Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda Trump’ın yaklaşım
tarzları doğrusu bizleri mutlu ediyor. Temenni ederim ki bu ikili
karşı karşıya oturup konuşmamızla birlikte belirleyeceğimiz yol
haritasında bunu görmemiz halinde Türkiye ve Amerika stratejik
ortak olarak, stratejik bir müttefik olarak, NATO içerisindeki iki
önemli ülke olarak bizler çok şeyleri başarabiliriz, halledebiliriz
diye düşünüyorum." dedi.
Erdoğan, CNN International'a mülakat verdi. "ABD Başkanı Donald
Trump sizi tebrik etmek için aradı, söyledikleri hakkında bilgi
verebilir misiniz?" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cevabı
verdi:
"Öncelikle bu bir tebrikti ve üstelik de Paskalya Bayramı'nı
yaşadıkları bin anda araması, gerçekten ayrıca beni de mutlu etti.
Alınan bu netice sebebiyle tebrik ederken, bundan sonraki süreçte
ilişkilerimizin daha da güçlenerek gideceği noktasında, bu
noktadaki kendi düşüncelerini, Suriye konusundaki düşüncelerini
paylaşma imkanını ben de buldum kendileri de buldu. Kendilerine
özellikle şunu söyledim: Fazla gecikmeden artık seçimden sonra
telefonla olmaktan öte, yüz yüze görüşmek suretiyle Türkiye-Amerika
ilişkilerini güçlenerek daha ileri taşıyalım dedik, mutabık kaldık.
Öyle zannediyorum ki kısa bir zaman içerisinde bu buluşmayı
gerçekleştireceğiz."
Donald Trump'ın kendisine bu konuda hemen talimatını vereceğini
söylediğini aktaran Erdoğan, kendisinin de protokolüne gerekli
talimatları verdiğini bildirdi.
Erdoğan, "Trump ile Suriye konusunda daha ileri seviyede bir
işbirliği konusunda anlaştınız mı ve bu muhtemel destek Suriyeli
Kürtlerin, özellikle Rakka’daki mücadele esnasında kullanılması
ilişkin herhangi bir noktaya vardı mı?" sorusuna karşılık, DEAŞ
gibi bir terör örgütünün başka bir terör örgütüyle yok
edilemeyeceğini vurguladı. Trump'ın Dışişleri Bakanı'nı ve CIA
Direktörü'nü geçen günlerde Türkiye'ye gönderdiğini hatırlatan
Erdoğan, onlara da "Biz, Amerika koalisyon güçleri, Türkiye, biz
DEAŞ’la mücadeleyi rahatlıkla başarabilecek bir noktadayız."
dediklerini belirtti.
"ASLOLAN MAÇI KAZANMAKTIR"
Referandum sonuçlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Erdoğan,
sandıktan çıkan sonucu futbol maçı sonucuna benzeterek, "Ben
futbolun içinden geliyorum. Ve futbolun içinden gelen şahsım şöyle
bir şeyi biliriz biz: Maçı 1-0 da kazansanız 3 puan alırsanız, 5-0
da kazansanız 3 puan alırsınız, aslolan maçı kazanmaktır."
dedi.
Uluslararası gözlemcilerin seçim sonuçlarına ilişkin
eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, bu hafta seçimlerin
yapılacağı Fransa'da Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması olduğuna
dikkati çekti. Türkiye'de OHAL'in üçer ay aralıklarla uzatılmasına
rağmen Fransa'nın bu uygulamayı 1,5 yıl gibi bir süreyle uzattığını
anımsatan Erdoğan, "Kimse bunu konuşmuyor. Bu kadar açık ve net her
şey ortada. Şimdi Türkiye üzerinde ne yazık ki Batının bir kumpası
var, tabii bu kumpas tutmadı. Şu anda bunu hazmedemiyorlar."
ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de kutuplaşmanın söz konusu
olmadığını dile getirerek, yüzde 52’ye yakın bir oy oranıyla
"evet"in seçimi kazanmasını Türkiye'de bir kutuplaşma olarak
değerlendirmenin yüzde 52'ye haksızlık olacağını vurguladı.
Erdoğan, "Bir defa 'yüzde 52’nin oyu muteber değil yüzde 48’in oyu
muteber'; bu bir defa demokrasilerde asla savunulacak bir şey
değildir." şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, idam cezasına ilişkin sözlerinin
hatırlatılması üzerine ise şunları söyledi:
"Şu anda 54 yıl bizi kapısında bekleten bir Avrupa Birliği var.
