Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Trump'ın Kudüs kararına çok sert tepki!

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşımasıyla ilgili olarak, "Bugün ABD’nin büyük elçiliğini Kudüs’e taşıma yönündeki kararını özellikle de uygulama noktasında çok çok talihsiz buluyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Trump'ın Kudüs kararına çok sert tepki!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerinin satır başları şöyle:

Shakespear hayatta olsa ve Hamlet adlı eserini tekrar yazsa idi inanıyorum ki Prens Hamlet’e aynı şeyi söyletirdi: Dünyanın çivisi çıkmış…

Bir gün evlerine dönebilme ümidiyle yaşayan, yaklaşık 3,5 milyonunu da ülkemizde misafir ettiğimiz mültecilerin trajedilerine bakıp da 'dünyanın çivisi çıkmış' demekten başka ne söz edilebilir? Somali’deki Yemen’deki milyonlarca insan için ülkelerindeki içler acısı durumu anlatma konusunda kelimeler kifayetsiz kalıyor. Bu sorunların çözümüne öncülük etmekle sorumlu uluslararası toplum ise henüz terörizm ile mücadelede ortak bir paydada buluşmayı dahi başaramadı. ‘Senin teröristin kötü, benim teröristim iyi’ mantığıyla bırakın sorunların çözümünü, yeni sorunlar ortaya çıkartılıyor.

"KARŞIMIZDA BAŞKA BİR TERÖR ÖRGÜTÜ DAHA VAR"


DEAŞ ile mücadelede en etkin operasyonu dünyada Türkiye yapmıştır. Fırat Kalkanı harekatında 3 bin DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirerek bu ülkede Suriye’de en büyük darbeyi biz vurduk. Bununla da kalmadık, DEAŞ ile bağlantılı 63 binden fazla kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. Yasa dışı yollarla ülkemize giriş yapan 6200 şahsı sınır dışı ettik. DEAŞ ve el kaide mensubu 11 binden fazla kişiyi gözaltına alarak bunlardan 3563’ünü tutukladık. Ama bizim karşımızda bir başka terör örgütü daha var. Sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturmaya çalışan PYD YPG teröristlerine karşı mücadelemizde, karşımızda güya müttefikimiz güya terör karşıtı ülkeler çıkıyor. Zeytin Dalı harekatıyla Afrin bölgesinden bu teröristleri temizledik, temizliyoruz. Şimdi sıra diğer bölgelerdedir.

'KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSETMEDİKLERİ İÇİN DÖNMÜYORLAR'

Bugüne kadar sığınmacılar için 31 milyar dolar para harcamamıza rağmen, AB başta olmak üzere diğer ülkelerden ciddi bir destek alamadık. Türkiye’nin güvenli hale getirdiği yerlere yüz binlerce insanlar yerleşerek, hala müttefiklerimizin desteklediği terör örgütü kontrolündeki yerlere geri dönen kimse yoktur. Kendilerini güvende hissetmedikleri için dönmüyorlar.

Siz bakmayın bu terör örgütünün Kürt kimliğini istismar ettiğine. Ama adını Kürtlerle kamufle etmek suretiyle dünyayı aldatmanın gayreti içerisindeler. Ayn El Arab, Kobani denen bölge YPG PYD’nin kontrolündedir. Mesele terörizm meselesidir. Biz mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Ülkemizde teröre karşı sürdürdüğümüz mücadelenin hedeflerinden biri de FETÖ terör örgütüdür. 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere, FETÖ’nün işlediği suçlar buzdağının görünen yüzüdür. Ülkemizde bu örgütle ilgili kapsamlı davalar açılmıştır. İngiltere dahil, tüm ülkelerden bu örgüte karşı adım atmalarını, sınırları içindeki örgüt mensuplarının ülkemize iadesini bekliyoruz.

Biz kendi bölgemizde bu krizlerle uğraşırken, Batı’da çok tehlikeli bir süreç işliyor. Avrupa’nın göbeğinde insanlar inançları, hayat biçimleri yüzünden ötekileştiriliyor.


“DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKTIYSA, O ÇİVİYİ YERİNE SOKACAK OLAN SERT BİR ÇEKİÇ DARBESİ DEĞİLDİR, UMUTTUR DİYALOGDUR, PAYLAŞMAKTIR”

Kitle imha silahlarının yayılmasının önüne geçme konusunda elde edilen diplomatik başarılar tek taraflı heba ediliyor. Yine iç siyasi hesaplarla, üç semavi dinin de kutsalı olan Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik adımlar tüm itirazlara rağmen bugün hayata geçiriliyor. Bu tablo karşısında kendimizi ikinci dünya savaşı öncesinin karanlık günlerinde hissetmekten alı koyamıyoruz. İnsan insanın kurdudur sözünü haklı çıkartmaya çalışan bir tabloyla karşı karşıyayız. Bize ve tüm insanlığa dayatılmaya çalışılan bu tabloya biz itiraz ediyoruz. “Dünya beşten büyüktür “ haykırışımızın gerisinde, bu haksızlıklara, çifte standartlara yönelik eleştirilerimiz bulunuyor. Biz BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üye ile dünyayı yönetmesini asla kabul etmiyoruz. Eğer adaleti arıyorsak ve BM adalet üzere tesis edilmişse bunun gereğini yapmalıyız. Susmak yerine, ‘banane’ demek yerien dayatmaları kabul etmek yerien mücadeleyi tercih ediyoruz. Dünyanın çivisi çıktıysa, o çiviyi yerine sokacak olan sert bir çekiç darbesi değildir, umuttur diyalogdur, paylaşmaktır.

İşte bu noktada bir seçim yapmak gerekiyor. Ya birbirimizin kurdu olup birbirimizi yiyip tüketeceğiz ya da dertlerimize derman bulacağız. Önümüzdeki tüm milli, bölgesel meselelerin çözümünde erdem irade ve cesaretle hareket etme sözünü milletimize vermiştik. Burada aynı ahdi tüm insanlığa da ifade ediyoruz.

“TÜRKİYE OLARAK DÜNYANIN EN CÖMERT ÜLKESİYİZ”

Türkiye olarak girişimci ve vicdani bir dış politika izliyoruz. İnsani yardım konusunda dünyada en ön sıralarda yer alıyoruz. Dünyada insani yardım konusunda ABD birinci sırada, biz ikinci sıradayız, İngiltere üçüncü sırada. Milli gelire oranla baktığımızda Türkiye birinci sırada, ABD ikinci sırada. Türkiye olarak dünyanın en cömert ülkesiyiz. Çok taraflı işbirliği bu bakımdan önemlidir.

En başından itibaren Suriye ihtilafının çözümü yolundaki gayretlere biz dahil olduk. Cenevre sürecine aktif katkıda bulunduk. Cenevre’nin tamamlayıcı unsuru olarak gördüğümüz Astana toplantılarından somut sonuçlar çıkması için gayret sarf ettik. Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı harekatı ile toplamda 4 bin kilometre kare alanı teröristlerden temizledik.


“BİZ SİVİLLERE ASLA ZARAR VERMEYECEK ŞEKİLDE OPERASYONLARIMIZI YÜRÜTÜYORUZ”

Duma’da yaşanan vahşete engel olamamanın ise derin üzüntüsü içerisindeyiz. Türkiye, rejim başta olmak üzere diğer herkesten farklı bir yöntem kullanıyor. Biz sivillere asla zarar vermeyecek şekilde operasyonlarımızı yürütüyoruz. Gerektiğinde biz kayıp vermeyi göze alıyoruz ama sivillere kesinlikle zarar vermiyoruz. Buna karşılık hem rejim güçleri, hem teröristler, hem de ülkelerin güçleri kesinlikle böyle bir hassasiyete sahip değildir. çoğunluğu çocuk kadın yaşlı olmak üzere 1 milyona yakın insan hayatını kaybetmiş, tarihi şehirler yerle bir edilmiştir.

