Çok güzel bir başlangıç yaptık. 2 maçta 6 puan. İkinci maçın ilk 30 dakika sonrası ise umut veren, her yerde isteyen, arzulayan bir milli takım. Evet, Andorra, Moldova ve Arnavutluk maçları kağıt üzerinde zaten 18 puan olmalıydı. Ama özellikle 2. maçta işin içine “ruh” katmayı da başardık.

Daha önce de söyledim; gruptaki herkes Andorra’yı yenecek, Arnavutluk ve Moldova arasında Arnavutluk’un ağır bastığı bir 4.lük mücadelesi yaşanacak, Türkiye ise İzlanda ile ilk 2 yarışı içinde olacaktır. Fransa elbette favoridir.

İlk 2 maçımızın analizinde genel olarak “havalara uçtuğumuz, süper bir milli takım olduğumuz” yazıldı, çizildi. Aslında atlanan şeyler de yok değil. Arnavutluk deplasmanında işin gerçeği pek bir şey oynamadık. Hatta Moldova maçının ilk 10-15 dakikasında da. Biraz şaşkın, biraz dağınıktık. Arnavutluk’ta uyumsuz Kaan-Merih ikilimize rağmen yeteri kadar oynadık. Gerçi büyük takımlar da bize karşı böyle yapmıyor muydu eskiden? Yeteri kadar oynayıp, neredeyse maç boyu hiç görünmeyip, maçı kazanıp gitmiyorlar mıydı? Ama Moldova maçının başlangıcındaki durumumuz mutlaka analiz edilmeli. Göreceli olarak kalitesiz olan bu iki takım için sorun olmayan bu oyun, İzlanda ve elbette Fransa maçlarında başımızı ağrıtabilir.

Diğer taraftan müthiş bir şans var önümüzde. Rakibimiz İzlanda, Fransa ile bizden önce, üstelik de deplasmanda oynadı ve 4-0 kaybetti. Onlar için de Fransa rakip değildi ama sürklase oldular, moralleri bozuldu. Bizse Fransa’yla kendi evimizde oynayacağız. Muhtemel hesaplamalarda oynayacağımız Fransa maçlarının karşılığına çok bir puan yazmadık ama sergilenecek iyi oyun maçı kaybetsek dahi İzlanda karşısında bizi mutlak favori yapacaktır. Aynı Fransa’ya karşı yokları oynayan İzlanda maçında, Fransa’yla iyi oyunla başa çıkmış -kaybetmiş olsa dahi- ve kendi oyununu oynamış Türkiye, psikolojik üstünlüğü eline geçirecektir. O nedenle Şenol Hocam; grubun zayıf takımlarına çıkardığınız 2 forvetli, hücum yoğun takımı Fransa’ya karşı da çıkarmanızı bekliyoruz. Siz demiyor musunuz; “Keyif vereceğiz, kendi oyunumuzu oynayacağız, gururlandıran bir milli takım olacağız, dik duracağız” diye. İşte süper bir fırsat önümüzdeki Fransa maçı. Kendi oyunumuzu oynayalım Hocam. Ne de olsa ne yapacağımızı doğru analiz edemiyor rakiplerimiz. Çünkü ne yapacağımız son saniyeye kadar belli olmuyor. Tüm planları bir vuruşla, bir haykırışla bozabiliyoruz. Ne olursa olsun sonuna kadar mücadele ediyoruz. Üstelik oynadığımız 2 maçta, oynattığınız takımlarla bize tekrar kazanma coşkusunu ve ötesinde inancını hissettirdiniz, yaşattınız. Topla eveleyip gevelemeyen, en hızlı şekilde hücuma çıkan, boşlukları çabuk kapatan ve gerektiğinde hızla fırsata dönüştüren, birbirini her hatada ve her ihtiyaçta destekleyen, az ama öz pas yapan ama tamamında yaratıcı paslaşan, üstüne üstlük seyirci coşkusunu ve ilk iki maç rüzgarını da arkasına alacak A Milli Takımız Hocam, düşünün; bir de Fransa maçını kazanırsa, o zaman grubun dinamiklerini ve hatta elemelerin dinamiklerini alt üst ederiz. Bu fırsat elinizde Şenol Hocam. Fransa maçını kafanızda kazanmak için oynayın, sahaya da o takımı çıkartın. Kazanırsak son dünya şampiyonunu yenmekle kalmayacağız, son 2-3 yıldır üzerimize sinen “olmuyorlardan, çekişmelerden, atışmalardan, tartışmalardan, oyunsuzluktan” aklımıza gelen tüm negatif durumlardan da kurtulacağız. İşte o zaman İzlanda düşünsün!
Gökhan Esen – 28.03.2019

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.