Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu Meclis, milli Kurtuluş Savaşı'nı
yöneten, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e başkomutanlık yetkisini belli
sınırlarla veren, 1924 Anayasası görüşülürken, Meclisi feshetme
yetkisi Atatürk'e verilmek istendiğinde 'Bizi buraya millet
gönderdi, bir kişi kalkıp bizi feshedemez.' diyen, Kıbrıs Barış
Harekatı'nı yöneten, 15 Temmuz darbe girişimini püskürten bir
Meclistir. Üzerinde titrememiz gereken bir Meclisin anayasa
değişikliğiyle yetkilerini alıyoruz, yetkisiz bir konumda oraya
bırakıyoruz." dedi.
Toplantının açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği
görüşmelerinden sonra kendilerine "Nasıl katkı verebiliriz?" diye
telefonların geldiğini, bunun kendilerini gururlandırdığını
bildirdi.
Geçmişte sorumluluk üstlenmiş, bugün o sorumluluğun biraz dışında
olan ancak ülkesine karşı sorumluluğunu yitirmemiş kişilerin "Biz
de görev üstlenmek istiyoruz." dediğini belirten Kılıçdaroğlu,
bugünkü toplantının ana amacının bu olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu, 2015, 2016 ve 2017'deki değişik konuşmalarında,
"Türkiye, cumhuriyet tarihinin en derin krizlerinden birini
yaşıyor." dediğini hatırlatarak, bugün gelinen noktada bu derin
krizin, Türkiye için bir beka sorununa dönüştüğünü öne sürdü.
Türkiye'nin gelecek açısından ciddi bir sorunla karşı karşıya
olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Biz Cumhuriyetimizi kolay kurmadık, bağımsızlığımızı kolay elde
etmedik, ciddi mücadeleler, olağanüstü çabalar, şehitler, gaziler
var, yapılan görüşmeler, Lozan, Sevr var. Bütün bunları
düşündüğümüz zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğini ve dirliğini
sağlamak için 1920'lerden başlayarak, önce cumhuriyeti kurmak,
TBMM'yi toplamak gibi çok ama çok önemli adımlar attık. 1920'lerden
bu yana pek çok acı tablolarla karşılaştık ama bugün geldiğimiz
noktada, geleceğe dönük umutları yeşertmek zorundayız. Biz varsak,
biz derken sadece CHP'lileri kastetmiyorum, 'Bu ülkede demokrasi
olsun, insanlar özgürce düşüncelerini açıklamalı, birlikte
yaşayabiliriz, düşüncelerimiz farklı olsa bile bir araya gelip
uygarca tartışabiliriz.' diyen kim varsa herkese sesleniyorum, bir
yol ayrımındayız."
"Bizi bir yol ayrımına getiren temel nokta nedir?" diye soran
Kılıçdaroğlu, "4 Mayıs 2016'da bir saray darbesi yaşadık, ilk kez
oluyor. Yüzde 49,5 oyla seçilen bir başbakan davet edildi ve
elinden istifa dilekçisi alındı. Bizim siyasi rakibimizdi ama onun
haklarını savunmak bize düştü. Görevden alınırken bile kimse onun
haklarını savunmadı." ifadesini kullandı.
- "SİYASİ AYAĞINI ORTAYA ÇIKARAMIYORLAR"
Genel Başkan Kılıçdaroğlu, arkasından 15 Temmuz darbe girişiminin
yaşandığını anımsatarak, şöyle devam etti:
"Bu darbe girişimine ben, 'kontrollü bir darbe girişimi' dedim,
bazı çevreler alınganlık gösterdiler, 'Ne demek kontrollü darbe
girişimi?' diye. Şu soruyu sorduk, 'Bu darbe girişiminden sizin
önceden haberiniz var mıydı, yok muydu?' Bu sorunun yanıtı şu ana
kadar alınmış değil. Arkasından 20 Temmuz sivil darbesi... Şu anda
biz, bir darbe sürecinin içindeyiz OHAL'in ilanıyla. 12 Eylül'e,
1971 darbesine bakın aynı süreci şimdi yaşıyoruz. O dönemde darbe
yapanlar apoletliydi, şimdi siviller aynı darbeyi yapıyor.
Onbinlerce kişinin görevine son verildi, hapishanelerde yer yok.
