"ABD Büyükelçiliği'nin açıklaması inandırıcı ve tatmin edici değil"

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ABD Büyükelçiliği'nin Öksüz'ün telefonla aranmasıyla ilgili açıklamasına ilişkin "Dalga geçer gibi yapılan bir açıklama. Şimdiye kadar ABD, kime telefon etmiş? Hiçbir şekilde inandırıcı ve tatmin edici değil" dedi.

Numan Kurtulmuş, ABD Büyükelçiliği'nden Adil Öksüz'ün telefonla aranmasına ilişkin yaptığı açıklama üzerine, "Tatmin edici olmadığı gibi dalga geçer gibi yapılan bir açıklama. Yani şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri vizesini iptal ettiği hangi insana telefon ederek 'senin vizeni iptal ettik' demiş, Türkiye ya da başka bir ülkede? Bu hiçbir şekilde inandırıcı, tatmin edici değil. Çok ciddi şekilde yeniden bir açıklama yapılması lazım. Adil Öksüz'le yapılan telefon görüşmesinin mahiyeti nedir?" dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, AK Parti Genel Merkezi'nden canlı yayınlanan TRT Haber'de gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Kurtulmuş, bir soru üzerine, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un Türkiye ziyareti kapsamında yapılan görüşmelerin zamanla bakımından çok önemli olduğunu vurguladı.

Bu ziyaretin özellikle Suriye'deki gelişmeler ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bundan sonraki mücadele süreci açısından da önem taşıdığını aktaran Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Burada her üç düzeyde de kendilerine Türkiye'nin kendi güvenliğine vermiş olduğu önemin altı çizildi. Hem DEAŞ'la mücadelenin önemi hem de Türkiye'nin güneyinde, Suriye'nin kuzeyinde bir terör devletinin varlığına müsamaha etmeyeceğimiz ısrarla vurgulandı. Özellikle DEAŞ'la mücadelede de artık Amerika Birleşik Devletleri'nin belli bir noktaya gelmesi ve bir karar verme sürecinde olduğunu görüyoruz. DEAŞ'ı Rakka'dan ve diğer şehirlerden çıkarırken onların yerine başka bir terör örgütünü yani PYD'yi oraya koymanın değil, oranın yerel halklarıyla yapılacak olan mücadelenin anlamlı ve Suriye'de barışın sağlanması açısından daha faydalı olduğu üzerinde duruldu."

FETÖ'yle mücadelede de çok sayıda delilin bulunduğuna ve bu delillerin Adalet Bakanlığınca sürekli güncellenerek, ABD'ye verildiğine işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu deliller çerçevesinde FETÖ'nün elebaşısının, oradaki FETÖ mensuplarının Türkiye'ye iade edilmesi ve özellikle Feto'nun orada kendi oluşturduğu uluslararası networke yeniden emir ve talimat verebilecek bir şekilde hareket etmemesinin sağlanması konusunda da Türkiye'nin görüşleri dile getirildi. Zannediyorum, sonuçları itibarıyla da olumlu sonuçlar elde edilecek bir görüşmedir ama başlı başına sayın Dışişleri Bakanının buraya gelmesi, Türkiye'nin tezlerini bir kere daha Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere en üst düzeyden bunları dinlemiş olması, Türkiye'nin kararlılığının görülmüş olması, herhalde kayda değerdir, önemlidir diye düşünüyorum."

  FIRAT KALKANI HAREKATI

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Fırat Kalkanı Harekatı'nın bittiğine dair açıklamalar anımsatılarak, Türkiye'nin yeniden Fırat Kalkanı benzeri bir harekata gereksinim duymasının parametrelerinin neler olduğuna yönelik soruya, Suriye'de sahada her gün önceliklerin değiştiğine dikkati çekti.

Türkiye'nin Suriye'de üç önemli önceliği bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, bunun ilkinin Suriye'deki toprak bütünlüğünün korunması, Suriye'nin kuzeyinde bir terör devletinin, örgütünün oluşmasına mani olunması olduğunu söyledi. Kurtulmuş, diğer unsurların ise Türkiye'ye gelecek terör tehditlerinin azaltılması, önlenmesi ve üçüncü olarak da bölgeyi güvenli hale getirerek, halkın evlerine dönmelerinin sağlanması olduğunu anlattı.

