Kayhan, yaptığı açıklamada, aşırı horlama ve uykuda solunum
durması olarak adlandırılan "uyku apnesi sendromu"nun, sanıldığı
gibi masum bir horlama olmadığını, horlamayla birlikte görülebilen
uykuda solunum durmasının, hayatı tehdit ettiğini anlattı.
Her 100 kişiden 5'inde uyku apnesi sendromu olduğunu kaydeden
Kayhan, şu bilgileri paylaştı:
"Hastalık, uyku sırasında solunumun 10 saniyeden fazla bir süre
için durması şeklinde ortaya çıkar. Bu solunum durması durumunun 1
saatlik uykuda 5 defadan fazla olması ciddi bir problemin varlığına
işarettir ve uykuda kan oksijeninin düşmesiyle ilerleyen yıllarda
kalp ritim bozukluğu, yüksek tansiyon, kalp büyümesi, kalp
yetmezliği, kalp krizi ve felç gibi ciddi hastalıkları beraberinde
getirir."
Kayhan, uyku apnesinde belirtilerin gece ve gündüz belirtileri
olarak ele alındığına işaret ederek, gece belirtilerini; horlama,
ağız-boğaz kuruluğu, gece idrara çıkma, gece terlemesi, özefageal
reflü (mide içeriğinin boğaza ve ağıza gelmesi), uykuda aşırı
hareketlilik (özellikle bacaklarda) ve huzursuzluk, uykuya dalma ve
uykuyu sürdürmede bozukluk, gündüz belirtilerini ise gündüz
uykululuk hali, sabah yorgun ve dinlenmemiş uyanma, gündüz
uyuklama, sabah baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık,
hafıza kusurları, dikkat azlığı, sinirlilik, anksiyete, depresyon
gibi psikiyatrik bozukluklar, cinsel fonksiyon bozuklukları ve
ilerleyici kilo alımı veya kilo verememek şeklinde sıraladı.
Teşhis için uyku laboratuvarlarında yapılan uyku testinin,
horlamanın ve apnenin şiddeti, vücutta neden olduğu değişiklikler
ve bozuklukları tespit etmek adına son derece önemli olduğunu
belirten Kayhan, hastanın bir gece yatırılarak incelendiği bu
testin, tek kişilik odalarda ve teknisyenler tarafından ilgili
kayıtlar yapılarak gerçekleştirildiğini ifade etti.
Kayhan, uyku apnesi tedavisinde apnenin şiddetine göre tedavinin
planlanabileceğine değinerek, hafif şiddetli apnede öncelikli
olarak hastanın kilo vermesi ve vücut kitle indeksinin 25'in altına
düşürülmesi gerektiğine dikkati çekti.
Hastalığın bazı durumlarda kilo vermeyi engelleyebileceğinin altını
çizen Kayhan, alkol kullanımının da hastalığın şiddetini
artırabileceğini ve hatta ani ölüme yol açabileceğini, uyku
ilaçlarının da alkol benzeri etki göstermesi nedeniyle sakıncalı
olabileceğini kaydetti.
- "Yüzde 80 üzerinde başarıyı yakalıyoruz"
Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, sürekli basınç tedavisini, "hastanın
gece ev ortamında bir solunum destek cihazıyla uyuması" şeklinde
açıklayarak, cihazla uyuma esnasında uykuda solunum durmasının
önlendiğini, kan oksijen düzeylerinin düzeldiğini ve hastanın uyku
sürecini tam olarak geçirdiğini, çene problemi olan kişilerde diş
hekimlerince hazırlanan ağız içi apareylerin hastalara sınırlı da
olsa yardımcı olabildiğini aktardı.
Tanının doğru konulmasının tedavinin uygun yapılabilmesi için
son derece önemli olduğunu vurgulayan Kayhan, tanı ve tedaviye
ilişkin şunları anlattı:
"Hastalığı anlamak ve doğru tanı koymak tedavi başarısında son
derece önemlidir. Horlama, uyku apnesi varlığı, hastalığın şiddeti,
ek hastalık varlığı, kilo ve alışkanlıklar gibi etkenler hastalığın
anlaşılmasında en belirgin özelliklerdir. Uyku apnesi sendromu pek
çok hastalığın karışık ve birlikte olması durumudur. Bu nedenle,
nörolojik sebepli uyku apnelerinin tedavisi nöroloji uzmanı
tarafından, göğüs (akciğer) hastalıklarının neden olduğu apnelerin
tedavisi göğüs hastalıkları uzmanı tarafından, tıkayıcı
(obstrüktif) uyku apnesinde ise cerrahi tedavi, kulak burun boğaz
uzmanı tarafından yapılmalıdır. Bunun yanında her apne hastasının
ek patolojilerin tespiti için mutlaka KBB muayenesi yapılmalıdır.
Horlama ve tıkayıcı uyku apnesinde en bilinen cerrahi tedavi,
klasik küçük dil, yumuşak damak ve bademciklere yönelik yapılan
cerrahi işlemlerdir. Bunun yanı sıra başarısı kanıtlanmayan birçok
yöntem zamanla terk edilmiş, son yıllarda ise robotik cerrahi uyku
apnesi cerrahi tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır."
Kayhan, baş ve boyun bölgesinde kanser cerrahisinden sonra robotun
en sık kullanıldığı alanın uyku apnesi cerrahisi olduğunu
belirterek, şu bilgileri verdi:
"Uyku apnesinde çoklu seviyeli tıkanıklıklar görülmektedir. Bu
hastalarda doğru hasta seçimi, doğru yerlere doğru cerrahi teknik
seçimi ve etkili ameliyat yöntemlerini uygulayarak yüzde 80'in
üzerinde başarıyı yakalıyoruz. Bu başarı oranlarımız dünyada
bildirilen en yüksek başarı oranlarıdır. Robotik cerrahi ile
dışarıdan kesi olmadan dil kökü ve gırtlak bölgesine ulaşıp burada
tıkanma yapan dokuları güvenli ve etkili bir cerrahi ile
çıkarabiliyoruz. Ayrıca ameliyat sonrası iyileşme sürecinin daha
kısa olması en önemli avantajlardır. Ameliyat sonrası üçüncü ayda
yapılan uyku testi ve değerlendirmeler ile hastalarımızda başarı
sonuç oranlarımız kanıtlanmıştır."
İklim Değişikliğinin Habercisi: Sulak Araziler
#Gündem / 06 Mart 2025
KGK, Moskova’da TASS’ın BRICS medya zirvesinde
#Gündem / 15 Eylül 2024
Yorumlar