Soruyorum; hangi ülkeyi 54 yıl kapısında beklettiler? 50 yıl, 40
yıl, 30 yıl bekletilen bir başka ülke var mı? Ama Türkiye 54 yıl
Avrupa Birliği kapısında bekletildi. Bu, bir defa siyasi ilişkiler
açısından tahammül edilir, katlanılır bir şey değildir. Kaldı ki
biz bugüne kadar Avrupa Birliği müktesebatı içerisinde ne varsa
bunların hepsini kabullenmeye, ona göre de düzenlemeler yapmaya
gayret ettik. Ama Avrupa Birliği bunların hiçbirine uymadı ve bize
de verilen sözleri yerine getirmedi. 3 milyon Suriyeli mülteci var
burada ve bunlarla ilgili olarak geçen yılın Temmuz ayında 3 milyar
avro bize verileceğinden bahsedildi. Ondan sonra ikinci bir 3
milyar avro daha verileceğinden bahsettiler. Şu ana kadar ne yazık
ki UNESCO vasıtasıyla gelen rakam 725 milyon avro ve Birleşmiş
Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinden de gelen 550 milyon
dolar. Bizim yaptığımız harcama sivil toplum kuruluşlarla beraber
yaklaşık 25 milyar dolar. Şimdi böyle bir Avrupa Birliği’yle biz
karşı karşıyayız. Vizeler meselesi. Vizeler kalkacaktı ve bu konuyu
da yerine getirmediler. Hiçbir sözlerinde bugüne kadar durmadılar.
Şu ana kadar 14 fasıl halledilebildi ve fasılları artırdılar, daha
önce 15 fasıldı, 'Türkiye geliyor' diye fasılların sayısını 35’e
çıkardılar. Bizim şimdi burada İngiltere gibi bir ülke Brexit’le
bir karar aldığına göre, biz de Türkiye olarak Parlamentoda bu işi
çözdük çözdük, yoksa millete gideriz, milletimiz ne diyorsa bunun
kararını alırız."
Erdoğan, "Siz AB müzakere sürecine kapıyı kapatırsanız, mülteci
akımını kesme noktasındaki anlaşma tehlikeye düşer mi?" sorusuna
karşılık da telaşa gerek olmadığını, bunların hepsinin ayrı ayrı
masaya yatırılacak konular olduğunu anlattı. Türkiye'nin sözlerini
tuttuğunu, öncelikle Avrupa Birliği'nin bugüne kadar tutmadığı
sözleri tutması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Ha sözlerini
tutarlarsa otururuz konuşuruz, süratle ne gibi adımlar atıyoruz
bunu planlarız. Bir defa Avrupa Birliği Türkiye’ye karşı kapısını
kapatmıştır." dedi.
"TRUMP İLE AVRUPALI LİDERLERİ KARŞILAŞTIRMAK
YANLIŞ"
Erdoğan, soru üzerine, herhangi bir Avrupalı lidere "sen Nazi
artığısın" demediğini ancak "bu sistem Nazizmdir" dediğini
aktararak, şahıslar üzerinde değil sistem üzerine oynadığını, bunu
birbirine karıştırmamak gerektiğini söyledi. Halihazırda Trump ile
Avrupalı liderleri karşılaştırmanın da yanlış olacağını dile
getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Çünkü biz şu anda Sayın Trump’la henüz çalışmalara başlamadık.
Şimdi başlayacağız çalışmalara. Bizim derdimiz liderler noktasında
Sayın Trump’la münasebetlerimizi ne kadar ileri taşırsak, ne kadar
başarılı çalışmalar yaparsak, çünkü biz Amerika ile stratejik
müttefikiz. Sayın Obama’yla maalesef bunu başaramadık, böyle bir
şey olmadı. Ama şu anda Trump’ın yaklaşım tarzları doğrusu bizleri
mutlu ediyor. Temenni ederim ki bu ikili karşı karşıya oturup
konuşmamızla birlikte belirleyeceğimiz yol haritasında bunu
görmemiz halinde Türkiye ve Amerika stratejik ortak olarak,
stratejik bir müttefik olarak, NATO içerisindeki iki önemli ülke
olarak bizler çok şeyleri başarabiliriz, halledebiliriz diye
düşünüyorum. Bu noktada bir sıkıntı söz konusu değil."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "eski CIA Başkanı John Brennan ve diğer
Amerikalı senatörlerin Türkiye'de 15 Temmuz'da yaşanan darbeden
sorumlu olup olmadığının" sorulması üzerine, bu konuların Trump ve
diğer ilgili ABD'li yetkililerle görüşüldüğünü söyledi.
Amerika'ya yapacağı seyahatte bunları birebir karşılıklı olarak
görüşmek suretiyle "FETÖ denilen alçağı" isteyeceklerini belirten
Erdoğan, "Şu anda kesinlikle deliller ortada, belgeler ortada ve bu
darbe girişiminin 1 numaralı failidir. Ha arkasındaki bunun üst
aklı nerelerdir, onlar da çıkacak ortaya tabii. Neyle çıkacak?
