İstifa cevabı gündeme damgasını vurdu

Gazeteci Cüneyt Özdemir'in Youtube yayınına konuk olan emekli Tümamiral Cihat Yaycı, "TSK'dan neden istifa ettiniz?" sorusuna verdiği yanıtla izleyenlerin büyük takdirini topladı.

Tümamiral Cihat Yaycı, istifasıyla ilgili Cüneyt Özdemir'in istifayla ilgili "kırgın mısınız" sorusuna "Benim devlete kırgın olmam mümkün değil. Bizi devlet büyüttü. İnsan annesine babasına saygısızlık edebilir mi? Ben de devletime saygısızlık edemem" diye cevap verdi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, geçtiğimiz mayıs ayında Genelkurmay Başkanlığı'na atanmasının ardından istifa etti.

Yaycı, ordu içerisinde Fethullah Gülen Yapılanması'na mensup kişilerin ortaya çıkartılması amacıyla "Fetömetre" adı verilen uygulamayı geliştiren ve Libya ile Aralık ayında Münhasır Ekonomik Bölgelerin belirlenmesine yönelik imzalanan anlaşmanın fikir babası olarak biliniyordu.

Herkesin merak ettiği isim olan Yaycı, Cüneyt Özdemir'in Youtube kanalına konuk oldu. İstifayla ilgili Cüneyt Özdemir'in "kırgın mısınız? "sorusuna verdiği yanıt, sosyal medyada olay oldu.

"Yedirdi, içirdi, giydirdi, eğitti"

Yaycı, "İstifa mektubunda ne yazdıysam o var. Ama şunu söylüyorum. 13 yaşından beni devlet büyüttü beni. Yedirdi, içirdi, eğitti, giydirdi. Ben bluğ çağına askeri lisede girdim. Amerika'da okuttu. Benim devlete kırgın olmam değil. Ben devlet çocuğuyum. Bizi devlet büyüttü. Ben de devletine saygısızlık edemem. Milletime ne kadar hizmet edebilirsem nereye kadar nefesim yeterse devletime, hizmet etmeye devam etmek istiyorum. Benim bütün amacım bu " dedi.

"Devlet adamlığı budur işte"

Özdemir'in cevabını Twitter sayfasından paylaşan Özdemir, "Sayın Cihat Yaycı mesleğinin zirvesinde ve Türkiye'ye bunca katkı sağlamışken emekli olması için onlarca numara çevriliyor, çelme takılıyor, Fetöcüler sevinç çığlıkları atıyor, kendisine 'Kırgın mısınız?' diye soruyorum... Devlet Adamlığı budur işte." ifadelerine yer verdi.

Cihat Yaycı'nın istifa mektubu

* 15 Mayıs 2020 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın yüksek tasdiki ile gururla icra ettiğim Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevinden Genelkurmay Başkanlığı emrine Kuvvet Komutanımın haberi olmaksızın atandığımı 16 Mayıs 2020 gece saat 03:00'da öğrendim.

* MSB'nin atama tebliğ mesajı ile de “ilk mesai günü olan (esasen idari tatil ve sokağa çıkma yasağının olduğu) 18 Mayıs 2020'de Deniz Kuvvetlerinden derhal ayrılışımın ve Genelkurmay Başkanlığına katılışımın yapılması” emredilmiştir.

* Bilâsebep ve mesnetten yoksun olduğunu düşündüğüm (Fetövari kumpasları çağrıştırırcasına) gerekçelerle emre alınmanın yanı sıra, apar topar ayrılışımın yapılmasının emredilmesi onurumu ziyadesi ile örselemiştir.

