Küratörlük nedir? Tam olarak ne yapar bu küratör?

Müzecilik kavramı ile birlikte ortaya çıkan küratörlük, zaman içinde kurumlardan bağımsız hale gelerek kendi çalışma prensiplerini belirlemişken büyük bir merak konusu oldu. Bizde sizler için Küratörlük ile ilgili sorularınızı konumuzda cevapladık

Küratörlük nedir? Tam olarak ne yapar bu küratör?

Müzecilik kavramı ile birlikte ortaya çıkan küratörlük, zaman içinde kurumlardan bağımsız hale gelerek kendi çalışma prensiplerini belirlemişken büyük bir merak konusu oldu. Bizde sizler için Küratörlük ile ilgili sorularınızı haberimizde cevapladık

KÜRATÖR NEDİR?

‘Küratör’ kelimesi Latince “dikkat çekmek için” anlamına gelen “curare” kelimesinden türetilmiştir. “Yönetici, gözetmen, müfettiş, koruyucu, işletici” anlamlarında kullanılır. Geleneksel olarak bir müzenin, galerinin, kütüphane veya bir arşivin yani kültürel miras içeren bir kurumun yönetimi ve koruyuculuğunu üstlenen kişi olarak küratör; sorumlu olduğu koleksiyonları yorumlama ve bünyesine alma görevini üstlenen bir içerik uzmanıdır.

Müzecilik kavramı ile birlikte ortaya çıkmış olan küratörlük, zaman içinde kurumlardan bağımsız hale gelerek kendi çalışma prensiplerini belirlemiş ve alışılagelmiş sergileme tekniklerinden ayrılarak süreli sergiler yapan özgün bir meslek haline gelmiştir. Bu küratörlüğün kendi kimliğini oluşturmasında ve bağımsızlaşmasındaki en önemli süreçtir. Sanat yönetimi sürecinin tartışmasız en önemli konumlarından birinde olan küratörler çalışma prensiplerine göre üç ayrı başlık altında incelenebilirler:   

  1. 1.Bir kuruma (müze gibi) bağlı çalışan küratörler.
  2. 2.Yardımcı, dışarıdan destek veren küratörler.

3. Bağımsız çalışan küratörler.

Bir kuruma bağlı çalışan küratörler

Bu prensibe bağlı çalışan küratörler, kurum ile toplum arasındaki köprüleri inşa eden kişilerdir. Kurumun koleksiyonu hakkında uzmanlaşmışlardır. Bu küratörler, eserleri değerlendirme üzerinde vakit ve enerji harcamaktadırlar. Koleksiyonların geliştirilmesi, takibi ve sunumları ile ilgili önemli noktaların sorumluluğunu taşımaktadırlar.

Dışarıdan destek veren küratörler

Kurumda sınırlı bir süre ile çalışmalarını sürdürürler. Kurum için de küratör için de en tatmin edici çalışma şekli olarak kabul görmez. Çünkü sınırlı bir süre için oradadırlar ve her şey geçicidir.

Bağımsız çalışan küratörler

Sanat yönetimi alanında en çok hacme sahip olan küratörler, bağımsız çalışanlardır. Kariyer edinme isteminin baskısıyla, kurumlara bağlı çalışan küratörlerden daha özgür, cesur ve sansasyonel işler ortaya çıkarırlar.

Kuruma bağlı çalışanların, kurum kimliğine ters düşecek herhangi bir oluşuma soğuk bakması söz konusu olabilir iken, bağımsız çalışan bir küratörün aynı noktada duruşu daha bağımsız olabilir. Bu da bağımsız çalışan küratörlerin üzerindeki ilgiyi ve beklentiyi oldukça arttırır.

KÜRATÖR NE YAPAR?