Yargı sürecinde çıkacak. Ha bunlar kimdir, şu mu, bu mu, yargı
sürecinde onlar çıkacak. Şu anda bunu benim dillendirmem, yargıyı
yönlendirme olur ki bu doğru olmaz. Ama vakti saati gelince
çıkacaktır. Türkiye’deki yargı bu konuları çok daha açık, net
ortaya koyacaktır ve failler belli olacaktır." değerlendirmesinde
bulundu.
Erdoğan, şu anda konu üstünde çalıştıklarını ve bu konuyu detaylı
olarak Trump ile görüşeceklerini söyleyerek, "Şu anda bize bu tür
verilmiş bir söz henüz yok. Umudum var, umudum var, bu umudumu da
korumak istiyorum." diye konuştu.
"ÇİFT BAŞLILIĞI ORTADAN KALDIRIYORUZ"
Erdoğan, referandum sürecinde Türk sisteminin reforme edilmesi
gerektiğine işaret ettiği hatırlatılarak, "Bu sistem sadece Recep
Tayyip Erdoğan için mi daha iyi, tek bir adam için mi daha iyi
acaba" sorusunun yöneltilmesi üzerine, her zaman meydanlarda
söylediği gibi bu sistemin Tayyip Erdoğan’a ait bir sistem
olmadığını, kendisinin bir fani olduğunu onun için her an ölmeye
mahkum olan bir insan için böyle bir sistem hazırlanamayacağını
anlattı.
Kendisine yönelik "tek adam" sözlerini de eleştiren Erdoğan,
"Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal, hem partisinin genel
başkanıydı, hem de Cumhurbaşkanıydı, ardından İnönü hem partisinin
genel başkanıydı, hem de Cumhurbaşkanıydı. Bu ifadeyi kullanan ana
muhalefetin başındaki zat kendi geçmişini bilmiyor." görüşünü dile
getirdi.
Kendilerinin şu anda çift başlılığı ortadan kaldırdığını vurgulayan
Erdoğan, "Şimdi biz hem başbakan, hem cumhurbaşkanı olmasın
istiyoruz. Yani vitrin aksesuarından ülke yönetimini kurtaralım,
böylece çift başlılık olmasın, sadece cumhurbaşkanıyla ülkeyi
yürütmede çok daha güçlü hale getirelim, hesabımız bu, atacağımız
adım bu." şeklinde konuştu.
Yönetimin diktatörlüğe gittiği yönündeki eleştirileri de yanıtlayan
Erdoğan, "diktatör" ifadesinin 14-15 sene önce de kullanıldığını
ancak o zaman böyle bir sistem olmadığını hatırlattı. Diktatör
olmak için illa cumhurbaşkanı ve tek başkanlık olması kaydının
olmadığının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Sandıktan eğer diktatör çıkar diyorsanız, bu sandıktan çıkana çok
büyük bir zulüm olur, haksızlık olur. Aynı zamanda sandıkta
tercihini kullanan insanlara karşı da çok ciddi bir saygısızlık
olur. Demokrasi nereden güç kazanıyor? Halktan. Buna biz milli
irade diyoruz. Milli irade nasıl tecelli ederse, buna herkesin
saygı duyması lazım. Hayır çıksaydı ne olacaktı, o zaman ne
diyeceklerdi? Mesela ben böyle bir şeyi demezdim, ben saygı duyarım
derdim, niye? Milletimin tercihi de onun için. Şimdi evet çıktığına
göre, bakın hemen ana muhalefet süratle Yüksek Seçim Kuruluna
itiraz gitti, 'ardından Anayasa Mahkemesine gideceğim' diyor,
'ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğim' diyor. Ya
bunların hiçbirinin ilgi alanı değil bu. İlgi alanı olmadığı halde
buralara gitmekten bahsediyor. Ve sen 7 kez kaybettin, şimdi 8. kez
kaybetti. Batı ülkelerinde bir kez, iki kez seçim kaybeden genel
başkanlığı bırakır, bak bu da siyasetin ahlakıdır. Ama bunlarda
böyle bir ahlak yok. Onun için Türkiye’de biz halkımızın iradesine
saygı duyarız ve 14-15 sene içerisinde nasıl bir diktatörlük
yapılmış çıkarsınlar da bunu göstersinler. Herkes rahat rahat
istediğini konuşuyor, istediğini söylüyor. Ama asıl diktatörlük
peşinde olanlar bütün o terör örgütlerini destekleyenlerdir ve
bunların arkasında da Batının o güçlü medya organları var."
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
