Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü töreninde yaptığı konuşmada, BM Genel Sekreteri Guterres’i ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi:
"Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tevcih Töreni münasebetiyle sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. 2017 yılından beri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik görevini tarafsızlık ve büyük bir ferasetle yürüten kıymetli dostum Antonio Guterres’i ülkemizde ağırlamanın memnuniyeti içindeyim. Bir kez de sizlerin huzurunda kendisine Türkiye’ye hoş geldiniz diyor, Sayın Guterres’in ülkemizi her ziyaretinin bizler için ayrı bir önem ve mana taşıdığını belirtmek istiyorum."
Mekik diplomasisi ve insani yardımlara teşekkür
Guterres’in Türkiye ile olan yakın mesaisine ve küresel adalete olan katkılarına değinen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kendileri, 2017’de genel sekreterlik görevini üstlenmesinin ardından ilk ikili ziyaretini yine Türkiye’ye gerçekleştirmiştir. Müteakip her ziyaretinde mültecilerin korunması, küresel adaletin tesisine dair projelerin uygulanması ve Ukrayna’daki savaş bağlamında mekik diplomasisiyle yaptığı çok değerli katkılara hep birlikte şahit olduk. Uluslararası barışın ve adeta sessiz çoğunluğun sesi olan değerli dostuma, bu altıncı ziyareti vesilesiyle Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ramazan-ı Şerif vesilesiyle her yıl Müslümanlarla dayanışma ziyaretleri kapsamında ülkemize gelmesini de ayrıca anlamlı bulduğumu özellikle ifade ediyorum. Bugün, barış içinde bir arada yaşama hedefine en büyük tehdidi teşkil eden yabancı düşmanlığı, kültürel ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele konusundaki gayretli çalışmaları için kendilerini ayrıca tebrik ediyor, teşekkür ediyorum."
Bölgesel barış ve Gazze hassasiyeti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin barış vizyonunu ve Gazze’deki insanlık dramına karşı sergilenen duruşu şu ifadelerle tamamladı:
"Bu vesileyle Ramazan-ı Şerif’in ülkelerimiz ve tüm insanlık için, Birleşmiş Milletler’in kurucu değerlerinin de yeniden hayırlar getirmesini; tüm dünyada barış, huzur ve istikrara giden kapıları sonuna kadar açmasını can-ı gönülden temenni ediyorum. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesini, proaktif, atılgan ve girişimci bir anlayışla yoğurarak dış politikamızın odağında tutmayı sürdürüyoruz. Başta bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz. Nerede bir acı, dram, trajedi, gözyaşı varsa tüm gücümüzle onu dindirmeye çalışıyoruz. Tabii burada değerli dostum Guterres'in hakkını özellikle teslim etmek isterim. Sayın Guterres, yıllardır büyük bir başarıyla icra ettiği bu önemli vazifeyi üstlenmeden önce de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran bir siyasetçiydi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri olarak görev yaptığı 10 yıllık dönemde ise yerinden edilenlerin insanlık onuruna yakışır şekilde muamele görmeleri ve korunmaları yönünde üstün gayretler sarf etmişti. Sayın Guterres'in bu süreçteki vicdanlı ve kararlı liderliğinin, kendisini Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'ne taşıyan merhaleyi teşkil ettiğine inanıyorum. Sayın Guterres'in Genel Sekreterliği sırasında Türkiye'nin Birleşmiş Milletler çatısı altındaki katkılarını her alanda güçlendirdik, derinleştirdik. Aradan geçen 10 yılda Sayın Genel Sekreter ile gerek bölgemizde gerek dünyada barışı tehdit eden meseleler konusunda yakın diyalog içerisinde olduk.”
Guterres'ten Türkiye'nin insani diplomasisine övgü
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres yaptığı konuşmada, Türkiye’nin barış ve insani yardım konularındaki liderliğine teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan size Türkiye hükümetine ve insanlarına teşekkür ederim. Bu müteşekkirlikle birlikte bir sorumluluk da hissediyorum burada. Bu ödülün bu bölgede başka yerlerde ızdırapların yaşadığı döneme denk geldiğinin farkındayım. Küresel işbirliğine güven azalıyor. Atatürk Ödülü, barışın, soylu bir vizyonun ötesinde bir şey olduğunu gösteriyor. Barış toplanma çağrısıdır, eyleme çağrıdır. Bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum. BM çalışanların adına da kabul etmek istiyorum. Yaşamlarını kaybetmiş BM çalışanlarını da saygıyla anmak istiyorum. Özellikle Gazze'de hayatını kaybetmiş olan yüzlerce BM çalışanını da anmak istiyorum. Bu ödülün anlamı Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı ve mirasından ayrı düşünülemez. Atatürk barışın şans eseri ortaya çıkmadığını anlamıştır. Barış bir tercihtir. Uluslararası işbirliğiyle gelişen bir tercihtir. Yurtta barış dünyada barış vizyonu BM şartının ruhunu da çok iyi yansıtıyor. Atatürk toplumsal ilerleme, eşitlik, refaha kendini adamış olması BM misyonu içinde kendisini buluyor. Bu miras bugün Türk halkı aracılığı ile yaşamaya devam ediyor. O yüzden burada mübarek Ramazan'da sizinle birlikte olmak istedim. BM'de hep bir Ramazan geleneğim oldu. Müslüman topluma gittim ve onlarla iftar yaptım. Bu Ramazan'da dayanışma ziyaretimi Türkiye'ye yapmalıyım diye hissettim. Türk halkının yüce gönüllü ruhuna da dikkat çekmek için geldim. Milyonlarca insan şiddet ve zulümden Türkiye'ye kaçtı. Türkiye bu anlamda birinci sırada geliyor."
Gazze'de ateşkes ve iki devletli çözüm vurgusu
Bölgesel gerilimlere ve Gazze’deki insani duruma dikkat çeken Guterres, işgalin sona ermesi gerektiğini belirterek konuşmasını şöyle tamamladı:
"Türkiye'yi arabuluculuk faaliyetleri için övmek istiyorum. Türkiye'nin girişimleriyle birlikte gelişmekte olan birçok ülkeye gıda yardımı yapıldı. Türkiye'nin sıfır atık projesi için yaptığı girişimleri de destekliyoruz. Gazze'de sağlanan ateşkesle ilgili arabuluculuktan ötürü Türkiye'ye teşekkür etmek isterim. 7 Ekim'de yaşanan korkunç saldırının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Filistin halkının da kolektif şekilde cezalandırılmasının haklı gerekçesi olamaz. Gazze'deki işgal sona ermeli. Gazze'deki kıyım benim görmediğim zirveydi. Filistinliler büyük dram yaşıyorlar, insani yardımla ilgili çok fazla kısıtlama var. Uluslararası hukuka saygı gösterilmesi gerekir. İşgalin sona ermesi gerekir. Her zaman siyasi ufka bakmalıyız. İki devletli çözüm haricinde başka bir çözüm yoktur."
