ABD Başkanı Donald Trump'ın 27 Şubat'ta yaptığı açıklamada, 26 Şubat'ta başlayan nükleer müzakerelerde İran'ın "iyi niyetli ve açık" bir tutum sergilemediğini belirterek görüşmelerin ilerleyişinden memnun olmadığını ifade etmesi piyasalardaki risk algısını güçlendirdi.
Aynı gün, artan jeopolitik gerilimlerle petrol fiyatları yükseliş eğilimine girdi. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,8 artışla 73 dolar seviyesinde kapanarak Haziran 2025’ten bu yana görülen en yüksek düzeye ulaştı.
ABD ve İsrail güçlerinin İran'a yönelik ortak saldırılar düzenlediğine ilişkin haberlerin 28 Şubat'ta piyasaların kapalı olduğu dönemde duyurulması, fiyatlara anlık tepki verilememesine yol açtı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırıları sonrası küresel enerji tedariki açısından kritik önemdeki Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiğinin büyük ölçüde durma noktasına gelmesi de piyasalarda arz kesintisi endişelerini artırdı. Gelişmeler, haftanın ilk işlem günü piyasaların açılmasıyla sert fiyat hareketleri yaşanabileceği beklentisini güçlendirdi.
Söz konusu gelişmelerin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 11.56 itibarıyla kapanışa göre yaklaşık yüzde 8,5 artışla 79,19 dolar seviyesine yükseldi. Bu seviye, Ocak 2025'ten bu yana kaydedilen en yüksek düzey olarak kayıtlara geçti.
Piyasa katılımcıları, Asya piyasalarının açılmasıyla ham petrol fiyatlarına 10 dolar ve üstü artışın yansıyabileceğini öngörüyor. Öte yandan, doğal gaz fiyatları da gerilimlerin etkisiyle haftaya yüzde 20'nin üzerinde artışla başladı.
İran'ın petrol üretimi OPEC için kritik konumda
İran, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) içinde 3'üncü büyük petrol üreticisi konumunda bulunuyor.
Küresel ham petrol arzının yaklaşık yüzde 4 ila yüzde 4,5'ini sağlayan ülkenin günlük petrol üretimi yaklaşık 3,3 milyon varil seviyesinde gerçekleşiyor.
Stratejik geçiş hattı Hürmüz Boğazı
Stratejik deniz geçiş noktalarından biri Hürmüz Boğazı'ndan da yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü taşınıyor. Deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık üçte biri bu koridor aracılığıyla küresel pazarlara ulaşıyor. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Orta Doğu üreticilerinin sevkiyatlarında bu geçit kritik rol oynuyor. Küresel doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'si de bu su yolundan gerçekleştiriliyor.
Uzmanlar İran arzında olası bir düşüşün OPEC ülkelerinin sahip olduğu yedek üretim kapasitesinin devreye alınmasıyla kısmen telafi edilebileceğini belirtiyor. Ancak son dönemde OPEC'in üretimi artırma politikaları nedeniyle bu tampon kapasitenin giderek azaldığı ifade ediliyor.
İran'ın doğal gaz rezervleri küresel ölçekte önemli
Dünyanın en büyük doğal gaz rezerv havzalarından biri İran'ın Güney Pars Doğal Gaz Sahası, küresel gaz rezervlerinin yaklaşık üçte birini barındırıyor.
Basra Körfezi'nde yer alan ve İran ile Katar arasında paylaşılan bu rezerv alanının İran tarafı Güney Pars, Katar tarafı ise Kuzey Kubbe olarak adlandırılan bölgeyi işletiyor.
Güney Pars sahasında üretilen doğal gazın büyük bölümü, yaptırımlar ve teknik kısıtlamalar nedeniyle iç tüketimde kullanılıyor. Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF) verilerine göre İran'ın 2024 doğal gaz üretimi yaklaşık 276 milyar metreküp seviyesinde gerçekleşti. Bu üretimin yaklaşık yüzde 94'ü ise yurt içinde tüketildi.
İran’a ait Güney Pars sahasında tahmini 500 trilyon fit küp doğal gaz bulunduğu, bunun yaklaşık 360 trilyon fit küpünün ekonomik ve teknik olarak üretilebilir rezerv niteliği taşıdığı belirtiliyor.
