bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle Fransa’nın hedeflediği ekonomik yatırımların ve diplomatik açılımların başarıya ulaşması, büyük ölçüde Suriye’de güvenlik ve siyasi istikrarın kalıcı şekilde sağlanmasına bağlı olacak.
Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde gerçekleşen bu ziyaret, Fransa’nın Orta Doğu politikasında yeni bir dönemin başladığını gösterirken Avrupa’nın Suriye’ye yaklaşımı, yeniden imar sürecinin geleceği ve bölgesel güç dengelerinin nasıl şekilleneceğine ilişkin tartışmaları da yeniden gündemin merkezine taşıdı. Bu nedenle Macron’un Şam ziyareti, yalnızca bugünün değil, önümüzdeki yıllarda Orta Doğu diplomasisinin seyrini etkileyebilecek en önemli dış politika hamlelerinden biri olarak değerlendiriliyor. 