İşte Bahçeli'nin konuşmasından satır
başları
Ne mutlu bizlere ki MHP milletimizin ümidi olmuş ve sevgisini
kazanmıştırdır. İktidarın onca baskısına rağmen MHP 30 Mart'tan
alnının akıyla çıkmıştır.Partimizin ivmesi sürekli yükselmektedir.
Mahall idare seçimleri tekrar göstermiştir ki Türkiye'nin
gelecekteki iktidarı MHP'dir. Başbakan'ın huysuzluğu bundan
kaynaklanmaktadır. Başbakan AKP'deki düşüşü çok açık bir şekilde
görmektedir. Bu nedenle hırçındır ve korku içindedir.
"MHP'NİN VARLIĞI BİLE..."
Biz başka muhalefet partilerini bilermeyiz ama MHP'nin varlığı bile
Başbakanın kabuslar görmesine neden olmaktadır. MHP ihanete ve
fitneye imkan tanımayacak bir kuvvettir. MHP başbakan ve
ortaklarından hesap soracak tek iradedir. İktidar partisinden
istediğini bulamayan vatandaşlar partimizde toplanmaya başlamıştır.
Türkiye'de bir muhalefet sorunu değil bir iktidar tükenmesi vardır.
Kutuplaşmaya dayalı siyaset tasarım zihniyeti artık iflas etmiştir.
Hükümetin meşrutiyeti tartışılır hale gelmiştir. Başbakan'ın
vereceği hiçbirşeyi kalmamıştır. Toplumsal kargaşanın daha fazla
yayılmaması için AKP hükümetinin demokratik yollarla gitmesi
şarttır.
"KUMANDA İLE FAZİ İNDİRMEYE ÇALIŞIYOR"
Sokakalar kaynamakta. En ufak kıvılcım ve en ufak tahrik ortalığı
savaş haline çevirmektedir. Siyaset başbakan sayesinde düşmanlık
üretmektedir. Etnik ve mezhep odaklı tartışmalar milli birlik ve
beraberliğimizi hedef almaktadır. Aleviler üzerinden yapılan
oyunlar hepimizi endişelendirmektedir. Başbakan henüz kabuk
bağlamamış yaralarla oynamaktadır. Her sözü ve her açıklaması
nefret yüklüdür.Böylesi bir kişinin başbakanlık yapması
mahsurludur. MB'ye faiz üzerinden ders vermeye çalışan, kumanda
işle faiz indirmeye niyetlenen bir başbakanla ekonomide yeni
ufuklar hayaldir.
"ÇANKAYA'YA ÇIKAYIM DERKEN SOLUKSUZ KALACAK"
Başbakan hedefsiz ve mecalsizdir. Türk milleti 2002 yılında AKP'ye
sorunları çözsün diye yetki vermiştir. 12 yılda AKP hükümeti
ülkemize ancak zarar ve ziyan vermiştir. Başbakan açısından 30 Mart
seçimleri geri sayımın başlangıcıdır. Erdoğan 2. dersini 30
Ağustos'ta alacak. Çankaya'ya çıkayım derken yarı yolda soluksuz
kalacaktır.Türk vatanı AKP ve Erdoğan'dan kurtulduğu gün selemate
ulaşacaktır.
"PKK'NIN ELİ GÜÇLENDİ"
Etnik terör en büyük sorunumuzdur. Kanlı terör son dönemlerde yine
azıtmış ve kontrolden çıkmıştır. Hükümet teröristin insafa
gelmesini bekleyerek zamanını boşa harcamıştır. Bu aymazlık bu
gaflet zayıflatmak bir yana PKK'nın cüret ve mevzi kazanmasına yol
açmış ve bölücü lobinin elini güçlendirmiştir. 12 kötü adam
nezaretinde başlatılan demokratik açılım isimli yıkım projesi
Türkiye'yi PKK'ya emanet etmenin başlangıcıdır. Habur'da gövde
gösterisi yapan sabırları zorlayan caniler yıkımın en karanlık
yönüdür. Hücresinde müebbet cezası çeken caninin müzakere masasına
oturtulması yıkımın en zillet tarafıdır.
