19. Yüzyıl’da İstanbul halkı yüzmeyi Osmanlı'nın Deniz hamamlarında öğrendi

19. Yüzyıl’da, sıcaktan bunalan İstanbul halkını denize koşturan Batı'nın devşirme plajları değil, Osmanlı'nın Deniz hamamlarıydı

19. Yüzyıl’da İstanbul halkı yüzmeyi Osmanlı'nın Deniz hamamlarında öğrendi

Türkiye gibi dört mevsim yaşayan bir ülkenin yaz ayları deniz- kum- güneş üçlüsünün adeta bir bayramıdır. Sahiller dolup taşıyor, şezlongundan palmiyesine her şey düşünülüyor. Peki Osmanlı insanının deniz ile arası nasıldı?  “Yüzme mevsimi, karpuz kabuğu suya düştüğü vakit açılırdı. Yani karpuz çıkıp da yenebilecek hale gelip,  çürükleri denize atıldığı zaman soğuk alıp üşümek, sam yelinden vücudun lekelenmek tehlikesi olmadan suya girilebilirdi.” diye anlatıyor; halkın plaj sevdasını Fikret Adil. Tabii anlamakta zorlanmış olabilirsiniz ama konuyu ben biraz daha açayım.

AHLAK KURALLARIYLA DENİZ HAMAMLARI

Osmanlı Devleti’nin tebaasını denizle buluşturduğu kütükten örme yapının bir diğer ismi derya hamamıydı. Hukuki ve ahlaki kurallar çerçevesinde kullanımına izin verilen bu hamamlar halkın sıcak yaz günlerini kolay atlatmasını ve toplumsal ihtiyacı karşılaması sağlıyordu. Burada esas olan gözden ıraklık ve güvenlikti. Tam olarak karşılığı bir plajdansa banyo yapma mantığına dayanıyordu. İstanbullunun denizle buluştuğu o ilk rotalar ise Galata Köprüsü, Büyükdere, Bakırköy, Yeşilköy, Moda Şifa sahili, Caddebostan, Salacak, Haydarpaşa Rıhtım boyu, gibi çok yakından tanıdığınız kıyılardı.



SEZONLUK OLARAK AÇILIRDI

Yaz mevsimi yaklaşmaya başladığında halkı serinletecek Deniz Hamamları için de yoğun çalışmalar başlardı. Denizin dibine çakılan kazıkların ardından oluşturulan düzlemin dört bir yanı suya dayanaklı ağaç kütükleri ile sarılırdı. Her hamam havuzunun ızgarası olmalıydı.



AHLAK KURALLARINA DİKKAT!

Sahillerde sadece erkek veya sadece kadınlar için ayrılmış hamamlar vardı. Her ne kadar Osmanlı kadını bu halk hamamlarına çok sıcak bakmış olmasa da, sıcak yaz günlerini atlatan halkın büyük çoğunluğu yüzmeyi işte bu hamamlarda öğrenmişti. Aslına bakarsanız bu hamamlarda serinlemek için yüzme bilmek zorunluluğu yoktu. Çünkü hamamların asıl amacı, vücut banyosu şeklinde İtalyan işi deniz keyfiydi.

KADINLAR HAMAMI GÖZETLEYENLER DENİZDEN MEN EDİLİRDİ

Bazı yalıların kenarlarında haneye ait hamamlar vardı. Umumi deniz hamamları ise daha büyük mevsimsel yapılardı. Kadınların hamam yanlarında özel giyinme odaları vardı ve  uygun şekilde örtünmeden hamamdan dışarı adım atmak yasaktı. Tüm bu kuralları takip eden bir de deniz hamamcısı(Tersane-i Amire) vardı. Amireler aynı zamanda boğulma, deniz kazaları ve yasak girişlerden de sorumluydu. Kadınlar hamamının olduğu kısma geçmeye çalışan veya tekneyle açılıp uzaktan gözetlemek isteyen erkekler hamamlara girişten men ediliyordu.

ŞİMDİ BANYOLAR VAR

Bu işletmeler mevsimlik olarak en çok fiyat veren mültezime kiralanıyordu. Mevsimlik olarak inşa edilen kütük hamamlara zamanla yeteri özenin gösterilmemesi, boğulmalarda bir neden olarak gösterilmeye başlandı. Tek tük de olsa 1970’lerde bile deniz hamamlarının varlığından bahsetmek mümkün. Fakat bu hamamların yerini Batılılaşmayla birlikte şahsa özel banyolar aldı.



İLGİLİLERE DUYURULUR!

Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul’da Deniz Sefası: Deniz Hamamından Plaja Nostalji sergisi ile İstanbul kent tarihinin sosyokültürel yapısına plaj kavramı üzerinden ışık tutuyor. 26 Ağustos 2018 tarihine kadar ziyaret edebileceğiniz müze, oldukça ilginizi çekecek.

Yorumlar