İşte öyle bir şey

Hepimizin gözleri önünde bir ifade fışkırması daha yaşandı geçtiğimiz gün...

Uzunca bir zamandır bazı insanların bir söz söylediklerinde suç, diğer bir grubun söylediğinde ise “ifade özgürlüğü” ve “kişisel görüşlerini özgürce ifade edebilme” olarak algılandığı güzel ülkemde yine bir ifade fışkırması daha yaşandı hepimizin gözleri önünde.

Bilindiği gibi güzellik yarışmalarında, Oscar törenlerinde sanatçılardan beklenen bazı mesajlar vardır. “Küresel ısınma dursun”, “kaplumbağalar ölmesin” vb. Dünya üzerinde sanatçının olaylara duyarlı olanı makbuldür her zaman. Bu durumun son örneği de birkaç gün önce cereyan etti ülkemizde.

Habertürk'ten Balçiçek İlter'e konuşan Erol Evgin, "Okuma yazma bilmeyen, oyuna parmak basan bir kardeşimizle, ablamızla, annemizle 3 üniversite bitirmiş birinin birer oy hakkı olması adaletli mi geliyor size sorarım. Hiç hakça değil" sözlerini okuduğum an biranda kafamda ampul yandı. Hatta iki tane yandı. Birisi bu haftanın köşe yazısı ampulü diğeri de Evgin’in saçların neden dökülmediği veya beyazlamadığı ampulü.

Ayrıca Evgin "Okumamış olanlar muhtarını seçsin, eğitimli olan belediye başkanını seçsin" diyerek, yeni bir yönetim biçimi öngörüsünde bulununca bu kadar akım fazla diyerek ampüller patladı.

İlk olarak M.Ö. 6. yy’da Antik Yunan site devletlerinde başlayan, Roma, İngiltere’de de uygulanan ve Fransız Devrimi ile olgunlaşan demokrasi için M.S. 2016 yılında bir Türk sanatçısının katmış olduğu yeni bakış açısı tarihteki yerini elbette alacaktır.

-Mezuniyetiniz?

-Eeee ben eee ilkokul mezunuyum.

-Alın bu mavi zarfı siz belediye meclis azalarını seçebilirsiniz.

-Siz

-Ben okumamışem.

-Siz muhtarı seçeceksiniz. Bu sandığa geçin.

-Ben Yüksek lisans mezunuyum.

-Buyrun beyefendi siz Cumhurbaşkanını seçeceksiniz.

İngiliz siyaset filozofu John Lock bu yeni demokrasi kuramını görseydi ne derdi acaba.

Tek kanallı Pazar günlerinden beri pek izleyemediğimiz Evgin insanlar arasında eğitimli eğitimsiz ayrımını yaptıktan sonra ülkeleri de bu şekilde sınıflara ayırıyor.  Evgin, “Galiba eğitimli ülkeler için iyi bir çözüm demokrasi. Bize fazla geliyor” diyor. Yani biz eğitimsiz, cahil bir milletiz, biz kendi kendimizi yönetme salahiyetine sahip değiliz.  Bize demokrasi olmaz, bizim yerimize birileri karar vermeli ve uygulamalı diyor.

Hatırlarsınız yine pek gündeme gelemeyen bir sanatçının 2008 yılında söylediği, " dağdaki çobanla benim oyum neden eşit mesela. Niye? Sözleri kulağımda çınladı. O zaman çok eleştiriler alan AK Parti bu açıklama sayesinde hatırı sayılır oy kazanmıştı.

Neyse 29 yaşında saçlarının 3’te 2’si olmayan bir gazeteci olarak her zaman gıpta duyduğum, sanatıyla sevdiğimiz bu ünlü sanatçımızı, yine sevdiğimiz bu yanlarıyla hafızlarımızdaki yerini koruması temennisiyle artık bir kenara bırakalım.

Asıl konumuza dönersek bu açıklama yıllardır sürdürülen iktidara oy verenlerin, cahil, okumamış, ilkokul mezunu, makarnacı, bidon kafalı gibi maruz kaldıkları benzetmeleri çağrıştırıyor.

Buradaki en büyük sorun ise bence eğitimden neyin kastedildiği ve belirleyici unsur olarak tek başına yeterli olup olmayacağı.

Hepimiz defalarca basında bunun örneklerini gördük, eşine şiddet uygulayan, annesini babasını öldüren, hırsızlık, gasp gibi suçlara karışan birçok üniversiteli haberi okuduk. Öğretmen olup öğrencisini, doktor olup hastasını, yönetici olup yanında çalışan bayanı taciz eden birçok üniversite mezunu biliyoruz.

Yani logaritmayı, fizik kurallarını, magnezyumun simgesini bilmek her zaman doğru sonuçlar vermiyor, her zaman iyi vatandaş olmaya yetmiyor.

Herkes iyi bir eğitim almış bir berber, iyi bir doktor, iyi bir mühendis olabilir ama iyi ve eğitimli bir insan olmak biraz farklı bir olay. Bunun yeri de sadece okul ve kampüsler değil.

Hani vali ve adam etiketleri geçen bir hikâye hepimizin malumudur, iyi biliriz ya.

Neyse bu ve bunun gibi sözlerin ne amaca yönelik olduğunu, eğer manevi öncelikleriniz varsa üniversiteli olmanızın da sizi kurtarmayacağını biliyoruz.

Bizim dünyamızdaki; irfan, feraset, salim akıl, hikmet olgularının, batının pozivist bilim anlayışı için bir şey ifade etmediğini 19. asırdan beri anladık artık. Tıpkı icazet, liyakat ile diploma arasındaki uçurum gibi.

Yazıyı ilim, altın semer içeren atasözleriyle bitirmek isterdim ama aldığım eğitim bana şöyle yaz diyor.

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haberlerin tüm hakları AjansHaber’e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. AjansHaber tarafından üretilen haberlerin kaynak gösterilmeden kullanılması, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 36 ve 37. maddesine aykırıdır ve suç teşkil etmektedir. Ayrıca internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ile ilgili olarak 4 Mayıs 2007 tarihinde kabul edilen 5651 sayılı internet yasasına göre de bu durum cezai işlem gerektirmektedir.

Yorumlar