Fosil yakıtlardan kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması hedefi doğrultusunda konutlarda yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması kritik önem taşıyor. Çatı üstü sistemler, hem ekonomik tasarruf hem de çevresel fayda sunması nedeniyle son yıllarda daha fazla tercih ediliyor.
“Enerji dönüşümü tabana yayılıyor”
Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ozan Erdinç, hanelerde güneş enerjisi kullanımının enerji dönüşümünün yaygınlaşması açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.
Erdinç, “İklim değişikliğiyle mücadele yalnızca büyük ölçekli yenilenebilir santrallerle değil, bireysel katkılarla da mümkündür ve çatı üstü güneş sistemleri bu noktada somut ve etkili bir araçtır.” ifadelerini kullandı.
Yerel üretim-yerel tüketim modelinin dağıtım kayıplarını azaltarak sistem verimliliğini artırdığına işaret eden Erdinç, hane halkının sürece dahil olmasının yeşil ekonomiyi günlük hayatın bir parçası haline getireceğini belirtti.
“Hane halkının güneş enerjisi kullanımı bireysel ölçekte küçük gibi görünse de toplumsal ölçekte büyük bir dönüşüm etkisi potansiyeli taşımaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Çatı GES’te adım adım kurulum süreci
Güneş enerjisi sistemleri üretimi gerçekleştiren Sunera Yenilenebilir Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Raşit Akyol ise konutlarda panel kurulumunun başvuru ve izin aşamalarıyla başladığını aktardı.
Akyol’a göre süreçte ilk olarak çatının statik uygunluğu ve mevcut elektrik altyapısı analiz ediliyor. Ardından ihtiyaç duyulan kurulu güç belirlenerek teknik proje hazırlanıyor ve bağlı bulunulan elektrik dağıtım şirketine başvuru yapılıyor. Resmi onayların alınmasının ardından panel, invertör ve taşıyıcı sistemlerin montajı gerçekleştiriliyor. Son aşamada ise sistem, şebeke bağlantı testlerinden geçirilerek devreye alınıyor.
Başvuru değerlendirme sürecinin yaklaşık 2-3 ay sürdüğünü belirten Akyol, izinler tamamlandıktan sonra santralin büyüklüğüne göre kurulumun ortalama 2-3 haftada tamamlandığını ifade etti.
Mevcut binalarda çatı statiği ve elektrik altyapısının mutlaka incelenmesi gerektiğini vurgulayan Akyol, yeni projelendirilen yapılarda ise sürecin daha hızlı ilerleyebildiğini söyledi. “Burada en önemli husus, uygun konstrüksiyon ve malzeme detayıyla, doğru mühendislik çerçevesinde kurulum yapılmasıdır.” dedi.
Üretim fazlası şebekeye veriliyor
Şebeke bağlantılı sistemlerde üretilen elektriğin öncelikle konutun anlık tüketimini karşıladığını belirten Akyol, üretim fazlasının ise şebekeye aktarıldığını söyledi.
Türkiye’de uygulanan mahsuplaşma sistemi kapsamında şebekeye verilen enerjinin fatura döneminde tüketimden düşüldüğünü hatırlatan Akyol, doğru projelendirme ile yıllık bazda elektrik faturasının sıfıra yakın seviyelere indirilebildiğini ve fazla üretim olması halinde satış imkanı bulunduğunu kaydetti.
“5 kilovatlık sistem bir haneye yeterli”
Ortalama bir konut için 5 kilovatlık bir güneş enerjisi sisteminin yeterli olduğunu belirten Akyol, şu bilgileri paylaştı:
“Ortalama büyüklükte bir konut için 5 kilovatlık güneş enerjisi sistemi yeterli. Bununla Türkiye şartlarında bölgesel farklılıklara bağlı olarak yılda yaklaşık 8 bin kilovatsaat elektrik üretilebilir. Bu da ortalama bir hanenin yıllık tüketimini karşılayabiliyor. Bu büyüklükte bir sistem için yaklaşık 10 panel gerekiyor. 5 kilovatlık bir şebeke bağlantılı sistemin maliyeti 150 bin ile 200 bin lira arasında değişiyor. Depolamalı sistemlerde yatırım maliyeti yüzde 30-40 artıyor. Şebeke bağlantılı sistemlerde yatırım yaklaşık 3 yıl içinde kendini karşılıyor. Depolamalı sistemlerde ise bu süre 5-6 yılı buluyor.”
Büyük yapılara yenilenebilir enerji şartı
Akyol, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği kapsamında belirli büyüklüğün üzerindeki binalarda elektrik tüketiminin en az yüzde 10’unun yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasının zorunlu hale getirildiğini anımsattı.
Söz konusu düzenlemenin özellikle site ve büyük yapı projelerinde güneş enerjisi yatırımlarını artıracağını ifade eden Akyol, ortak alan elektrik giderlerinin yenilenebilir enerjiyle karşılanmasının da maliyetleri aşağı çekeceğini dile getirdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının öz tüketim amaçlı yeni yenilenebilir enerji kapasite tahsisleri açıkladığını hatırlatan Akyol, bireysel tüketicilere yönelik doğrudan bir teşvik mekanizması bulunmadığını, ancak kamu ve özel bankaların yeşil enerji kredileriyle yatırımları desteklediğini söyledi.
Ticari ve tarımsal işletmeler için çeşitli hibe ve destek programlarının mevcut olduğunu aktaran Akyol, tarım sektöründe özellikle sulama pompaları, seralar ve soğuk hava depolarında güneş enerjisi yatırımlarının yaygınlaştığını belirtti.
Tarımda 5 kilovatlık bir sistem için yatırım maliyetinin 5 bin ile 7 bin dolar arasında değiştiğini ifade eden Akyol, bazı projelerde yüzde 50 ila 70 arasında hibe imkanı bulunduğunu sözlerine ekledi.