Asıl 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanların sivil ayağı, siyasi
ayağı henüz çıkmış değil ortaya. Israrla duruyoruz, bunun siyasi
ayağını ortaya çıkarın diye ama siyasi ayağı ortaya çıkmıyor,
çıkaramıyorlar. Bugün geldiğimiz noktada, tıpkı 12 Eylül
darbecilerinin yaptığı gibi bir anayasa değişikliğiyle karış
karşıyayız. Rejim değiştiriliyor. Biz, rejim değiştiriliyor
dediğimiz zaman, 'Hayır, niye rejim değişsin, cumhuriyettir
rejimimiz.' diyorlar ama parlamenter demokratik sistem içinde bir
cumhuriyet. Tek adam rejimiyle siz, parlamenter demokratik sistemi
askıya aldığınız zaman rejimi değiştiriyorsunuz demektir."
Kılıçdaroğlu, yapılan değişiklikle, yetkilerin bir kişinin üzerine
verileceğini, tek kişinin her şeye egemen olacağını iddia etti.
- "CUMHURBAŞKANI TARAFSIZLIĞI ASKIYA ALINIYOR"
Yapılan değişikliğin, yürürlükteki anayasa ile kendi içinde ciddi
çelişkiler yarattığını ileri süren Kılıçdaroğlu, değişikliğin
oturulup düşünülmeden, tartışılmadan, anayasa hukukçularına
sorulmadan yapıldığını bildirdi.
Kılıçdaroğlu, "cumhurbaşkanının tarafsızlığı" konusunun bunlardan
biri olduğunu savunarak, şu görüşlere yer verdi:
"Cumhurbaşkanının tarafsız olması, anayasanın temel ilkesi. Yapılan
değişiklikle cumhurbaşkanının tarafsızlığı askıya alınıyor. Çünkü
aynı zamanda başkan, bir siyasi partini de genel başkanıdır. Bir
siyasi partinin genel başkanı tarafsız olamaz, bir milletvekili
tarafsız olamaz, zaten yemininde de tarafsızlık yoktur. Anayasada
başkanın, cumhurbaşkanının parlamentoda yapacağı yeminde
tarafsızlık ilkesi var. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Kaldı
ki Sayın Cumhurbaşkanı açıkladı, bir insanın karakterinde
tarafsızlık olur mu? Olmaz, doğru diyor. Ben bir partinin genel
başkanı olacaksam, tarafsız olamam. 'Benim partimin programı,
ilkeleri, hedefleri vardır, ben onlar için çalışacağım.' derim.
Kendi içinde temel bir çelişkiyi yaratan bir anayasa değişikliğine
ne diyeceğiz? 'Yargı bağımsız ve tarafsız olacak.' diyorlar.
Hepimiz bunu istiyoruz. Yargının bağımsız ve tarafsız olması, temel
haklarımızın güvence altına alınması açısından çok önemli. Bir
partinin genel başkanı Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12'sini
tayin ederse orada yargı bağımsızlığından söz edilebilir mi?"
Kemal Kılıçdaroğlu, "CHP Genel Başkanı, Anaysa Mahkemesine 12 üye
atıyor, HSYK'nın üyelerinin yarısını atıyor ve dönüp diyoruz ki
'Yargı bağımsız ve tarafsız olacaktır.' Bir siyasetçi eğer hakim
tayin ediyorsa orada yargı bağımsız olmaz. Kendi iç çelişkilerini,
kendi içinde yaratıyor." diye konuştu.
- "KİMSENİN CAN VE MAL GÜVENLİĞİ OLMAYACAK"
Anayasada "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." denildiğini ve
egemenliğin kullanılmasının hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa
bırakılamayacağının söylendiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Biz
şimdi ne yapıyoruz? Bir kişiye veriyoruz egemenliği. Anayasa başka
söylüyor, yapılan değişiklikler başka. Hangisi doğru?" diye sordu.
Kılıçdaroğlu, "Daha garip olan ise şu, yine Anayasa, 'Türk milleti
egemenliğini, yetkili organları eliyle kullanır.' diyor, organı
eliyle demiyor dikkatinizi çekerim. Nedir o organlar? Yasama, yargı
ve yürütme, bu organları eliyle kullanır. Bütün yetkiyi bir kişiye
bağladığınız zaman otomatikman bu maddelerin tamamını askıya almış
oluyorsunuz." ifadesini kullandı.
"Yargının tarafsız olmamasının ya da bütün yetkilerin bir kişiye
bağlanmasının ne sonucu olacak?" sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu,
bununla, hiç kimsenin can ve mal güvenliğinin olmayacağını
belirtti.
Kılıçdaroğlu, anayasada, "Yasama yetkisi Türk milleti adına
TBMM'nindir. Bu yetki devredilemez." dendiğini anımsatarak, şu
değerlendirmelerde bulundu:
"Yeni anaysa değişikliği ile devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili
düzenlemeleri TBMM değil, başkan belirleyecek. Yetki devri.
