Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin Almanya'da yapacağı toplantıların
engellenme girişiminin hoş bir tavır olmadığını belirterek, "Ama
ondan daha üzücüsü, Almanya’nın AB'den Sorumlu Devlet Bakanı
Michael Roth'un Twitter'dan attığı, 'Bu kadar basit olabilir,
gazeteciler Türkiye’de özgür çalışsın, Türk siyasetçiler de
Almanya’da sahne alsın.’ Eğer hakikaten bu sebeple bakanlarımıza
izinler verilmiyorsa, bu utanç verici bir şeydir." dedi.
Türkeş, İngiltere'nin başkenti Londra'daki Yunus Emre Kültür
Merkezi'nde düzenlenlediği basın toplantısında, bu ülkedeki
temaslarını değerlendirirken, gazetecilerin gündeme ilişkin
sorularını yanıtladı.
Adadaki temaslarına değinerek, İngiltere'de yerleşik Türk
vatandaşları ile Kıbrıs Türk toplumunu ziyaret etmek üzere seyahat
gerçekleştirdiğini aktaran Türkeş, "Bildiğiniz gibi hem Yurtdışı
Türkler Başkanlığı olarak, Türkiye’nin dışarıda yaşayan
insanlarıyla onların sosyal meseleleri, eğitimler, kültürel
faaliyetlerini yakından takip ediyoruz, hem de Kıbrıs’tan Sorumlu
Başbakan Yardımcısı olarak da Kıbrıs’ın hem diasporadaki yapısı,
yurt dışında, Kıbrıs dışında yaşayan Türklerin meselelerini de
takip etmek öncelikli işlerimiz arasında. Bu noktada olmak üzere,
burada hem sivil toplum örgütleriyle çalışmalar yapıyoruz, onlarla
karşılıklı görüşmeler yapıyoruz hem de burada yapılan bazı
çalışmaları da takip ediyoruz." diye konuştu.
İngiltere’deki Türk toplumunu dolaşarak, vatandaşların meselelerini
yakından takip ettiklerini dile getiren Türkeş, yurt dışındaki halk
oylaması çalışmalarına ilişkin de vatandaşlara bilgi verildiğini
söyledi. Türkeş, toplantılarda, vatandaşların özellikle süreçle ve
zamanlamayla ilgili soruları olduğunu kaydederek, şu
değerlendirmelerde bulundu:
"Bu toplantılarda vatandaşlarımızın kafalarındaki sorulara cevap
vermeye çalışıyoruz. 16 Nisan sonrasında ‘evet’ çıkarsa neler
olacağıyla ilgili merak ettikleri konular var. ‘Hayır’ çıkarsa ne
olacağıyla ilgili merak ettikleri var. Biz de dolaştığımız yerlerde
bunlara açıklık getirmeye çalışıyoruz. Dilimiz döndüğünce
anlatıyoruz ancak en önemlisi bütün vatandaşların bilmesi gereken,
bu bir siyasi yarış değildir. Bu bir referandum yarışıdır, halk
oylamasıdır, halkın iradesine başvurmaktır. Buna başladığımız anda
yani bu referandum konusu gündeme geldiğinde biz dedik ki Meclisten
367 de çıksa, bu çok köklü bir karar değişikliği olduğu için halka
sorulması lazım ve 339 oyla Meclisten çıktığı için de halk oyuna
gittik ama bunu altını çizerek tekrar söylüyorum, 367 de çıksa halk
oyuna gidilmesi gerektiğini söyledik çünkü halkın takdir edeceği,
halkın vereceği bir karardır ama dediğim gibi neticede bu bir halk
oylamasıdır ve neticesi ne olursa olsun evet de hayır da çıksa,
Türkiye sulh ve barış içinde yoluna devam edecek."
CHP’NİN KAMPANYA REKLAMI
Başbakan Yardımcısı Türkeş, İngiltere'deki tanınmış bir hazır gıda
ve kafe zincirinin reklamına dikkati çekerek, Cumhuriyet Halk
Partisinin referanduma ilişkin kampanyasında bu kafenin reklamından
ilham aldığını söyledi.
Zincirin kağıt torbasının üzerinde yer alan reklamını gazetecilere
gösteren Türkeş, "CHP evet-hayır kampanyasında çok güzel bir
hazırlık yapmış, ben de çok memnun olmuştum. Burada biraz espri
olduğu için söylüyorum, reklamın orijinali buradaki bir yiyecek
firmasının ve daha da ilginci reklamın orijinalinde ampül var.
Bilgi olarak söylüyorum sadece. Ampullü bir reklamdan ilham
almışlar kendi kampanyalarında." diye konuştu.
"KABUL EDİLECEK BİR YAKLAŞIM DEĞİL"
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin
Almanya'da yapacağı toplantıların engellenme girişimini de
değerlendiren Türkeş, halk oylaması ile ilgili Türkiye’de olduğu
gibi Türkiye’nin dışında Türk seçmenlerin olduğu her yerde,
siyasetçilerin, hükümet yetkililerinin, devlet yetkililerinin gidip
özgürce çalışmalar yapması gerektiğini vurguladı.
Almanya'nın bu etkinliklere mani olmasının hoş bir tavır olmadığını
belirten Türkeş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama ondan daha üzücüsü, Almanya’nın AB'den Sorumlu Devlet Bakanı
Michael Roth'un Twitter'dan attığı, 'Bu kadar basit olabilir,
gazeteciler Türkiye’de özgür çalışsın, Türk siyasetçiler de
Almanya’da sahne alsın.’ Eğer hakikaten bu sebeple bakanlarımıza
izinler verilmiyorsa, bu utanç verici bir şeydir. Almanya hukuku
bir kenara bırakıp kendine göre Türkiye’deki bu şahsın suç
işlediği, işlemediği ya da suç işlediyse onunla Türk hukuk sistemi
nasıl uğraşıyora göre bakanlara toplantı izni, ziyaret izni verip
vermemeye karar veriyorsa bu utanç vericidir. Bu nedenle bunu
okuyarak size söylüyorum. Yoksa her ülkenin kendi egemenlik
alanında faaliyete izin vermek, vermemek hakları vardır. Derlerse
ki bir güvenlik riski var, bu anlayışla karşılanabilir ama tek
anlaşılmayacak şey budur, ‘Olay bu kadar basit, Türkiye’de
gazeteciler özgürce çalışsın biz de onların siyasisine burada izin
verelim.’ Bu kabul edilecek bir yaklaşım değildir."
Bir gazetecinin, eski MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan'ın
konuştuğu kürsünün dinleyiciler arasındaki bir kişi tarafından
devrilmesi ile ilgili sorusu üzerine Türkeş, olayın detaylarını
bilmediğini kaydederek, “Ölçüsü ve şiddeti ne olursa olsun, siyaset
yapan insanların siyasetlerini özgürce yapmaları gerekir."
ifadesini kullandı.
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
