Belge, tek başına tarihi bir gerçek değildir, fakat tarihi bir gerçeği yazmaya yarayan çok önemli bir araçtır. Nasıl tek bir bulut, büyüklüğü ne olursa olsun, gökyüzünü kaplayamaz ise; tek bir arşiv belgesi de tarihi yazmak için yeterli olamaz ve araştırılan tarihi gerçeğe ışık tutamayabilir. Tarihi doğru olarak yazmak, ancak var olan bütün arşivlerin incelenmesiyle mümkün olabilir. Bütün arşivler derken, Vatikan arşivleri de hiç şüphesiz buna dâhildir. Ancak günümüzde çok az araştırmacı bu zengin arşivlerden faydalanabilmekte. Bunun kanıtı da şimdiye kadar Türkiye’de yapılan araştırmaların kaynakçalarında Vatikan arşiv belgelerine neredeyse hiç rastlanmaması.
Papa Hazretleri’nin 3 Şubat 2016 sabahı gerçekleşen genel kabullerinin bitiminde, bendeniz Rinaldo Marmara, Papa Francesco’ya “İlk Çanakkale Zaferi 1657” adlı kitabımı sunmuştum. Adı geçen kitap, Papalığın da bir askeri birlik gönderdiği 1657 yılında Çanakkale’de yapılan ikinci muharebeye dairdi. Söz konusu kitabın muhtevası, Vatikan Apostolik Kütüphanesi’nin Chigi koleksiyonuna ait İtalyanca bir el yazması ve onun Türkçe tercümesinden oluşuyordu.
Aynı gün Papalığın basın bildirisinde şu ifadelere yer verildi:
“Dün akşam tanıtımı yapılan İlk Çanakkale Zaferi 1657 isimli kitabın yazarı [Rinaldo Marmara], bu yayını hazırlamaktaki amacının, Vatikan arşivlerinde bulunan belgelere Türk tarihçi ve araştırmacıların dikkatini çekmek olduğunu belirtmiştir. Tarihin acı anılarına rağmen; kitap, gerçeğin hizmetinde iş birliği ve karşılıklı anlayış köprülerinin inşasında, bilimsel araştırmaların ve arşivlerin önemini açıklamaktadır. Buna bağlı olarak, 1915 yılında vuku bulan acı olaylar da dâhil olmak üzere, dini ve etnik farklılığa bakılmaksızın, savaş ve çatışma içerisinde bulunan ve acı çeken kesimlerin tarihi olayları daha iyi idrak edebilmeleri için Türkiye’nin kendi arşivlerini tarihçilere ve araştırmacılara açma gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Tarihte yaşanan acı olaylar unutulmamalı, bunun yerine bu olaylar dikkatlice tetkik edilmeli ve düşünülmelidirler. Böylece tarihi araştırmalar hafızalarda çok gerekli olan iyileşmeye ve arınmaya sebep olabilirler ve bunun sonucu olarak bireyler ve halklar birbirlerini affederek barışabilirler”.
Tarihçi Rinaldo Marmara Vatikan Gizli Arşivleri'nden faydalanarak yazdığı "İlk Çanakkale Zaferi 1657" adlı kitabı Vatikan'da Papa Francesyo'ya sundu.
**Papalık İstanbul gayriresmî temsilcilisi Monsenyör Angelo Rotta
KATALOG ÇALIŞMALARI BAŞLADI
Biz de Papalığın bu mesajından ilham alarak Türk araştırmacı ve tarihçilerinin Vatikan Arşivleri’ndeki Türk tarihine ilişkin belgelere ulaşabilmeleri için belgeli katalog çalışmalarını başlatmaya karar verdik. Her Devletin arşivleri kendi milli görüşlerini yansıtır. Bu bir gerçektir. Yaklaşık yirmi senedir gerek yazılarımızda gerekse konferans ve söyleyişlerimizde Vatikan arşivlerinin önemini vurguluyoruz. Niye Vatikan arşivleri? Çünkü Vatikan’da milliyet mefhumu yoktur. Bilindiği gibi bir papa Arjantinli, Alman, Polonyalı veya İtalyan olabilmektedir ve bu arşivler hiçbir bir milletin, devletin görüşünü veya etkisini yansıtmamaktadır. Bu özelliğinden dolayıdır ki, Vatikan Arşivleri en tarafsız arşivler olarak kabul edilir. Aynı zamanda, 87 km’yi geçen raf uzunluğu ve yüz yıllardır kesintisiz devam eden belge akışı ve birikimi ile eşine az rastlanan zenginlikte bir arşiv özelliğine sahiptir.
