Başbakan Binali Yıldırım, Başbakanlık Dolmabahçe Çalışma
Ofisi'nde kadın girişimciler heyetini kabulünde yaptığı konuşmada,
"Son 14 yılda Türkiye bir şeyler başardıysa bunun arkasındaki
sihirli iki sözcük budur; güven ve istikrar. Bu güven ve istikrarı
kalıcı hale getirmek de bizim görevimizdir." dedi.
Yıldırım, "Sadece 2007'den bugüne kadar 7 milyon vatandaşımıza iş
imkanı sağladık. OECD ülkeleri arasında son yıllarda en fazla
istihdam oluşturan ülkelerde ikinci sıradayız. 2007-2015 arasında
AB kadın istihdam oranını yine en fazla artıran ülkeyiz. Bu şu
anlama gelmesin; Avrupa ülkelerinden daha iyiyiz, OECD ülkelerinden
daha iyiyiz değil. Son yılların performansından bahsediyorum.
Burada gideceğimiz çok yol var, katedeceğimiz çok mesafe var." diye
konuştu.
'KADINLARIN İŞ GÜCÜNE KATILIMI HALA YETERSİZ"
Kadınların iş gücüne katılımının yetersiz olduğunu belirten
Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:
"İş gücüne katılımda ağır gidiyoruz. Kadınların iş gücüne katılımı
hala yetersiz. Türkiye'nin kadın-erkek nüfusu neredeyse eşit. Hatta
yüzde 1 kadınlar daha fazla. Onun için iktidar sizsiniz esasında.
Yüzde 51-49 hatırladığım kadarıyla. Dolayısıyla burada yüzde 10'luk
bir artış sağlayabilmişiz. Bunun daha da artması lazım. Bunu da siz
yapacaksınız, siz hemcinslerinize daha çok alan açacaksınız. Madem
erkeklerden şikayetiniz var, öyle mi? Tercihlerinizde pozitif
ayrımcılığı siz başlatacaksınız."
Yıldırım, "Burada üzerinde durmamız gereken konulardan bir tanesi,
ülkemizin bugün karşı karşıya olduğu tehditlerdir. Bu tehditlerin
başında ülkemizin birliğinin, beraberliğinin, beka varlığının
sağlanmasıdır. Bu bazen göz ardı ediliyor. Türkiye hakikaten büyük
bir savaş veriyor. İçeriden değil, dış kaynaklı ama içeride
uygulaması yapılan maalesef bir asimetrik saldırıyla karşı
karşıyayız." dedi.
"GÜVENLİKLE İLGİLİ İSTİHBARAT ALTYAPIMIZI
GÜÇLENDİRİYORUZ"
Başbakan Yıldırım, "Özellikle son 5-6 yılda Irak'ta, Suriye'deki
yönetim boşluğu, otorite boşluğu orada terör örgütlerinin
palazlanmasına, terör örgütleri marifetiyle o bölge üzerinde bazı
ülkelerin emellerinin gerçekleştirilmesi için güzel bir zemin
oluşturdu. Bize bunun zararı var. Zararı ne? Bize bu terör olarak
dönüyor. Zaten 40 yıla yaklaşan bir terör sorunumuz var. Bu
bölgelerdeki istikrarsızlık bu terör sorununu tekrar canlandırdı."
diye konuştu.
"Terör örgütü ne yapmaya başladı? Artık talimatlarını şöyle
veriyorlar; 'Kuralsız, asimetrik saldırılar yapın.' Herkesin elinde
ne imkan, kabiliyet varsa onu kullansın, sivil-asker ayrımı
yapmayın, ses getiren eylemler yapın.' Şu anda mücadele bu boyutta.
Bunun için de gerekli teknik altyapımızı da artırıyoruz, güvenlikle
ilgili istihbarat altyapımızı da güçlendiriyoruz. Yani yüzlerce
olayı engelliyoruz ama bir tanesini kaçırdığımız zaman çok büyük,
hepimizi üzen bir sonuçla karşı karşıya kalıyoruz." ifadesini
kullanan Yıldırım, şöyle konuştu:
"Şu anda terörle mücadelede konseptimizi savunmadan taarruza
dönüştürdüğümüz için Türkiye içerisinde özellikle bu hendek çukur
siyasetinin hemen sonrasında terör örgütü büyük bir bozguna uğradı,
çok ciddi anlamda güç kaybına uğradı. Bunun üzerine güneyimizdeki
ülkelerden ciddi anlamda destekler gelmeye başladı. Orada maalesef
DEAŞ, PYD ve diğer terör grupları elde ettikleri silahları PKK'ya
vermeye başladı. Bu silahlar bu sefer yurt içinde terör
faaliyetlerinde kullanılmaya başlandı. Bu da tabii terörle
mücadelede bizim biraz daha işimizi zora soktu. Çok gelişmiş
silahlar elde ettiler. Bunların hepsini topladık, büyük oranda
kırsalda hiçbir gücü kalmadı."
FIRAT KALKANI OPERASYONU
Yıldırım, "Bazıları diyor ki 'Fırat Kalkanı'nı niye başlattınız?
Bizim orada ne işimiz var?' Bu Fırat Kalkanı başladıktan sonra
Türkiye bölgede işin içine tam anlamıyla girdi. Peki
başlatmasaydık, 'Gaziantep'in ortasına füze düşüyor, Kilis'in
ortasına füze düşüyor, onlarca insan ölüyor, nerede bu devlet, niye
bunlara bakmıyor?' Bakmanın yolu tehdidi kapıya gelmeden
durdurmaktır. Bizim kendi topraklarımızı ekip biçsek, mamur etsek
bize yeter, bizim Suriye'nin toprağıyla ne işimiz var? Bizim orada
bulunma sebebimiz; güney sınırlarımızda yaşayan vatandaşlarımızın
can ve mal emniyetini sağlamak, oradan gelen tehditleri de gelmeden
önlemek. O amaçla oradayız." dedi.