"VAR GÜÇLERİYLE EYLEM YAPIYORLAR"
Geçtiğimiz yıl başlayan süreç ihaneti yıkımın en kaygan durağıdır.
16 Kasım 2013'te Barzani-Erdoğan buluşması ve sözde Kürdistan'ın
ilk kez bir Başbakan tarafından telafuzu yıkımdır. Başbakanın Türk
milletine kötü emeller taşıyan çeverelere karşı muhabbeti gözle
görülür derecede fazladır. Nerede Türkiye'ye kin duyan ve intikam
heveslisi varsa Başbakan'ın kardeşlik çemberindedir. Başbakan'ın
bebek katiline dostane yaklaşımı kendi içinde tutarlı ve
anlamlıdır. Son günlerde PKK var gücüyle eylem yapmaktadır.
Diyarbakır'da yapılan sulama barajını protesto maksadıyla Bingöl
Karayolunu kapatmıştır. Militanlar araç yakmış yola hendek kazarak
ulaşımı engellemiştir. Hükümet kahredici bir acziyetle bunları
seyretmiş bölücüler uzun namlulu silahla saldırmıştır. Ağrı'da 26
Mayıs günü özel bir şirkete ait 3 araç teröristlerce yakılmış 6
vatandaşımız da kaçırılmıştır. PKK'lı militanlar Diyarbakır'da göev
yapan 3 işçiyi, bir özel şirkette çalışan 2 işçiyi kaçırmıştır.
Şırnak'ta 2. Jandarma taburundaki inşaata mermer taşıyan araçlar
dönüş yolunda PKK tarafından yakılmış 3 şoför de kaçırılmıştır. 30
Mayıs'ta Lice'de hainlerin saldırısıyla askerler yaralanmıştır.
Uzun namlulu silahlarla saldırılmıştır. 400 PKK'lı Muş Varto,
Bingöl, Erzurum karayollarını trafiğe kapatmıştır. Bu bilanço son 1
haftanın eseridir.
"BU VALİ MÜSVEDDESİ HALA GÖREVDEDİR"
Teröristler yol kesmekte kimlik kontrolü yapmaktadır. Maalesef 28
Mayıs 2014 günü teröre karşı kahramanca mücadele veren bir
korucumuz şehid edilmiştir. Doğu'da devlet yoktur. Valiler
kayıptır. AKP'li bazı valiler rezalette yarış halindedir ve
şuursuzluğun dibini boylamıştır. Bazıları PKK'yı rica minnet iknaya
çalışmaktadır. Bazıları çözüm sürecinden dolayı Başbakan'la
birlikte İmralı canisini takdirle karşıladığını yüzsüzce edepsizce
dile getirmiştir. Bu vali müsveddesi hala görevdedir. Şayet
PKK'lılar takdir ediliyorsa şehitlere ne denilecektir? Bu necip
millet can pahasına nasıl savunulacaktır?
"BAŞBAKAN İHANETE ORTAK OLDU"
Ortada hükümet yoktur. Türk milleti tehdit altındadır. Terör örgütü
yurdun dört bir yanına konuşlanmaktadır. Türkiye kanlı bir
bölünmeye sürüklenmektedir. Ne var ki Recep Tayyip Erdoğan gençlere
demokratik hakkını kullanan göstericilere su ve gaz sıkmakla kurşun
atmakla oyalanmakta ağza alınmayacak galiz ifadelerle
sataşmaktadır. Taksim'e gelenlere göz dağı veren ve gereği neyse o
yapılacaktır diyen Başbakan konu PKK olunca anında ortadan
kaybolmaktadır. Başbakan PKK'ya niçin sessizdir? Neyi vaat
etmiştir? Önce cumhurbaşkanı olmak sonra da Başkanlık sistemi için
İmralı canisinden icazet ve onay mı ummuştur. Bunun için de pKK
eylemlerini görmezden mi gelmektedir. İlaveten Barzani petrolüne
taşıyıcılık yaparak destek mi aramaktadır? Başbakan koltuk uğruna
Türkiye'ye ihanet ettiğini ne zaman anlayacaktır? Polisin sabrına
hayret eden Başbakan sıra PKK'ya gelince çıt çıkarmadan
izlemektedir. Bize göre bu sebepsiz değildir. Anladığımız kadarıyla
Erdoğan Türkiye'nin bir parçasını gözden çıkarmıştır. Pazarlıklarla
vatan topraklarını teröristlere hibe etmeye Başkanlık çeyizi
karşısında özerkliği vermeye karar vermiştir. Recep Tayyip Erdoğan
nesillerinden bile çıkamayacak bir suça batmış ve ihanete ortak
olmuştur. Molotof atan maskeli yapılanmalara bağıran
çağıran Başbakan bunun bir mislini yapan PKK'ya suskundur. Bu ne
perhiz ne lahana turşusudur? Başbakan siyasi çıkarlarına Türkiye'yi
feda etmektedir. Başbakan 20. Yüzyıldaki sadrazam Nedim Paşa'ya
yani Nedimofa tıpatıp benzemekte ve ruh ikizi olduğunu
ispatlamaktadır.
