AB'de maske krizi! Alay konusu oldular

Fransa'nın çağrısıyla bir araya gelen Avrupa Birliği ülkelerinin dışişleri bakanlarının Türkiye'ye karşı bir adım atması beklenmiyor. Toplantı öncesinde birçok bakanın maske takmadığı görülürken, bir bakanın maskeyi gözlerine takması çok konuşuldu.

Doğu Akdeniz, Libya ve son olarak Ayasofya gibi cesur adımlarıyla adından sıkça söz ettiren Türkiye, tüm dünyanın gündeminde. Fransa'nın çağrısıyla bir araya gelen Avrupa Birliği ülkelerinin dışişleri bakanlarının Türkiye'ye karşı bir adım atması beklenmiyor. Toplantı öncesinde birçok bakanın maske takmadığı görülürken, bir bakanın maskeyi gözlerine takması çok konuşuldu. Doğu Akdeniz, Libya ve son olarak Ayasofya... Türkiye'nin adımlarıyla çaresiz kalan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyi, bugün Türkiye özel gündemiyle Belçika'nın başkenti Brüksel'de toplandı. Fransa'nın çağrısı üzerine 27 ülke dışişleri bakanlarını bir araya getiren toplantı öncesinde bakanlar gazetecilere açıklama yaptı. Birçok bakanın maske takmadığı görülürken, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas'ın maskeyi gözlerine takması uluslararası haber ajansları tarafından fotoğraflandı. Toplantıda, Türkiye ile AB'yi karşı karşıya getiren Doğu Akdeniz bunalımının yanı sıra Suriye ve Libya'da bazı üye ülkelerle Ankara arasında yaşanan gerginlikler de masaya yatırılıyor. Ayasofya'nın ibadete açılmasının AB'de yarattığı rahatsızlığa karşın, AB dışişleri bakanlarının Türkiye'ye ek yaptırım konusunda bir karar almaları beklenmiyor. Bu süreçte, dönem başkanı Almanya'nın Türkiye ile ilişkileri germek istememesi en önemli etken olarak görülüyor. AB'nin önde gelen üyesi Fransa'nın çağrısıyla gerçekleşen toplantıda, geçen hafta Ankara'da temaslarda bulunan AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de yer alıyor. Fransa, 10 Haziran'da Libya açıklarında Türk ve Fransız savaş gemileri arasında yaşanan gerilimi önce NATO'ya taşımış, orada iddialarının desteklenmemesi üzerine Türkiye ile ilişkileri bu kez AB platformuna taşıma kararı almıştı. BBC Türkçe'nin haberine göre, diplomatik kaynaklar, bugünkü toplantıdan Fransa'nın talep ettiği şekilde yeni bir yaptırım kararının çıkmasının çok zayıf bir olasılık olduğunu ancak AB içerisinde Türkiye ile ilişkilerin geleceğine ilişkin bir tartışmanın başlatıldığını belirtiyor. Almanya, Türkiye ile gerginlik istemiyor Bu süreçte, dönem başkanı olarak görev yapan Almanya'nın Türkiye ile ilişkilerde yeni bir gerilim istememesi en önemli etken olarak değerlendiriliyor. Altı aylık dönem başkanlığı yeni başlayan Almanya'nın gündemi COVID-19 salgınının yarattığı ağır ekonomik ve toplumsal sorunların çözümü, yıl sonunda gerçekleşecek Brexit (İngiltere'nin AB'den ayrılması) ve Çin ile ilişkilerin seyri gibi konular nedeniyle zaten yüklü. Berlin yönetimi, Türkiye gündemini de 2016 Mart ayında yapılan göç anlaşmasının gözden geçirilmesi ile sınırlamış görünüyor. Almanya, Fransa'nın çağrısı üzerine böyle bir adım atarak hem dönem başkanlığı gündemini hem de Türkiye ile ikili ilişkilerine zarar vermek istemiyor. Almanya'nın yanı sıra AB'nin dışişleri bakanı statüsünde görev yapan ve geçen hafta Türkiye'de temaslarda bulunan Josep Borrell da bu aşamada Ankara'ya yaptırım uygulanmasına sıcak bakmıyor. Geçen hafta Ankara'yı ziyaret eden Borrell, Avrupa'yı çok yakında ilgilendiren bir çok konuda Türkiye ile diyalog içinde olmanın AB'nin stratejik çıkarları açısından şart olduğunu kaydetmişti. Borrell, Avrupa Parlamentosu'ndaki tartışmalarda da, Avrupalı parlamenterlere sert çıkmış ve onları Haçlı zihniyetiyle konuşmakla suçlamıştı. Görevine 2019 Aralık ayında başlayan Borrell, Türkiye'ye yaptırım uygulanması durumunda Ankara ile müzakere ortamının ortadan kalkacağından ve Ankara-Brüksel arasında yeni bir gerginlik sarmalının başlayacağından kaygılı. Bu durumun sadece Doğu Akdeniz değil, göçmen sorununun çözümü sürecine de olumsuz etkisi olacağı da Brüksel'de hesap ediliyor. Bu unsurlara ek