Kısa bir aradan sonra tekrar merhaba. Eskilerin dediği gibi tebdili mekanda ferahlık varmış. Bizde mekanımız olan haber sitemizin arayüzü ve teknik altyapısını değiştirdik. Şu ana kadar önemli geri dönüşler aldığımız bu değişiklik nedeniyle yazılarımıza bir süre ara verdik. Kaldığımız yerden devam…

Gerçi çok şey kaybetmiş sayılmayız. Bizim gündemimiz de bazı dizilere benziyor. Türk dizilerini hepimiz bilirsiniz canım. Hani 140’ın üzerinde ülkeye ihraç edilen ve 350 milyon doların üzerinde ihracat rakamına imza atan dizilerimizden bahsediyorum.

İşte o dizilerin birçoğunu bir nedenden dolayı bir ay seyredemezsin sonra tekrar başlarsın bir bakarsın değişen bir şey yok.

Bizim ki de o hesap..

Düşman aynı düşman, hesap aynı hesap, senaryo aynı senaryo, bazen oyuncular değişiyor o kadar.

Saldırılar ard arda geliyor. En sonuncusu da atlatıldı sayılır şimdi sıradakini bekliyoruz. Rahibi yolladık. Kaşıkçı cinayetini çözdük. Dolar düşüyor, şimdi bakalım ne gelecek? Sosyal medya kazanı kaynıyor. Pek hayra alamet değil. Bu arada sosyal medya demişken dostlarımıza bir müjde de verelim. “Yeni Medya” alanında yüksek lisansını yapmış ve bu konuda birçok araştırma yapan bir sosyal medya araştırıcısı olarak, bilgilerimizi aktarabildiğimiz birçok dostumuz bizden bir kitap beklentisini dile getiriyordu. Bu arada bu konuda da bir çok çalışma yapma imkanı bulduk. İnşallah yakında okuyucularımıza sosyal medya bilgilerimizi paylaşabileceğimiz çok derin içerikli bir kitabı kazandıracağız.

Aldıkları emirlerle twitleri arttıranların, devletin, milletin zararına olsun da ne olursa olsun çabasında olanların, gündeme göre bir gün soldan bir gün sağdan saldıranların, yalandan, fitneden, kaostan nemalananların iplikleri pazara çıkana kadar, beslendikleri dalları kesilene kadar, güvendikleri mahfiller gün yüzüne çıkana kadar bizde bu alanda mücadeleye devam edeceğiz.

Devekuşu misali kafasını gömünce kendisini görülmeyecek zannedenler, konjöktüre, güce ve paraya tapan ve güvenenler hesap verene kadar bu mücadele devam edecek.

Araştıracağız, öğreneceğiz ve öğreteceğiz.

Gelelim o zaman bu haftaki konumuza..

Dedik ya sosyal medya kazanı kaynıyor diye. Karanlıklar büyücüsü yine hedefler gösterdi askerlerine. Onlarda paralı görevlilere emirler yağdırdılar. “Durmak yok fitneye devam”

Senaryo biraz eski, birkaç kez denenmiş ama. Böyle boş durmak da olmaz. Sonra musluklar kesilir ansızın.

Neyse sosyal medyanın gündemine bakılırsa yine “Suriyeli” konusundan yürüme kararı almış bizim fenomenler..

Yalan, dolan, iftira, düzmece, her türlü hainlik, kanı bozukluk serbest.

Neymiş “Suriyeliler devletten maaş alıyormuş”, “Suriyelilerin telefon faturalarını devletin ödüyormuş”, Suriyeliler istedikleri üniversiteye sınavsız giriyorlarmış”, Suriyeliler araçlarına vergi vermiyorlarmış”, ”Suriyeliler seçimlerde oy kullanmışlar”, “Suriyelilere TOKi'den bedava ev veriyorlarmış”, Suriyelileri memur yapıyorlarmış" mış mış mış.

Hepsi kıt kanaat geçinen, ekonomik krizden darbe alan orta gelirli milletimizi hedef alan mesajlar. Vergi ödeyen, kirada oturan, telefon ve birçok fatura altında zorlanan, devlet memuru olmak için çalışan halkımızın en derin yaraları.

Bu durumdaki bir babaya “Sen vergi veredur bak hükümet Suriyelileri maaşa bağlamış bir de bedava ev veriyor, çocuklarını devlet memuru yapıyor” dersen ne olur?

Ben söyleyeyim. Kıyamet kopar.

İşte bu iftira ve yalanları yayan, “Biz patladık, herkes patlasın” diyen bu hain şebekelerin amacı da tam bu kaos ve kıyamet.

İleride daha detaylı anlatacağım ama kısaca özetleyeyim. Bu ekiplerin amacı yazılı medya, diğer sosyal medya kullanıcıları ve yine diğerleri gibi proje olan siyasetçilere malzeme sağlamaktır. Malzemeleri alan ulaşabildiği yere kadar bu pisliği yaymaya çalışır.

Bazı partilerin neden kurulduğunu sanıyorsunuz siz? İktidara gelmek falan mı.. Güldürmeyin beni sosyal medya çalışmalarının ulaşamadığı kesimlere o twitleri ulaştırma görevi en rahat siyasetçilerin yapabilecekleri bir görevdir de ondan.

İnanmayanlar 1-2 saat son seçimlerde hangi liderin neler dediğini biraz okusun daha iyi anlaşılır.

Neyse biz konumuza dönelim. Son 10 yıldır Türk filmlerinin iftiraya uğramış ama konuşamayan masum kızı modundan kurtulan devletin kurumları bu hainlikleri cevapsız bırakmıyor.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi’de, Türkiye'de yaşayan Suriyeliler hakkında ortaya atılan iddialara cevap verdi.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü yetkilileri Türkiye'de yaşayan Suriyeliler ile ilgili doğru kabul edilen çok sayıda yanlış bilgi bulunduğunu belirtti.

Yetkililer, Suriyelilere verilen Kızılay kartlarının üzerinde AB logosunun bulunduğunu ve bu logoların yer aldığı projelerin finansörlerinin AB üyesi ülkeler olduğunu, ankesörlü telefonlarda kullanılmak üzere dağıtılan kartların da aynı kapsamda AB tarafından finanse edildiğini kaydetti.

Suriyelilerin, araçları için vergi ödememeleri, sigorta yaptırmamaları ya da araçlarının muayeneye girmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını bildiren Göç idaresi, bir Suriyelinin oy kullanabilmesi, TOKİ'den ev sahibi olabilmesi ya da devlet memurluğuna girebilmesi için "Türk vatandaşlığı"nın temel şart olduğunu o laftan anlamayan kafalara bir daha hatırlattı.

Her yıl 2 milyon gencin en büyük problemi olan üniversiteye giriş konusunda da Suriyeli öğrencilere özel düzenleme yapılmadığına dikkati çeken yetkililer, Suriyelilerin de herhangi bir yabancı uyruklu öğrenci ile aynı haklara sahip olduğunu, "Türkiye bursları", "Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı" ya da yatay geçiş şartlarını sağlamadan üniversiteye giremeyeceklerini belirtti.

Tabi ki anlayana..

Bu kadar insanın mağduriyeti üzerinden siyaset yaptığını zannedenlere ne desen boş. Onlara artık uygulama gerekiyor.

“Kalbleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler.Bunlara söyleyecek söz bulamıyorum. Hiçbir kelimeyi bunlara anlatamazsın. İşte bunlar gafil olanlardır.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.