Biri yer biri bakar, İsviçre bundan korkar

Yine rahmet dolu bir Ramazan ayına ulaştık. Ramazanın tüm İslam Alemi için huzur ve refaha vesile olmasını dilerim.

Ramazan ayında yapılan ibadetler de diğer ibadetler gibi sadece Allah rızası için yapılır. Bununla beraber birçok ibadetin toplumsal hayata bakan ve sorunları çözebilecek yönü vardır.

Ramazan ayında tutulan oruç da böyle bir ibadettir.

Sağolsunlar, 11 ay her türlü hakareti yapıp, Ramazan ayında bizim kaç saat oruç tutacağımızı hesaplayan bazı medya organlarının hesaplamalarına göre; 17 saati geçecek oruç için aç kalan tüm Müslümanlar bir yandan da açlığın nasıl bir şey olduğunu bizzat yaşayarak öğrenirler.

Müslümanların, 5 yıldızlı otellerde, enfes yemekleri yiyip, Afrika’daki açlar için kampanyalar düzenleyenlerden farkı buradadır. Rabbimiz kendisi için ibadet ederken bizi bu konuda da terbiye etmektedir.

Eski atasözlerimizden biri olan “Tok açın halinden anlamaz” sözü oldukça doğrudur. Bu ibadet ile insanlar açlığın ne kadar zor olduğunu anlayıp, çevresindeki açlar için elinden geleni yapmak ister. Bu şekilde de toplumsal barış, kardeşlik ve huzur ortamı olur.

Yoksa büyüklerimizin dediği gibi “Biri yer, biri bakar, kıyamet bundan kopar” sözü gerçekleşir.

Şu anda dünyanın içinde bulunduğu her türlü olumsuzluğun baş nedeni işte bu!

Şimdi bu konuya örnek olacak bir örnek verelim.

İsviçre'de, koşulsuz olmak üzere vatandaşa aylık 2 bin 500 İsviçre frangı yani yaklaşık 7 bin 500 lira verilmesi gündemde.

Bakın her aileye değil, her vatandaşa aylık 7.500 lira. Çocuk başına da bin 800 lira. Artı kefil yok, koşul yok. Geri ödemesi yok. Temel’in Amerika’daki Kızılderili hesabı gibi..

Böyle çocuk başına bin 800 lira burada dağıtılsa, “Anne olmak istemiyoruz, Sana ne” diyenler ne derdi bilemiyorum.

Durun! “İsviçre vizesi nasıl alınır” araştırması yapmadan önce yazının sonuna kadar okuyun.

İsviçre bu parayı vermeden önce halka bir soralım diye bir referandum yapıyor.

Ne gereği var, nasılsa herkes ister. Devlet karşılıksız para dağıtacak insanlar da istemeyecek. Olur mu bizde bedava kalem dağıtılsa sırada kan çıkar, olaya TOMA’lar müdahele etmek zorunda kalır, diyeceksiniz ama öyle olmuyor.

Referanduma katılan halkın yüzde 77’si hayır istemiyoruz diyor.

Nasıl yani? Aklıma ilk gelen şey, İsviçreliler ne tokgözlü insanlarmış. Bize dünya malı lazım değil, bize bir lokma, bir hırka yeter diyorlar, şeklinde oldu. Ama haberin kalan kısmını “İsviçre’ye nasıl gidilir” diye Google’ye yazdıktan sonra, okumaya devam edince işin aslını öğrendim.

İsviçrelilerin bu parayı kabul etme nedeni ne olsa beğenirsiniz. İsviçreliler; bu para bizi işsizliğe özendirir, tembelleştirir. Asıl önemli olan, “Bu parayı duyan, Afrikalısı, Türkü, Suriyelisi, Afganlısı soluğu burada alır. Aman lazım değil, gelmesinler” şeklinde düşünmüşler ve hayır oyu vermişler.

Peki hemen hemen Konya büyüklüğünde olan ve İstanbul’un yarısı nüfusa sahip bu ülkede ne var da parayı böyle düğün sahibinin saçtığı dolarlar gibi harcayacak yer bulamıyor.

Şöyle bir internet araştırması yapınca her şey ortaya çıkıyor. İsviçre'de kişi başına düşen millî gelir 80.000 dolar. Bu rakam AB’de ortalama 35.000 dolardır. Ayrıca ülkedeki işsizlik oranı yüzde 3 civarlarında.

Bununla beraber, İsviçre ekonomisinin en büyük sektörü % 73'lük oran ile Bankacılık ve sigortacılık sektörü. Ülkede toplam 385 banka faaliyet gösterir.

Dünyanın her yerinden çok sayıda müşteriye hizmet eden bu bankaların en büyük özelliği gizlilik ilkesini esasına çok dikkat etmeleridir.

Neyi, neden gizliyorlar, orasını artık Allah’a bırakıyoruz.

Biz olayın hayır denme nedenindeyiz. Yani göç alma korkusu..

En zengin yüzde 1'lik kesimin mal varlığının, geri kalan yüzde 99’un toplam mal varlığına denk düştüğü bu dünyada şu anda en büyük korku “GÖÇ” sorunu.

Dünyada şu anda 62 zengin tüm servetin yarısına sahip, diğer yarıyı da 7.3 milyar insan aralarında paylaşıyorlar.

Sen yüzyıllardır, dünyanın her yerine çök, tüm ekonomik değerlerini sömür, insanını köle et. Bunlar yetmezmiş gibi, birbirine düşür, savaştır, silah sat, örgütler üret, bombalar patlat. Yalancı baharlar, iç ayaklanmalar, darbeler uygula. Seçilmiş yönetimleri silahlı devrimlerle indir, sonra da düzenin geri gelmesini engelle.

Geçmişine bir bakılacak olsa, yarım saat okuduktan sonra psikolojinin günlerce bozulacağı bir özgeçmişe sahip ol, sonra kafana göre onu bunu soykırımla itham et, sonra sıkıştır tavizler kopar.

Tüm ülkelerde kendine ait zenginler, basın ve finans sektörü oluştur. Bütün ülkelerin maddi kaynaklarını, parasını kendi bankalarına aktar.

Herhangi bir ülke buna karşı çıkacak, yerli savunma sanayisini, bankasını oluşturmaya kalkarsa, içten dıştan her türlü darbe yap…

Sonra da devletin sana vereceği parayı “Aman duyarlarda gelirler” diye kabul etme.

Tırnağın kadar sevmediğin, Viyana’dan beri geldiği yere Orta Asya’ya yollayacağız dediğin Türkiye’ye; “Aman şu göçmenleri ülkende tut” diye yalvar, para ver. Olmadı vize vereceğim diye oyala.

Ne zor iş ya, Allah kolaylık versin. Paran var ama gelirler diye korkudan harcayama..

İsviçre ile ilgili araştırmalara devam edecektim ama iftarlık diye komşunun getirdiği pideyi görünce vazgeçtim. Pidesini, aşını paylaşmasını bilen bu millet bırakılıp hiçbir yere gidilmez. Biz buyuz ve böyle mutluyuz. Allah’ın verdiğini, onun kullarıyla paylaşmaktır en büyük mutluluğumuz…

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haberlerin tüm hakları AjansHaber’e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. AjansHaber tarafından üretilen haberlerin kaynak gösterilmeden kullanılması, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 36 ve 37. maddesine aykırıdır ve suç teşkil etmektedir. Ayrıca internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ile ilgili olarak 4 Mayıs 2007 tarihinde kabul edilen 5651 sayılı internet yasasına göre de bu durum cezai işlem gerektirmektedir.

Yorumlar