"BOKO HARAM NEYSE PKK DA ODUR" Açılım
PKK'nın militan açığını kapatmasına yardımcı olmuştur. Dağa çocuk
kaçırmaya başlamışlardır. Diyarbakır'da evlatlarını geri isteyen
anaların yakarışları ziyadesiyle saygıdeğerdir. Ortaokul çağındaki
çocuklar terör baronları tarafından ölüme çekilmektedir. Hükümetin
neden olduğu boşluktan istifade eden PKK sözde nüfuz sahalarını
genişletmek maksadıyla terörist sayısını tahkim etmekle meşguldür.
15 yaşındaki bir çocuğun eline zorla silah tutuşturulmaktadır.
Bölücülükten rant devşiren omurgasız ve midesizler çocuklara kalem
yerine silah vermektedir. Kendi evlatlarını el bebek büyüten terör
elebaşları mazlum annelerin çocuklarını kana ve bombaya kanalize
etmekte canlı bombaya kanalize etmektedir. Henüz kendi hakkında
karar veremeyecek çocukların ümitleri karartılmaktadır. Çocuklara
Türk askeri düşman olarak gösterilmektedir. Nijerya'da kız
çocuklarını kaçıran Boko Haram örgütü neyse PKK da aynısıdır. Bu
terör örgütleri küresel güçlerin kundağında büyütülen sonra da
verilen emirleri icra eden kiralık cinayet şebekeleridir. Kim daha
çok para veriyorsa bu tip örgütlere tetik çektirmektedir. Bunlarda
ne din ne iman ne insanlık ne de merhamet vardır.
"BAŞBAKAN'IN ACİZLİĞİ VE KORKAKLIĞI..."
Anaların bağrını yakanların kalpleri mezar çukurundan farksızdır.
Gözü yaşlı anneler haklı ve masumdur. Onların feryatları
karşılıksız bırakılmamalıdır. Evlat özlemi çeken acıyla çiğeri
parçalanan her anne içten ve samimidir. PKK bebek katleden bir
örgüttür. Hainlerin çocukları kaçırarak militan devşirme planı
emzikli bebeleri öldürme şerefsizliğinden farklı değildir. Erdoğan
duygusal laflarla vaziyet kurtarmaya çalışmamalıdır. Erdoğan o
anneleri selamlamıştır. Buraya kadar diyeceğimiz bir şey yoktur.
Fakat ortada önemli bir sorun vardır o da başbakanın acizliği ve
korkaklığıdır. Başbakan medyayı hassas olmaya çağırmıştır. Daha
sonra PKK'nın siyasetteki yan kolu BDP'ye yönelik, "Alıp
geleceksiniz yoksa B planımız devreye girer" demiştir. Duyunca
irkildiğimiz bu sözler ayan beyan başbakanın ağzından çıkmıştır.
Başbakan'ın villada para eriten zeki çocuğu Ya Hak diyerek ok
atarken doğuda anneler ya Sabır çekmektedir.