Anayasanın bir başka maddesinde 'yetki devredilemez' diyor. Kendi
içinde çelişkiler var. Bu Meclisi bir kişi, hiçbir gerekçe
göstermeden feshedebilecek. Fesih yetkisi var, 'Kapattım, yeniden
seçime gittim.' diyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e verilmeyen
yetki bir kişiye veriliyor. Neden, hangi gerekçeyle? Bizi bir kişi
seçmedi ki. Seçen millet, milletin oylarıyla geliyoruz ama milletin
oyları bir kişi için geçerli değil, mili irade de geçerli değil.
Kişi, 'Milli irade benim ne 80 milyonu, bırakınız onları. Yeri,
zamanı gelince ben o isimleri kullanırım ama şimdi 80 milyonu bir
tarafa bırakın, milli irade benim, ben istediğim zaman parlamentoyu
feshederim.' diyor."
- "VATANDAŞLARIN ÇOĞU GERÇEKLERİ BİLMİYOR"
Vatandaşlara, "Sizin sorunlarınızı çözmek için gönderdiğiniz
milletvekillerini, bir kişinin, bir sabah kalkıp 'Ben feshettim bu
Meclisi, yeniden seçimlere gideceğiz.' demesi sizin içinize siniyor
mu, sinmiyor mu? Doğru mu, yanlış mı?" diye sorulmasını isteyen
Kılıçdaroğlu, vatandaşların çoğunun henüz bu gerçekleri bilmediğini
bildirdi.
"TBMM'nin önemi nedir? Neden bu kadar üzerinde duruyoruz TBMM'nin?"
diye soran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Birden fazla nedeni var. Bir, tarihsel nedenler var. Bu Meclis,
milli Kurtuluş Savaşı'nı yöneten, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e
başkomutanlık yetkisini belli sınırlarla veren, 1924 Anayasası
görüşülürken, Meclisi feshetme yetkisi Atatürk'e verilmek
istendiğinde 'Bizi buraya millet gönderdi, bir kişi kalkıp bizi
feshedemez.' diyen Meclistir. Bu Meclis, bu nedenle 'Gazi' unvanını
alan bir meclistir, dünyada başka bir örneği yok. Bu Meclis, Kıbrıs
Barış Harekatı'nı yöneten, 15 Temmuz darbe girişimini püskürten bir
Meclistir. Üzerinde titrememiz gereken bir Meclisin anayasa
değişikliğiyle yetkilerini alıyoruz, yetkisiz bir konumda oraya
bırakıyoruz. Gittiğiniz, görüştüğünüz her vatandaşımıza şu soruyu
sorun, 550 milletvekili sizin neyinize yetmiyor da 600'e
çıkarıyorsun? Niye, hangi gerekçeyle 600 milletvekili? 178 milyon
lira 5 yıllık maliyeti, emekliliklerini saymıyorum, onları da dahil
ettiğinizde zaten kim bilir kaç katrilyon olacak. Bu milletin
sırtına bunu yıkmaya ne hakkını var diye, soru sormamız
gerekiyor."
- "BİR KİŞİ KANDIRDINIZ MI TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ELE
GEÇİRİYORSUNUZ"
Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğinin, cumhurbaşkanına, seçimle
göreve gelmeyen cumhurbaşkanı yardımcısının vekalet etmesini
içerdiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ne zaman olur seçimle gelemeyen kişinin vekaleti? Darbe
dönemlerinde olur. Kenan Evren, darbeyi yaptı geldi, seçimle mi
geldi? Hayır. Türkiye'nin ne kadar tehlikeli bir sürecin içine
sokulduğunu bilmenizi isterim. O açıdan bu süreç Milli Kurtuluş
Savaşımızın ikinci adımıdır. Benim sorumluluğum yok mu? Var. Ama 80
milyon vatandaşımın tek tek sorumluluğu var. Kendi göbeğimizi
kendimiz keseceğiz. Demokrasi mi istiyoruz, tek adam rejimi mi
istiyoruz? Oylanan budur. Gerisi lafügüzaftır. Ya bu ülkede
demokrasi olsun, düşünce özgürlüğü olsun, siyasi partiler olsun,
Türkiye Büyük Millet Meclisi güçlü olarak varlığını sürdürsün, her
türlü düşünce rahatlıkla dile getirilsin denecek ya da otoriter tek
adam yönetimi olacak, o ne derse o olacak. Anayasa Mahkemesi,
hakimler ona bakacak karar vermek için. Parlamento ona bakacak
'nasıl bir kanun çıkartalım' diye. Bu tehlikeli bir yapıdır. Bunun
daha büyük bir tehlikesi var. Bir kişi kandırdınız mı, başkanı
kandırdınız mu devasa Türkiye Cumhuriyetini ele geçiriyorsunuz.