Türkiye’nin güvenli haline getirdiği yerler, Doğu Guta başta olmak üzere Suriyelilerin sığındığı yerler haline dönüştü.

Son günlerde giderek tırmanan bir başka alan da İran konusudur. Biz İran’ın yapıcı katkılarından istifade etmekte yarar görüyoruz. Siyasi diyaloğumuzun uluslararası toplumun da menfaatine olduğunu düşünüyoruz. İran’ın kapsamlı eylem planı, korunması gereken diplomatik başarıdır. Atom enerjisi ajansının, tüm raporlarında İran’ın bu plana uyduğu belirtiliyor. Seçimlerin henüz yeni yapıldığı bu ülkede, uzlaşma ilkeleri çerçevesinde bir hükümetin kurulmasını bekliyoruz.

Yemen’deki kriz 4’üncü yıla gelmiştir. Ülkedeki kaos en çok DEAŞ ve El Kaide gibi terör örgütlerine yarıyor. Türkiye olarak Yemen’in toprak bütünlüğü temelinde kapsayıcı siyasi çözümden yanayız. Libya da normale dönmeyi hak eden bir ülke. Libya’da uzlaşmayı sağlamak ve ülkeyi yeniden inşa etmek için çalışan Libya halkını ve milli mutabakat hükümetini destekliyoruz.

Körfez ülkeleri arasındaki gerilimi de yakından takip ediyoruz.

“BU KARARI BİR KEZ DAHA REDDEDİYORUZ”

İsrail Filistin gerilimi Ortadoğu bölgesini on yıllardır istikrarsızlığa sürükleyen en önemli sorunların başında geliyor. Biz 1697 sınırları dahilinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının, bölgede kalıcı barış için yegane yol olduğunu hep söyledik. Bugün ABD’nin büyük elçiliğini Kudüs’e taşıma yönündeki kararını özellikle de uygulama noktasında çok çok talihsiz buluyoruz. Bu kararı bir kez daha reddediyoruz. Amerika sorunun bir parçası olmayı tercih ederek, Ortadoğu barış sürecindeki arabuluculuk rolünü yitirmiştir. Bu atılan adımın insanlığın barışına hizmet etmediğini tam aksine, bölgenin ve insanlığın birbirine düşmesi için bölgeyi karıştırmak için adeta bir fitil ateşlemesi olduğunu hatırlatmak isterim.

“MÜZAKERE SÜRECİ, SİYASİLEŞTİRİLMİŞ ZORLAŞTIRILMIŞTIR”

Avrupa Birliği’ne tam üyelik, her şeye rağmen stratejik hedefimiz olmayı sürdürüyor. Türkiye olarak üzerimize düşeni en başından itibaren samimi bir gayretle yerine getirdik. Müzakere süreci, siyasileştirilmiş zorlaştırılmıştır. Diğer yandan Türkiye’de, Arnavutluk nüfusundan daha fazla Arnavut yaşıyor. Buna rağmen bölgeye sınırı dahi bulunmayan bazı ülkeler Türkiye’yi balkanlarda hasım bir güç olarak göstermeye çalışıyor. Böyle şey olur mu ya? Biz balkanları işbirliği alanı olarak görüyoruz.

“BUNU AÇIK VE NET SÖYLÜYORUM”

Kıbrıs Türk tarafı, Türkiye’nin güçlü desteğiyle yarım asırdır hep çözüm yönünde çaba harcamıştır. Kıbrıs Rum tarafı ise bir türlü Kıbrıslı Türklerle siyasi eşitlik temelinde ortaklık kurmaya yanaşmamıştır. Rum tarafı Doğu Akdeniz’deki tek taraflı hidrokarbon faaliyetlerini sürdürmekte ısrar ederse, bölgedeki güvenlik ve istikrar sürekli tehlikede olacaktır. Bunu açık ve net söylüyorum.

Bir başka önemli kriz alanı olan Güney Kore ve Kuzey Kore geriliminin yerini barış atmosferine bırakmasından memnuniyet duyuyorum.

Yorumlar