Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Son yıllarda artan
ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, göçmen düşmanlığının, özellikle
de İslam düşmanlığının ve özellikle onun müşahhas şekli olan
Türkiye ve Erdoğan düşmanlığının Avrupa için kanser gibi büyük bir
hastalık haline geldiğini görüyorum. Bu, Avrupa’da yükselen
faşizmin ayak sesleridir." dedi.
Kurtulmuş, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA)
tarafından, vakıf binasında, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi:
Etkin Yönetim Güçlü Demokrasi" başlıklı toplantıda konuştu.
Türkiye'deki mevcut sistemin tıkandığı noktalara dikkati çekerek,
neden böyle bir sistem değişikliğine ihtiyaç bulunduğunu belirten
Kurtulmuş, mevcut hükümet sisteminin dört ana noktada
antidemokratik yapıları teşvik eden özelliklere sahip olduğunu
ifade etti.
Kurtulmuş, mevcut sistemin "Vesayetçi ve çatışmacı" olduğunu
vurgulayarak, sistem nedeniyle siyasi aktörler arasında, kurumlar
arasında, toplumsal kesimler arasında çatışmalar, geniş ayrılıklar
oluştuğunu kaydetti.
Yönetimde çift başlılığın, mevcut sistemde bulunduğunu anlatan
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye'nin çok partili siyasi
hayatı boyunca cumhurbaşkanı ve başbakanlar arasında her biri
siyasi ve ekonomik krizlere neden olan tartışmaların yaşandığını
aktardı.
Kurtulmuş, mevcut sistemin tıkandığını gösteren diğer emarelerin
ise siyasi istikrarsızlıklar ve ekonomik krizler olduğunu
vurguladı
Numan Kurtulmuş, ekonomik krizlerin Türkiye ekonomisine ciddi
bedeller ödettiğini hatırlatarak, "Vesayetin önlenmesi, çift
başlılığın sona erdirilmesi, siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın
ortadan kaldırılması gerekir. Türkiye'nin içeriden ve dışarıdan çok
ciddi tehditlerle, meydan okumalarla karşı karşıya kaldığı bu
dönemde, daha etkin, daha demokratik, daha katılımcı ve daha çabuk
karar alan bir hükümet modeline ihtiyacımız var. Bunun için de
doğrudan doğruya halkın seçtiği, halka hesap verebilen
cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi önerilmiştir." diye konuştu.
Getirecekleri yeni sistemde, hem cumhurbaşkanının hem de TBMM'nin
seçimleri yenileyebileceğine işaret eden Kurtulmuş, şöyle
konuştu:
"Bu, anayasa değişiklik paketimizin antidemokratik unsurlara karşı
ek oluşturan darbe savar bir maddesidir. Siyasi krizlerin, kör
düğümlerin olduğu noktada kim çözecek bu kör düğümü? Mevcut sistem
kör düğümü çözecek herhangi bir mekanizma geliştirememiş, sistem
kilitlendiği noktada askerler de vesayet odakları da sağdan soldan
kafalarını çıkarmaya başlamışlar. Sadece kafalarını çıkarsalar iyi,
tanklarını ve toplarını da çıkararak darbeler yapmışlar. Şimdi
sistemde tıkanıklık olursa bizatihi millet müdahale edecek. Bu,
doğrudan doğruya problemi çözmek, antidemokratik noktalara sistemin
gitmesini önlemek için millete verilmiş darbe savar bir
yetkidir."
"TÜRK DÜŞMANLIĞI, İSLAM DÜŞMANLIĞI AVRUPA'YI İÇTEN İÇE
KEMİRİYOR"
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, konuşmasının ardından SETA Genel
Koordinatörü Burhanettin Duran yönetiminde gerçekleştirilen "Bakana
sor" bölümünde, katılımcıların sorularını cevapladı.
"AB'den bazı eleştirel sözler duyuyoruz. AB ile ilişkilerimiz
gelecekte ne olacak?" şeklindeki bir soru üzerine Kurtulmuş,
AB'nin, şu an itibarıyla çok farklı kanaatlere sahip, farklı
ülkeler arasında da son derece derin siyasi farklılıkları olan bir
yapıya dönüştüğünü belirtti.
