Akar: “İnşallah onlara izin vermeyeceğiz”

TÜRKPA Milli Savunma Komisyonu Başkanları Toplantısı’nda konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, “Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Minsk Grubu, Rusya, Amerika, Fransa çözüme bir adım kaldıktan sonra ortalığı karıştırıyorlar. İnşallah onlara izin vermeyeceğiz” dedi.

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, "Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Minsk Grubu, Rusya, Amerika, Fransa 33 yıl parmaklarını oynatmadan durdular şimdi iş çözüme döndükten sonra, çözüme bir adım kaldıktan sonra ortalığı karıştırıyorlar. İnşallah onlara izin vermeyeceğiz. Fırsat bulamayacaklar." dedi.

Akar, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA), Milli Savunma Komisyonu Başkanları 1. Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dost ve kardeş ülkeler Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve KKTC Cumhuriyet Meclisi temsilcileriyle bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.

TÜRKPA'nın dost ve kardeş ülkeler arasındaki diyaloğu ve parlamentolar arasındaki işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulduğuna işaret eden Akar, "Parlamentolar arası diplomaside biraz yavaş gidiyoruz. Bunu artırmamız lazım. Parlamentolar arası diplomasi ile Dışişleri Bakanımızın, Dışişleri Bakanlığımızın yapacağı çalışmalara bizim de katkı sağlamamız önem arz etmekte." diye konuştu.

Parlamenterler arasında işbirliğini artırmak için ihtisas komisyonlarının işbirliğine önem verdiklerini vurgulayan Akar, bu bağlamda TÜRKPA üyesi ülkeleri parlamentolarının savunma komisyonları arasındaki işbirliğinin geliştirilmesinin öncelikleri olduğunu kaydetti.

Savunma ve güvenlik konularının stratejik işbirliği için önemli ve öncelikli olduğunun altını çizen Akar, bu bilinçle hareket etmeye gayret göstereceklerini söyledi.

Hazırlıklı olmalıyız

Türk devletlerinin, dünyanın odak noktası haline gelen bir coğrafyada ve merkezi bir pozisyonda olduğunu ifade eden Akar, coğrafyanın hem küresel ticaret merkezlerine hem de dünyayı sarsan çatışma bölgelerine komşu durumda olduğunu anımsattı.

Dünya çapında güvenlik ve risk algısının değiştiğini, yeni çatışmalar, yeni tehditlerin öne çıktığını belirten Akar, "Yapay zeka ile siber güvenlik, hibrit savaşlar ve asimetrik tehditler içinde bulunduğumuz yüzyılın yükselen kavramlarıdır. Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak yakın gelecekte öne çıkması beklenen su ve gıda krizleri de gerek komşu devletleri gerekse göç dalgaları oluşturarak farklı bölgeleri etkileyecektir. Radikal akımlar ve terör de küresel ölçekte gündemdeki yerini korumaktadır." diye konuştu.

Akar, ulusal mevzuatları uyumlu hale getirmek, terminolojileri benzeştirmek ve parlamenter diplomasi kanallarını açık tutmak amacıyla daha yoğun çalışılması gerektiğini kaydetti.

Yalnızca silahlı çatışmaların değil ağır ekonomik krizlerin, kitlesel göç dalgaları ve büyük doğal afetler gibi farklı risk ve tehditlerin de milli güvenliğe etkilerinin önem arz ettiğini belirten Akar, "Bu bakımdan gelecekte daha büyük krizlerin karşımıza çıkabileceği öngörüsü ile hareket etmeli ve hazırlıklı olmalıyız." ifadesini kullandı.

Gazze'nin yaralarını sarmak

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına da değinen Akar, İsrail'in kadınları, çocukları katlederek bir soykırım yaptığını, İsrail'in yaptığı katliamların vicdan sahibi herkesi derinden etkilediğini vurguladı.