Kurtulmuş, Cerablus'ta, Azez'de en son Bab'da ve Münbiç'in yakınındaki yerlerde bölge halkının sağlanan güvenlik çerçevesinde yeniden yerleşmeye başladığına işaret ederek, "Bu perspektiften baktığımızda Fırat Kalkanı Harekatı'nın öncesinde hedeflemiş olduğumuz konuların üçüne de ulaşmış olduk. Bundan sonra kalıcı hedefimiz, oradan Türkiye'ye gelecek olan risklerin, tehditlerin kontrol altına alınması ve onların Türkiye'ye hiçbir şekilde risk oluşturmamasının temin edilmesi, Suriye'nin bütünlüğünün temin edilmesi ve orada oluşacak olan bir terör devletine müsamaha gösterilmemesi. Bundan sonra eğer çizdiğimiz çerçeveye Türkiye'ye tehdit oluşturan unsurlar ortaya çıkarsa Türkiye tabi ki kendi bekası, milli menfaatleri, güvenliği bakımından gereğini yerine getirir." diye konuştu.

  "AMERİKALILARIN CİDDİ BİR KARAR NOKTASINDA OLDUKLARINI BİLİYORUM"

Kurtulmuş, ABD Dışişleri Bakanı Tillerson'un yanında Barack Obama döneminde DEAŞ'la Mücadele Özel Temsilcisi olan ve bu görevini hali hazırda ABD Başkanı Donald Trump yönetiminde de devam ettiren Brett Mcgurk'un da bulunduğu belirtilerek, "Bu davranışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Biz sürekli olarak Trump yönetiminden YPG/PYD ile ilişkisini kesmesini istiyoruz ama Amerikan Dışişleri Bakanı böyle bir isimle geliyor." şeklindeki soru üzerine, öncelikli olarak Türkiye'nin bundan sonra çok dikkatli bir şekilde hem masada hem de sahada olması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin sahada olduğu zaman masadaki müzakerelerde de ciddi bir şekilde mesafe kat ettiğini belirten Kurtulmuş, Suriye'de ABD, Rusya gibi ülkelerin terör örgütleri üzerinden kendi bölge politikalarını realize etmeye çalışmak yerine "Barışı nasıl sağlarız" diyerek masayı kuvvetlendirmesi gerektiğini aktardı.

Kurtulmuş, ABD'nin bu konuda hala karar vermediğini gördüklerinin altını çizerek, bu noktada ABD'nin tutumunun sadece PYD ile ilişkiler değil aynı zamanda Amerika'nın Suriye politikasının ve genel olarak Ortadoğu politikasının nasıl seyredeceğine ilişkin bir tutum olduğuna dikkati çekti.

Bu tutumu ABD'nin henüz net bir şekilde ortaya koymadığını ifade eden Kurtulmuş, ABD'nin bölgede DEAŞ'a karşı savaşacak bir unsur olarak ülkelerin verdiği silahlarla hareket eden, sayısı da yaklaşık 3 5 bin olan PYD'yi gördüğünü, diğer tarafta ise PYD'nin bu bölgedeki varlığından ciddi şekilde rahatsız olduğunu dile getiren, Ortadoğu'nun en kuvvetli ordusuna sahip olan Türkiye'nin bulunduğunu söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin ABD'nin 1952'den beri NATO çerçevesinde müttefiki olduğunu anımsatarak, "Bu noktada Amerikalıların artık bir karar vermeleri gerektiğini, bu verdikleri kararların Türkiye Amerika ilişkilerinin geleceği bakımından önem arz ettiği gibi Amerika'nın bölge politikaları bakımından da önem arz edeceğini düşünüyorum. Bu bölgede artık bundan sonra vekalet savaşlarını terör grupları üzerinden verirsiniz ama kalıcı politikaları bunların üzerinden geliştiremezsiniz. Amerikalıların da burada ciddi bir karar noktasında olduklarını, bu kararın onları da bizi de yakından etkileyeceğini biliyorum." değerlendirmesinde bulundu.