Türkiye'nin, Avrupa'da propaganda yapmasının önüne geçme adımlarını
da bu çerçevede telakki ettiklerini anlatan Kurtulmuş, "Son
yıllarda artan ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, göçmen
düşmanlığının, özellikle de İslam düşmanlığının ve özellikle onun
müşahhas şekli olan Türkiye ve Erdoğan düşmanlığının Avrupa için
kanser gibi büyük bir hastalık haline geldiğini görüyorum. Bu,
Avrupa'da yükselen faşizmin ayak sesleridir. Artan faşizm,
mülteciler meselesi, Türk düşmanlığı, İslam düşmanlığı Avrupa'yı
içten içe kemiriyor, çürütüyor. Avrupa'nın tedbir alması lazım."
diye konuştu.
"MAKUL ÇOĞUNLUKLA ZITLAŞARAK SİYASET OLMAZ"
Numan Kurtulmuş, "Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçince
muhalefetin durumu ne olacak?" sorusu üzerine, yeni sistemin,
muhalefet partilerinin yeniden yapılanmasına, kendilerini gözden
geçirmelerine, iktidara gelmenin daha fazla yollarını aramalarına
neden olacağı değerlendirmesinde bulundu.
"Makul çoğunlukla zıtlaşarak siyaset olmaz." ifadesini kullanan
Kurtulmuş, şunları söyledi:
"Şu anda CHP seçmeni dahil, seçmenin önemli bir kısmı, bu anayasa
değişikliğinin rejimle bir ilgisinin olmadığını biliyor. Bunu
söyleyerek, klasik CHP argümanlarıyla bir şey yapamazsınız,
değiştirmek zorundasınız. Şimdi kampanyayı değiştiriyorlar. O kadar
değiştiriyorlar ki rahmetli Erbakan'ın ölüm yıl dönümünde, onu anma
törenlerine katılabiliyorlar. Bunu da olumlu bulduğum için
söylüyorum."
"ÇOK KISA BİR ZAMAN İÇERİSİNDE BU BİTER
ZANNEDİYORDUK"
Kurtulmuş, "OHAL uygulanırken referanduma gidilmeseydi de başka bir
zaman gidilseydi. Referandum neden böyle bir döneme denk geldi?"
sorusuna cevap verirken, Türkiye'nin OHAL'e laf olsun diye
gitmediğini, Türkiye'nin, millet tarafından uçurumun kenarından
döndürüldüğünü vurguladı.
Sivil-asker ilişkilerinin her zaman Türkiye'nin gündemine geldiğini
aktaran Kurtulmuş, OHAL ile on yıllardır konuşulan sivil-asker
ilişkilerini, olması gereken yere oturtan kararlar alındığına
işaret etti.
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, hiçbir hükümetin OHAL'in devam
etmesini istemeyeceğine vurgu yaparak, "OHAL, bir mecburiyettir,
bir lüks değildir. Ben de ilk açıklamamızı yaptığımızda o zamanki
haleti ruhiye çerisinde, çok kısa bir zaman içerisinde bu biter
zannediyorduk. Ama işin işine girdikçe gördük ki 1975’ten beri
soruyu almış adamlar, Türkiye'deki sistemin her yerine oturmuşlar.
Türkiye bir olağanüstü dönemden kurtarılmak için OHAL ile
yönetiliyor." dedi.
Halk oylamasında "Hayır" denilince bir şeyin değişmeyeceği
yönündeki söylemlerin hatırlatılması üzerine, Kurtulmuş, şu
değerlendirmelerde bulundu:
"Evet' diyenler milleti ikna etmek, oyları daha da artırmak için
anlatıyor. Ama maalesef CHP ve 'hayır' cephesi, neyi teklif
ettiğine dair bir cümle söylemiyor. En son çok şükür sıkıştıra
sıkıştıra, 'Vallahi billahi bir şey olmayacak. Hayır derseniz
iktidar değişmeyecek, cumhurbaşkanına bir şey olmayacak.' diyor.
Ben de, 'Sayın Kılıçdaroğlu şimdi bunu 'evet' diyeceklerin kafasını
çelmek için söylüyor. Varsayalım ki 'hayır' çıksa Kılıçdaroğlu
hemen ertesi gün ya da o gece cumhurbaşkanı, hükümet istifa
etmelidir diyecek demiştim. Dün de Kılıçdaroğlu cevap vermiş,
'Vallahi billahi onu da demeyeceğim.' Böylece 'evet' vermesi
muhtemel olanların, 'hayır' verseniz de iktidar devam edecek,
cumhurbaşkanı devam edecek demeye getiriyor. Keşke, CHP de bu
değişiklik tekliflerinin içerisinde olsaydı."