Küratör, işletmenin genel çalışma prensipleri doğrultusunda, araç, gereç ve ekipmanları etkin bir şekilde kullanarak, işçi sağlığı, iş güvenliği ve çevre koruma düzenlemelerine ve mesleğin verimlilik ve kalite gereklerine uygun olarak:

  1. Sergi ve festival düzenlenecek sanat dalına karar vermek,
  2. Belirlenen sanat dalı ile ilgili sanatçılar ile görüşmek ve sergi için anlaşmak,
  3. Sanat eserlerinin temsil ve takdimine sanatçı ile birlikte karar vermek,
    1. Sergilenecek alanı tespit etmek
    2. Sponsor sağlamak, serginin mali yapısını yönetmek,
    3. Koleksiyonun hedef kitlesini saptamak ve davetiye tasarlayarak dağıtımının yapılmasını sağlamak,
    4. Medya aracılığıyla sergi ile ilgili gündem oluşturmak,
    5. Kokteyl ile serginin sunumunu yapmak, vb. görev ve işlemleri yerine getirir.

Küratörlüğün tarihçesi

Küratörlük kelimesinin kullanılmaya başlanması Roma İmparatorluğu’nda yönetici vasfındaki insanlarda kullanılmaya başlanmış olsa da bugünkü anlamına paralel olarak 17. ve 18. Yüzyılda Avrupa’da bilimsel kurullar, üniversitelerdeki yöneticilik görevleri veya kütüphane müdürlüğü için kullanıldığı görülür. Üniversitenin eğitmenlerinin ve öğrencilerinin yönetiminin yanı sıra, kurumun daha iyi bir noktaya taşınmasındaki sorumluluk da üniversitenin küratörüne aittir.

“Üniversite Küratörü” kavramının, müze küratörü kavramının tarihsel dönüşümünde önemli bir yeri vardır. 19. yüzyılda küratörlük kelimesi müze yöneticilerini ifade etmek için kullanılmaya başlamıştı. Büyük müzelerin hızla kurumsallaştığı bu dönemde küratör, bilimsel bir düzeyde koleksiyonu bilen, tanıyan, koleksiyonda tutulan değerli sanatsal ve bilimsel düzeyde nesnelerin tanımlanması ve belirli bir bilimsel düzen içerisinde düzenlenmesini sağlamaya yetkin kişi rolü kazanmıştır.

Dünyada küratörlüğün gelişim süreci nasıl ilerlemekte?

Kurumsallaşan müzeler, değişen ve gelişen sanat anlayışları ve 20. yüzyılın inanılmaz hızlı gelişen dünyasında küratörlük kavramı 1980’lerde kurumlardan tam bağımsızlığını kazanarak sanat yönetimi alanındaki yerini almıştı. 1980’lerde dünya çapında küratörlüğün işlevinin değişime uğradığı süreç izlenmeye başlamıştı. Öncesinde müze yöneticiliğinden bağımsız bir iş gibi görülemeyen küratörlük, şimdi kendi kimliğini bağımsız şekilde oluşturduğu döneme girmekte.

Küreselleşme ile birlikte ortaya çıkan sosyo-ekonomik ve kültürel değişimler yaşamın her alanında olduğu gibi sergileme biçimlerinde de değişimleri getirmiş ve 1980’li yıllarda küratör olgusunu dünya üzerinde tartışmaya açık bir hale getirdi. Büyük çaplı ve uluslararası sanat etkinlikleri kendilerini göstermeye başlamış, izleyici-eser ilişkisi değişimlere uğramaya başlamıştır.

Türkiye’de küratörlüğün gelişim süreci nasıl ilerliyor?

Türkiye’de küratörlük kavramı bienaller ile birlikte 1990’lardan itibaren anılmaya başlanmıştı. Bienaller, büyük çaplı, farklı mekanlarda ve küratörlü sanat etkinlikleri yapılmasına sebep olmuştu. 1992 yılında gerçekleşen 3.Uluslararası İstanbul Bienali’nde küratörlük kavramı üzerinde gelişen tartışmalar “küratörlük mesleği, küratörün sanatçılar üzerindeki egemenliği, küratörlerin yabancı olması ve Türk sanat ortamını ne kadar sağlıklı değerlendirebildiği, küratörlerin seçtiği kavramlar, küratörün sanatçı seçimindeki ölçütlerin belirsizliği” etrafında toplanmıştı.