**Kardinal Pietro Gaparri
TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ BİNLERCE BELGE BULUNUYOR
Vatikan Arşivlerinde Türkiye tarihini ilgilendiren yüz binlerce belge mevcut. Son olarak, Papa XII. Pius dönemini (1939-1958) de kapsayan belgeler araştırmacıların hizmetine sunuldu. Bir taraftan Vatikan arşivlerine girmek zorluğu, diğer taraftan da lisan eksikliği, Türk araştırmacıların işini daha da zorlaştırmakta. Günümüzde çoğu araştırmacı yabancı dil olarak genellikle İngilizceye yöneliyor. Oysa Vatikan Arşivleri’nde Türkiye tarihiyle ilgili evraklar, özellikle 19. ve 20. yüzyıllara ait olanlar İtalyanca ve Fransızcadır. Söz konusu arşivlerdeki el yazması belgelerinden yararlanabilmek için bu iki dili de çok iyi bilmek gerekir.
Kanaatimce bu zorluğu aşmanın tek yolu, belgeleri kataloglayarak Türk araştırmacı ve tarihçilere sunmaktır. Böylece katalogda, özeti ve referansı sunulan belgeyi Vatikan arşivlerinden isteyip tercüme ettirilebilir. Fakat İstanbul Aydın Üniversitesi adına hazırladığım ‘Mgr Angelo Rotta, Türkiye-Vatikan (Papalık) Diplomatik İlişkilere Doğru’ adlı kitapta, ilk defa olarak, katalogla beraber belgelerin tıpkıbasımını hazırladık. Böylece belgeleri Vatikan’dan istemeye de gerek kalmadı. Bu çalışmada en büyük zorluk, diplomatik belgelerin Vatikan Arşivlerinin, Dışişleri bölümünde bulunmasından kaynaklanıyordu. Bu zorluğun nedeni; söz konusu bölümde, dosyaların tamamının fotokopi olarak alınmasının mümkün olmaması ve ancak belgelerin bulunduğu yerde transkriptinin yapılmasının gerekliliğiydi. Bu nedenle Dışişleri [Segreteria di Stato della Santa Sede] arşivlerindeki belgeleri tarihçilere sunabilmek için tek ve en faydalı yöntemi belgeli katalog olarak gördük ve “Türkiye ile Papalık arasında Diplomatik İlişkilere Doğru” konusunu işlerken de bu yöntemi tercih ettik. Bu kitap çalışması Türkiye’de bir ilk. Umarım belgeli katalog kitaplar ilgi görür ve bu çalışmalar artarak devam eder. Çünkü Türk tarihi ile ilgili yüz binlerce belge gün ışığına çıkmayı bekliyor.
VATİKAN’A GÖNDERİLEN ATATÜRK’E SUİKAST RAPORU
İşte çarpıcı bir örnek.. Atatürk’e yönelik gerçekleşen suikastler. Vatikan arşivleri tarandığında Türk tarihi açısından büyük önem taşıyan birçok konuda olduğu gibi, Atatürk’e suikast konusunda da belgeler mevcut. Rapor, 22 Haziran 1926 tarihini taşıyor. Yani diğer bir deyişle, İzmir suikastinin açığa çıktığı ve tüm Türkiye’yi sarstığı günler.
Kanaatimce bu zorluğu aşmanın tek yolu, belgeleri kataloglayarak Türk araştırmacı ve tarihçilere sunmaktır. Böylece katalogda, özeti ve referansı sunulan belgeyi Vatikan arşivlerinden isteyip tercüme ettirilebilir. ‘Mgr Angelo Rotta, Türkiye-Vatikan (Papalık) Diplomatik İlişkilere Doğru’ adlı kitapta, ilk defa olarak, katalogla beraber belgelerin tıpkı basımını hazırladık. Böylece belgeleri Vatikan’dan istemeye de gerek kalmadı. Bu çalışmada en büyük zorluk, diplomatik belgelerin Vatikan Arşivlerinin, Dışişleri bölümünde bulunmasından kaynaklanıyordu. Bu zorluğun nedeni; söz konusu bölümde, dosyaların tamamının fotokopi olarak alınmasının mümkün olmaması ve ancak belgelerin bulunduğu yerde transkriptinin yapılmasının gerekliliğiydi. Bu nedenle Dışişleri [Segreteria di Stato della Santa Sede] arşivlerindeki belgeleri tarihçilere sunabilmek için tek ve en faydalı yöntemi belgeli katalog olarak gördük ve “Türkiye ile Papalık arasında Diplomatik İlişkilere Doğru” konusunu işlerken de bu yöntemi tercih ettik. Bu kitap çalışması Türkiye’de bir ilk. Umarım belgeli katalog kitaplar ilgi görür ve bu çalışmalar artarak devam eder. Çünkü Türk tarihi ile ilgili yüz binlerce belge gün ışığına çıkmayı bekliyor.