"PKK'DAN YARDIM DİLİYOR" BDP ve HDP'den
medet ummak saflık değilse kifayetsizliğin ta kendisidir. Dağa
sevkiyat zincirinin 3 halkasından ikisi bu partilerdir. Başbakan
PKK'dan yardım dilemektedir. Başbakan 20 Mayıs tarihli grupta,
"Diclenin kenarında kurdun kaptığı koyun bile bu ülkenin başbakanı
olarak benim mesuliyetim altındadır."Klasikleşmiş her devirde
işitilen bu anlamlı sözler ne kadar eski de olsa önemini
yitirmemiştir. Normal şartlarda kaybolan koyun Başbakanın
mesuliyeti altındadır. Peki bu koyunu çalan veya kapan Başbakan
olursa veya onlarla ortaklık içindeyse ne yapacağız ve nereye
başvuracağız?
"BAŞBAKN'IN YÜREĞİ YETİYORSA..." Başbakan
sanıyorum ki kafayı koyunun postuna ve piyasa fiyatına takmış olsa
gerektir. Yoksa Başbakana kalırsa bir koyun giderse başkası
gelecektir. Nasıl olsa başbakanın ağılında çok koyun vardır. Bize
kalırsa Başbakan koyun metaforunu bi kenara bırakmalı çocukların
derdine düşmelidir. Türkiye Başbakanı onurluysa izzeti nefis
taşıyorsa çocuklar neredeyse elindeki imkanları harekete geçirerek
gidecek arayacak bulacak ve ailelerine teslim edecektir. Bunun
başka bir yolu yotkur. Başbakanın B ve C planları boş fos ve
hikayedir. Şayet bir hazırlık varsa BDp'den insaf beklemek ayıptır.
PKK kamplarının yeri bellidir. Başbakan yüreği varsa gücü yetiyorsa
bir gece Kandil'de görülmeli ne var ne yok temizleyip atmalıdır.
İşte o zaman B ve C planları olduğuna kanaat
getirebiliriz. Başbakan bu söylediklerimi yapacak seviye vasıf
ve cesarete sahip değildir. Başbakan pKK'ya elini vermiş kolunu
kaptırmıştır.
"BUNLAR BİZİM İÇİN SÜRPRİZ DEĞİL" Bu devrin
Ali Kemali Yunan işgalinin başarısı için dua eden Ali Rüştüsü olan
yıkımdan sorumlu başbakan yardımcısı sürecin normal yürüdüğünü
söylemektedir. Süreçte tıkanma olmadığını iddia etmiştir. PKK
güneydoğuda kontrol bende imajı verirken, başbakan ve yardımcısı
kütük gibi sürüklendiklerini görememektedir. PKK süreçle birlikte
canlanmıştır. Çözüm sürecine yüklenen hangi anlam varsa havada
kalmış yalan çıkmıştır. Bunlar bizim için sürpriz
değildir.
Başbakan PKK silah bırakıyor dedi biz bırakmayacak dedik. Sınır
ötesine çıkıyor dedi biz milleti kandırmayın kimsenin çıktığı yok
iyice yerleşiyorlar dedik. Terör bitti dedi biz PKK taleplerini
almadan hedeflerinden vazgeçmez dedik. Başbakan baharın geldiğini
söyledi biz kışa hazırlanalım dedik. Başbakan süreç milli projedir
dedi biz ise ihanetin daniskası dedik. Bugün ne kadar haklı
olduğumuz yaşananlara bakılınca anlaşılacaktır. Başbakan PKK'nın
yüzlerce çocuğu dağa çıkarmasına mani olamazken İmralı'da hala
pazarlık sürdürmesi bağışlanması mümkün olmayan bir gayri millilik
ve gayri insaniliktir.
"NE YAPARSA YAPSIN..."
Maalesef ki genelkurmay bile hükümetin dümen suyuna girmiş
mücadelede ayak sürümeye başlamıştır. Genelkurmay terör
eylemlerinin istatistiğini tutmaktan başka ne yapmaktadır?
Mehmetçiklerimizin azimlerimizin kırılmaması asıldır. Ne var ki
mehmetçik neredeyse savunmasız bir şekilde karakollara sığınmışı ve
zor durumda kalmıştır. Bu öncelikle hükümetin bir suçuysa daha
sonra da genelkurmayın bir kusurudur. Şu aralar jandarmanın imralı
istekleri doğrultusunda bölgeden çekileceği medyaya yansımıştır.