  "SİYASİ KARARLA GEREKÇELERLE ATILMIŞ OLAN BİR ADIMDIR"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın ABD'de tutuklanmasına yönelik soru üzerine de "Halk Bankası meselesi son derece garip bir durumdur. Kasıtlı, siyasi bir tavır olduğu anlaşılıyor." dedi.

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla ile ilgili bütün bilgilerin bilgisayarlarda bulunduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Girerken, görüşmeler yapılırken hiçbir problem yok. Orada günlerce görüşmelerini sürdürüyor. Dönerken havaalanında gözaltına alınıyor ve işlem başlatılıyor. Çok kuvvetle muhtemel ki oradaki görüşmeleri sırasında bundan haberdar olan muhtemelen belki FETÖ'nün çetesinin, networkünün elemanları devreye girdiler ve bir takım bilgilendirmeler sonucunda böyle bir adımın atıldığı anlaşılıyor. Yakinen takip ediyoruz. Adalet Bakanlığımız bu konuyu takip ediyor ve inşallah en kısa zamanda müspet bir şekilde bu konu sonuçlandırılır." açıklamasını yaptı.

Herhangi bir devletin uluslararası hukuka aykırı bir şekilde bir başka ülkenin vatandaşını "ben seni tutukladım" deme hakkı olmayacağını belirten Kurtulmuş, bunun "uluslararası hukuku" değil, "gücü, kaba kuvveti" ortaya koyduğunu ifade etti.

Kurtulmuş, "Yakinen takip ediyoruz ve bunun bizde ortaya çıkardığı ilk intiba şudur; bu bir siyasi kararla gerekçelerle atılmış olan bir adımdır. Düzeltilir. Bunun düzeltilmesi için de en iyi hukuk bürolarından da destek alınacağını söylemek isterim." diye konuştu.

ABD'deki Senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerinin geçmişte Halkbank'ın "zapturapt, baskı altına alınması gerektiği"ne ilişkin ifadeleri içeren bir mektup yayımladığına dikkati çeken Kurtulmuş, "O sırada 17 25 Aralık darbe teşebbüsünün siyasi altlıklarından birisini de o mektup oluşturmuştu. Sanki o zamandan beri süren adımların bir parçası gibi görünüyor ve inşallah en kısa zamanda da bundan müspet bir sonuç alırız." dedi.

  "MESAJLAŞIYOR, HALA BİRİLERİYLE BİR TAKIM GÖRÜŞMELER YAPIYOR"

Numan Kurtulmuş, ABD Dışişleri Bakanı ile FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen'in iadesi konusundaki görüşmeler ve Gülen'in Pensilvanya'daki çiftliğini satarak, Kanada'ya yerleşeceği iddialarına yönelik soruya şu karşılığı verdi:

"Epeydir böyle bir bilgi var. Kanada ya da bir başka ülke Güney Afrika gibi oradan çıkmaya dönük bir hareket, plan içerisinde olduğu yönünde istihbarat bilgileri var. Tabii burada bizim Amerikalılardan müttefik bir ülke olarak beklentimiz, Türkiye'de darbe teşebbüsü geride kaldı, uçurumun kenarından Türkiye kurtuldu ama hala FETÖ'nün uluslararası bir networkü olduğu aşikar. Bu adam elini kolunu sallayarak orada dolaştığı sürece yani bir baskı, kontrol altında olmadığı sürece de uluslararası networkünü her halükarda harekete geçirebiliyor. Mesajlaşıyor, hala birileriyle bir takım görüşmeler yapıyor. Bunun önlenmesi lazım.

Amerika Birleşik Devletleri'nin bu adamı ya orada göz hapsine, gözaltına alarak veya tutuklayarak bir hukuk sürecini başlatması ya da bunu Türkiye'ye iade etmesi lazım. Dostluğun gereği budur. Aramızdaki anlaşmaların gereği budur. Bunlar bir kere daha bugün kendilerine çok net bir şekilde ifade edildi."