"ATATÜRK'E SUİKAST İZMİR SEYAHATİ ESNASINDA GERÇEKLEŞECEKTİ"
Ekselansları,
Cumhuriyetin Cumhurbaşkanına suikast girişimi, Büyük Millet Meclisi’nin kapanışına, tatilden faydalanan Bakanların değişik yerlere dağılmalarına denk geldi. Suikast [Atatürk’ün] İzmir’e seyahati esnasında gerçekleştirilecekti. Teferruatlara girmek gereksiz çünkü gazeteler muhakkak yazmışlardır.
Bir gazetecilik blöfü değil de ciddi bir mesele gözüküyor. Muhalefet milletvekilleri dahil, önemli kişiler arasında tutuklanmalar oldu. Neyse ki tutuklananlar arasında Hıristiyan yoktur: Türkler tarafından düzenlenmiş bir tuzaktır (komplo). Gazetelerde çıkan haberlerde olayın dış basınında görecek etkisinden dolayı üzüntü seziliyor.
Diğer elçilerin yaptığı gibi, uygun görüp, buradaki (İstanbul) Hükümet Siyasi Temsilcisine Papa Hazretleri adına gidip – düşüncelerini yorumlayarak – Türkiye’deki Katolikler ve kendi adıma bu tehlikeden kurtuluştan dolayı tebriklerimizi sundum. Siyasi Temsilci bu nazik hürmetten dolayı minettar kaldı (...).
[1] Papa Jean Paul II’nin 28 Ekim 2003 tarihindeki Papa Leo XIII’ün ölümünün 100. senesi anısına düzenlenen sempozyuma katılanlara mesajından alıntı.
“EN TARAFSIZ ARŞİV”Rinaldo Marmara “Her devletin arşivi kendi milli görüşlerini yansıtmaktadır. Vatikan arşivleri hiçbir milletin devlet görüşünü veya etkisini yansıtmamaktadır. Bu yüzden Vatikan Arşivleri en tarafsız arşivler olarak kabul edilir. Eşine az rastlanır zengin bilgi birikimi Türkiye’yi ilgilendiren yüzbinlerce belge mevcuttur” diye konuştu.
RİNALDO MARMARA KİMDİR?Dünyada Vatikan “özel” ya da “gizli” arşivlerine girebilen, orada uzun yıllar çalışabilen az sayıda kişiden biri olan Rinaldo Marmara; “Osmanlı Başkentinde Bir Levanten Semti: Galata-Pera” kitabının yazarı, Pangaltı doğumlu bir Levanten. Söz konusu kitabı kaleme alırken Vatikan arşivlerinden faydalanan Marmara, Fransa Montpellier Paul Valery Üniversitesi’nde Bizans’tan günümüze Latin ve Levanten cemaatinin kuruluş, yükselme ve gerileme dönemleri hakkında doktora yaptı. 50’ye yakın kitabı bulunan Marmara, Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu’nun resmi tarihçisi ve Vatikan tarafından verilmiş “Chevalier de I’Ordre de Saint-Gregorie Grand” ve Polonya Cumhuriyeti tarafından verilen “Bene Merito” nişanlarının sahibidir.
Vatikan Gizli Arşivleri raflarının uzunluğu 52 mil (84 km) dir. İndeksleri yalnızca bulunduğu odalarda kullanılabilir ve bir bütün halinde veya kısmen yayınlanması yasaktır. Arşivlerin korunması amacıyla kendi fotoğraf stüdyosu bulunmaktadır.
Vatikan gizli arşivlerinden dünyanın heryerinden milyonlarca belge bulunuyor.