* Elbette bir asker olarak atama bir emirdir ve emre uymakla mükellefim. Ancak emre alınma ataması ile 32 yıldır büyük bir aşk ve heyecan ile icra ettiğim meslek hayatımda ilk defa asli görevi olmayan bir subay, bir amiral konumu ile karşı karşıya bırakılmış oldum. Esasen herhangi bir göreve atanmış olsaydım görevi bir an dahi tartışmaz ve ifa ederdim. Ama durum öyle değildir. Alenen boşa çıkarılmış, onuru örselenen bir amiral durumuna düşürülmek istenmekteyim. Bunu kabul etmem mümkün değildir. Benim karakterim ve Türklük gururum buna imkân vermez.

* 13 Yaşımda tertemiz olarak mensubu olmakla her zaman gurur duyduğum asil Türk Milletinin vermiş olduğu üniformamı, 40 yıl boyunca gururla lekesiz ve şaibesiz olarak taşıdım. Bugün geldiğim noktada görev verilmeyen, adeta kumpas kurularak yalan ve iftiralar neticesinde görevden uzaklaştırılmış bir Amiral olarak mesleğimi icra edemeyeceğim açıktır. Bu son derece onur kırıcıdır. Bırakın bir Türk Amiralini hiçbir Türk neferinin bunu sindirebileceğini düşünemiyorum.

* Üstelik görevdeki bir Amiral olarak şahsıma itham edilen iftira dolu suçlamalara ve bu hususu dile getiren müfterilere cevap verememek şahsımı, ailemi ve silah arkadaşlarımı da derinden üzmektedir.

* Bir deniz subayı olarak yıllarca Mavi Vatan'da en sert fırtınalara karşı mücadele ettim. Bugüne kadar Türk Milletinde Mavi Vatan bilinci ile deniz hak ve menfaatlerimizin farkındalığının oluşturulması, deniz yetki alanlarımızın belirlenmesi konularında gayret gösterdim. Türk Milletinin Türk Deniz Kuvvetlerini tanıması ve onunla gurur duymasını sağlamaya çalıştım.

* Görev yaptığım tüm kademelerde gerektiğinde Türk Milletinin hak ve menfaatlerini korumak üzere en üst seviyede verilecek görevlere en üst seviyede ve her an hazır olmaya özen gösterdim. Yetkim dahilinde Türk Milletinin her bir kuruşunun tasarrufunu prensip edindim.

* FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirmeye çalıştığı hain darbe girişiminden çok önce Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi çerçevesinde başlayan Fethullahçı Terör Örgütü mensuplarına karşı mücadelemi de bugüne dek sürdürdüm. Bu konuda başarılı olduğumu da Allaha çok şükür ki bugün hainlerin yaşadıkları sevinçten daha iyi anlıyorum.

* Aynı şekilde yazdığım kitaplar ve ortaya koyduğum hukuki mesnetlere dayalı fikirlerimle Türkiye'nin deniz hak ve menfaatlerini korumaya çalıştım. Bunda da başarılı olduğumu bugün Türkiye düşmanlarının yaşadıkları sevinçten daha iyi anlıyorum.

* Necip Türk Milletinin yetiştirdiği Türklük ve bayrak sevdalısı bir Amiral olarak bilgi birikimimin ve ihtisasımın bir mahsulü olarak Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 1919’da imzalan “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının” teorik alt yapısını hazırlamış olmak naçiz şahsım için bir “İstiklal Madalyası” olarak kalacaktır.

* Beni yetiştiren komutanlarıma, silah arkadaşlarıma, bahriyelilere ve Yüce Türk Milletine yazmış olduğum kitaplarımı mesleki fikir mirasım olarak bırakıyor ve şahsıma asil Türk Milleti tarafından taşıma onuru verilerek gurur ile giydiğim üniformamı çıkarıyorum.

* 19 Mayıs 2020 “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı”nın kutlandığı o mutlu gün ile sivil hayatıma adım atarak Yüce Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyetine sadakatle bağlı bir sivil olarak ihtiyaç duyulabilecek ve fırsat bulduğum her alanda hizmete devam edeceğimi belirterek istifamın kabulünü arz ederim.

Yorumlar