  "TATMİN EDİCİ BİR CEVABIN VERİLMESİ LAZIM"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Adil Öksüz'ün darbe girişiminden bir süre sonra ABD Başkonsolosluğu tarafından arandığı ve ABD'ye kaçmak üzere biletinin ayrıldığı şeklindeki gelişmelerin yaşandığı anımsatılarak, "Bu konuda bir açıklama yapıldı. Bu açıklama tatmin edici mi? Ek bir adım bekliyor musunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Tatmin edici olmadığı gibi dalga geçer gibi yapılan bir açıklama. Yani şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri vizesini iptal ettiği hangi insana telefon ederek 'senin vizeni iptal ettik' demiş. Türkiye ya da başka bir ülkede? Bu hiçbir şekilde inandırıcı, tatmin edici değil. Çok ciddi şekilde yeniden bir açıklama yapılması lazım. Adil Öksüz'le yapılan telefon görüşmesinin mahiyeti nedir? Niye 6 gün sonra böyle bir adamla Akıncılar Üssü'ndeki darbe teşebbüsünün başında olduğu, onu kontrol eden, yöneten adam olduğu açık bir kişi hakkında nasıl olur da Amerika'nın başkonsolosluğundan bir telefon görüşmesi olur? Bunun içeriği nedir? Bunların açıklanması ve tatmin edici bir cevabın verilmesi lazım."

Kurtulmuş, terör örgütü elebaşı Gülen'in hala Amerika'da gözaltına alınmadan oturuyor olmasının asla kabul edilebilir bir durum olmadığını vurgulayarak, Türkiye'de darbelerin yurt dışı desteğiyle gerçekleştiğine dikkati çekti. Kurtulmuş, 15 Temmuz'daki darbe teşebbüsünde de dış bağlantıların olmadığının düşünülemeyeceğini dile getirdi.

 "İTTİFAK YAPABİLECEKLERİ EN ÖNEMLİ UNSUR TÜRKİYE"

"Yeni seçilen Trump yönetiminden, PKK PYD ve FETÖ konularında, Obama yönetiminden farklı bir şey henüz görebilmiş değiliz. Trump dönemi de Türkiye açısından bir hayal kırıklığına dönüşebilir mi?" sorusu üzerine Kurtulmuş, "Trump yönetimi Ortadoğu'da yeni bir dengenin oluşmakta olduğunu görüyor. Obama döneminde ortaya konulan bu kararsızlıktan bir an evvel kurtulmak istiyor ve çok açık bir şekilde de eğer dediklerini yapabilirse, Ortadoğu'da işleri hallü fasl ederek daha çok Çin'le ve Uzak Doğu ile mücadele edebilecek yeni bir strateji geliştirmek istiyor." dedi.

ABD yönetiminin diğer taraftan, özellikle Ukrayna kriziyle başlayan süreçte Ruslarla görüş ayrılıklarını en aza indirmeyi, Avrupa ile ilişkileri yeni bir safhaya sokmayı istediğini belirten Kurtulmuş, bu kapsamda Trump yönetiminin Ortadoğu'da bir denge kurması gerektiğini söyledi.

Amerika'nın Çin'e, AB'ye ve Rusya'ya karşı yeni bir denklem kurması için bölgede yaşanan problemleri en aza indirmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, "Bu denklemi kurabilmek için de bölgedeki ekonomik ve siyasi bakımdan istikrarlı yegane ülke Türkiye. Türkiye ile son dönemdeki gerginlikleri, görüş farklılıklarını mümkün olduğu kadar yaklaştırarak yol almak mecburiyetinde. Bu bizim lehimize olan taraf diye söylemiyorum. ABD'nin milli menfaatlerinin de bu çerçevede olması gerekir." diye konuştu.