Vatandaşımız diyecek ki 'nasıl ele geçirecek?' Çok basit, sadece
yayımlayacağı kararnameler. Hazırlıkların tamamını yapacak,
müsteşar kim olacak, genel müdür kim olacak, büyükelçi kim olacak,
vali kim olacak, bütün bunların hepsini yapacak, devletin bütün
kadroların tamamını bir öğleden sonra değiştirecek. Devleti ele
geçirecek. Genelkurmay başkanı kim olacak, kuvvet komutanları kim
olacak, bir öğleden sonra yayınlayacağı kararnameyle değiştirecek.
Böyle bir devlet olur mu? Olayın ne kadar tehlikeli boyutlara
ulaştığını ve Türkiye'nin nasıl bir maceraya sürüklendiğini hep
birlikte görüyoruz. Bunları anlatmak zorundayız. Bunun Adalet ve
Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi ile Milliyetçi Hareket
Partisi ile Halkların Demokratik Partisi ile Vatan Partisi ile
Saadet Partisi ile ilgisi yok. Bu bir Türkiye sorunu, bu bir
memleket sorunu. Bu nedenle bütün vatandaşları göreve
çağırıyorum."
- "BUNLARI MİLLİLİKLE FALAN İLGİSİ YOKTUR"
Halk oylaması ile ilgili çalışmanın büyük mitinglerle sonuca
ulaşmasının mümkün olmadığını iler süren Kemal Kılıçdaroğlu, şu
değerlendirmeyi yaptı:
"Bu çalışma doğruda doğruya ev ev, kapı kapı, kahve kahve
dolaşılarak yapılması lazım. Bütün vatandaşlara anlatılması lazım.
Ben bu çalışmayı her yerde yapıyorum. 20 Temmuz darbesini de her
gittiğiniz yerde hatırlatın. 20 Temmuz sivil darbe. Kışın
kullanılacak kar lastiğinin ne ilgisi var ama kararnameyle
düzenleniyor. Maarif Vakfı'nda görev alanların huzur hakkının
terörle ne ilgisi var ama kararnameyle düzenleniyor. Okulların
kapatılması, açılması neyle düzenleniyor, kararnameyle. Şu anda
zaten fiilen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin elinden alınmış
durumda. Sorun ne? Sorun şu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
çıkıp, 'Siz parlamentonun yetkilerini gasp edemezsiniz' diyemiyor,
buna cesaret edemiyor. Sorun burada. Herkes üstlendiği görevi
yerine getirse sorun çözülecek."
Hükümetin halk oylamasında vatandaşa neden "evet" oyu kullanması
gerektiğini anlatamadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Başbakan Binali
Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye istedikleri bir
televizyon kanalında bir araya gelip değişikliği tartışma çağrısını
yineledi.
İki liderin çağrısını duymazdan geldiğine dikkati çeken
Kılıçdaroğlu, "Çünkü konuşamazlar, çünkü cesaret edemezler, çünkü
halka doğruları söylemiyorlar. 'Kılıçdaroğlu halka doğruları
söylemiyor' diyorlar. İyi ya televizyon kanalında bizi mat edersin…
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkilerinin elinden alınmasını
öğrenmek istiyorum. 'Milli, milli milli' diyorlar. Emin olun
bunları yapanlar gayri millidir. Bunları millilikle falan ilgisi
yoktur. Bir ülkeyi felakete sürükleyebilir misiniz, bir ülkeyi bir
maceranın içine sürükleyebilir misiniz? Milliymiş, ne
milliyetçiliği. Kesinlikle bir ilgileri yok." dedi.
- ESKİ GENEL BAŞKANLAR DA KATILDI
Kılıçdaroğlu, konuşmasının ardından CHP'nin eski Genel Başkanları
Altan Öymen, Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın'ı kürsüye
çağırdı.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve beraberindekilerin salondakileri
selamlamasının ardından, toplantı basına kapatıldı.
Toplantı öncesinde eski yöneticilere, referandumda izlenecek yol
haritasına ilişkin görüş ve önerilerin sorulduğu formlar ile
"Anayasa değişikliği ne getiriyor?", "Neden hayır?", "Anayasa
değişikliği, sorular ve cevaplar" isimli kitapçık ve broşürler
verildi.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