İlk iki bienalin koordinatörlüğünü üstlenen ve Türkiye’nin sanat yönetimi alanındaki en önemli isimlerinin başında gelen Beral Madra, ikinci bienal sırasında verdiği bir röportajda o dönemde Türkiye’nin yeni tanışmış olduğu küratörlük mesleği ile ilgili şunları söylemiştir: “…bu tür sergilerde her zaman bir sergi yapımcısı gerekir; bu sergi yapımcısı önce serginin kuramını oluşturur.

Ayrıca nedenini, amacını ve bunun yazılı olarak belgesini hazırlamak zorundadır. Sergilerin, böyle mekan sergisinin bir nedeni olması gerekir. Bu yapımcı, sergiyi hazırladıktan sonra kendisi sergiyi yapmak istediği sanatçılara başvurur. Onların düşüncelerini alır, bazıları kabul eder, bazıları etmez. Kabul edenlerle yeniden tartışarak serginin oluşması sağlar. Serginin her şeyinden sergi yapımcısı sorumludur. Hatta bu sanatçılara para bulmaktan bile…

Bu işi yapanlara yurtdışında “curator” deniyor ve bir meslek olarak kabul ediliyor.” Bienaller ile birlikte kavram olarak Türkiye’ye girmiş olan küratörlü sergilerin ilk olarak kabul edilen, ilki 1991 yılında Vasıf Kortun’un düzenlediği “Anı/Bellek” sergisidir. 90’larda önceki dönemlerdeki sergilerin hayata geçirilmesinde ise sergi sanatçılarını kolektif çalışmaları söz konusudur.

Dünya’dan bazı küratörler

  • Henri Loyrette
  • Françoise Cachin
  • Marcus Graf
  • Hou Hanru
  • René Block
  • Léonce Bénédite
  • Rosa Martinez
  • Harald Szeemann

Türkiye’den bazı küratörler

  • Vasıf Kortun
  • Melih Görgün
  • Beral Madra
  • Deniz Artun
  • Lora Sarıaslan
  • Ahu Antmen
  • Fırat Arapoğlu
  • Ebru Yetişkin

Ünlü Oyuncudan Küratörlük Haberi

Güven Kıraç'ın küratörlüğündeki sergi ziyarete açılıyor.

"Geçtiğimiz yıl kasım ayında 'Yüz Buldum'la ilk kişisel sergisini açan Güven Kıraç, bu kez de dört önemli sanatçıyı bir araya getirerek ilk küratörlük deneyimini yaşıyor.

Mustafa Horasan, Ferhat Özgür, Hakan Gürsoytrak ve Harun Antakyalı gibi sanatçıları bir araya getiren Güven Kıraç, bu isimlerin önderliğinde seçilen genç sanatçıların  da eserlerinin yer alacağı 'Güven'e Dayalı Sergi'nin  küratörlüğünü üstleniyor. Kendi eserinin de yer alacağı serginin açılışını gerçekleştirecek olan Kıraç, önemli sanatçıları bir araya getirmenin yanı sıra Burak Ata, Sabo, Derya Ülker, Hakan Selçuk Bacak, Selçuk Fergökçe, Erdal Duman, Serkan Demir ve Nezihe Ateş gibi genç sanatçılara da destek vermenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.

İlk küratörlük deneyimi hakkında konuşan Güven Kıraç, "Plastik sanatlara büyük bir hayranlığım ve sevgim var. İlk kişisel sergimi yaptım, resim yapmaya devam ediyorum. Bu arada galerici oldum ve açılışını benim sergimle yapan Corinne  Art galerinin benden sonraki sergisini çok önemsediğim için çok önemli sanatçı dostlarımın desteğiyle ve bana güvenleriyle 'Güvene dayalı sergi' adı altında bir sergi düzenliyorum. Dört sanatçı arkadaşımdan sergiye çok güvendikleri sanatçı arkadaşlarını önermelerini rica ettim. Herkes birbirine destek olsun istedim. Ben onlara güvendim onlar bana ve biz hep birbirimize güvendik güvene dayalı bir sergi bu…" dedi.

Güven Kıraç'ın küratörlüğünde, Corinne Art Gallery'de düzenlenecek olan sergi 5 Mart'taki açılışının ardından 26 nisana kadar sanat severlerle buluşacak."

                                                                                                                                                   

Yorumlar

Çok Okunanlar Haberler