Kurtulmuş, ABD'nin kendi içerisinde nasıl bir denge kuracağının da gelecek günlerde görüleceğini belirterek, "Ne çok iyimser, ne de çok karamsar olmak için acele etmek lazım. Bence, birkaç ay daha ABD kendi iç dengelerini kurmakla uğraşacak. Muhtemelen yaz sonu gibi de ortaya bir şey çıkacak. Benim hem ümidim hem Amerikalılar bakımından rasyonel baktığım zaman, bu bölgede, coğrafyada ittifak yapabilecekleri en önemli unsur Türkiye." ifadesini kullandı.

 "AMERİKA'NIN MİLLİ MENFAATLERİNE NE FAYDASI VAR?"

Türkiye'nin ABD yönetiminin önüne koyduğu iki konunun olduğuna, bunların hiçbirinin de Amerika'nın milli menfaatleriyle ilgisinin olmadığına işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"FETÖ'yü orada tutmanın Amerika'nın milli menfaatlerine ne faydası var? 3 5 bin PYD'liyle anlaşıp bölgede onlarla iş birliği halinde olmanın ne faydası var? Ben bunları düşüneceklerini ve bu çerçevede. Bir de Türkiye kendi gücünü gösteriyor. Mesela Fırat Kalkanı bu bakımdan çok önemlidir. Türkiye yeri geldiği zaman kendi göbeğini kesebilecek bir güce sahip. Şunun da herkes tarafından görülmesi lazım, FETÖ'cü eşkiya, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içinden temizlendikçe, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kurumsal kabiliyetleri ve kapasitesi artıyor. Ayrıca hem silahlı kuvvetler hem emniyet hem yargı mensupları çok ciddi bir iş birliği içerisinde mücadele edebiliyorlar, terör örgütlerine karşı onları durdurabilecek faaliyetleri ortaya koyabiliyorlar. Ben bunu bizim açımızdan değil, onların açısından değerlendirdiğimde böyle bir sonucu görüyorum ve bunun Amerikan milli menfaatleri bakımından makul olanın bu olduğunu düşünüyorum."

"Bölgede Kürt kartını Amerika elinden bırakmak ister mi? Hayır, bırakmaz ama kusura bakmasınlar Kürt kartı sadece PYD demek değildir. Bölgede Kürtlerin en çok yaşadığı devlet de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir." diyen Kurtulmuş, bölgede Kürt politikasına ilişkin bir şey söyleyecek olanların, Türkiye olmadan söyleyemeyeceğinin altını çizdi.

  "TÜRKİYE BEKLEMİYOR"

"PYD'lilerin armasını takan ABD askerleri, buraya yığılan ağır silahlar, Sincar bölgesinde oluşturulan üs noktaları gibi ABD'nin fiilen şu anda Türkiye'nin aleyhine yürüttüğü çok yoğun faaliyet var. Biz beklerken bunlar oluyor. Bu bağlamda, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Kurtulmuş, "Beklerken başka şeyler de oluyor. Türkiye sadece beklemiyor." dedi.

Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekatı yaparak, PYD devletinin kurulmasının önüne geçtiğini belirten Kurtulmuş, Sincar bölgesinde Kuzey Irak yönetimiyle çok ciddi adımların atıldığını, Ninova muhafızlarının eğitildiğini, ciddi görüşmelerin sürdürüldüğünü söyledi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye'nin fiilen sahada olduğunu dile getirerek, "Bir büyük oyun oynanıyor, bir büyük mücadele var. Başkaları için bu uzaktaki bir oyuna müdahil olmaktır, Türkiye için ise yanındaki apartmanda çıkan yangını söndürmektir. Buna bütün gücümüzle mücadele edeceğiz." diye konuştu.

"Rusya, bölgedeki gelişmelere ABD'den daha sağlıklı mı bakıyor?" sorusuna karşılık Kurtulmuş, Türkiye'nin eş zamanlı olarak Rusya, Amerika, koalisyon ülkeleri, İran, Irak merkezi hükümeti, Kuzey Irak yönetimiyle diplomatik ilişki sürdürdüğünü, aynı tezleri ifade ettiğini hatırlattı.

