Primler, İslambek Kuat'a verilsin

Kırmızı, kıpkırmızı bayrağımızı göklerde ve gönderde gördüğüm her an, içim kıpırdar. Yüreğim şenlenir, bir başka mutlu ve huzurlu olurum.

Erhan SEVEN / AjansHaber

Güven duygusu verir ay yıldızlı bayrağımız. Hilalin süzülüşü, yıldızın ona karşı nazarı beni yüreğimden vurur. Yıllarca başbakanlık muhabiri olarak ülke ülke görevli olarak gezdim. Hele o yurtdışında elçiliklerimizde, programların olduğu yerlerde bayrağımızı de süzülürken gördüğümde, kalbimin atışları hızlanır, keyiflenirim.

Hilalin İslam’ı, yıldızın Türklüğü temsil ettiğine inanırız. Ayrıca Kurtuluş Savaşı’nı verirken şehit olanların yerdeki kanlarının üzerine, geceleyin ay ve yıldızın gölgesi düşerek Türk bayrağının oluştuğuna inanırız biz milli Türkler…

Bayrak ve ay yıldız önemlidir kısacası bizim için…

KÖTÜ OYNAMA HAKKI VAR, MÜCADELE ETMEME HAKKI YOK

Milli takımımız, Fransa’da 2016 Avrupa Şampiyonası’nda oynuyor şu günlerde. İkide sıfır çektik. Bu akşam üçüncü maçımızı Çekler’le oynayacağız. Futbol bu, yenilip dönebiliriz ülkemize. Daha önce bu çocuklar bize başarıları da tattırdılar, keyif verdiler. O nedenle bizler, hemen kalbimizden atacak değiliz bunları.

Ayrıca kötü de oynayabilir. O hakları ve opsüyonları da var. Ama kardeşim, bu milli takımın çocuklarının hakları olmayan bazı şeyler de var.

Bunların başında, kötü oynamanıza rağmen mücadele etmeme hakkınız yok. Göğsünüzde taşıdığınız, ay yıldızlı formanın hakkını vermeme lüksünüz yok. Koşmama, rakibi rahatsız etmeme, ısırmama, terinizin son damlasına kadar çaba harcamama hakkınız yok.

Bana mücadele gücünü göster, ben yenilsen de seni avuçlarım patlayıncaya alkışlarım, sesim kısılıncaya kadar desteklerim…

Ama sen bana Eyfel’e ziyarete giden, Şanzelize’de gezmeye çıkan turist gibi oynarsan eleştiriyi alırsın…

PRİM DEMEK, NE DEMEK ALLAHAŞKINA!..

Tamam, kabul ediyorum. Futbol denen bu oyun, profesyonel dünyanın bir oyunu. Sizler de maşallah çok profesyonelsiniz!. Hepiniz birer profesyonel gibi! yaşıyorsunuz maşallah. Ama asıl profesyonelliğinizi primler ve ödemeler konusunda gösteriyor olmanız bizi ayrıca rahatsız ediyor.

Kötü oynadığınız ve formanızın hakkını vermediğiniz için futbol federasyonu yetkilileri hemen el altından bu prim meselesini basına sızdırdılar. Federasyon uyanıklık yapıp sizleri, kamuoyunun ve bizlerin önüne attı. Bunu da kabul ediyorum.

Turnuvadan sonra ortaya çıkma sı gereken bu konu, maalesef maçlar sırasında ortaya atılınca yanlış ve kötü oldu. Ama gerçeğin ortaya çıkması yine de güzeldir.

Siz, Avrupa Şampiyonası’na katılmak için, adam başı 500 bin euro mu hak ettiniz Allahaşkına? Almanya’nın şampiyonluk priminin 150 bin euro olduğu bir dönemde 500 bin euro katılım primi ne demek? Bunu veren ya da vaad edenlerde de büyük kabahat var aslında.

Türkiye’deki açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan milyonlarca insanın olduğunu hatırlayınca, futbolcu kardeşlerim çok ayıp ediyorsunuz doğrusu…

Neymiş, Burak Yılmaz efendi, sakatlığı nedeniyle oynamadığı dönemdeki primleri alamamış. Bunu Arda’ya söylemiş. Kaptan da durumu Terim’e aktarınca kıyamet kopmuş.

Beyler, zaten sizler Ay Yıldızlı milli takım formasını giyince,  kulüp transfer görüşmelerinde ‘milli futbolcu’ sıfatıyla masaya oturuyorsunuz. Değeriniz otomatikman 100 bin ya da 200 bin euro yıllık bazda artıyor. Priminizi en üst seviyede alıyorsunuz zaten.

Ay yıldızlı formayı giyen futbolcu önce parayı değil, ay yıldızı düşünür. Kendisinin yaşaması için Kurtuluş Savaşı’nda ölen ve şehit olanları düşünür.

Çıkın oynayın kardeşim, paranız, priminiz neyse ben vereceğim size…

Kazak futbolcu İslambek Kuat, Letonya'ya karşı attığı golle Türkiye'ye Euro 2016'nın yolunu açmıştı.

Ayrıca Burak’ın parasının peşine düştüğü söylenen Arda Turan kardeşimiz,  İslambek Kuat’a da prim verilmesi için Federasyona başvurdu mu acaba? Bence İslambek Kuat da hak etti doğrusu prim denen o zıkkımı…

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haberlerin tüm hakları AjansHaber’e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. AjansHaber tarafından üretilen haberlerin kaynak gösterilmeden kullanılması, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 36 ve 37. maddesine aykırıdır ve suç teşkil etmektedir. Ayrıca internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ile ilgili olarak 4 Mayıs 2007 tarihinde kabul edilen 5651 sayılı internet yasasına göre de bu durum cezai işlem gerektirmektedir.