Gazze'deki insani durumu anlatmada kelimelerin kifayetsiz kaldığının altını çizen Akar, tüm dünyanın gözü önünde uluslararası hukukta yer alan tüm çizgilerin aşıldığını söyledi.

Akar, "Akan kanı durdurmak ve Gazze'nin yaralarını sarmak adına tarihi bir görevle karşı karşıyayız. Gelinen noktada mevcut durum, dünyanın tamamının, küresel yönetim ve güvenlik düzeninin, bu konuda sorumluluk ve yetki sahibi tüm kurumların haysiyet sorunudur." dedi.

Türkiye'nin bu durum karşısında ilkeli ve insani bir duruş benimsediğini belirten Akar, Türkiye'nin Güney Afrika'nın İsrail aleyhinde Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı davaya müdahil olduğunu anımsattı. Akar, "Önceliğimiz insani ateşkesin tesis edilmesi. Acil ateşkes barışa giden yolda ilk adımdır. İnsani yardımların hızlı, güvenli, kesintisiz ve engelsiz Gazze’ye ulaştırılması gerekmektedir. Bu amaçla tüm diplomatik imkanlardan istifade etmemiz elzemdir." diye konuştu.

Gazze'deki durumun çok vahim boyutlarda olduğuna işaret eden Akar, yapılabilecek ne varsa yapmanın herkesin boynunun borcu olduğunu söyledi. Gazze için hep sayılardan bahsedildiğini belirten Akar, "Sevdiğiniz çocuğu düşünün, evladınızı düşünün, onlardan 15 bini Gazze'de öldü. Böyle bir katliam söz konusu. Bugün herkes elinden gelen ne varsa yapmak durumunda." ifadelerini kullandı.

Akar, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe haiz bir Filistin Devleti'nin vücut bulmasının, bölgedeki herkesin güvenlik ve huzurunun temini için tek yol olduğunu bildirdi.

Sorumluluk almaya mecburuz

Türk dünyasının, kendi göbeğini kendisi kesmek zorunda olduğunu dile getiren Akar, Karabağ meselesinin sadece Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin meselesi olmadığını vurguladı. Akar, "Karabağ bir sembol. Bu bir uyanış, Türk'ün kendine gelmesidir." dedi.

Güney Kafkasya'da kalıcı barış ve istikrarın tesisinin, sadece bölge ülkeleri için değil, bölgesel ulaşım hatlarının açılacak olması nedeniyle, küresel güvenlik ve bağlantısallık açısından da önemli olduğunu belirten Akar, Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış anlaşmasının imzalanmasının, çözümün önündeki en büyük engeli ortadan kaldıracağını söyledi.

Bazı Batılı ülkelerin sergilediği, Azerbaycan'ın endişelerini göz ardı eden dengesiz tutumdan rahatsızlık duyduklarının altını çizen Akar, bölgede atılacak hiçbir adımın Azerbaycan'ı dışlamaması veya geride bırakmaması gerektiğini belirtti. Akar, "Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Minsk Grubu, Rusya, Amerika, Fransa 33 yıl parmaklarını oynatmadan durdular şimdi iş çözüme döndükten sonra, çözüme bir adım kaldıktan sonra ortalığı karıştırıyorlar. İnşallah onlara izin vermeyeceğiz. Fırsat bulamayacaklar." dedi.

"Kıbrıs bizim milli meselemizdir" diyen Akar, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türklerinin maruz kaldıkları insanlık dışı ve haksız izolasyonun hafifletilebilmesi amacıyla, spor, kültür, eğitim, turizm gibi alanlarda ilişkilerin geliştirilmesini temenni ettiklerini söyledi.

Akar, KKTC Parlamentosu ile dostluk grupları kurulması gerektiğini dile getirerek, "Kıbrıs Türkleriyle doğrudan ticaret ve uçuşların başlatılması, Kıbrıs Türk liderliğiyle doğrudan temasların gerçekleştirilmesi hususunda da sizlerin desteğini bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

Yorumlar