  "ORTAK NOKTAYA GELİNMESİNİ ÜMİT EDİYORUZ"

Halep'teki tahliyelerin gerçekleşmesi konusunda Ruslarla ortak hareket edildiğini, ardından İranlıların işin içine girdiğini ve Astana sürecinin başarılı olduğunu anımsatan Kurtulmuş, bunun Cenevre sürecine de katkı sağlayacağını anlattı.

Türkiye'nin Ruslarla pratik olarak bir şeyi ortaya koyabildiğini, ilişkilerde başarılı bir sonucun olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Ümit ederiz ki şimdi Amerika ve koalisyon ülkeleriyle de Rakka operasyonu konusunda görüşmelerimizde başarılı sonuç alacağımız bir noktaya geliriz." dedi.

Kurtulmuş, Rakka ve Menbiç'de Amerikalılarla ve koalisyon güçleriyle ortak noktaya gelinmesini ümit ettiklerini söyledi.

"Kerkük'te, bölgesel yönetimin bayrağı çekildi. Bu konuda kriz aşıldı mı? Fırat Kalkanı Operasyonu benzeri, Sincar için bir operasyon gündemde mi?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şehirlerin kimliğinin korunmasının, hem Irak hem Suriye hem de bundan sonraki onlarca yılın garanti altına alınması için çok önemli olduğunu vurguladı.

Musul ve Kerkük'ün çok kültürlü, etnik yapılı olduğunu anımsatan Kurtulmuş, "Diyelim ki 'DEAŞ'tan temizliyoruz' diye Arapların ve Türkmenlerin oradan atılarak, onların yerine Kürtlerin getirilmesi ya da oradan Sünnilerin atılarak, oraya sadece Şiilerin şehriymiş gibi muamele yapılması son derece vahim bir durumdur. Yani bölge barışının dibine dinamit koymak demektir." değerlendirmesinde bulundu.

  "PKK'NIN OLDU BİTTİSİNE MÜSAADE ETMEYİZ"

Kurtulmuş, özellikle valinin etkisiyle bayrağın çekilmiş olmasının kabul edilebilir bir şey olmadığını belirterek, en sert şekilde tepkilerin iletildiğini, Kuzey Irak yönetiminin gerekli adımlı atacağın ümit ettiklerine dikkati çekti.

Sincar'la ilgili görüşmelerin yapıldığını ifade eden Kurtulmuş, burada, kargaşayı fırsat bilip PKK'nın bir "oldu bitti" içerisine girmesine asla göz yummayacaklarını vurgulayan Kurtulmuş, bölgede Türk askerinin bulunduğunu anımsatarak, "Gerekirse Kuzey Irak yönetimiyle orada gerekli tedbirler alınır ve oranın PKK'nın bir oldu bittisiyle karşı karşıya kalmasına müsaade etmeyiz." ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, "Rakka operasyonunun zamanlaması konusunda iletilen bir tarih var mı? Türkiye'nin Rakka operasyonu planıyla ABD ve Rusya'nın planları arasında çok ciddi ayrılık noktaları var. Burada bir orta yol bulmak mümkün olabilecek mi?" sorusu üzerine, daha önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın, Rus ve Amerikan genelkurmay başkanlarıyla toplantı yaptığını, çok teferruatlı olarak harekat planlarının görüşüldüğünü hatırlattı.

"Bir büyük tehlike de bu kadar çok silahlı gücün bölgede olduğu, büyük devletlerin de bu işin içinde olduğu bir ortamda birbirleriyle karşılıklı savaşa tutuşması ihtimalidir." diyen Kurtulmuş, bütün bunların müzakere edilerek, operasyonun ne zaman, nasıl olacağının tartışılacağını kaydetti. Kurtulmuş, "Ümit ederim ki Türkiye'nin kabul edeceği bir sonuca ulaşırlar." dedi.

  "HALKLAR AYRIŞTIRILMAK İSTENİYOR"

Bu coğrafyayı birinci paylaşım savaşından sonra dağıtanların, şimdi tekrar taksimat yapmak yapmak istediğine dikkati çeken Kurtulmuş, halkların mezhep ve etnik yapı üzerinden ayrıştırılmak istendiğini söyledi.