Başbakan ve hükümeti eylemlerini yoğunlaştıran PKK'ya sus payı
olarak yeni ödünleri arka arkaya sunmak için harekete geçmiştir.
Sefil hükümet af için hazırlık içindedir. Cani başının dayattığı
sözde demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması KCK'lı
mahkumların durumu ve terörle mücadele değişiklikleri takvime
bağlanmıştır. PKK terör örgütü Başbakanın zaafını görmüş ve yumuşak
karnını anlamıştır. BU yüzden de Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini
terörize etmektedir. PKK ile gayri meşru ilişkiye giren kişi
başbakandır. Ama ne yaparsa yapsın cumhurbaşkanı olamayacaktır.
"ADAY MISIN, DEĞİL MİSİN?" Cumhurbaşkanı
seçimi önümüzdeki en önemli gündem konusudur. Ortak çatı aday
teklifimiz kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. 12. cumhurbaşkanının
uzlaşmayla belirlenmesi amacıyla planladığımız ziyaretleri bu hafta
içinde gerçekleştireceğiz. Türk milletinin ittifak edeceği
mazisinde şaibe bulunmayan tanınmış değerli bir isim konusunda
mutabakat sağlanacağına yürekten inanıyorum. Yeni Cumhurbaşkanı
ayrımcı ve dışlayıcı olmamalıdır. Milletin ortak duygu ve iradesini
yansıtmalıdır. Cumhura baş seçeceksek bu geniş çaplı bir anlaşmayla
sağlanacaktır. MHP 12. Cumhurbaşkanının kucaklayıcı ve teminat
olmasını arzulamaktadır. Bu niteliğe sahip ve kanundaki özel
şartları taşıyan Recep Tayyip Erdoğan dışındaki her şahsiyetin
c.başkanı olmaya hakkı vardır. Görüyoruz ki adaylığı
kesinleşmiştir. Fakat her nedense adaylığını açıklamaktan
çekinmektedir. Sayın Başbakan söyleyiniz aday mısınız, değil
misiniz? Başbakanın cumhurbaşkanı olmaktan ziyade başkanlık
hayalleri kurduğu gelişmelerden anlaşılmıştır. Türk milleti 10
Ağustos'ta Başkan seçmeyecektir. Despot atamayacak seçilmiş bir
emir görevlendirmeyecektir. Erdoğan parti içi dengeleri hesaba
katarak yeni Başbakan üzerinde çalışma yaparken bir yandan da
başkanlık sisteminin taşlarını döşüyorsa bilsin ki yanlış hesap
yapmaktadır.
"BİZİM ÇATIMIZ AKMAZ, UÇMAZ, KORKMAZ" Bizim
orta çatımız milletin tüm hasletleriyle inşa edilmiştir. Merak etme
Sayın Erdoğan bizim çatımız akmaz, uçmaz, korkmaz göçmez. Sen bizim
çatımıza değil birlikte tüfek çattığın menfaat düşkünü muhteris
yandaşlarına bak. Sen 10 Ağustos'ta düşecek süngünün şimdiden
derdine yan. Bizim ortak çatı tasavvurumuz milletin ortaklaşa
benimsediği her değeri her umudu her kanaati kapsamaktadır. Bizim
ortak çatımız Türk milletinin ta kendisi cumhurun yüksek fazilet ve
ülküleridi. Bunun için sayın Başbakan yanılır da aday olursan
bilesin ki işin zordur, seni 17-25 formülüyle siyasi moleküllerine
ayıracaktır. Sözlerime son verirken ülkemizde aşırı
yağışlardan olumsuz etkilenen çiftçilerimizin yalnız
bırakılmamasını ümit ediyorum. Buradan tüm çiftçilere yardım eli
uzatılmasını hükümetten bekliyor hepinizi sevgiyle
selamlıyorum.
Enerji, gıda ve finans piyasalarında “savaş” depremi
#Gündem / 04 Nisan 2026
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi
#Gündem / 04 Nisan 2026
Yorumlar