olarak, Borrell'in Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmelerde, Kıbrıs Türk halkının hidrokarbon gelirlerindeki haklarının garanti altına alınması durumunda Türkiye'nin esneklik gösterebileceği yaklaşımının ortaya çıkması zayıf olmakla beraber müzakerelerin devamı açısından bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Ancak başta Fransa olmak üzere bazı üye ülkeler, Borrell'ın göreve geldiğinden bu yana Türkiye'ye 'fazla yumuşak' bir yaklaşım içinde olduğunu ileri sürüyor. FRANSA TAKTİK DEĞİŞTİRDİ Brüksel toplantısından Türkiye'ye dönük somut bir adım çıkmayacağını öngören Paris'in taktik değiştirerek yaptırım konusundan çok AB'nin stratejik düzlemde Türkiye ile ilişkilerinin seyrine dönük bir tartışma başlatma niyetinde olduğu gözleniyor. Uzun süredir AB'nin yeni bir güvenlik konsepti yaratarak tehditlere karşı kendi oluşturacağı mekanizmalarla karşılık vermesini savunan, Avrupa'nın güvenliği için artık ABD'ye güven duyulamayacağını kaydeden Fransa, Türkiye'nin de giderek kıta güvenliğini tehlikeye atan bir pozisyona girdiği düşüncesini yaymaya çalışıyor. Ankara'ya karşı kaybeden Paris yönetimi, sadece Doğu Akdeniz değil Suriye ve Libya gibi Avrupa güvenliğini etkileyen uluslararası sorunlarda Türkiye'nin izlediği politikaların AB'nin stratejik çıkarlarını olumsuz etkileyecek bir noktaya ulaştığını savunuyor. TÜRKİYE KONUSUNDA ORTAK POZİSYON YOK Fransa'nın çabasına karşın AB içerisinde başta Libya konusu ve Türkiye ile ilişkilerin geleceği konusunda ortak bir pozisyon olmadığına dikkat çekiliyor. Türkiye ile müzakerelerin resmen dondurulmasını isteyen Fransa ve Avusturya gibi ülkeler fazla destek bulamazken, İtalya ve Malta gibi Akdeniz ülkeleri de Fransa'nın Libya politikasına tepkili yaklaşıyorlar. İtalya ve Türkiye, son dönemde hem diplomatik hem de askeri alanda Libya diyaloğunu ve Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne desteklerini artırırken, Akdeniz'de istikrar için birlikte çalışma kararı aldıklarını açıkladılar. Fransa ise İtalya'nın aksine Libya Ulusal Ordusu lideri General Halife Hafter'i destekliyor. AYASOFYA KARARI ETKİ EDER Mİ? AB dışişleri bakanlarının toplantısında Ayasofya'nın müze statüsünden çıkartılarak camiye dönüştürülmesi kararının da gündeme gelmesi bekleniyor. Karardan dolayı eleştirilerin bu toplantıda da dile getirilmesi bekleniyor ancak Türkiye aleyhine somut bir adıma dönüşmesi öngörülmüyor. Brüksel'deki toplantı öncesi konuşan Alman Federal Meclisi'nde Birlik Partileri (CDU/CSU) Avrupa Politikaları Sözcüsü Florian Hahn ise, Türkiye'de Ayasofya'nın müze statüsünden çıkarılıp camiye dönüştürülmesinin ardından AB ile Türkiye arasındaki müzakerelerin sonlandırılmasını istedi. Hahn, tarihi kararın ortak Avrupa kültürüne karşı bir provokasyon olduğunu ileri sürdü. Çavuşoğlu: Bazı AB üyeleri işbirliğinin kapsamını daraltıyor Avrupa'da bunlar yaşanırken, ABD'nin ünlü dergisi Politico'ya bir yazı yazan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Bazı AB ülkelerinin stratejik seviyesi yüksek konularda taviz vermeyen tutumları iş birliğinin kapsamını daraltıyor" dedi. Türkiye ile AB arasında birçok stratejik çıkar ve hedef birliği olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, makalesinde şu ifadeleri kullandı: "Türkiye, Avrupa'yı, kendisini çevreleyen Avrasya'nın değişken ekosisteminden ayırma yükünün çoğunu taşımaktadır. Diplomatik ve savunma alanındaki varlığımız kuşaklar boyu Avrupa'yı savundu. Gelecekte de Türkiye'nin katkılarıyla Avrupa daha güvenli ve müreffeh olacaktır." Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz konularının Türkiye'yi dışlama politikalarının yeni alanı olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, Ankara'nın Avrupa Birliği'ne katılım süreciyle ilgili hayal kırıklığına uğratıldığını da kaydetti: "Birbirimizi girdabın içine çekmemeliyiz. AB'nin bazı üye ülkelerinin dar kafalı beklentileri ve dayanışma adına tepkisel adımlar yerine Türkiye'yle kazan-kazan formüllerini önceleyen yapıcı stratejilere ihtiyacı var."

Yorumlar