Türkiye'nin bu oyunun farkına vardığını ve bozacak şeyler yaptığını belirten Kurtulmuş, "Ne biz ne başka bir ülke Ortadoğu coğrafyasındaki herhangi bir sorunu tek başına çözemez artık, böyle bir kabiliyet hiçbir ülkenin yok. Rusya'nın da Amerika'nın da yok, bizim de yok." diye konuştu.

Kurtulmuş, zihinlerindeki planın, bu coğrafyanın daha fazla bölünmemesi, toprak bütünlüğünün ve halkların arasındaki gönül bağını korunabilmesi olduğunu ifade etti.

“MHP’LİLERİN 'HAYIR' DİYECEĞİ KONUSU, SANAL BİR ŞEYDİR”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "MHP içerisindeki muhalif bazı unsurlar üzerinden 'hayır' kampanyası köpürtülmeye çalışılıyor. Dolayısıyla bu sanal bir şey. MHP’lilerin 'hayır' diyeceği konusu, sanal bir şeydir. Alparslan Türkeş’i iyi anlamış, MHP’nin doktrinini iyi anlamış, başkanlık meselesini iyi anlamış birisinin 'evet’ diyeceğini düşünüyorum." dedi

Halk oylaması kampanyası sürecinde Avrupa’dan da Türkiye’ye yönelik ağır saldırıların olduğunun hatırlatılmasının ardından değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, Türkiye’nin bakanları, milletvekillerine "evet" propagandası izni verilmeyip AB’de tarafından da terör örgütü kabul edilen PKK ve diğer terör örgütlerinin “hayır” propagandasına izin verildiğini anımsattı.

Kurtulmuş, Avrupa’daki bu çifte standartlı uygulamayı eleştirdi.

Kampanya sürecinde, Türkiye üzerine siyasi baskı kurmak için de açıklamalar, çeşitli uygulamalar yapıldığını anımsatan Kurtulmuş, "Bunlar, maalesef güçlü Türkiye görmek istemediklerinden dolayı bir yerde insiyaki olarak, kendilerini tutamayarak içlerinde olanı ortaya koyuyor bazı çevreler. Maalesef önemli bir kısmı da Avrupa’da artan Neonazi, neofaşist dalganın etkisinde kalıyor. Nedir geçerli olan? İslam düşmanlığı, Türk düşmanlığı, yabancı karşıtlığı, Erdoğan düşmanlığıdır. Bunun üzerinden Türkiye’ye vurmayı siyasi prim vesilesi olarak görüyor." ifadelerine yer verdi.

  “EVET” OYU KULLANACAKLARIN ORANI YÜKSELİYOR

Referandum sonuçlarına ilişkin son anketin ne olduğunun sorulması üzerine Kurtulmuş, anketlerin yanı sıra siyasi tecrübeyle de “evet” oyu kullanacakların oranlarının arttığının görüldüğünü söyledi.

Numan Kurtulmuş, kampanyanın başlangıcında “evet”in ne getireceğinin bilinmemesinden dolayı serin bir duruşun bulunduğunu ancak neden “evet” denilmesi gerektiğinin anlatılması üzerine bu yönde oy kullanacakların sayısının her geçen gün çok daha arttığını kaydetti.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "hayır" çıkması halinde kaos olur şeklinde bir söylemin olduğu ve birkaç gündür bunun üzerinden tartışmaların yapıldığının aktarılması üzerine de mevcut yönetim sisteminin hastalıklarının, "hayır" çıkması halinde devam edeceğini, bunlarla her zaman karşılaşılması ihtimalinin ortada olacağını ifade etti.

Türkiye’de kaos çıksın diye gayret sarf edenlerin olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Millet de bunun farkında. Bütün kriz ve kaoslar geride kalsın diye milletimiz ‘evet’ diyecek. Ferasetle bu olayları takip ediyor. İnşallah sizin söylediğiniz endişe ortaya çıkmayacak." değerlendirmesinde bulundu.

  "TEK ADAMDAN BAHSEDEN 104. MADDEYİ OKUSUN"

Kurtulmuş, "Anayasa kampanyasında ön plana çıkarılan konulardan birisi de tek adamlık konusu. Tek adamlık konusunda ne diyeceksiniz?" sorusu üzerine anayasa değişikliğinin tek adamlığı ortadan kaldırmak için yapıldığını belirtti.

1982 Anayasası'nın cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini belirleyen 104. maddesinin okunmasını isteyen Kurtulmuş, mevcut cumhurbaşkanlığı makamının çok yetkisi bulunduğunu ancak sorumsuz olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Şu anda cumhurbaşkanının tek taraflı olarak Meclisi seçime götürme hakkı var mı? Var. 7 Haziran’dan sonra götürüldü. Cumhurbaşkanının Mecliste istediği adama başbakanlığı verme hakkı var mı? Var. Milletvekili olması yeterli. Yüksek yargının büyük bir kısmını kontrol ediyor. Yüksek Öğrenim Kurumunun büyük bir kısmını kontrol ediyor. Ama bütün bunlara karşı sorumluluğu yok. Şimdi biz diyoruz ki bütün yürütme sorumluluğunu tek elde toplayalım, o kişiden de halkın seçtiği cumhurbaşkanı olmasına rağmen hesap soralım. Hesabı millet sandıkta sorsun.”

Kurtulmuş, konunun çarptırılmadan anlatılması gerektiğini söyleyerek, meselenin, cumhurbaşkanının sorumsuz yetkilerinin önüne geçmek olduğunu söyledi.

  “MHP’LİLERİN ÇOK BÜYÜK BİR KISMI ‘EVET’ DİYECEK”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bir soru üzerine de MHP’li seçmenlerin çok büyük bir kısmının, “evet” diyeceğini sahada da gördüklerini bildirerek, "MHP içerisindeki muhalif bazı unsurlar üzerinden ‘hayır’ kampanyası köpürtülmeye çalışılıyor. Dolayısıyla bu sanal bir şey. MHP’lilerin ‘hayır’ diyeceği konusu, sanal bir şeydir. Alparslan Türkeş’i iyi anlamış, MHP’nin doktrinini iyi anlamış, başkanlık meselesini iyi anlamış birisinin ‘evet’ diyeceğini düşünüyorum." açıklamasında bulundu.

  “FESİH VE SEÇİM YENİLEME A VE Z KADAR BİRBİRİNE ZIT İKİ DURUMDUR”

Fesih ve seçim yenileme arasındaki farkın sorulması üzerine Kurtulmuş, ikisinin son derece farklı olduğunu belirtti.

Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Fesih, 12 Eylül darbecilerinin gelip TBMM’yi ortadan kaldırmasıdır. Sizin artık bir iradeniz yok, artık irade benim demektir. Meclisin yenilenmesi ise daha yeni yaşadık. 7 Haziran’dan sonra Meclis yenilenmedi mi? Daha evvel birtakım erken seçim kararları alınıp Meclis yenilenmedi mi? Yeni sistemde Meclisin yenilenmesi ise milli iradenin temsilcisi olan milletvekilleri ya da milli irade tarafından seçilen cumhurbaşkanı tarafından alınacak kararla Meclisin yenilenmesidir. Hiç birbirine benzemez. A ve Z kadar birbirine zıt iki durumdur."

Kurtulmuş, "Erdoğan’dan sonra ne olacak?" şeklinde bir soru üzerine de bu sistemin Erdoğan sonrasını dizayn etmek için oluşturulduğunu belirtti.

OHAL’in uzatılıp uzatılmayacağına ilişkin bir soru üzerine de Kurtulmuş, "Dünkü Milli Güvenlik Kurulunda bu konu konuşulmadı. OHAL’in uzatılması için Milli Güvenlik Kurulunun tavsiyesi ve Bakanlar Kurulunun kararı gerekiyor. Dolayısıyla Bakanlar Kurulunun gündemine de gelmedi." diye konuştu.

Kurtulmuş, şu anda OHAL’in uzatılıp uzatılmayacağının belli olmadığını sözlerine ekledi.

Yorumlar